SAROS VE YILAN…
BEKİR TÜCCAR

BEKİR TÜCCAR

SAROS VE YILAN…

18 Temmuz 2018 - 10:57

Son günlerde hem yerel hem de ulusal boyutta yayın yapan gazetelerde Saros’a yapılacak birden fazla projeyi konuşuyor. İyi hoş da yapılacak projeler oradaki doğayı korumak için değil bu projeler tam tersi niteliğinde… Yargıtay’ın aldığı kararlar bile hiçe sayılarak, Uluslararası çapta korunması gerektiği savunulan 147 yerden biri Saros’a akla hayale gelmeyecek, şu adına “çılgın proje” dedikleri projeler yapılmak isteniyor.

E doğaldır ki özellikle Trakya bölgesinde ve ülke genelinde Saros’a yapılacak olan projelere, karşı çıkan pek çok insan var ve öyle bir grup veya bir dernek kadar değil, hatırı sayılır şekilde çok insan bu duruma karşı…

“Yapılmasın, Saros’u yıpratırsanız bir daha aynı durumuna geri dönmez, döndüremezsiniz” desek de yine bir şekilde kulak ardı edilmeye çalışılıyor…

Şimdi insanların aklına neden veya niçin Saros gibi pek çok sorular geliyor?

Saros, Trakya’da el değmemiş en bakir yerlerden biri ancak son yıllarda nedense “İnşaat işi” adıyla tabir ettiğimiz pek çok bina, taş ocağı, şantiye vs gibi yerlerin art arda açılmasıyla adı anılır oldu.

Bir Gazeteci olarak değil de bir vatandaş olarak konuyu ele alalım…

Ben yılda farklı zamanlarda Saros’a gidiyorum. Yeri gelsin iş için, yeri gelsin eğlence amaçlı dolaşıyorum merak ettiğim yerleri…

Her geçen yıl uluslararası düzeyde önemli olduğu üstüne basa basa söylenen Saros, adeta milyonlarca köstebeğin saldırısına uğramış bir yer gibi göründü gözüme ve gerçekten üzüldüm. Taş ve kalker ocaklarının açtığı tahribatı gördüğümde adeta ağzım açık kaldı.

Saros doğal yapısıyla turizm adına adeta bir mü-cev-her…

Ben bir mühendis veya jeolog vs değilim ancak Saros hakkında bu kadar bilgiye ben bile sahipsem daha da fazla bir şeyler söylemenin gerek kalmadığını düşünüyorum. Ya rant için göz yumuyorlar ya da mecbur bırakılıyorlar… farklı bir şey anlaşılmıyor…

Benim itirazım ise buraya taş ocakları, binalar, telafisi olmayan çalışmalar nedeniyle bu gibi işlemler yapılacağına, doğal farklılıkları ön plana çıkartacak, dalış sporu olsun, sahilde yapılacak doğal şirin pansiyonlar olsun bunun gibi pek çok farklı şekilde tanıtılması gerek.

Saros, Saros değil de sanki Ortadoğu’da çalıdan başka bir bitki örtüsü olmayan ve kazı alanı olarak değerlendirilen bir yermiş havası uyandırdı benim için…

Peki ben bile böyle düşünüyorsam; uluslar arası tanıtımlarda yok bilmem kaç bin bitkisi, kuşu, böceği, balığı olarak tanıtılan Saros için yurtdışında merak edip geldiğinde, bu durumu gördüğünde ne diyeceksiniz?

Sonra turizm ne olacak?

Sonra doğa ne olacak?

Bırakın yurtdışında turisti, Trakya bölgesinden bile gelen olmaz…

Benim bakış açım mı farklı diye düşündüğümde etrafımda orada yaşayan, konu hakkında bilgisi olan insanlarla ufak tefek tartışıyoruz veya konuşuyoruz…

Hemen hemen herkes aynı fikirde…

Peki ne yapmalı?

Yapılan ne varsa durdurulmalı, hasar tespiti yapılıp olabildiğince “zararın neresinden dönülürse kardır” düşüncesiyle bir şeyler yapılmalı ve en doğal hali korunmalı…

***

İşin diğer tarafı neden Trakya’ya istenilmeyen şeylerin yapılması için diretiliyor. Neden devlet ile halkı sanki karşı karşıya getirilmek isteniyormuş havası veriliyor?

O bölgede yaşayan o ilde yaşayan herkes pek çok projeye, çalışmaya itiraz ediyor. Ardından hemen bir başka proje çıkıveriyor.

Akıl alır gibi değil…

Doğayı korumak sadece kediyi, köpeği, insanı, ağacı korumak ile bitmiyor ki; milyonlarca faktör var, milyonlarca canlı var.

Bir proje değil, bir kazma vururken bile dikkat etmen gereken yerler var…

Mesela Rüzgar Enerji Santralleri (RES) adı altında sempati yaratarak doğa severleri veya oradaki halkın tepkisini almamak adına bu şekilde çalışmalar yürütüyorlar.

“Bakın biz doğayı korumak adına için rüzgar enerji santrali kuracağız” diyerek biraz tansiyonu almak adına bir takım düşüncelerin olduğunu düşünüyorum.

Bu zamana kadar olmadık yerlere binalar dikip, “dünya yenilenebilir enerjiye dönüyor” deyip nükleer santral kurmaya çalışan bir yönetim ne ara doğa dostu oldu…

Keşke ‘zararın neresinden dönülürse kârdır’ mantığından önce bir şeyler daha kapsamlı araştırılsa, bölge halkına sorulsa, oradaki canlılara ve sonrasında kimlere veya neye zarar vereceğini, ne kadar zarar vereceği hesaplansa daha iyi olmaz mı?

Unutmayın ki biz dünyada sonsuza dek yaşamayacağız…

Ancak bizim çocuklarımız, onların çocukları...

Ne yaparsanız yapın, sonrasında ne olacağı önemli...

Kendim için bir şeyler yapıyorsam, başka insanlar veya yaşadığım kent veya ülke adına pek çok şey yapıyorum…

Çünkü bireysel olarak bir şeyler yapmanın kendime bile faydası olacağını düşünmüyorum…

Neyse konu hakkında detaylı bilgiler edinmek istiyorsanız, Yerel gazetelerde ve ulusal gazetelerin internet sitelerine “Saros” yazın ne var ne yok göreceksiniz…

Ancak ne yazık ki 10 haber veya köşe görecekseniz bunlardan en az 6 tanesi Saros hakkında alınan kötü kararla ilgili olacak…

Eğer bu durumu kötüden iyiye çevirmek istiyorsanız; “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığından uzaklaşıp, geleceğimiz için ülkemiz ve bölgemiz için duyarlı olalım…

Yoksa sana dokunmayan yılan, emin ol bin yıl geçmeden sana da dokunacak…

“Elin gavuru yapıyor da biz niye yapamıyoruz?” dediğinde aynaya bak sonra da biraz düşününce cevabı bulacağına eminim…

Şimdilik kendinize iyi bakın…

Bu yazı 983 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar