Son Talika
AYDIN YILMAZ

AYDIN YILMAZ

AYDIN YILMAZ

Son Talika

13 Şubat 2018 - 23:14

Edirne edebiyatında güzel bir yer edinen Enver Şengül beyin Darüşşifa Delilik Mevsimi adlı kitabından bahsettik. Bir Edirneli olan Sabriye Cemboluk hanımefendinin kitabı olan ve bir solukta okuduğum Edirneli Ceren Yayıncılığın bastığı Son Talika adlı romanından da bahsetmek istiyorum.

Öncelikle Sabriye hanım Son Talika adlı kitabında anlattığım aile, benim ailem diyor. Lebibe Hanım anneannem, İbrahim Efendi dedem. Kızları Makbule de annem oluyor. Gerçek bir hikâyeyi okuyoruz.

Bana ilginç gelen konu ise 19. yüzyılın sonlarında başlayan ve 20. yüzyılın neredeyse üççeyreğini kapsayan bir zaman diliminde; Batı Trakya Türklerinin ve Yahudilerinin savaş sancıları, göç trajedileri ile başlayan dönemde, Osmanlı İmparatorluğu’nun ağır toprak kayıplarının bu coğrafya üzerinde yaşayan halkların üzerindeki yansımaları ve ödenen acı faturaları anlatması, bunları hikâyeleştirmesi, okurken ise yaşıyormuşçasına sizi hikâyenin içine çekmesi, yazılarındaki üslup, şiveye olan hâkimiyetidir. Cumhuriyet’in kurulmasından sonraki döneme damgasını vuran ülkenin siyasi çalkantıları, yıkımları, acıları, bir ailenin yaşamı penceresinden okuyucuya olanca canlılığı ve ustalığı ile aktarılıyor. Kendi sözleri ile de kitabı yazarken tarihe ihanet etmemek için azami dikkat gösterdiğinden bahsetmekte.

Kitap bir belgesel ve tarih kitabı değil ama gerçek bir biyografik tarihi romandır.

Altı yüz yıl hüküm süren üç kıtaya yayılmış Osmanlı İmparatorluğu dağılırken kendini Osmanlı sayan insanların hayatları da paramparça oldu. Bu coğrafyada yeni bir dünya kurup eskisini yıkmak gerektiğine inananların iktidarları sırasında bölge halkları, temeline dinamit konulmuş bir binanın parçacıkları gibi şiddetle sağa sola savruldular. İmparatorluğun batısında yer alan Rumeli topraklarında yaşayan halklar da dinsel ve etnik kökenlerine göre acımasızca darmadağın edilip bu sarsıntıdan nasiplerini aldılar. Aynı çatı altında yaşayan akrabalar bile yabancılaştırıldı. Savaşlar, muhasaralar, isyanlar, sürgünler ve göçler birbirini takip etti. Meriç'in suları, Sofulu ve Edeköy'ü ortadan bölüp Yunanistan ve Türkiye arasında sınır olmadan önce Sofulu'da Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler henüz birbirlerini ötelememiş ve ötekileştirmemişlerdi. O zamanlar düğünler, bayramlar, cenazelerde bir arada olunur, hoca, haham, papaz dostça sohbet edebilirken aralarına ayrılık tohumları ekilmemiş insanlar birlikte yaşarlardı.

Ebruli bir ipliğe benzeyen ailemin fertleri, ayrılık rüzgârlarına, göçlere, sürgünlere ve kıyımlara göğüs gererken birbirlerinden kopmamaya, geçmişlerini ve geleceklerini kaybetmemeye, bunun için de en küçük umut kırıntılarına tutunmaya çalıştılar. Anneannem, kendi anneannesinin gerçek adını hiçbir zaman bilmedi. Yahudi olan anneannesinin asıl adı Selanik'te Müslüman dedesi ile evlendikten sonra geçen zaman içinde unutulmuştu. 1900'lü yılların başlarında yaşayan Tatar Mahmut Ağa'nın, Emine Hanım'ın, Abdullah Efendi'nin, Nefise Hanım'ın, küçük Hasan'ın, ablaları Habibe ve Lebibe ‘nin, ailenin birer ferdi sayılan Raşel'in ve Katina'nın isimlerini ise çok şükür ben hala biliyor, hala hatırlıyorum. Bu romanı Habibe, Lebibe ve Hasan kardeşler ile hayatı göç yollarından geçen tüm insanlara armağan ediyorum.

Kitabı okurken birçok tarihsel olayı da okuyacak, gözyaşlarınızı tutamayacak, Sabriye hanımın ellerinden çıkmış bu güzel gerçek yaşam – Roman ile ağlayacaksınız.

Bu yazı 1476 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar