NutukLuYorum 6
ALİ ALKAN

ALİ ALKAN

Ali Alkan

NutukLuYorum 6

15 Aralık 2017 - 06:44

Ali Kemal Bey’in genelgesi sonrası işler bir nebze olsun karışmıştı.

Mustafa Kemal Paşa adına yürütülmeye başlanan kara propagandalar hızla yayılmaktaydı. Kaldı ki bu propagandaların en önemlisi, Sivas’ta hazırlanmaya başlanmıştı.

 

Şöyle ki;

 

İçişleri Bakanı Ali Kemal Bey’in genelgeyi yayınladığı tarih olan 23 Haziran günü, Sivas’ta, Ali Galip Bey adında biri, on kadar adamıyla hazır bulunuyordu.

Ali Galip Bey kim miydi?

İstanbul’dan, Elazığ valisi olarak gönderilmiş bir kurmay albay. Sözde ikinci derece görevlileri de İstanbul’dan seçmiş, beraberinde Elazığ’a götürmekte.

Ali Galip Bey ve ekibi, Elazığ’a geçerken yol üzerinde bulunan Sivas’ta durdular. Burada kendilerine güçlü yandaşlar buldular.

 

Bu esnada İçişleri Bakanlığı da boş durmamıştı. Sivas sokaklarındaki duvarlara, Mustafa Kemal Paşa’nın hain, asi, zararlı bir adam olduğuna dair yalanları barındıran kâğıtlar yapıştırmıştı.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın, görüldüğü yerde tutuklanması isteniyordu.

*

Sivas’ta bunlar yaşanırken Mustafa Kemal Paşa, Amasya’daydı.

25/26 Haziran gecesi yaveri Cevat Abbas Bey’i çağırarak, sabaha karşı karanlıkta Amasya’dan güneye hareket edeceklerini bildirdi.

Ayrıca bu hareketin gizli kalmasını emretti.

 

Plan şuydu;

 

5. Tümen komutanı, tümenin seçkin subay ve erlerinden oluşan oldukça güçlü bir atlı piyade birliğini derhal oluşturacaktı. Mustafa Kemal Paşa ise sabah karanlığında arkadaşları ile birlikte otomobille Tokat’a hareket edecekti.

5. Tümen komutanının oluşturacağı birlik tamamlanır tamamlanmaz Tokat üzerinden Sivas’a yönelecek ve Paşa ile bağlantı kuracaktı.

Bu hareket hiçbir yerde telgrafla bildirilmeyecekti.

 

Tokat’a varır varmaz, telgraf merkezini denetim altına aldı.

26/27 Haziran gecesini orada geçirdikten sonra 27 Haziran günü Sivas’a hareket etti.

Sivas valisine, Tokat’tan Sivas’a hareket ettiğine dair, imza bölümünde ‘Ordu Müfettişi’ unvanını kullanarak açık bir telgraf çekti. Bu telgrafta hareket saatini bilinçli olarak belirtip, telgrafın ise hareketinden altı saat sonra çekilmesini istedi.

Zira Tokat ile Sivas arası yaklaşık altı saatti.

*

Reşit Paşa, Ali Galip Bey’in yanındadır.

Ali Galip Bey’in, Mustafa Kemal’i tutuklama önerisine karşı, yeni ulaşan telgrafı kendisine uzatarak, “işte kendisi geliyor, buyurun tutuklayın!” der.

 

Elbette plan dâhilinde o telgrafın geldiği an, aslında Mustafa Kemal’in Sivas’a çok yaklaştığı andır.

 

Ali Galip Bey, bu olay üzerine Sivas’ın kendi yetkili olduğu il sınırları dışında olması sebebiyle tutuklama yapamayacağını, Mustafa Kemal Paşa’yı karşılamaya gitmeleri gerektiğini söyledi.

 

Sivas, halkı ve askeriyle Mustafa Kemal Paşa’yı coşkulu bir şekilde karşıladı.

 

Kolordu Komutanlık dairesine gitti, derhal Ali Galip’i ve onun yardakçılarını da oraya getirtti.

Ali Galip, burada gördüğü kötü muamele sonrasında Mustafa Kemal’e, aslında onun görüşüne hizmet etmek için Elazığ valiliği görevini kabul ettiğini ayrıca Sivas’ta durma sebebinin de Mustafa Kemal’le buluşup, kendisinden emir almak olduğunu türlü kanıtlarla ispat etmeye çalıştı.

*

Sivas’ta bulunan ilgili kişilere, örgüt ve hareket konularında gerekli bilgilendirme yapıldıktan sonra, o gece hiç uyumadan sabahında Erzurum yönünde harekete geçildi.

Yolculuk, 1 hafta kadar sürdü.

3 Temmuz 1919 günü Erzurum’a varan Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919 günü bütün komutanlara emir verdi.

Emirin konusu; İstanbul hükümetinin olumsuz genelge yollama ihtimalini denetlemek ve önlemek için haberleşme kanalı olan önemli merkezlerde önlemler alınması gerekliliğiydi.

*

İstanbul hükümeti, Erzurum valisi Münir Bey’i görevden almıştı. Fakat bu görevden almanın ardından Mustafa Kemal Paşa Vali Münir Bey’e, hiçbir yere ayrılmaması ve Erzurum’da kalması yönünde haber göndermiş, Vali Münir Bey ise bu haberde yazılı isteğe uymuş ve Erzurum’da kalmıştı.

Ayrıca Bitlis valiliğinden ayrılıp İstanbul’a gitmek üzere Erzurum’dan geçen Mazhar Müfit Bey de aynı şekilde Erzurum’da Mustafa Kemal’i bekliyordu.

 

Bu iki vali ile birlikte, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa ve beraberindeki Rauf Bey, eski İzmit Mutasarrıfı Süreyya Bey ve Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhına bağlı Kurmay Başkan Kâzım Bey ile Kurmay Hüsrev Bey, son olarak da Doktor Refik Bey dostları ile fikir alışverişinde bulunmayı uygun görmüştü.

Bu dostlara genel ve özel durumu açıklayıp, izlenmesi zorunlu olan yolu anlattı. Yaşanabilecek en uygunsuz ve tehlikeli durumlardan bahsedip, her şeye karşı hazırlıklı olunması konusunda uyarılarda bulundu.

Gösterilmesi gereken özverinin altını çizdi.

Bir de şu çok önemli sözleri sarf etti;

“Ulusal amaç için ortaya atılacakların bugün yok edilmesini düşünen, yalnız saray, hükümet ve yabancılardır. Fakat bütün ülkenin aldatılmasını ve bize karşı çevrilmesini de ihtimal içerisinde görmek gerekir. Ulusa öncü olacakların, her ne olursa olsun amaçtan dönmemeleri, ülkede barınabilecekleri son noktada, son nefeslerini verinceye kadar, bu amaç uğrunda fedakârlığa devam edeceklerine daha işin başında karar vermeleri gerekir. Kalplerinde bu gücü hissetmeyenlerin girişimde bulunmamaları elbette daha isabetli olur. Çünkü aksi durumda hem kendilerini hem de ulusu aldatmış olurlar.

 Bir de söz konusu görev, resmi makam ve üniformaya sığınarak, el altından yürütülebilecek türden değildir. Bu tarz bir dereceye kadar sürdürülebilir. Fakat arık o devir geçmiştir. Açıkça ortaya çıkmak ve ulusun hakları adına yüksek sesle bağırmak ve bütün ulusu bu sese katmak gerekir.

Benim görevden alındığıma ve her türlü sonuçla karşılaşabileceğime kuşku yoktur. Benimle açıkça işbirliği yapmak, aynı sonuçları şimdiden kabul etmek demektir. Bundan başka, söz konusu ettiğimiz durumun gerektirdiği adamın, diğer birçok bakımdan da mutlaka benim şahsım olabileceği gibi bir iddia yoktur. Yalnız, herhalde bu ülke çocuklarından birinin ortaya atılması zorunlu olmuştur. Benden başka bir arkadaşı da düşünmek mümkündür. Yeter ki, o arkadaş, bugünkü durumun kendisinden istediği şekilde hareket etmeyi kabul etsin!”

 

Bu konuşmanın yapıldığı görüşmeden bir süre sonra tekrar toplanıldığında ise işin başında Mustafa Kemal Paşa’nın bulunması konusunda herkes hemfikir olmuştu. Kendileri de Paşa’ya destek olacaklardı.

*

23 Temmuz olarak bilinen Erzurum Kongresi’nin asıl toplanılması planlanan tarihi neydi?

Önceden belirlenmiş olan o tarihte neden toplanamadı?

Mustafa Kemal tarafından, Trabzon’dan Erzurum’a getirtilen Halit Bey kimdi? Neden bu kadar önemliydi?

 

Peki, Mustafa Kemal Paşa için resmi görev sona mı erecek?

 

NutukLuYorum, devam edecek!

 

Ali Alkan | alkanali34@gmail.com

 

 

Bu yazı 655 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar