Sabır, kanaat ve gayret!
RECEP ÇINAR

RECEP ÇINAR

DOSTÇA KALIN...

Sabır, kanaat ve gayret!

03 Ocak 2018 - 05:12

Ah ile vah ile geçti bu ömrüm, yaşadım mı öldüm mü anlayamadım” diye bir şarkı sözümüz var.  

Biz de,  ah  ile vah ile bir yılı daha geride bırakarak yeni bir yıla girdik. Yeni yıl umarız eskisinden iyi olur! Moralinizi bozmak istemem, ama  görünen  hiç de öyle değil! Peki, bunu neye dayanarak söylüyorum?

  • 2018 bütçesi 762 milyar TL.
  • Borç faizine ödenecek olan miktar 72 milyar TL. Yani bütçenin 10’da 1’i. Her ne kadar birileri, “borcumuz bitti” diye gırtlaklarını patlatırcasına bağırsalar da borcumuz var hem de çok! Toplam 600 milyar dolar civarında! Borcumuz yok da bu bunca borç faizi nereye ve kime ödenecek? Birileri bunun izahını yapsın!
  • 2018 Bütçesinde  68 milyar TL de açık öngörülüyor.
  • 2017 Yılının 11 aylık dış ticaret açığı 67 milyar! Bu demektir ki, yılsonu itibariyle 73 milyar doları bulacak!
  • 2018 Yılında yapılacak bütün yatırımlara ise sadece 65 milyar TL ayrıldı. Rantiye’ye ödenecek faiz kadar bile değil!
  • Vergi ve zamları anlatmaya ise alfabenin harfleri yetmez! Hem de zamlar ve vergiler oldukça kallavi!
  • Siyasi, Ekonomi, Sağlık, Teknik ve Teknolojide dışa bağımlı olduğumuz gibi Tarım ve Hayvancılıkta da tamamen dışa bağımlı hale geldik. Daha neler neler… İster beğenelim ister beğenmeyelim, 2018’in görünen fotoğrafı böyle!

Zaten  2017’nin son günlerinde

MUTLULUĞUN TARİFİ ŞÖYLE YAPILIR; (Maddi ve Manevi)
“İnsan kalbi hayatı boyunca mutluluğun peşinde koşar. Hep bir arayış içindedir. Mutluluğa ulaşmak için sahip olmak istediklerinin hayalini kurar ve bu hedeflere ulaştığı zaman mutlu olacağını zanneder.”  Burada çok önemli bir konu gözden kaçırılmaktadır. O da,  MUTLU olmak ile SEVİNMEK arasındaki fark! En basit örneği ile; son model bir araba sahibi olmak sizi gerçekten mutlu eder mi? İyi düşünün, bir müddet edebilir. Ya sonra? Bir anda son bulur! 
İnsan, içindeki iki sesin ( nefs ve ruh) taleplerini dinler ve serbest iradesi ile bir tanesini seçer. Yaptığı seçimin sonucunda aklını kullanarak bedene bir hareket yaptırır. Kişi bu hareketinin sonucunda ya yanlış bir davranış sergilemiştir ya da doğru. Bunun sonucu olarak da kişi ya günah işlemiştir, ya da sevap kazanmıştır.   Nefsin talepleri negatif, ruhun talepleri pozitiftir. Nefs daima Şeytanla işbirliği eder, Ruh da Allah'la!                                                                                                                          MUTLULUK, kimine göre çok para kazanmak, Son model arabaya sahip olmak…  Kimine göre istediğini yiyip içme. Kimine göre bilmem ne ülkesine, adasına seyahat etme. Kimine göre iyi bir iş bulup uyumlu bir yuva kurma ve çocuk sahibi olma…                                                                                                                                                                                                      Bütün bunlar dünyalık ve nefsin ihtiyaçlarını giderme isteğidir. Bunlar olmasın mı? Elbette denge sağlanarak bunlar da olması lazım, yaşam için. Ama bunlar hepsi “Nefs”e hitab ediyor. Ya Ruh?                                                                                                          İSLAM: Mutluluk, huzur ve barış demektir. Mutluluğu, huzuru arıyorsak, Kur’an’a uygun yaşayacağız..
İyi bir kul, iyi bir mümin, iyi bir insan olanlar dünyada başarılı, mutlu ve ahirette cennetin varisçileri olurlar. İnsan, zengin ve her istediğine sahip olmasına rağmen mutlu olmayabilir! İstediklerine sahip olamadığı halde ise mutlu olanlar vardır. Aslında “kanaat ve şükür” (bulduğunla yetinme ve şükretme) en büyük zenginlik ve mutluluktur.

RABBİMİZ,  KUR’AN-I KERİMDE ŞÖYLE HABER VERİR;

* Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain (inanmış, gönlü kanmış) olur. (Rad-28)

* İyilik ve güzellikten size her ne gelirse Allah’tandır. Kötülük ve çirkinlikten size ulaşanlar kendi nefislerinizdendir.                        ( Nisa-79)
* Kim barışa ve hayra dönük iş yaparsa kendi lehinedir. Kimde kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. ( Fussilet-46)
* Yemin olsun! Yeryüzüne, benim iyilik ve barış seven, takva sahibi-günahtan sakınan mümin kullarım varis olacaktır.     (Enbiya- 105)

İslam’a göre devletin en önemli görevlerinden biri, insanlara doğuşta Allah tarafından verilen temel hakları korumaktır. BUNLAR; Can, Mal, Akıl (düşünce), Nesil (ırz ve namus) ve Din (inanç). Bunlar, inanç ve ırk ayırımı yapılmaksızın gereği gibi korunursa toplumda “mutluluk” ve “huzur” artar.  Bu ise ancak Kur’an ve Sünnet’e dayalı “ADİL DÜZEN”de olur.

Düzen “Adil” olmadıktan sonra Dünya sizin olsa sonuç hüsrandır; Firavunların, Nemrutların, Ebu Cehillerin… olduğu gibi!

Önemli olan içinde bulunduğumuz mutsuz hale isyan etmek değil, mutsuzluğumuzun teşhisini koyup mutluluğa ermek için gayret göstermektir. Eskimiş ayakkabılarımızı değiştiremediğimiz için üzülebiliriz. Ama ayağı çıplak olanı görünceye kadar! Onun için yapmamız gereken; herhalukarda “SABIR, KANAAT ve kötüyü  iyiye devşirmek için GAYRET”göstermektir.   İşte, mutluluğun formulu bu olsa gerek!                                                                                                                                                                          Dostça kalın…

Bu yazı 504 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar