<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>SAĞLIK</title>
         <link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/saglik/</link>
         <description>sağlık ile ilgili güncel haberler</description><item>
			<title><![CDATA[DOKTORLARIN TEHDİT EDİLMESİ HASTANEDE PROTESTO EDİLDİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne 1. Murat Devlet Hastanesi'nde bir hasta yakını, acil serviste görevli doktor ve sağlık memuruyla tartıştıktan sonra belindeki silahı çıkararak tehdit etmesinden sonra sağlık çalışanları da sağlıkta yaşanan şiddet sonrası ses yükselttiler. 

Edirne Sağlık – Sen, Edirne 1. Murat Devlet Hastanesi'nde yaşanan şiddet olayı sonrası hastane önünde basın açıklaması gerçekleştirdiler. Üyelerin katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasını sendika adına açıklamayı  Sağlık-Sen Edirne Şube Başkanı Erhan Turhan yaptı.

Yine  sağlıkta şiddet belası ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Turhan, “Sabaha karşı 04:00 sularında acil servise cep telefonundan çalan şarkıyı kapatma zahmetinde bile bulunmadan, muayene alanına kadar gelen bir vatandaşın, görevli hekimin müziği kapatmasını belirtmesi sonrasında önce belindeki silahı gösterme, sonrasında da silah çekerek görevlilere doğrultma ve çıkan arbedeler silsilesi şeklinde cereyan eden olaylar; bir kadın doktor, bir kadın hemşire ve bir de tıbbi sekreter arkadaşımızı yine sağlıkta şiddet belasıyla karşı karşıya getirmiştir.

"Gün geçmiyor ki sağlıkta yeni bir şiddet haberi duymayalım. Her gün bir yenisi eklenen şiddet olayları, sağlık çalışanları açısından çekilmez bir hal almıştır. Kim tarafından, ne sebeple yapılırsa yapılsın, sağlık çalışanlarını hedef alan sözlü ve fiili hain saldırılar, hem sağlık çalışanlarına hem de toplum sağlığına yapılmış bilinçsiz, ahmakça, kabul edilemez ve affedilemez bir suçtur.

Kendisini veya yakınını iyileştirmek için var gücüyle çalışan sağlık çalışanlarına yapılan bu saldırılar, akli muhakeme ve vicdani muhasebe içinde olanların asla yapmayacağı ve yapamayacağı hastalıklı bir tavırdır. Sağlık çalışanına uygulanan şiddet, topluma karşı yapılmış utanç verici bir durumdur. Sağlık çalışanlarının şiddetle karşı karşıya kalmaları ve bunun önüne geçilememiş olması üzüntü verici olduğu kadar, bezdirici ve düşündürücüdür”dedi.

BEYAZ MELEKLER OLDUĞUNU UNUTMAYIN

Turhan, “Günün en ıssız vakti olan sabahın dördünde tüm büyükler, tüm idari amir sıfatı olanlar, ilin tüm ileri gelenleri yataklarında uyurken, işte o gece acilde görevli üç arkadaş başta olmak üzere, acil bünyesindeki diğer birimlerde, yoğun bakımlarda, ameliyathanelerde, yataklı servislerde, 112 istasyonlarında dur durak bilmeden, uykuyu aklına getirmeden karınca misali çabalayan sağlık mesleği mensuplarıdır Türkiye Cumhuriyeti Devletinin devlet olma vasfının ifasını gerçekleştirenler. Gece birileri başlarını yastığa rahatça koyuyorsa, beyaz meleklerin orada olduğunu bilmesindendir” diye ifade etti.

HASTANE YARALARA MERHEM OLMAK İÇİN VAR

Hastaneler niteliği ve niceliği bakımından onlarca kamu görevlisinin yaralara merhem olmak için, içinde bulunan bir kurum olduğundan bahseden Turhan, “ Yüzlerce hastanın da şifa bulmak için tedavi gördüğü bir kamu kurumudur. Gecenin o yarısı birileri gelip işini yapan meslektaşlarımıza silah gösterebiliyorsa, sonrada çekip onlara doğrultabiliyorsa bunu önce devletin, devleti idare edenlerin düşünmesi gerekir, çünkü o silah, dün gece aslıda memuruna değil, doğrudan devlete doğrultulmuştur.Atılan bazı adımlar hukuki uygulama noktasında yeterli ciddiyet gösterilmediği için maalesef cılız kalmıştır, bu sebeple Sağlıkta şiddet olgusunun çözümüne henüz çok uzağız. Burada önemli kıstas aslında şudur, ne zaman bir sağlık çalışanının kendisine yapılan sözel veya fiziki bir saldırı beyanı, kamu otoritesi tarafından bir hasta tarafından sağlık çalışanı için yapılan şikayetten daha değerli görüldüğü vakit çözümün ilk adımını atmış olacağız” diye konuştu.

HABER: MERT SOYLU

,

 

                                                                                              
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/10/doktorlarin-tehdit-edilmesi-hastanede-protesto-edildi-8560.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/10/doktorlarin-tehdit-edilmesi-hastanede-protesto-edildi-8560.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/10/doktorlarin-tehdit-edilmesi-hastanede-protesto-edildi-8560-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/10/doktorlarin-tehdit-edilmesi-hastanede-protesto-edildi-8560.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/doktorlarin-tehdit-edilmesi-hastanede-protesto-edildi/35838/</link>
			<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 23:23:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[HALK SAĞLIĞI HAFTASINDA HALK BİLGİLENDİRİLİYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[3 -9 Eylül Halk Sağlığı Haftası Kapsamında Edirne İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Saraçlar caddesinde halkı bilgilendirme çadırı kuruldu.

İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Halk Sağlığı ekipleri vatandaşları genel sağlık sorularına cevap vererek bilgilendirmelerde bulundu.

Saraçlar Caddesinde kurulan sağlık çadırında vatandaşların,karbonmonoksit ölçümleri yapıldı. Tansiyon,şeker ölçümleri yapılıyor. Vatandaşlara halk sağlığı hizmetleri yapılacak ve aile hekiminizi tanıyın gibi bilgilendirmeler yapılıyor.

5 Eylül’de Havsa Osmanlı köyünde,7 Eylül’de de Kemalköyde vatandaşlara bilgilendirmeler yapılacak.HABER:CANAN KAYA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/09/halk-sagligi-haftasinda-halk-bilgilendiriliyor-8483.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/09/halk-sagligi-haftasinda-halk-bilgilendiriliyor-8483.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/09/halk-sagligi-haftasinda-halk-bilgilendiriliyor-8483-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/09/halk-sagligi-haftasinda-halk-bilgilendiriliyor-8483.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/halk-sagligi-haftasinda-halk-bilgilendiriliyor/35522/</link>
			<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 00:45:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[KARA GÖLDE, KARA TABLO]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne’nin Enez ilçesinde yazlıkların bulunduğu Karagöl mevkiine atılan atıklar, kokusu ve çevre kirliliği halkın tepkisini çekiyor. Atıkların Çerkezköy’den Enez’e kamyonlarla taşındığını iddia eden CHP Enez İl Genel Meclis Üyesi Şenol Kılıç, halkın tedirgin olduğunu belirterek, analiz yapılması çağrısında bulundu.

 

Bölge halkı ve yazlıkçılarımızdan gelen yoğun şikayetler üzerine Enez Karagöl mevkiinde incelemelerde bulunduklarını ifade eden CHP Enez İl Genel Meclis Üyesi Şenol Kılıç;  “Görüntü ve koku, turizm bölgesi Saros’un  gelişimini  tehdit edecek kadar kötü.   Koku dayanılacak gibi değil, kilometrelerce uzaktan hissediliyor. 

Enez sahilinde yaşayan onbinlerce vatandaşımız bu durumdan olumsuz yönde etkilenmişler ve haklı olarak şikayet etmekteler. .Sağlık İl Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü, Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Müdürlüğü bu atıkların analizini mutlaka yaptırmalılar ve bölge halkıyla şeffaf şekilde paylaşmalılar. 

Atıklar  Çerkezköy tarafından getirilmekte. Bölge halkı tedirgin ve haklı olarak şu soruları sormakta. “O bölgede atık depolama alanları mutlaka vardır, ekonomik olarak ek yük getirdiği halde 250-300 km uzakta olan Enez’e neden taşınmakta?

 O bölgedeki depolama alanları bu atıkları  kabul mü etmemekte? Yoksa atıklar insan ve çevre sağlığına tehdit mi  oluşturmakta?Tarım, hayvancılık, arıcılık ve orman alanı olan, ayrıca Karagöl taşkın sahası içinde kalan bu yere nasıl ruhsat verilebildi? Bu soruların cevap bulması  için yetkili kurumların vakit kaybetmeden harekete geçerek gereğini yapmaları bölge halkı beklenmektedir.”HABER:YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/kara-golde-kara-tablo-4922.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/kara-golde-kara-tablo-4922.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/kara-golde-kara-tablo-4922-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/kara-golde-kara-tablo-4922.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/kara-golde-kara-tablo/35462/</link>
			<pubDate>Mon, 28 Aug 2023 00:17:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ EDİRNE İL TEMSİLCİLİĞİ AÇILDI]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne’ye ilk defa temsilcilik açan Türk Psikologlar Derneği Edirne İl Temsilciliği görevine Uzman Psikolog M. Utku Tohumcu getirildiğini basın açıklaması yaparak duyurdu. Edirne Temsilcisi Psikolog M. Utku Tohumcu,dernek olarak amaçlarının , meslektaşlarının tamamına ulaşarak onların arasındaki koordinasyonu ve mesleki dayanışmayı sağlamak olduğunu belirterek  her türlü doğal afette krizde toplumun yararına  sahada psiko-sosyal destek sağlamak için her zaman hizmet  vermekteyiz”dedi.

Türk Psikologlar Derneği Edirne Temsilcisi Psikolog M. Utku Tohumcu’su derneğin tarihçesine değindi. Tohumcu; “ Türk Psikologlar Derneği 1976 yılında kurulmuş olan bir meslek örgütü. O günden bugüne kamu yararına meslektaşlarımız için hizmet veriyor. Yakın dönemden örnek verecek olursak;Ülkemizin atlatmış olduğu  maden faciasında vardık, tren yolu kazasında vardık, en son yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremde vardık.

HER TÜRLÜ DOĞAL AFETTE TOPLUMUN YARARINA SAĞLIĞINI TOPARLAMAK İÇİN SAHALARDA DESTEK VERMEKTEYİZ

 Her türlü doğal afette krizde doğal afette toplumun yararına sağlığını toparlamak için sahalarda destek vermekteyiz. Hala gönüllülerimiz deprem bölgesinde  psiko-sosyal destek sağlamak için orada hazır bulunuyorlar. Şuanda da Çanakkale’de devam eden yangınlar var. Oradaki vatandaşlarımız için de ihtiyaç duyulması halinde Türk Psikologlar Derneği olarak orada hazır bulunuyor olacağız.

Türk Psikologlar Derneğimizin önceki örgütlenme modeli şube bazındaydı, yalnızca büyük şehirlerde şubeler olarak faaliyet gösteriyordu. Bu da Edirne de dahil olmak üzere diğer şehirlerde yaşayan vatandaşlarımızın ve meslektaşlarımızın derneğe ulaşma noktasında bir takım aksaklıklar yaşanmasına sebep oluyordu. Genel merkez Başkanımızı  Prof. Dr. Cem Şafak Çukur önderliğinde yeni bir yapılanma modeline gidilmeye karar verildi ve il bazında temsilcilikler kurulması kararlaştırıldı. Edirne için il temsilciliği görevi de bana teklif edildi, ben de memnuniyetle bu görevi kabul ettim.

Türk Psikologlar Derneği Edirne İl Temsilciliği olarak bizim öncelikle bir takım hedeflerimiz var. Bunların en başında hem kamuda hem özel sektörde çalışan ve hatta çalışmayan meslektaşlarımızın tamamına ulaşmak ve onların arasındaki koordinasyonu ve mesleki dayanışmayı sağlamak geliyor.

Bir diğer amacımız da şehrimizde yaşayan psikolog arkadaşlarımız arasında iş arayışında olan varsa, bu konuyla ilgili gerekli çalışmaları yapmak, yönlendirmeleri yapmak.

MOOBİNG YAŞAYAN MESLEKTAŞLARIMIZA DESTEK OLACAĞIZ

Mobbing ya da düşük ücret gibi bir takım problemler yaşayan danışanlarımıza destek olmak; gerektiğinde hukuki destek sağlamak da buna dahil.

Biz psikologların meslek yasası henüz yok. Derneğimiz bununla ilgili de bir takım çalışmalar yapıyor. Türk Psikologlar Derneği Edirne İl Temsilciliği olarak biz de il bazında bir takım resmi görüşmeler yapıp bu yaşamış olduğumuz problemlerle ilgili resmi mercilerle görüşmek niyetindeyiz. Bu yeni oluşumun Edirne’mize ve meslektaşlarımıza uğurlar getirmesini diliyorum.

Bizim meslek yasamız yok bu yüzdende alan ihlalleri;farklı lisans gruplarından kişiler bizim mesleğimizi yapmaya çalışıyorlar,bir takım sertifikalar,belgelerle. Öncelikli hedefimiz bunların önüne geçmek. En  büyük problemimiz alan ihlalleri.

Psikoloji bölümünde baraj olmadığı için,kontejyanlarla ilgili sıkıntılar olduğu için şuanda ihtiyacın üzerinde mezun vermeye başladık ve bunların kalitesi denetlenemiyor. Bu ve benzeri konularla ilgili ivedi önlemler alınarak çalışmalar yapılması gerekiyor.”dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/turk-psikologlar-dernegi-edirne-il-temsilciligi-acildi-4702.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/turk-psikologlar-dernegi-edirne-il-temsilciligi-acildi-4702.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/turk-psikologlar-dernegi-edirne-il-temsilciligi-acildi-4702-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/turk-psikologlar-dernegi-edirne-il-temsilciligi-acildi-4702.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/turk-psikologlar-dernegi-edirne-il-temsilciligi-acildi/35444/</link>
			<pubDate>Wed, 23 Aug 2023 19:08:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[PROF. DR. MERYEM AKTOZ İÇİN EMEKLİLİK TÖRENİ DÜZENLENDİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meryem Aktoz emekliye ayrıldı.

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meryem Aktoz’un emekliye ayrılması nedeniyle, Tıp Fakültesi Ratip Kazancıgil Derslik Binası Amfi Salonu’nda bir tören düzenlendi. Aktoz için düzenlenen törene, Rektörümüz Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Rektör Yardımcıları Prof. Ahmet Hamdi Zafer ve Prof. Dr. Metin Aydoğdu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Akata, öğretim üyeleri ve eşi Prof. Dr. Tevfik Aktoz katıldı.

 

Aktoz’un özgeçmişinin okunmasıyla başlayan törende ilk söz alan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Akata oldu. Akata, “O, iyi bir doktordur ama aynı zamanda iyi bir insandır. İyi insan değilseniz iyi hekim değilsinizdir. Onun ayrılışının öğrenciler için büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum. Bazı insanlar varlığı ile sevindirip, yokluğu ile üzerler. Meryem, varlığı ile sevindirip, yokluğu ile üzecek biri.” dedi.

 

Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Meryem Aktoz’un merhametli bir doktor olduğunu belirterek, ayrılışının çok ani ve erken olduğunu ifade etti. Aramızdan evladının yanında olmak için ayrıldığını belirttiği Meryem Aktoz’a, “Burada çok güzel bir iz bıraktın. Biz buradayız, bir gün yine dönmek istersen yuvan her zaman sana açık olacak” dedi.

 

Prof. Dr. Meryem Aktoz, 33 yıllık meslek hayatının 24 yılını bu Üniversitede geçirdiğini söyleyerek, ayrılmanın çok zor olduğunu ifade etti. “Trakya Kardiyoloji benim için çok önemli. Geriye döndüğümde hep güzel şeyler hatırlıyorum. Burada çok emeğim var ama bu bir bayrak yarışı, bundan sonra da arkadaşlarımız aynı şekilde devam ettirecekler.” şeklinde konuşan Aktoz, üzerinde emeği olan hocalarına ve birlikte huzur içinde çalıştığı iş arkadaşlarına teşekkür etti.

 

Ardından Prof. Dr. Meryem Aktoz’u yetiştiren ve Üniversitemiz Tıp Fakültesinin kurucu hocalarından olan emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gültaç Özbay söz aldı. Özbay, Meryem Aktoz’un özverili ve gayretli çalışmalarından söz ederek, yaşamının bundan sonraki kısmında da mutluluk ve başarı diledi.

 

Son olarak Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, Meryem Aktoz’la aynı serviste stresli zamanlarda birlikte çalıştıklarına değinerek, Aktoz’un ana bilim dalındaki tek kadın öğretim üyesi olarak herkesten çok çalıştığını vurguladı. “Onunla gurur duyuyoruz, Ona sağlıklı ve mutlu bir emeklilik hayatı diliyorum” şeklinde konuştu.

 

Tören, Prof. Dr. Meryem Aktoz’a Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hediye takdim edilmesiyle son buldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/prof-dr-meryem-aktoz-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi-1504.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/prof-dr-meryem-aktoz-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi-1504.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/prof-dr-meryem-aktoz-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi-1504-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/prof-dr-meryem-aktoz-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi-1504.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/prof-dr-meryem-aktoz-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi/35423/</link>
			<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 16:16:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[CEZALAR İADE EDİLECEK]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Koronavirüs salgının yayılmasını önlemek amacıyla uygulanan idari yaptırımlar kapsamında tahsil edilen para cezaları iade edilecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne verilecek başvuru formu, Resmi Gazete'de yayımlandı.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan tebliğde, koronavirüs salgının ilk kez görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinden 9 Kasım 2022 tarihine kadar geçen dönemde, tahsil edilen cezalardan vazgeçildiği bildirildi.

 

Tebliğde, salgının yayılmasını önlemeye dönük idari yaptırımlar kapsamında, aykırı fiiler nedeniyle tahsil edilen cezalarla ilgili Anayasa Mahkemesi'nin 5 Nisan 2023 tarihli kararı hatırlatıldı. "Tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez" hükmünün Yüksek Mahkeme tarafından iptal edildiği bilgisi paylaşıldı.

Buna göre ödenen cezalar, tahsilatı yapan idari birime 31 Aralık 2024 tarihine kadar yapılacak başvurunun ardından, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca belirlenecek usul ve esaslara göre iade edilecek. Tahsil edilen para cezalarının iadesiyle ilgili başvuru formu da Resmi Gazete ekinde yer aldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/cezalar-iade-edilecek-3646.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/cezalar-iade-edilecek-3646.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/cezalar-iade-edilecek-3646-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/cezalar-iade-edilecek-3646.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/cezalar-iade-edilecek/35374/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 12:05:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ŞİDDETİN GÖLGESİNDE İŞ ÜRETİYORUZ ]]></title>
			<description><![CDATA[Hekim Birliği Sendikası’nın önderliğinde 21 STK’nın katılımı ile kurulan Sağlık ve Sosyal Hizmet Birlik ve Mücadele Platformu (SABİM) üyeleri iş bırakma eyleminin ikinci gününde Trakya Üniversitesi  önünde basın açıklaması gerçekleştirdi ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal Hizmet Birlik ve Mücadele Platformu (SABİM) 1-2 Ağustos tarihlerinde sağlıkta şiddetin önlenmesi, mali haklar, özlük hakları, çalışma koşuları ve liyakat olarak belirlenen 5 temel taleplerinin karşılanması amacıyla başlattıkları iş bırakma eyleminin ikinci gününde Trakya Üniversitesi  önünde  HEP – SEN Edirne İl Temsilcisi Furkan Fındık tarafından basın açıklaması yapıldı. 

SABİM üyeleri adına konuşan Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası Edirne İl Temsilcisi Furkan Fındık, platformun büyük çoğunluğunun katılımıyla 1-2 Ağustos’ta ülke genelinde iş bırakma kararı aldıklarını söyledi. 

ŞİDDETİN GÖLGESİNDEYİZ 

Açıklamayı okuyan Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası Edirne İl Temsilcisi Furkan Fındık,sağlıkta şiddeti engellemek için sadece kanunların yeterli olmadığını hatırlatarak, “Tırnak makasıyla AVM’lere dahi girilemeyen bir zamanda, silahla polikliniğe girip sağa sola ateş edebilen kişilerle iç içeyiz. Şiddetin gölgesinde hizmet üretmeye çalışırken, her an bu silahtan çıkan bir kurşunla, hatta başımıza indirilen bir oksijen tüpüyle, gelecek bir bıçak darbesiyle ölebiliriz. Rant alanına dönüştürülen ve kışkırtılan sağlık talebi, saygının yok edilmesi, eksik istihdamla verilmeye çalışılan hizmet, sanal kuyruklar, 5-10 dakika muayene süreleri, şiddeti üreten, bu sistemin ta kendisi, biliyoruz” dedi. Çeşitli kalemler altında ödenen ve emekliliğe yansıtılmayan ek ödemelerle avutulduklarını ifade eden Fındık, “Gerçek enflasyon karşısında bizlere sadece yüzde 17,5 zam reva görülürken, emekliliğimize yansımayan seyyanen zam ile eğitimli olmak cezalandırılıyor ve mezarda emekliliğe mahkûm ediliyoruz” dedi. 

İKİ KATI OLMASI GEREKİR 

Fındık, sağlık ve sosyal hizmet kolunda görev yapan çalışanların alım gücünün hızla azaldığını aktararak,  “Fazla çalışma ücretimiz, iş hukukuna göre normal mesaimizin 2 katı olması gerekirken, yarısından az alıyoruz. Çocuklarımız için sağlıklı beslenme koşullarını sağlayamıyoruz, eğitim masraflarını, kiramızı bile ödemekte zorlanıyoruz. Uluslararası aile hekimliği uygulamaları ile ilgisi olmayan düzenlemeler, yetersiz aile sağlığı merkezi gider ödemeleri, yetersiz aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı sorunu çözülmüyor, düşük tavan katsayısı ve destek ödemesi ile aile sağlığı çalışanları yok sayılıyor ve birçok angarya iş yükü ile 85 milyon vatandaşın koruyucu sağlık hizmeti ihmal ediliyor. 2010 yılında büyük umutlarla başlayan aile hekimliği uygulaması, aslında uygulamanın kendisi değil sistem içinde emek verenler sayesinde büyük başarılar elde etmiştir.  Fakat yıllar içinde görülmüştür ki liyakatsiz eller sebebiyle her geçen gün geriye gitmiş ve geriye gitmeye devam etmektedir” diye konuştu.  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/siddetin-golgesinde-is-uretiyoruz-6044.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/siddetin-golgesinde-is-uretiyoruz-6044.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/siddetin-golgesinde-is-uretiyoruz-6044-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/siddetin-golgesinde-is-uretiyoruz-6044.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/siddetin-golgesinde-is-uretiyoruz/35364/</link>
			<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 10:29:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[SAĞLIKÇILAR İŞ BIRAKTI, “GEÇİNMEK ÇOK ZOR”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık ve Sosyal Hizmet Birlik ve Mücadele Platformuna (SABİM) bağlı sağlık çalışanları, Türkiye genelinde olduğu Edirne’de de özlük haklarının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için iş bıraktı.

Sultan 1.Murat Devlet Hastanesi önünde toplanan sağlık çalışanları, pankart açıp slogan attı. Grup adına konuşan Özcan Arslan yapılan açıklamada, 1-2 Ağustos'ta ülke genelinde iş bırakma kararı alındığı hatırlatıldı.

ŞUAN EMEKLİ OLMASI GEREKEN HEMŞİRE EMEKLİ OLAMIYOR 

Arslan, “Hükümetin sağlık çalışanlarına yaptığı, basına verdiği seyyanen zam yüzde 17,5 zam oranlarıyla ilgili yani kısacası şunu diyor; ‘Ben size verirken kaşığı kullanıyorum ama kendime gelince kepçeyi kullanıyorum.’ diyor. Sağlık çalışanlarının sorunlarının temeli aslında bu… Bize gelince kaşık kullanması, kendine gelince kepçeyi kullanması. Nasıl mı? Ben halkıma sesleniyorum diyorum ki, özelleştirmeye gitmeyelim. Bizler burada eziliyoruz nasıl mı? Şu an emekli olacak hemşire olamıyor. Niye mi? Seyyanen zam yapmak istedi seyyanen yapılan zam emekliliğine yansımıyor. Bu da emekliliğe yansımadığı için tüm sağlık çalışanları çocuklarını okutmak için buradan maalesef ki emekliliğe ayrılmak istemiyorlar. Bu yüzden yapılan seyyanen zammın şu anda hiçbir önemi olmadığını söylüyoruz. ‘Alım gücü her geçen gün zorlaşıyor’ diyoruz. Bize yaptı gösterip hiçbir şey yapmamış durumdasınız. Ben markete gittim acaba bizimle beraber aynı oranda değer kazanan var mı, yok mu? Marketteki tüm ürünlerin fiyatları 5-10 kat artmakta. Ağlanacak halime gülmeye başladım ama hatırlatıyorum. 25 kuruş kaldı bunu unuttunuz. Diyorum ki market poşetini unuttunuz. Şunun kadar değerimiz aynı hiçbir şekilde alım gücümüz artmadı” dedi. 

FEDAKARCA VERİLEN HİZMETLER UNUTULMASIN 

Ayrı yönlerimizi bir kenara bırakarak sağlık ve sosyal hizmet kolunda görev yapan kamu çalışanlarının ortak taleplerini, haklı mücadelemizi daha sesli duyurabilmek, birlikteliğimizi ortaya koyabilmek adına SABİM platformu çatısı altında bir araya geldiklerini ifade eden Özcan Arslan, “Toplu sözleşme taleplerimizi belirleyerek, platformun büyük çoğunluğunun katılımıyla 1-2 Ağustos’ta ülke genelinde iş bırakma kararı aldık. Alım gücünün hızla azaldığı, beslenme, eğitim ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasında zorluk yaşandığı belirtilen açıklamada, fazla çalışma ücretinin yetersiz olduğu savunuldu.Toplu sözleşme görüşmelerine katılan yetkili sendikanın da eleştirildiği açıklamada, "Sendikal ikramiyenin barajlara bağlanmasını, yetkili sendika tarafından kullanılan ve ayrımcılığa yol açan 'tabip dışı' ifadesini kabul etmiyoruz.Ülkemizde oluşacak ideal sağlık sisteminin en büyük destekçisi olan bizler, hastalarımızın nitelikli tedavi olma, bakım alma ve iyileşme hakkını savunduğumuzun bilinmesini arzu ediyoruz. Pandemide, depremlerde ve her türlü zorlu şartlarda halkımıza ve hastalarımıza verdiğimiz fedakarca hizmetin unutulmamasını bekliyoruz. Nitelikli sağlık hizmeti için verilecek bu mücadelede sadece kendimiz için değil, hastalarımız için de mücadele ettiğimizin bilinciyle, tüm halkımızı yanımızda olmaya davet ediyoruz."dedi. 

HABER: CANAN KAYA 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/saglikcilar-is-birakti-gecinmek-cok-zor-5319.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/saglikcilar-is-birakti-gecinmek-cok-zor-5319.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/saglikcilar-is-birakti-gecinmek-cok-zor-5319-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/08/saglikcilar-is-birakti-gecinmek-cok-zor-5319.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/saglikcilar-is-birakti-gecinmek-cok-zor/35362/</link>
			<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 16:53:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[KAS AĞRILARINA VAKUM TERAPİSİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Geçmişten günümüze kadar gelen ve halk dilinde bardak çektirme veya hacamat diye bilinen yöntem Akupunkturla vakum terapi olarak uygulanarak fibromiyaljik ağrılardan kurtulmak mümkün. Günümüzün stresli yaşam koşullarında dolayı herkese Akupunkturla vakum terapiyi tavsiye eden Sağlıklı Yaşam ve Akupunktur Uzmanı Dr. Nilgün Özönder: özellikle kronik boyun, sırt, bel ağrısı olanların vakum terapiyi yaptırmaları altını çizdi.

 

Özellikle kas tutulması ve kronik fibromiyalji rahatsızlıklarından uygulanan  bardak çektirme,hacamat  artık Akupunkturla yapılan vakum terapiyle kuru olarak kesik olamadan uygulandığını anlatan Sağlıklı Yaşam ve Akupunktur Uzmanı Dr. Nilgün Özönder;yaşam koşullarımızdan dolayı tüm kasları tutulan ve kronik bel sırt,boyun ağrısı olan 18 yaşını doldurmuş herkesin yaptırabileceğini herhangi bir yan etkisinin olmadığına belirtti.

Akupunkturla vakum terapinin önemini anlatan Sağlıklı Yaşam ve Akupunktur Uzmanı Dr. Nilgün Özönder: “Vakum terapi akupunkturda tedavinin bir parçasıdır. Ben her seansımda bir yöntem kullandığım için örneğin: iğneleme ile başlıyorum. Bu eskiden kuru iğne adını almaktaydı daha sonra elektro akupunktur cihazımıza elektrik veriyoruz belli frekansta elektro akupunktur adını alıyor. Lazerimizi açıp lazer proplarımızı takıyoruz ve en sonda da geniş olan bölgelere örneğin sırt bölgesine uygulaması daha kolay olduğu için vakum terapi dediğimiz, eskiden bardak  çekme ,hacamat veya en yeni adıyla kupa terapisi, vakum terapi adında ki bir tedavi yöntemlerinden biridir.

Eskiden bardaklar cam şeklindeydi hala cam olarak uygulamalar var. Cam sağlıklıdır ancak camın vakumlama özelliği yoktur. Bu bardağımız mika tarzı bir malzemeden yapıldığı için sterilizasyona uygun hem de vakumlama özelliği tabancasıyla çok daha rahat. Bunu biz geniş olan bölgelere boyundan başlayarak, sırt, bel gibi geniş alanlara yapıyoruz kasların olduğu alana yapıyoruz. 

VAKUM TERAPİ KASLARI GEVŞETİR

Amacı nedir bu vakum terapinin; kasları gevşetiyor. Çekiyorsunuz vakumla daha sonra da bıraktığınızda bu kas gevşemiş oluyor. Eskiden hala hacamat adı altında yapılmaktadır. Oralara çizikler atılıyor vakumladığın zaman orada hapsolmuş olan kan kirli kan dediğimiz  kan çıkmaktadır cilt yoluyla. Ben steril olmak açısından  bunu değil tamamen kansız bir şekilde bu uygulamayı yapıyorum.

 Çünkü, akupunktur geri dolaşımız düzenlediği için dolaşımı artırdığı için, orada hapsolmuş kötü kirli kanı zaten akupunktur diğer akupunktur seansları ile dolaşımı düzenlemekteyiz. Vakum terapiyi bütün akupunktur seansım bitikten sonra geniş bölgeye  kasları daha da gevşetmek için kullanmaktayım. Çokta faydalı ek yöntemdir. Vakum terapi herkese uygulanabilene bir yöntemdir. Kas gevşetici bir sistemlerden biri olduğu için, tutunma ve vakum yapma alanı açısından bana göre kendi kliniğimde uyguladığım daha geniş bölgelere sırt bölgesine uyguluyorum.

KRONİK FİBROMİYALJİ HASTALARI MUTLAKA UYGULATMALI 

Öncelikle fibromiyalji hastalarımıza  bunu akupunktur seans sonunda tavsiye ediyoruz. Tek başına da uygulanabilir. Biz hekim olarak sterilizasyona çok önem verdiğimiz için seans sonunda kuru bir şekilde uygulamaktayım. Seans sonunda vakumlayıp kasları daha da genişletip özellikle fibromiyaljk hastalarda boyun, sırt, bel ağrısı olan kronik ağrılarda bunu tavsiye ediyoruz.

18 yaşından sonra herkese uygulanabilir.  Günümüzün stresli koşullarında tüm kaslarımız fazlası ile kasılmakta ve gevşeyememektedir. Neden? spor yapmıyoruz. Hep oturarak masa başında çalışıyoruz veya sürekli bir pozisyon bozukluğumuz vardır. Sürekli pozisyon bozukluklarından kaynaklana sırt,bek ve kas spazmları sıklıkla olmaktadır. Özellikle bu kişiler için vakum terapi tercih edilir.”dedi. Haber:Yeşim DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/06/kas-agrilarina-vakum-terapisi-4734.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/06/kas-agrilarina-vakum-terapisi-4734.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/06/kas-agrilarina-vakum-terapisi-4734-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/06/kas-agrilarina-vakum-terapisi-4734.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/kas-agrilarina-vakum-terapisi/35293/</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 11:06:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÇOCUKLARIN AŞILARI AKSATILMAMALI]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Sağlık Müdürü İshak Yıldırım, çocukluk dönemindeki aşıların aksatılmadan yaptırılması gerektiğini söyledi. İl Sağlık Müdürlüğünce Aşı Haftası dolayısıyla Karaağaç Aile Sağlığı Merkezinde farkındalık programı düzenlendi.

 

Yıldırım, çocukluk çağında yapılan aşılar sayesinde pek çok hastalığın önüne geçildiğini belirtti. Türkiye'de 1981 yılından beri genişletilmiş bağışıklama programının uygulandığını ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti: "Bağışıklama hem bizim evladımızı hem de yayılımı engellediği için başkalarının evlatlarını korumakta. Yani toplumu korumakta, tekrar bir pandemi, epidemi ihtimalini ortadan kaldırmakta.

 

Bu yüzden ısrarla söylüyoruz, lütfen evlatlarımıza çocukluk çağı aşılarını yaptıralım. Genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında 13 farklı hastalığa ücretsiz aşılama yapılmakta. Aile hekimlerimizde, gerekli durumlarda hastane acillerinde, toplum sağlığı merkezlerinde aşılama yapılmakta. Muhakkak çocukluk çağı aşılarımızı yaptıralım." Yıldırım, çocukluk çağında eksik aşı yapılan bireylerin enfeksiyonlarla erişkin yaşlarda karşılaşabildiğini ve riskli durumlar yaşanabildiğini dile getirdi. AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/cocuklarin-asilari-aksatilmamali-9108.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/cocuklarin-asilari-aksatilmamali-9108.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/cocuklarin-asilari-aksatilmamali-9108-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/cocuklarin-asilari-aksatilmamali-9108.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/cocuklarin-asilari-aksatilmamali/35261/</link>
			<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 12:36:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ŞİFA DAĞITMAYA ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

 

Türk Tabipleri Birliği Edirne Tabip Odası adına açıklama yapan Dr. Seher Çimen Özgen, “şifa dağıtmaya çalışırken ölmek istemiyoruz” dedi.

 

Özgen açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Dile kolay, henüz hayatının baharında genç bir hekimin sevdiklerinden, ailesinden, hastalarından acımasızca koparıldığı o kara günden bu yana 11 yıl geçti. Her yıl bu kara günü anarken, hekimlere yönelik şiddete dikkat çekmeye çalıştık. Üstüne yeni olaylar eklendi. Her gün yeni bir şiddet olayı ile yaşamak zorunda bırakıldık ve geçen 11 yılda hekimler görevleri başında öldürülmeye devam etti.

 

Pandemide sevdiklerimizden ayrı kaldık, görevinin başında iken COVID-19 nedeniyle 217 meslektaşımız hayatını kaybetti, ancak bizler hastalarımızı korumak için koşulsuz çalışmaya devam ettik. Ve şiddet bu koşullarda da hız kesmedi. Deprem oldu hemen olay yerine koştuk. Aile fertlerini kaybeden, evi yıkılan, çalışma arkadaşlarını kaybeden hekimler dahi afet alanından ayrılmadı ve bir kişi daha yaşatabilmek için mücadele ettik. Depremde kaybettiğimiz her hastayla beraber bizim de bir parçamız öldü. Halen her gözümüzü kapattığımızda soğuktan buz kesmiş ellerini tutuyor, her aklımıza geldiğinde gözyaşı döküyoruz.

 

Ama yaşam alanlarını kaybeden insanlarımızın yanındayız ve onları hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Evet! Bugün 17 Nisan; Dr. Ersin Arslan’ın 17 Nisan 2012 yılında görevi başındayken hastanesinde öldürülmesinin üzerinden tam 11 yıl geçti; ama ne yazık ki sağlıkta şiddet sorunu hala çözülmüş değil; tam tersine tırmanarak devam etti, ediyor.  Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları olarak 2016 yılından beri her 17 Nisanda, “Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü”nde meslektaşımızı anarken, şiddetin nedenlerini sorgulamaya, şiddeti ortadan kaldıracak sağlık politikalarını dile getirmeye ve bu politikaların hayata geçirilmesi için mücadeleye devam ediyoruz.

 

2003 yılından beri adım adım uyguladıkları “Sağlıkta Dönüşüm Programı” neoliberal politikalarla sağlığımızı meta, bizleri köle kıldı. Apartman bodrumlarına, penceresiz mekanlara sıkıştırılan 1. Basamak Sağlık Hizmetleri, bu ülkenin yurttaşları olarak hepimizin geleceğini çalan kara delikler olarak şehrin en uzak yerine kondurdukları “şehir/şirket” hastaneleri, eğitimden uzaklaşan, niteliği değil niceliği gözeten üniversite hastaneleri hem pandemide hem de depremde enkaz altında kaldı.

 

Güvencesiz, esnek çalışma koşullarıyla güvenli ve sağlam olmayan binalarda sağlık hizmetinin verilemeyeceğini yine en son deprem bize gösterdi. Keza alınamayan randevular, alınsa bile 5 dakikaya sığdırılmaya çalışılan muayenelerle verilemeyen sağlık hizmeti, yok sayılan sağlık hakkı, iyileşemeyen hastalıklar, yapılamayan ameliyatlar, mesleki özerkliğe yapılan müdahaleler, hekimlerde ve sağlık emekçilerinde tükenmişliğe yol açtığı gibi toplumun sağlığını bozdu. Sağlığımızı bozan, bizi yok sayan, tüketen, değersizleştiren sağlık politikaları şiddeti körükledi. Yıllardır toplumun her kesimine, her yaşam alanına, kadınına, çocuğuna artarak yönelen şiddetten sağlık çalışanları da nasibini aldı. O nedenle TTB ve Tabip Odaları olarak bizler şiddetle mücadeleyi her alanda sürdürüyoruz.

 

Beyaz kod uygulamasının başladığı 1 Aralık 2015 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı verilerine göre 23 bin 86 sağlık çalışanı beyaz kod vermiştir. TTB’ne göre fiziksel ve sözel şiddete maruz kalan sayısı çok daha fazladır, kaldı ki son 2 yıldır bakanlık beyaz kod başvurularını paylaşmamaktadır. 6 Şubat’ta meydana gelen deprem ve sonrasında yaşananlar sağlık çalışanlarının ne kadar sahipsiz ve destekten yoksun bırakıldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu durum da şiddete zemin hazırlamaktadır.

 

Dr. Ersin Arslan’ın öldürülmesinin ardından bugüne dek etkili bir yasal düzenleme için yaptığımız girişimler sonucunda yetersiz de olsa yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak biliyoruz ki sağlık sistemi böyle devam ettikçe, toplumsal şiddetin önüne geçilmedikçe sağlık kurumlarında şiddetin de sona ermeyeceğini biliyoruz. Yaşamı ve yaşatmayı kendine şiar edinmiş bir mesleğin mensupları olarak sağlıkta şiddete karşı her yönüyle mücadelemiz devam edecek; çünkü biz hekimler, şifa dağıtmaya çalışırken ölmek istemiyoruz, yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.”

HABER: YEŞİM DRAMALI

  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/sifa-dagitmaya-calisirken-olmek-istemiyoruz-4615.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/sifa-dagitmaya-calisirken-olmek-istemiyoruz-4615.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/sifa-dagitmaya-calisirken-olmek-istemiyoruz-4615-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/04/sifa-dagitmaya-calisirken-olmek-istemiyoruz-4615.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/sifa-dagitmaya-calisirken-olmek-istemiyoruz/35242/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 16:08:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İFTARDAN SONRA ART ARDA SİGARA İÇENLER DİKKAT! ÖLÜMCÜL OLABİLİR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Çetin Gül, iftardan sonra art arda içilen sigaranın kalpte ritim bozukluğuna neden olduğunu belirterek, ani ölümleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

Uzun süre açlıktan sonra yenilen yemeğin vücutta insülin salgısını artırdığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Çetin Gül, ardından art arda içilen sigaraya birlikte vücuda yoğun şekilde nikotin girişi olduğunu vurguladı. Her bir sigara 0.5 mg nikotin bulunduğunun altını çizen Gül, nikotinin 15-16 saniyede beyne ulaştığını ifade etti. 

Sigara içen insanın nefesindeki karbonmonoksit miktarının 13 ppm geçerse kalp krizi riskinin 27 kat arttığını anlatan Gül, karbonmonoksitin kanda oksijen yerine geçtiğini ve kanın oksijenle beslenmesini azalttığını açıkladı. Ardından kalbi besleyen koroner damarlarda büzüşme yaşandığını belirten Gül, “Kalp damarlarında kan akımını yavaşlatabiliyor. Kalp damarlarında pıhtılaşmaya eğilimi artıyor. Hem kalp krizi riskini hem de kalp hastalarındaki ani ölüme neden olan ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi.

İftardan sonra art arda içilen sigaraların hem nikotin hem de karbonmonoksit üzerinden santral sisteme ve kardiyovasküler sisteme hayatı tehdit eden zararlar verdiğini vurgulayan Gül, iftardan sonra içilen çay ve kahveyle ilgili de önemli uyarılarda bulundu. Çay ve kahvenin içinde tein ve kafein bulunduğunu açıklayan Gül,  “Çay ve kahvede tein ve kafein denilen kalp hızını ve kan basıncını artıran maddeler var. Kronik kalp hastalığı bulunan hastalara zarar verebilir. Kalp krizini tetikleyebilir.” dedi.HABER:ŞENER URFA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/iftardan-sonra-art-arda-sigara-icenler-dikkat-olumcul-olabilir-6024.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/iftardan-sonra-art-arda-sigara-icenler-dikkat-olumcul-olabilir-6024.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/iftardan-sonra-art-arda-sigara-icenler-dikkat-olumcul-olabilir-6024-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/iftardan-sonra-art-arda-sigara-icenler-dikkat-olumcul-olabilir-6024.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/iftardan-sonra-art-arda-sigara-icenler-dikkat-olumcul-olabilir/35150/</link>
			<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 09:01:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GÜL;KALP YETMEZLİĞİ,RİTİM BOZUKLUĞU VE YÜKSEK TANSİYON HASTALARINA ORUÇ ÖNERMİYORUZ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ramazan ayında kalp ve kronik rahatsızlığı olan kişiler oruç tutması ile ilgili merak edilen soruları Kardiyoloji Uzman  Dr. Çetin Gül cevaplayarak, ciddi kalp yetmezliği olanlara kesinlikle oruç tutmalı ,ikincisi çok ciddi ritim bozukluğu olan hastaları ve dirençli yüksek tansiyon hastalarının oruç tutmamalarını önemle  öneriyoruz diye belirtti.

 

 

Kalple ilgili rahatsızlığı olan hastalar oruç tutabilir mi sorusuna  Edirne Özel Trakya Hastanesi Kardiyoloji Uzman  Dr. Çetin Gül cevaplayarak, “Maalesef elimizde kesin sonuçları olan uluslararası çalışmalar yok. O yüzden biz hekimler yılların tecrübesiyle bireysel olarak bir hastanın oruç tutup tutamayacağını bize danışabilir. Ortak karar alıp veriyoruz. 

Kafasında soru işareti olan kalp ve damar hastalığı olan hastaların kendi hekimlerinle bu konuyu istişare edip karar alması daha yararlı olacaktır. 

ORUÇ TUTMANIN MANEVİ VE PSİKOLOJİK OLARAK DA FAYDASI VAR

Normal bir insanda da kalp hastalarında da oruçta uzun süre açlık ve uzun süre sıvı alınmamasından dolayı; düşük tansiyon, düşük kan şekeri, halsizlik, yorgunluk, uyku düzeninde bozukluklar normal bir insanda ve kalp hastalarında da olabilecek şeyler. Faydası da olabiliyor. Kolesterol seviyeleri dengelenebilir, kilo dengesi sağlanabiliyor, karaciğer yağlanması varsa yağlanma seviyesinde azalma olabilir. Oruç tutmanın manevi ve psikolojik olarak da faydası var. 

CİDDİ KALP YETERSİZLİĞİ OLAN HASTALAR KESİNLİKLE ORUÇ TUTMAMASI GEREKİYOR

Ama kesinlikle tutmaması gerek grup hangisi sorusuna cevap vermemiz lazım. Bunların birincisi ciddi kalp yetersizliği olan hastalar kesinlikle oruç tutmaması gerekiyor çünkü bu hastalar çok fazla sayıda ilaç alıyor. Yüksek dozda idrar söktürücü kullanıyorlar. Tansiyonda aşırı bir düşme, damar tıkanıklığını tetikleyebilir, ritim bozukluğunu tetikleyebilir, böbrek yetmezliğine yol açabilir uzun süre sıvı alınmaması ve yüksek doz idrar söktürücü aldığı için. Bu yüzden ciddi kalp yetmezliği olanlara kesinlikle oruç tutma diyoruz. İkincisi çok ciddi ritim bozukluğu olan hastalar. Bu hastalara da kesinlikle oruç tutmaması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü uyku düzenindeki bozukluk, kan şekeri düşüklüğü, tansiyon düşüklüğü hastayı hayati olarak tehdit eden ritim bozukluğunu tetikleyebilir. Üçüncü grup ise kontrolsüz ve çok dirençli yüksek tansiyon hastaları. Bu hastalara da kesinlikle oruç tutmamasını öneriyoruz. Çünkü dirençli hipertansiyon hastaları çok sayıda ilaç kullanan hastalar. Hastaların tansiyon ilaç saatlerini sadece sahur ile iftar arasında dengelemesi mümkün değil muhakkak hipertansiyon ataklarıyla acillik oluyorlar. Kesinlikle kontrolsüz hipertansiyon ve dirençli hipertansiyon olan hastalara da oruç tutmamasını söylüyoruz.

 

SON 6 AYDA KALP KRİZİ GEÇİREN HASTALARA ORUÇ TUTMAMASINI ÖENERMİYORUZ

 

 Dördüncü grup da son 6 ay içinde kalp krizi geçirmiş olan, anjiyo ya da stent işlemi yapılmış olan, veya bypass işlemi yapılmış olan koroner arter hastalarına da kesinlikle oruç tutma diyoruz. Çünkü kalp krizini çok taze geçirdikleri için kalp krizini ve damar tıkanıklığı tekrar tetiklenebilir. Bu grup da çok riskli. Bunun dışında kalp hastalığı ile birlikte şeker hastalığı ve böbrek yetmezliği olan hastalara oruç tutma diyoruz. Çünkü şeker hastalarında uzun süreli açlık çok ciddi kan şekeri düşüklüğüne neden olabilir. Bu yüzden 2 ve daha fazla şeker ilacı kullanan hastalara, insülin kullanan şeker hastalarına oruç tutma diyoruz. Beraberinde böbrek hastalarına da oruç tutma diyoruz. Diğer başka grup ise çok sayıda ilaç kullanan hastalara, çok ciddi kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara da mümkünse oruç tutmasını önermiyoruz. Özetlersek sadece kontrol altında olan tansiyonu, kontrol altında olan hafif şekeri olan, kontrol altında hafif ritim bozukluğu olan, basit 1-2 ilaç kullanan hastalarımıza iftar ve sahurda su ve tuz tüketimine dikkat etme şartıyla oruç tutmalarında bir sakınca yok diyoruz. Ama diğer saydığım gruplar kesinlikle tutmaması gereken gruplar”şeklinde önemli açıklamalarda bulundu.HABER:YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gul-kalp-yetmezligi-ritim-bozuklugu-ve-yuksek-tansiyon-hastalarina-oruc-onermiyoruz-3004.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gul-kalp-yetmezligi-ritim-bozuklugu-ve-yuksek-tansiyon-hastalarina-oruc-onermiyoruz-3004.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gul-kalp-yetmezligi-ritim-bozuklugu-ve-yuksek-tansiyon-hastalarina-oruc-onermiyoruz-3004-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gul-kalp-yetmezligi-ritim-bozuklugu-ve-yuksek-tansiyon-hastalarina-oruc-onermiyoruz-3004.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/gul-kalp-yetmezligi-ritim-bozuklugu-ve-yuksek-tansiyon-hastalarina-oruc-onermiyoruz/35117/</link>
			<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 06:58:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GÖRSEL ALGI ÇOCUKLARIN ALGILAMA GÜCÜNÜ ARTIRIYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi (TÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zülfiye Gül Ercan, görsel algı eğitiminin çocukların algılama gücünü artırdığını belirtti.

 

TÜ'den yapılan açıklamaya göre, Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde okul öncesi öğretmenlere "Erken Çocukluk Döneminde Görsel Algı" konulu çevrim için seminer verildi. Ercan, seminerde, okul öncesi dönemde olan çocukların gelişim sürecinde ve eğitiminde görsel algının rolü ve önemi hakkında bilgi verdi. Çocuklarda görsel algılamanın önemine dikkati çeken Ercan, "Çocukluk döneminde hız kazanan görsel algılama bilişsel, motor, dil, duygusal ve sosyal becerilerin gelişiminde önemli rol oynuyor." ifadelerini kullandı.

 

Öğretmenlere erken dönemden itibaren çocuklardaki görsel algıyı destekleyeme yönelik eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanmasının gerekli olduğunu belirten Ercan, şunları kaydetti: Görsel algı eğitimi konusunda hazırlanan etkinlikler algılama gücünü arttırmakta, akıl yürütme, problem çözme, hatırlama, neden sonuç ilişkisi kurma, dikkati yoğunlaştırma gibi zihinsel süreçlere hizmet etmektedir. Somut deneyimler yaratılması, çocukların çevrelerini daha iyi anlamalarına, daha iyi bir algıya sahip olmalarına ve çevreleriyle olumlu iletişim kurmalarına zemin hazırlar. Görsel algılama eğitim programında ilk basamağı dinleme becerileri oluşturmaktadır. Dinlemek için göz kontağı kurulması, dikkatin toplanması gerekmektedir. Çocukların gelişimlerine ve ihtiyaçlarına uygun dikkat çekici, monotonluktan uzak olacak şekilde hazırlanmaktadır." 

Ercan, bu çalışmaları çocukların deneme yaparak öğrenmelerine sonuçlarını tartışmalarına fırsat verecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtti. AA

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gorsel-algi-cocuklarin-algilama-gucunu-artiriyor-1893.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gorsel-algi-cocuklarin-algilama-gucunu-artiriyor-1893.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gorsel-algi-cocuklarin-algilama-gucunu-artiriyor-1893-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/gorsel-algi-cocuklarin-algilama-gucunu-artiriyor-1893.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/gorsel-algi-cocuklarin-algilama-gucunu-artiriyor/35102/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 00:37:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[AŞILAMA ÇALIŞMALARI HIZLI ŞEKİLDE SÜRÜYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Şap hastalığından ari Trakya'da büyükbaş ve küçükbaş hayvanların hastalıklardan korunması için çalışmalar sürüyor.

 

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü tarafından 2010 yılında "şaptan ari" bölge ilan edilen Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da 800 bine yakın küçükbaş ve büyükbaş hayvanın şap olarak bilinen SAT-2 serotipi hastalığından korunması için ekipler hummalı bir çalışma yürütüyor. Her yıl Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bölgeye gönderilen aşılar veteriner hekimler tarafından hayvanlara uygulanıyor. Ekiplerin yoğun mesaisine üreticiler de destek veriyor. Üreticiler, hayvan ağıllarının önüne kireç dökerek tedbir almaya çalışıyor.

 

Edirne Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt da 156 bin büyükbaş hayvanın aşılama programına alındığını belirtti. Hayvanların en kısa sürede aşılanması için çalıştıklarını ifade eden Beyazıt, "Gebeliğin son döneminde olan ileri gebeler ve yeni doğan yavrular aşılanmamaktadır. Bu şekilde aşılanmayan hayvanları da takip ederek doğum sonrası ve aşılamaya uygun gün büyüklüğüne varan buzağıları da en kısa sürede aşılayarak ilimizdeki tüm hayvanların aşılanmasını sağlayacağız." dedi.

 

Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürü Oktay Öcal ise şap hastalığıyla mücadelede yeteri kadar aşının olduğunu ve aşılama çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanacağını bildirdi. Öcal, şehirde 147 bin büyükbaş hayvanın aşılanacağını ifade etti.

 

- "TRAKYA'DA ŞAP HASTALIĞIYLA İLGİLİ BİR SORUN GÖRÜLMEDİ"

Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, AA muhabirine Trakya'da şap hastalığıyla ilgili bir sorun görülmediğini söyledi. Trakya'nın 13 yıldır şap hastalığından ari olması nedeniyle aşılama çalışmalarının düzenli olarak yapıldığını ifade eden Aksoy, Kırklareli'nde yaklaşık 500 bin hayvanın aşılanması için başlatılan çalışmalarda sona yaklaşıldığını söyledi.

 

Hastalığa karşı tüm tedbirlerin alındığını anlatan Aksoy, şöyle devam etti: "Vatandaşlarımız ve besicilerimiz bu konuda rahat olsunlar. Bölgemize zaten canlı hayvan girişleri kapalı. Biz bu konuda tedbirlerimizi en üst düzeyde tutuyoruz. Veteneriner hekimlerimiz gece gündüz demeden bölgemizdeki hayvanların aşılanması için çalışmalarını sürdürüyor."

 

Kızılcıkdere köyünde yaklaşık 20 yıldır besicilik yapan Aydın Güngördü de şapın bölgeye gelmemesi için herkesin yoğun çaba sarf ettiğini belirtti. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin, hayvanlarını hastalığa karşı aşıladıklarını anlatan Güngördü, ağıla girerken de ayakkabı veya çizmelerini kireç ve çamaşır suyuyla yıkayıp tedbir almaya çalıştıklarını ifade etti. AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/asilama-calismalari-hizli-sekilde-suruyor-1761.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/asilama-calismalari-hizli-sekilde-suruyor-1761.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/asilama-calismalari-hizli-sekilde-suruyor-1761-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/asilama-calismalari-hizli-sekilde-suruyor-1761.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/asilama-calismalari-hizli-sekilde-suruyor/35090/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 00:23:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[RAMAZANDA "İFTAR İLE SAHUR ARASINA BİR ÖĞÜN KOYUN" TAVSİYESİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Galip Ekuklu:

"İftar ve sahur arasına bir öğün konulmalı. İftar, ara öğün ve sahur olarak üç öğün tamamlanmış olacaktır. Böylece iftarda aşırı yemek yenmemiş olur"

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Galip Ekuklu, ramazanda iftar ile sahur arasına ara öğün konulması ve iftardan sonra yürüyüş yapılması tavsiyesinde bulundu.

Prof. Dr. Ekuklu, AA muhabirine, "asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat'ta meydana gelen depremlerin etkilediği kentlerin olağanüstü durum yaşadığını belirtti.

AFAD, Türk Kızılay, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve vakfın depremzedelere destek olduğunu belirten Ekuklu, deprem bölgesinde ramazan ayında iftar ve sahur için organizasyonlar yapılacağını dile getirdi.

Depremden etkilenen şehirlerde birçok noktada vatandaşların iftar ve sahur yapabileceği çadırlar kurulduğunu aktaran Ekuklu, "Deprem bölgesinde ramazan ayı için iftar ve sahurla ilgili düzenlemeler yapılıyor. Depremzede vatandaşlarımızın buna dikkat etmesi lazım. Oruç tutacaklar iftar ve sahurda beslenmelerini öğün atlamadan yapmalılar. Ramazanın ana öğünü iftardır ama sahuru da atlamamak, takip etmek gerekir. Çadır kentlerde organizasyonlar yapılacağı için mutlaka iftar ve sahur yapılmalıdır." diye konuştu.

Ekuklu, orucu sadece iftarla, tek öğünlü tutmanın sağlık açısından problem oluşturabileceğini belirtti.

"İFTAR VE SAHUR ARASINA BİR ÖĞÜN KONULMALI"

Prof. Dr. Ekuklu, ramazanda iftara çorbayla başlandıktan sonra yemeğe bir süre ara verilmesi ve daha sonra ana yemeğin tüketilmesi gerektiğini belirtti.

İftar ve sahur arasında bol miktarda sıvı tüketilmesi gerektiğini anlatan Ekuklu, şunları kaydetti:

"İftar ve sahur arasına bir öğün konulmalı. İftar, ara öğün ve sahur olarak üç öğün tamamlanmış olacaktır. Böylece iftarda aşırı yemek yenmemiş olur. İftar ve sahurda tüketilecek gıda maddelerinin de özellikleri vardır. İftarın mutlaka çorbayla yapılması daha sağlıklı beslenme örneğidir. Yağda kızartmanın yerine fırın yemekleri ve haşlanmış yemekler tercih edilmelidir."

Ekuklu, ramazanda iftardan bir süre sonra sütlü tatlılar veya meyve tüketmenin mideyi yormayacağını dile getirdi.

Yoğun bir yemekten sonra hareketsiz kalmanın da problem oluşturabileceğini anlatan Ekuklu, iftardan sonra 15-20 dakikalık yürüyüşler ve egzersiz yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/ramazanda-iftar-ile-sahur-arasina-bir-ogun-koyun-tavsiyesi-8969.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/ramazanda-iftar-ile-sahur-arasina-bir-ogun-koyun-tavsiyesi-8969.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/ramazanda-iftar-ile-sahur-arasina-bir-ogun-koyun-tavsiyesi-8969-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/ramazanda-iftar-ile-sahur-arasina-bir-ogun-koyun-tavsiyesi-8969.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/ramazanda-iftar-ile-sahur-arasina-bir-ogun-koyun-tavsiyesi/35056/</link>
			<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 07:05:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[LAVABOYA DÖKÜLEN ATIK YAĞLAR KARIŞTIĞI SU KAYNAĞINDAKİ OKSİJENİ DE TÜKETİYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Elipek:

"Bu yağlar aynı zamanda suyun yüzeyinde bir tabaka oluşturur, oksijen geçişini engeller. Diğer yandan su içindeki bitkilerin ürettiği oksijenin yukarı çıkması engellenir"

Trakya Üniversitesi (TÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Elipek, lavaboya dökülen atık yağların, karıştığı su kaynağını kirletmesinin yanı sıra suyun üzerinde oluşturduğu tabaka nedeniyle sudaki oksijeni de tükettiğini söyledi.

Prof. Dr. Elipek, Edirne Sağlık Müdürlüğünce 22 Mart Dünya Su Günü etkinlikleri kapsamında Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Toplantı Salonu'nda düzenlenen konferansta, dünyadaki su varlığının yüzde 97'sini okyanus ve denizlerdeki tuzlu suların oluşturduğunu ifade etti.

Geriye kalan yüzde 3'lük tatlı su miktarının yüzde 70'inin buzullarda donmuş olarak bulunduğuna dikkat çeken Elipek, "Geriye kalan az bir miktar, insanların kullanabileceği şekilde. O yüzden su kaynaklarını çok verimli kullanmalıyız." dedi.

Elipek, insanların çöp ve atıkları bilinçsiz bir şekilde bertaraf ettiklerini, bu durumun çevreyi ve su kaynaklarını kirlettiğini dile getirdi.

Lavaboya dökülen atık yağların suyu kirlettiğini belirten Elipek, bunun yanında pek çok olumsuzluğa da neden olduğunu vurguladı.

Atık yağların karıştığı su kaynaklarının, insan ve çevre sağlığına zarar verdiğini aktaran Elipek, şunları kaydetti:

"Lavabodan dökülen 1 litre atık yağ, 1 milyon litre suyu kirletmekte. O dökülen yağ parçalanıp gitmez. Suyun temizleme kapasitesi vardır ancak yağı temizleyemez. Bu yağlar aynı zamanda suyun yüzeyinde bir tabaka oluşturur, oksijen geçişini engeller.

Diğer yandan su içindeki bitkilerin ürettiği oksijenin yukarı çıkması engellenir. Hatta güneş ışığının suya girmesini engellediği için fotosentezin de önüne geçer. Bu durum, tamamen su kaynağını kullanılamaz hale getirir."

Konferansa İl Sağlık Müdürü İshak Yıldırım, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, DSİ 11. Bölge Müdür Yardımcısı Mustafa Meftun Çağlar, köy muhtarları ve vatandaşlar katıldı.AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/lavaboya-dokulen-atik-yaglar-karistigi-su-kaynagindaki-oksijeni-de-tuketiyor-500.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/lavaboya-dokulen-atik-yaglar-karistigi-su-kaynagindaki-oksijeni-de-tuketiyor-500.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/lavaboya-dokulen-atik-yaglar-karistigi-su-kaynagindaki-oksijeni-de-tuketiyor-500-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/lavaboya-dokulen-atik-yaglar-karistigi-su-kaynagindaki-oksijeni-de-tuketiyor-500.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/lavaboya-dokulen-atik-yaglar-karistigi-su-kaynagindaki-oksijeni-de-tuketiyor/35055/</link>
			<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 07:04:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[PSİKOSOYAL DESTEK EKİPLERİ AFETZEDE AİLELERİ EVLERİNDE ZİYARET EDİYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü psikosoyal destek ekipleri, deprem bölgesinden kente gelen aileleri ziyaret ederek destek veriyor.

Müdürlükten yapılan açıklamaya göre, destek ekipleri, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen afetzedelerin durumlarıyla yakından ilgileniyor.

Edirne'de, Valilik koordinasyonunda Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü hizmet binasında oluşturulan deprem kayıt masasında kente gelen depremzedelerin kayıtları alınıyor.

İhtiyaçları tespit edilen afetzedeler paydaş kurumlara yönlendiriliyor.

Destek ekipleri çalışmaları kapsamında 192 aileyi ziyaret ederken 457 kişi ile görüşme gerçekleştirdi. Ailelerin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerekli çalışmalar yapıldı, psikososyal destek hizmeti sağlandı.AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/psikosoyal-destek-ekipleri-afetzede-aileleri-evlerinde-ziyaret-ediyor-3647.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/psikosoyal-destek-ekipleri-afetzede-aileleri-evlerinde-ziyaret-ediyor-3647.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/psikosoyal-destek-ekipleri-afetzede-aileleri-evlerinde-ziyaret-ediyor-3647-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/psikosoyal-destek-ekipleri-afetzede-aileleri-evlerinde-ziyaret-ediyor-3647.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/psikosoyal-destek-ekipleri-afetzede-aileleri-evlerinde-ziyaret-ediyor/34930/</link>
			<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 09:03:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DEPREM TRAVMASI VE STRES, UYKUSUZLUĞU TETİKLEYEBİLİYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, depremi yaşayan afetzedelerde travma ve strese bağlı uyku bozuklukları yaşanabildiğini söyledi.

 

Uyku Uzmanı Öztürk, AA muhabirine, Kahramanmaraş merkezli depremlerin geniş bir bölgede yaşandığını ve milyonlarca insanı etkilediğini ifade etti. Depremin travmatik bir olay olduğunu belirten Öztürk, "Travma sonrası stres bozukluğunun uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve uyuyamama gibi sonuçlar yaşanıyor. Depremi atlatanlarda bu tür uyku bozuklukları yaşanıyor. 1999'daki Gölcük depreminin ardından da uykusuzluk şikayetiyle başvuranlarda büyük artış olmuştu." dedi. Öztürk, afetzedelerde uykusuzluk şikayetinin görülebildiğini, bu durumu yaşayanların hekime başvurmaları tavsiyesinde bulundu.

 

Deprem sonrası yaşanan uykusuzluğun çeşitli sebepleri olduğunu anlatan Öztürk, şunları kaydetti: "En büyük sebep, 'uykuda tekrar depreme yakalanırım' korkusu. İnsanlar deprem bölgesinden ayrılmış olsalar dahi bu korkuyla uyuyamıyorlar. Bu rahatsızlığı yaşayan depremzedeler uzman hekimlerden tıbbi destek almalı. Çünkü uykusuzluğun orta ve uzun vadeli etkilerini biliyoruz. Şeker hastalığından hipertansiyona, obeziteden onkolojik rahatsızlıklara kadar pek çok hastalığa neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle deprem sonrasında uykusuzluk yakınması olan bireylerin, bunun nedenine yönelik hekime başvurmaları ve çözüme kavuşturmaları gerekiyor. Bunun altında basitçe tekrar depreme yakalanma korkusu da çıkabilir, travma sonrası stres bozukluğu da çıkabilir. Hızlı bir şekilde müdahale edilerek uykusuzluk şikayetinin ilerlemesi engellenmeli."

 

- "UYKUYLA İLGİLİ SORUNLAR YILLARCA UZAYABİLİYOR"

Öztürk, depremin ardından erken dönemde yaşanan uykusuzluk şikayetinin uzun yıllar sürebildiğine dikkat çekti. Dünyanın farklı yerlerinde yaşanan büyük depremlerin ardından yapılan uykusuzluk araştırmalarıyla ilgili verileri paylaşan Öztürk, "Peru'nun Piura şehrindeki depremin ardından yapılan araştırmaya göre depremzedelerde 5 yıl sonra bile yüzde 20'lere varan uykusuzluk yakınmaları olduğu gözlenmiş. Yine Çin'in Siçuan eyaletinde yaşanan depremden 10 yıl sonra bile travma sonrası stres bozukluğu yaşayanların yüzde 5'lere ulaştığı, uykusuzluk şikayetlerinin yüzde 20'leri bulduğu tespit edilmiş. Uykuyla ilgili sorunlar yıllarca uzayabiliyor." diye konuştu. AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/deprem-travmasi-ve-stres-uykusuzlugu-tetikleyebiliyor-5681.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/deprem-travmasi-ve-stres-uykusuzlugu-tetikleyebiliyor-5681.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/deprem-travmasi-ve-stres-uykusuzlugu-tetikleyebiliyor-5681-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/deprem-travmasi-ve-stres-uykusuzlugu-tetikleyebiliyor-5681.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/deprem-travmasi-ve-stres-uykusuzlugu-tetikleyebiliyor/34884/</link>
			<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 00:50:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[AKUPUNKTURLA ‘DİYABET’ TEDAVİ MÜMKÜN]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günümüzde birçok insanda kronik rahatsızlık haline gelen halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen diyabeti,  tıbbi tedaviyi akupunkturla kombine yapıldığı zaman var olan diyabet veya başka hastalıkları minimuma indirmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Akupunktur ve Sağlıklı Yaşam Uzman Dr. Nilgün Özönder, Bir hastada Akupunkturla yapılan diyabet tedavisine destek olarak yapılmakta” dedi.

 

Bir hastada Akupunkturla yapılan diyabet tedavisine destek olarak yapılmakta Akupunktur ve Sağlıklı Yaşam Uzman Dr. Nilgün Özönder, “Akupunkturla bütün iç organlarımıza lazer, iğneli veya elektro akupunkturla deri üzerinden müdahale ederek o iç organımıza uyarı yapmış oluyoruz. Bizim hastalık olarak gördüğümüz diyabet pankreasta insülin hücrelerin olmaması tip1 diyabet oluyor ve küçük yaşlarda da başlayabiliyor.  İnsülin direnci dediğimiz, daha ileri yaşlarda oluşan sağlıklı beslenemeyen şekerli beslenen  yani gilisemik endeksi yüksek gıdaları tüketmeye bağlı tip2 diyabetti dediğimiz pankreastan salgılanan insülin hormonu direncinin artması ve kanda şeker oranın yüksek olması tip2 diyabetti meydana getirmektedir.

 

Akupunktur her organın kendine ait kanalı ve meridyeni olduğu için, organa ait noktaları seçip kombine edip oralara uyarı yapmaktayız. Dolayısı ile organın fonksiyonu düzenlenmektedir. Uyguladığımız organda azlık varsa yükselmekte, fazlalık varsa normal seviyesine getirmekte. Akupunktur zaten bu dengeyi sağlamak demektir. Akupunkturun etki mekanizması iç dengeyi kurmaktır. Akupunkturu diyabet açısından düşündüğümüzde pankreas kanalımızın noktaları müdahale ederek tedavi edebiliriz. Elektro akupunktur uyarısı veya lazer akupunktur uygulaması ile o kanalın noktalarına uyarı vererek pankreans organımızın fonksiyonlarını düzenliyoruz ve insülin salgısı düzene giriyor. Pnakrean yanı sıra bütün iç salgılarımızın toplandığı kanala da akupunkturla müdahale ederek iç organlarımızın dengesini oluşturmaya çalışıyoruz. 

 

Bir hastada Akupunkturla yapılan diyabet tedavisine destek olarak yapılmakta. Diyabetliler Tip1 veya Tip2 olsun akupunkturla tedavi ederken diğer hap veya insülin tedavilerine devam edeceklerdir. Diyabette ilaçlarla var olan tedaviye akupunkturun sinerjik bir etkisi vardır. Örneğin; diyabetli bir hastada akupunktura girdiğimizde var olan insülin ihtiyacı daha da azalmaktadır. Amaç,Akapunkturla kullanılan insülini daha aşağıya çekebilmek ve minimum az ilaç tedavisi almak akupunktur sayesinde oluyor. Diyabette Akupunktur çok önemli bir destek tedavidir. Biz bunu yıllardır uygulamaya devam ediyoruz. Akupunkturun hiçbir yan etkisi yoktur. Var olan ilaç tedavilerini daha aşağıya çekmektedir. Bu da çok önemlidir. Tıbbi tedaviler akupunkturla kombine yapıldığı zaman var olan diyabet veya başka hastalıkları minimuma indirmek mümkün” dedi.

HABER: CANAN KAYA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/akupunkturla-diyabet-tedavi-mumkun-6101.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/akupunkturla-diyabet-tedavi-mumkun-6101.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/akupunkturla-diyabet-tedavi-mumkun-6101-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/03/akupunkturla-diyabet-tedavi-mumkun-6101.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/akupunkturla-diyabet-tedavi-mumkun/34800/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 09:02:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÜZÜNTÜ VE KAYGI BOZUKLUĞU YAŞAYAN YAŞLILARDA KALP RİSKİNE DİKKAT]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaşanan doğal afet sonrası yaşlı nüfusta artan stres ve kaygı bozukluğu sebebiyle kalp ve damar sisteminin olumsuz etkilenebileceğine dair uyarılarda bulunan Doç. Dr. Bülent Demir, “Endişe ve anksiyete yönetimlerinin iyi yapılması gerekir. Çünkü stres, anksiyete ya da derin üzüntü durumları kalp krizini bile tetikleyebilir” dedi.

 

RİSKİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR

Kalp ve damar sistemi için hastalara önerilerde de bulunan Doç. Dr. Demir, “Mümkün mertebe özellikle görsel ve işitsel basından kalp hastalarının biraz uzaklaşmasını tavsiye ediyorum. Meditasyon, yürüyüş ve nefes egzersizine yönelsinler. Yürüyüş zaten herkesin kalp damar sistemi için uygulaması gereken günlük bir rutin olmalı. Kalp damar hastaları ortopedik bir sorunu yoksa günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapmalılar. Hatta bu yürüyüşe 3-5 dakika kültürfizik hareketleri de eklerlerse çok daha iyi olur. Ayrıca doğaya çıkabilirler bu onların stres seviyesini de indirir” şeklinde konuştu.

 

“SİRKADİYEN RİTMİNİN BOZULMAMASI İÇİN İLAÇLARIN DÜZENİNE DEVAM EDİLMESİ GEREKİYOR”

Uykusuzluk sebebiyle sirkadiyen ritminin bozulmaması adına kalp rahatsızlığı olanların ilaçlarına da dikkat etmesi gerektiği konusuna dikkat çeken Demir sözlerini şöyle sonlandırdı: “Üzüntünün getirdiği uykusuzluk, vücutta sirkadiyen ritmini yani günlük ritmin de bozulmasına sebep oluyor. Hastalarımızın özellikle bu bağlamda ilaçlarına dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyorum. Beslenme olarak da kalp sağlığını destekleyici sebze meyve ağırlıklı gıdalar tüketmeliler. Ağır gıdalardan ve karbonhidrattan kaçınmaları, hayvansal gıdaları minimal tüketmeleri gerekiyor. Bilhassa tansiyonu ve kalp yetersizliği olan kişiler tuz tüketiminde dikkatli olmalılar.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/uzuntu-ve-kaygi-bozuklugu-yasayan-yaslilarda-kalp-riskine-dikkat-865.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/uzuntu-ve-kaygi-bozuklugu-yasayan-yaslilarda-kalp-riskine-dikkat-865.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/uzuntu-ve-kaygi-bozuklugu-yasayan-yaslilarda-kalp-riskine-dikkat-865-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/uzuntu-ve-kaygi-bozuklugu-yasayan-yaslilarda-kalp-riskine-dikkat-865.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/uzuntu-ve-kaygi-bozuklugu-yasayan-yaslilarda-kalp-riskine-dikkat/34692/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 09:13:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[HASTANIN ATARDAMARINDAKİ PIHTI AMELİYATLA TEMİZLENDİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir hastanın akciğerlerine giden atardamarında oluşan pıhtı ameliyatla alındı.

 

Eğitim ve Araştırma Hastanesinden yapılan açıklamaya göre, hastaneye başvuran bir hastanın akciğerlerine giden atardamarında tıkanma olduğu tespit edildi. Açıklamada, kalp damar cerrahisinden Prof. Dr. Ömer Işık başkanlığında gerçekleştirilen ameliyatta hastanın akciğerlerine giden atardamarında oluşan pıhtının temizlendiği bildirildi.

 

Söz konusu ameliyatın teknik olarak zor olduğu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Hastalar bu ameliyatın yapıldığı hastanelerde detaylı bir incelemeden geçiyorlar. Ameliyatın teknik zorluğu ve uzun süreli olduğu düşünülürse tecrübeli bir cerrahi ekip tarafından yönetilmesi, olası komplikasyonların giderilmesinde kalp cerrahisinin tecrübesi önem arz etmektedir. Ameliyat sonrası dönemde akciğer ile ilgili sorunların giderilmesi için ileri yoğun bakım takibi ve kalp, akciğer cihazı ile destek verilmesi gerekebilir." AA

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/hastanin-atardamarindaki-pihti-ameliyatla-temizlendi-281.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/hastanin-atardamarindaki-pihti-ameliyatla-temizlendi-281.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/hastanin-atardamarindaki-pihti-ameliyatla-temizlendi-281-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/hastanin-atardamarindaki-pihti-ameliyatla-temizlendi-281.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/hastanin-atardamarindaki-pihti-ameliyatla-temizlendi/34681/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 09:01:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[AŞIRI DEPREM KORKUSU HASTA EDİYOR!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ülkemizde yaşanan ve pek çok ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremin toplum psikolojisine olan olumsuz etkisi sadece deprem bölgesinde değil tüm Türkiye’de görülüyor. Ailesini, sevdiklerini, arkadaşlarını kaybedenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ancak deprem korkusunu çok fazla içselleştirmek zaman zaman fizyolojik sorunları da beraberinde getirebiliyor. Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak, aşırı deprem korkusunun insan sağlığı üzerindeki etkisiyle ilgili bilgi verdi.

 

İnsan tüm yaşamı boyunca bir takım olaylar yaşar, bazı olaylara şahit olur ve bu olaylardan etkilenir. Bunun sonucunda da korku kaygı ve başka bir takım farklı duygular hisseder bunların sonucunda bazı hastalıklar ortaya çıkabilir. Yaşamı boyunca sevilen birinin ölümü, savaşlar, afetler (deprem, yangın, sel), kazalar gibi olumsuz olaylar yaşayabilir. Son dönemde yaşanılan deprem de birçok vatandaşın hayatında olumsuz sonuçlar ortaya çıkardı. Hayatını kaybedenlerin yakınları başka kayıplar verme tedirginliğiyle, deprem bölgesinde yaşamayanlar aynı olumsuz durumlarla karşı karşıya kalma, ailesini ve yakınlarını kaybetme tedirginliğiyle deprem korkusu yaşayabilmektedir. Deprem korkusu iki şekilde görülmektedir; biri depremi doğrudan yaşayan biri olmak, diğeri ise depremi yaşamadan dolaylı olarak haberler veya sosyal medya üzerinden tanık olmaktır. Sürekli tedirgin olmak, kapalı alana girememek (klostrofobi), sıkıntı ve bunalma hissi deprem korkusu nedeniyle yaşanabilmektedir.

 

PSİKOLOJİMİZ FİZYOLOJİMİZİ ETKİLİYOR

Deprem korkusu gibi sürekli stres durumunda olma psikolojisi kişide fizyolojik hastalıklara yol açabilmektedir. Vücudun kronik stresle karşı karşıya kalması farklı hastalıklara neden olabilmektedir. Yaşanan olaylar kişi için stres verici etkiler ortaya çıkarmaktadır. Stres veren olaylara karşı herkesin vereceği tepkiler farklı olmaktadır. Stres anında vücudumuzun bizleri hayatta tutmak için verdiği temel tepkiye “savaş ya da kaç tepkisi” denir. İnsan böylesi bir evrede alarm aşamasındadır, bu aşama kişiyi tehdit edici durumla karşılaştığında vücudunun vereceği savaş ya da kaç tepkisine hazırlar, eğer stres uzamazsa kişi adaptasyon evresine girer beden uyarılmadan önceki evresine dönmektedir. Eğer stres verici durum uzun süreli ve çözümlenmesi zor ise uzatılmış alarm durumda bir takım fizyolojik psikolojik tepkiler ortaya çıkmaktadır.

 

BU TEPKİLER;

• Uyku bozuklukları • Sinirlilik, gerginlik • Motor koordinasyon bozuklukları • Yorgunluk • Çökkünlük

Bu tepkiler birçok organda hastalık için önemli bir nedensel rol oynar.

• Beyin yapısında • Endokrin sistemde • Nörotransmitter salınımda ve geri alımında • Nöroimmun sistemde çeşitli değişikliklere sebep olabilmektedir.

BU HASTALIKLARA DİKKAT

Stres durumlarında böbreklerin hemen üzerindeki böbrek üstü bezi kortizol üretmektedir. Kortizol salınması sağlıksız bir şekilde artınca gece uykuya dalmakta ve sabah erken kalkmakta zorlanılmaktadır. Bu belirtiler zamanla sirkadiyen saatin bozulmasıyla uyku apnesi, kalp damar rahatsızlıkları, diyabet, obezite ve farklı hastalıklara neden olmaktadır. Bu tür durumlarda kişilerde zayıflayan bağışıklık sistemi, kanser, metabolik hastalıklar, depresyon, sindirim sistemi hastalıkları, kaslardaki kronik ağrılar veya migren gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Deprem sonrası psikolojimizin fizyolojik hastalıklara yol açmaması için uygun zamanda uzman yardımı alınması önemlidir.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/asiri-deprem-korkusu-hasta-ediyor-8557.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/asiri-deprem-korkusu-hasta-ediyor-8557.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/asiri-deprem-korkusu-hasta-ediyor-8557-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/asiri-deprem-korkusu-hasta-ediyor-8557.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/asiri-deprem-korkusu-hasta-ediyor/34616/</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 00:41:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GÖRSELLERLE ANLATARAK ÇOCUKLARI DEPREME HAZIRLAYIN]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ülkemizin 10 ilinde yaşanan yıkıcı depremin ardından depremi yaşamayan çocuklarında psikolojik olarak  çok etkilendiğine  dikkat çeken  Psikolog Meral Uçak,önemli bilgiler vererek, 3 ve 7 yaş arası çocuklara görsellerle depremi anlatılması gerektiğini Deprem  anında ona nereye saklanması gerektiğini  gösterebiliriz. Deprem anı için ona küçük çanta hazırlayıp yatağının yanına koyabiliriz.Böylece çocukların dünyaya karşı güven duygularını beslemiş oluruz ”şeklinde ifade etti.

Depremden etkilenen her vatandaş ve çocukların neler yapması gerektiğini anlatan Psikolog Meral Uçak; “ Bu süreçte hepimiz  zor bir travma yaşıyoruz. İster depremi yaşayalım ister yaşamayalım yakınlarımız veya oradaki  vatandaşlarımız  yaşadığı için bizde travma yaşıyoruz  bu süreç oldukça zorlu geçiyor. Özellikle evimizde otururken,yemek yerken,uyurken çok huzurlu hissedemediğimizi bir çok kişiden duyuyoruz. Kendimizi suçlayabiliyoruz. Öncelikle elimizden geleni hepimiz şuanda yaptık;kimiz yardım yaptı,kimimiz faaliyetlerde bulundu bir şekilde elimizde geleni yaptık diye düşünürsek içsel huzura yetiştirebilir diye düşünüyorum.

 

Olumsuz haberlere her gün maruz kalmak haberleşme açısından  önemli  ancak bunun olumsuz süreçlerde faaliyet gösterdiğini de düşünebiliriz. Her zaman enkaz altından çıkan insanların sağlıkla çıktığını göremediğimizde  oluyor. Bunları görmek elimizden bir şey gelmiyor oluşu bizim kendimizi daha da suçlamamıza sebep olacağı için haberleri bir nebze takip edelim ama bütün gün ekran başından ayrılamıyorsak orada bir farkındalık geliştirmemiz gerekiyor. Haberlerden bir süre uzak kalmak normalleşme sürecinde bize yardımcı olacağını düşündüğümüz etkenlerden biri.

Ekranlar alakalı çocuklarımızı da düşünmemiz gerekiyor. Öncelikle çocuklarımız ya gördü ya duydu yada biz konuşurken deprem olduğu ile ilgili bir şey olduğundan haberdarlar. Ama küçük  çocuklar depremin ne olduğunu  anlama kapasitesini  geliştirmiş durumda  değiller. Henüz soyut becerisini geliştirememiş  çocuklarımızda özellikle 3 ve 7 yaş arası çocuklarımızda deprem sadece bir kelim. Depremle ilgili söylemler onlar için yıkıcı  oluyor çünkü,enkaz altında kaldı,yada öldü çıkarılamadı  gibi  söylemlerin kendi aramızda konuşulması bile depremin çok korkunç bir şey  olduğu ile yüzleşmelerine sebep oluyor.

Bu çocuklarımıza bunu nasıl anlatabiliriz. Öncelikle çocuklarımıza depremin olağan bir durum olduğunu anlatmamız gerekiyor. Depremle ilgili soracakları sorulara hiçbir şekilde geçiştirme gösteremeden  ilgi ile cevap vermemiz gerekiyor. Eğer çocuklarımız  3 ve 7 yaşa arasında ise depremi onlara görselleştirerek anlatmak her zaman daha iyi olacaktır. Çünkü  depremin ne olduğu hakkında belirgin somut bir tutarlı bilgileri yok. Mesela; sandalye üzerine cisimler yerleştirerek sallayarak nasıl hareket haline geldiğini ifade etmek açıklayıcı olacaktır.

Depremi öğrendi çocuğumuz ama yinede korkuyor ne yapabiliriz. Şöyle bir durum var çocuklarımıza  deprem olacak ama biz bundan korunabiliriz bilgisini aşılamamız gerekiyor. Deprem  anında ona nereye saklanması gerektiğini  gösterebiliriz. Deprem anı için ona küçük çanta hazırlayıp yatağının yanına koyabiliriz.Böylece çocukların dünyaya karşı güven duygularını beslemiş oluruz.

Olumsuz haberlerin erişimlerini bu dönemde kısıtlamalıyız. Kendi aramızda konuşurken de oldukça dikkatli olmamız gerekiyor. Kendi sağlığımız içinde haberlere erişimizi bir nebze azaltmalıyız.”şeklinde ifade etti.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/gorsellerle-anlatarak-cocuklari-depreme-hazirlayin-176.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/gorsellerle-anlatarak-cocuklari-depreme-hazirlayin-176.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/gorsellerle-anlatarak-cocuklari-depreme-hazirlayin-176-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/gorsellerle-anlatarak-cocuklari-depreme-hazirlayin-176.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/gorsellerle-anlatarak-cocuklari-depreme-hazirlayin/34462/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 00:42:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÇOCUKLARDA TIRNAK YEME DAVRANIŞINA DİKKAT!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günümüzde sıkça görülen tırnak yeme davranışının çocuklarda her geçen gün arttığına dikkat çeken Psikolog Gizem Ürek, Tırnak Yemenin Nedenleri Neler Olabilir? Ve bu alışkanlıktan nasıl kurtulmak mümkün olduğu ile ilgili önemli bilgiler vererek ailelere alışkanlık sahiplerine tavsiyelerde bulundu.

 

Tırnak yeme alışkanlığı ile ilgili önemli açıklamalar yapan Psikolog Gizem Ürek ; “Sıklıkla karşılaştığımız, gözlemlediğimiz tırnak yemenin tıp dilindeki adı onikofaji olarak adlandırılmıştır. Tırnak yeme davranışı; el ve/veya ayak tırnaklarını yemek, tırnak etrafındaki deriyi yeme, tırnağı koparma, tırnağı ısırma olarak gerçekleştirilebilir. Tırnak yeme davranışın başlangıç yaşına 4 yaş civarı diyebiliriz. Daha küçük yaş grubu bu davranışı parmak emme şeklinde gösterebilir. Her ne kadar başlangıç olarak 4 yaş desek de ergenlik döneminde de başlayabilir. Birçok çocukta görülebilen bir davranış bozukluğu olduğunu söylemeliyim”.

 

Tırnak temenin nedenlerinin şunlar olabileceğine dikkat çeken Ürek; “Tırnak yeme davranışının ortaya çıkmasına sebep olabilecek içsel ve dışsal faktörler vardır. Çocuk, karşısına çıkan olaylara karşı hissettiği duygu ve düşünceleriyle başa çıkabilmek için bilinçsizce ortaya çıkarmış olduğu bir davranıştır. Çocuk bu davranışı deneyimleyerek kaygısının azaldığınız fark eder ve davranışı devam ettirir. Stres altında olduğu durumlarda davranış tekrar eder.  Çocuk; anne, baba ve çevreden tırnak yeme davranışını gözlemleyip taklit yoluyla da tırnak yemeye başlayabilir. Bunun yanı sıra genetik yatkınlıkta mevcuttur.  Aşırı baskı, stres, ilgisizlik, sevgisizlik, model alma, ayrılık kaygısı, mükemmeliyetçi tutum, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, başarısız olma korkusu gibi sebeplerden ortaya çıkabilir. Tırnak yeme davranışı, çocuk için bir baş etme yöntemidir. Stres, baskı, güvensizlik hissi, ilgisiz aile ortamı, sevilmeme hissi, korku, öfke, kıskançlık, kendine güvenmeme, başarısız olma korkusu gibi durumlar ve duygular karşısında oluşturduğu bir baş etme yöntemidir.  Ergenlik döneminde başladığı zaman, bunun sebebine çevreden onay beklentisi diyebiliriz. Her açıdan gelişen ve değişen ergen için dış etkenler çok önemlidir. Dışarıdan beklediği ilgiyi, sevgiyi, onayı göremediği zaman bilinçsiz olarak yeme davranışı başlayabilir.   Kısaca özetlersek; tırnak yeme davranışının altında kaygı, stres, güvensizlik ve mutsuzluk duyguları yatıyor olabilir.”dedi. 

 

Tırnak yeme alışkanlığına sahip bireyler için yapılaması gerekenler ilgili ise şu tavsiyelerde bulunan Psikolog Gizem Ürek; “Tırnak yeme davranışının altında yatan sebebi belirleyebilmek tedavi için çok büyük bir yol göstericidir.  İlk ortaya çıktığı yaşlarda tırnak yeme davranışı görmezden gelinmelidir. Bunun sebebi tepki verildiğinde davranış yerleşebilir. Çocuğunuzla iletişiminizi artırarak, bu davranışa yol açan sebebi bulabilir, üzerinde konuşup rahatlama sağlayabilirsiniz. Çocuk ve/veya ergen tırnak yemeye başladığında odağını başka bir yöne çevirmeye çalışabilirsiniz. Sağlıksız olan baş etme yöntemi tırnak yeme davranışının yerine, sağlıklı baş etme yöntemleri öğretilebilir. Tırnaklar yenmemesi için kısa tutulmalıdır ve düzenli tırnak bakımı yapılması faydalı olabilir. Tırnak yemenin zararları hakkında çocukla konuşulabilir. Psikolog desteği almak oldukça yararlı olacaktır”dedi.. HABER: YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/cocuklarda-tirnak-yeme-davranisina-dikkat-7732.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/cocuklarda-tirnak-yeme-davranisina-dikkat-7732.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/cocuklarda-tirnak-yeme-davranisina-dikkat-7732-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/cocuklarda-tirnak-yeme-davranisina-dikkat-7732.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/cocuklarda-tirnak-yeme-davranisina-dikkat/34325/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 00:01:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DÜZENLİ UYKU KANSERE KARŞI VÜCUDU GÜÇLENDİRİYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, düzenli ve sağlıklı uykunun bağışıklık sistemini geliştirerek kansere karşı güçlendirdiğini söyledi.

 

Uyku uzmanı Prof. Dr. Öztürk, AA muhabirine, 4 Şubat Dünya Kanser Günü'nün ölümcül hastalıkların başında yer alan kanserle ilgili farkındalık oluşturmak açısından önemli bir gün olduğunu ifade etti. Uyku sağlığının kanser riskini azaltmada önemli bir etki faktörü olduğunu belirten Öztürk, kanser hastalarının tedavi sürecinde sağlıklı uykunun da tedavinin başarılı geçmesine katkı sağladığını dile getirdi.

 

Güçlü bir bağışıklık sistemi için düzenli ve sağlıklı uykunun ön koşul olduğunu vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti: "Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için uykudan fedakarlık etmemek gerekiyor. Her zaman dediğimiz gibi uykunun pazarlığı olmaz. Ne kadar uyku ihtiyacımız varsa bu uyku ihtiyacımızı almamız gerekiyor. Güçlü bağışıklık sistemi kanser gelişimini önlemede de son derece önemlidir. Bağışıklık sistemi güçlü olduğunda kanser için de en önemli koruyucu perdeyi çekmiş oluyoruz."

 

Öztürk, uykusuzluk sorunu yaşayanlarda bağışıklık sisteminin zayıfladığını bunun sonucunda vücudun kanserli hücreyle mücadele etmede güçlükler yaşadığına dikkati çekti. Herkesin ihtiyacı olan uykuyu alması gerektiğini anlatan Öztürk, "Vücudumuzda doğal katil hücreler dediğimiz, kanserleşmeye meyil eden hücreleri bulup onları ortadan kaldıran hücreler bulunuyor. Uykusuzluk işte tam da bu hücrelerin aktivitelerini ve etkinliklerini azaltıyor. Dolayısıyla kansere zemin hazırlıyor." diye konuştu.

 

Prof. Dr. Öztürk, son yapılan araştırmaların, erken yatıp erken kalkan bireylerde mide, kolon ve pankreas gibi sindirim yolu kanserlerine yakalanma riskini düşürdüğünü ortaya koyduğunu da dile getirdi. AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/duzenli-uyku-kansere-karsi-vucudu-guclendiriyor-6635.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/duzenli-uyku-kansere-karsi-vucudu-guclendiriyor-6635.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/duzenli-uyku-kansere-karsi-vucudu-guclendiriyor-6635-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/duzenli-uyku-kansere-karsi-vucudu-guclendiriyor-6635.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/duzenli-uyku-kansere-karsi-vucudu-guclendiriyor/34318/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 00:50:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[SOĞUK HAVA KALP HASTALARINDA GÖĞÜS AĞRISI VE KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay:

"Soğuk havalarda dışarı çıktığımızda damarlarda daralma oluyor. Bu, kalp damarları için de geçerli"

"Bu durum, kalbin hem oksijen beslenmesini bozuyor hem de enerji ihtiyacını artırıyor. Dolayısıyla kış aylarında kalp hastalarında göğüs ağrısı ve kalp krizi riski artıyor"

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, soğuk havanın kalbi besleyen damarlarda daralmaya yol açarak şiddetli göğüs ağrısı ve kalp krizine neden olabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Altay, AA muhabirine, kalp hastalarının soğuk havalarda beslenme ve yaşam tarzlarına dikkat etmeleri gerektiğini ifade etti.

Soğuk havanın insan vücudunu olumsuz etkilediğini belirten Altay, özellikle kalp hastalarının göğüs bölgesini iyi şekilde koruyarak dışarı çıkmaları tavsiyesinde bulundu.

Kalp hastaları için soğuk havanın risk faktörü olduğunu vurgulayan Altay, şunları kaydetti:

"Soğuk havalarda dışarı çıktığımızda damarlarda daralma oluyor. Bu, kalp damarları için de geçerli. Bu durum kalbin hem oksijen beslenmesini bozuyor hem de enerji ihtiyacını artırıyor. Dolayısıyla kış aylarında kalp hastalarında göğüs ağrısı ve kalp krizi riski artıyor. Bu yüzden soğuk havalarda özellikle kalp hastaları dikkatli olmalı. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde ayazın etkili olduğu dönemde çok dışarı çıkmamalılar. Öğlen saatlerinde havanın biraz daha ılık olduğu saatlerde göğüs bölgesini koruyacak şekilde kıyafet giyilmesini öneriyoruz. Evin içerisinde bir oda çok sıcak bir diğer oda çok soğuk olduğunda, evde tam iklimlendirme sağlanmadığı zaman kalp krizi riski artabiliyor. O yüzden genellikle odaların dahi eşit şekilde ısıtılmasını öneriyoruz."

Prof. Dr. Altay, kalp hastalarının kış aylarında beslenmelerine önem vermesi gerektiğini dile getirdi.

Kış aylarında enerji ihtiyacı ve buna bağlı beslenme sıklığının arttığını aktaran Altay, "Hem enerji ihtiyacını karşılayacak hem de kalp hastalarına zarar vermeyecek besinler tüketilmeli. Kışın balık tüketimi çok faydalı. Şekeri yüksek ve lifi az olan gıdalardan uzak durulmalı. Besleyici özelliği yüksek baklagiller tercih edilmeli. Bunun yanında pırasa, karnabahar ve bamya gibi sebzeler tüketilmeli. Kırmızı et tüketimini azaltıp, kızartmalardan uzak durulmalı."

Altay, kış aylarında sıvı tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/soguk-hava-kalp-hastalarinda-gogus-agrisi-ve-kalp-krizi-riskini-artiyor-5163.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/soguk-hava-kalp-hastalarinda-gogus-agrisi-ve-kalp-krizi-riskini-artiyor-5163.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/soguk-hava-kalp-hastalarinda-gogus-agrisi-ve-kalp-krizi-riskini-artiyor-5163-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/soguk-hava-kalp-hastalarinda-gogus-agrisi-ve-kalp-krizi-riskini-artiyor-5163.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/soguk-hava-kalp-hastalarinda-gogus-agrisi-ve-kalp-krizi-riskini-artiyor/34284/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 07:57:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“EDİRNE’DE HER 5 ÖLÜMDEN 1’İ KANSER HASTALIĞINA BAĞLI”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne’de her 5 ölümden 1’inin kanser hastalığına bağlı olduğunu iddia eden Kırklareli Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, komisyonda açıklama yaparak tehlikeye dikkat çekti. Gündoğdu, “Yıllardır bunları konuşuyoruz, komisyonlar kurduk, hükûmetler, sayısız bakanlar gitti, geldi ama sözde çalışmalarda kaldı bu işler.” açıklamasında bulundu.

 

Milletvekili Vecdi Gündoğdu, Çevre Komisyonunda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi, “Yine, Trakya, Marmara ve Ege'deki nehirlerimizin su kalitesi 4'üncü dereceye yani en çok kirli seviyeye yükselmiş ve özellikle Ergene'yle ilgili birçok defa konuşmalar yaptık, önergeler verdik, Mecliste tartıştık ama hâlâ bir sonuca ulaşamadık.

 

Yine, bilim insanlarımızın araştırmasına göre, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne'de her beş ölümden 1'i -bakın, her beş ölümden 1'i- ve yine, Kocaeli Dilovası'nda her üç ölümden 1'i ve yine, Antalya'da her on ölümden 1'inin sebebi kanser, değerli arkadaşlar. Yıllardır bunları konuşuyoruz, komisyonlar kurduk, hükûmetler, sayısız bakanlar gitti, geldi ama sözde çalışmalarda kaldı bu işler.

 

Ve baktığımızda, endüstriyel atıklar Marmara Denizi'ndeki balıklara, kabuklu canlılara bile zehirli kimyasal maddenin bulaştığına hep beraber şahit olduk. Hatta müsilajla ilgili, biliyorsunuz Sayın Bakanım, Marmara Belediyeler Birliğinin düzenlediği ve kıyısı olan tüm belediyelerin katıldığı toplantıda da ortak bir metne sizinle beraber imza da attık ama ben hâlâ orada çok da bir şey yapıldığını görmüyorum ve inanmıyorum da.

 

Şimdi, yine, bir teklifte böyle cezalar düşürülüyor. Cezalar düşünce bilemiyorum, Marmara daha mı temiz olacak? Az önce söylediniz ama bana göre olmayacak. Bakın, 1'inci maddedeki değişiklikle büyük tonajlı gemilere uygulanan ceza miktarları 2023 uyarlamaları nedeniyle, orantısız arttığı gerekçesine dayandığı iddia edilerek düşürülmeye çalışılıyor. Şimdi, Marmara Denizi'ndeki müsilaj, deniz kirliliği sorunu da göz önünde bulundurulduğunda, yaptırımların caydırıcı nitelik taşıması bize göre önemlidir; doğrusu da budur yani bana göre bunun aynı kalması daha iyidir diyorum.””
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/edirne-de-her-5-olumden-1-i-kanser-hastaligina-bagli-8737.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/edirne-de-her-5-olumden-1-i-kanser-hastaligina-bagli-8737.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/edirne-de-her-5-olumden-1-i-kanser-hastaligina-bagli-8737-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/02/edirne-de-her-5-olumden-1-i-kanser-hastaligina-bagli-8737.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/edirne-de-her-5-olumden-1-i-kanser-hastaligina-bagli/34261/</link>
			<pubDate>Thu, 02 Feb 2023 00:16:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GEÇMEYEN ÖKSÜRÜĞE MEYAN KÖKÜ ŞURUBU ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kış aylarında artan gribal enfeksiyonlarla birlikte geçmeyen inatçı öksüre karşı ilaçların yanı sıra alternatif ürünlerde şifa arayanlar meyan kökü şurubu,çam kozalak macunu ve kış çaylarında şifa bulmaya çalışıyor.

Kışın hastalıklardan doğal yollarla  korunmak isteyen  vatandaşlar ise çareyi; çam kozalak macunu, kış çayları ve meyan kökü şurubuna yoğun talep gösterdiğini ifade eden Aktar Gökhan Baras, “Meyan kökü şurubunun son dönemde vatandaşlar tarafından yoğun talep görüyor.Bu kış aylarında geçmeyen öksürüğe karşı verdiğimiz çam kozalak macunundan tutun kış çayları atom çayları ve bunlara  bir yenisi daha eklendi: Meyan kökü şurubu. Bunun içinde de zencefil, zerdeçal, keçiboynuzu ekstrası var. Meyan kökü zaten hem mideye hem de boğaz enfeksiyonlarına iyi gelen bir bitki. Onun şurubunu öksürük şurubu olarak veriyoruz. Geri dönüşleri gayet iyi. Aynı zamanda üşümeye de iyi geliyor. Soğuk havalarda da bunu kullananlar var. Çünkü içinde karabiber de var. Şimdilik tercih edilen bunlar. Şu anda meyan kökü şurubuna karşı talep yeni yeni oluştu. Çünkü geri dönüşleri iyi. En azından gece tutan öksürüklerde daha rahat uyku sağlıyor. Bulgar vatandaşların çok fazla ilgisi yok meyan köküne ama tabi onlarda çam kozalak şurubunu tercih ediyorlar. Bulgar vatandaşları tarafından bunlar daha ilgi görüyor. Yerli müşterimizin yanı sıra tabi Bulgar vatandaşların da talebini karşılıyoruz. Meyan kökü şurubunun fiyatı 100 lira şişe de yeterince büyük. İnsanlar bununla bir ay kadar idare edebilirler.” dedi.HABER:YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruge-meyan-koku-surubu-2896.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruge-meyan-koku-surubu-2896.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruge-meyan-koku-surubu-2896-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/gecmeyen-oksuruge-meyan-koku-surubu-2896.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/gecmeyen-oksuruge-meyan-koku-surubu/34205/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 07:15:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[VEREM EĞİTİMİ VE FARKINDALIK HAFTASI]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası" etkinlikleri kapsamında okul öncesi, ilkokul ve ortaokul yöneticilerine yönelik bilgilendirme eğitimi düzenlendi.

Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, müdürlüğün Arda Toplantı Salonu'nda düzenlenen programda verem hastalığı hakkında bilgiler verildi.

İl Sağlık Müdürlüğü Tüberküloz İl Koordinatörü Dr. Cem Terzi, hastalığın belirtileri, korunma uygulamaları ve tedavi süreçlerini anlattı.

Toplantıya, İl Milli Eğitim Müdürü Önder Arpacı, İl Sağlık Müdürü İshak Yıldırım ve okul yöneticileri katıldı.AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-7214.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-7214.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-7214-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-7214.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi/34173/</link>
			<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 00:28:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[KADINLAR SERVİKS KANSERİNE KARŞI BİLGİLENDİRİLDİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne'de kadınlar serviks (rahim ağzı) kanserine karşı bilgilendirildi.

 

Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Serviks Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Edirne Halk Eğitimi Merkezi Mimar Kemaleddin Salonunda seminer düzenlendi. Edirne Sağlık Müdürü Mustafa İshak Yıldırım'ın açılış konuşmasının ardından Sağlık Müdürlüğünde görevli Dr. Beyza Artar, kanser taramaları ile Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile ilgili sunum yaptı.

 

Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gizem Gencosman da serviks kanseri ile ilgili bilgi verdi. Halk Eğitimi Merkezinin önünde kurulan standa ise KETEM ve kanser taramaları ile ilgili broşür dağıtıldı, farkındalık oluşturması için katılımcılara yeşil renkli kurdele verildi. Katılımcılar taramalarını yaptırmak üzere hastaneye ve KETEM'e davet edildi. AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/kadinlar-serviks-kanserine-karsi-bilgilendirildi-3976.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/kadinlar-serviks-kanserine-karsi-bilgilendirildi-3976.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/kadinlar-serviks-kanserine-karsi-bilgilendirildi-3976-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/kadinlar-serviks-kanserine-karsi-bilgilendirildi-3976.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/kadinlar-serviks-kanserine-karsi-bilgilendirildi/34092/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 00:23:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[PSİKOLOG TERAPİST BETÜL ASLAN, “KIŞ DEPRESYONUNA DİKKAT”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

Kış aylarında en çok görülen ve yaz aylarına kadar süren depresyonla mücadele etmek için bir uzmana gidilmesi gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Terapist Betül Aslan, “Ruhsal bozukluklarda aynı bedensel bozukluklar gibi bir hastalıktır. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür böyle durumlarda mutlaka bir uzman danışmak en önemli şeydir. Kişiye telkinde bulunmamak gerekir.” Dedi.

 

Kışın özellikle havaların kapalı olması ile daha çok görülen depresyonla ilgili açıklamalarda bulunan Klinik Psikolog Terapist Betül Aslan, “Depresyon ruhsal bozuklukların arasında duygu durum bozukluğudur. Bu da elem keder, üzüntü yönünde duygunun giderek azaldığı değil arttığı bir dönem görmekteyiz. Depresyon genellikle kayıp duygusu ile birlikte gelir. Bu kayıp hissinden sonra yaşan üzüntü, elem ve kederin azalması değil atması sonucunda kişiler depresyon yaşar kişiler. Sonuçları ağır olan bir hastalıktır. Ruhsal hastalıklarda en ağır grupta diyebileceğimiz bir hastalıktır” dedi.

 

Depresyon belirtilerinin ise şu şekilde olduğunu anlatan Aslan; “ isteksizlik, ilgisizlik, suçluluk duygusu, iştahsızlık, uyku bozuklukları. Uyuyamama, hareketsizlik çökkün bir duygu durum görünmektedir. Kişi çabuk yorulur. Normalde çok enerjik olduğu halde o dönemde enerjisi yoktur çabuk yorulur. Hareketleri çok çok yavaşlamıştır. Ancak bunların tersi olan durumlarda olabilir. Kişinin yer değişikliği stresli yaşam olaylarına bağlı olarak bir uyum sürecinde olduğu bir dönemde atipik bir depresyon dediğimiz bir durumda yaşanabilir. Burada kişi aşırı yeme aşırı uyku gözlenir depresyonun tersi yönünde. Anacak bu kişi için stres kaynağı ortadan kalktığında depresyon kendiliğinden iyileşmektedir” dedi.

 

Mevsimsel depresyona dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Aslan; “ Birde mevsimsel depresyon var. Özellikle şuan kış aylarında bu dönemde başlayan ve yazın gelmesi ile birlikte azalan bir depresyon türüdür onun belirtileri de çok ağırdır. Kişi çok ağır ve zor yaşar. Kış ayı boyunca kendini eve içeri kapatır. Toplumdan izole eder. Belki hayatına devam edemeyecek boyutlara ulaşır. O yüzden tedavisi gereklidir. Onun için bir uzmanla görüşmek gerekir.” açıklamasında bulundu.

 

Depresyona giren kişilere nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgi veren Klinik Psikolog Terapist Betül Aslan,bu kişilere sen kalk sen yaparsın gibi şeyler iyi gelmeyecektir bu kişilere. Depresyon bir kolu kırılmış hastalığı gibi düşünebiliriz. Ona kalk yaparsın diye bilmek iyi gelmeyecek.  Senin araban var, her şeyin var gibi demek çok iyi gelmeyecektir. Böyle durumlarda böyle durumlarda mutlaka bir uzmana götürülmeli. Ruhsal bozukluklarda aynı bedensel bozukluklar gibi bir hastalıktır. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür böyle durumlarda mutlaka bir uzman danışmak en önemli şeydir. Kişiye telkinde bulunmamak gerekir.”dedi. HABER:CANAN KAYA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/psikolog-terapist-betul-aslan-kis-depresyonuna-dikkat-8155.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/psikolog-terapist-betul-aslan-kis-depresyonuna-dikkat-8155.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/psikolog-terapist-betul-aslan-kis-depresyonuna-dikkat-8155-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/psikolog-terapist-betul-aslan-kis-depresyonuna-dikkat-8155.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/psikolog-terapist-betul-aslan-kis-depresyonuna-dikkat/34089/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 00:20:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[LAZER TEDAVİSİ İLE HEMORİTTEN KURTULMAK MÜMKÜN]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son zamanlarda en yaygın hastalıklardan biri olan halk arasında basur yani hemoroit ile ilgili önemli açıklamalar yapan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Can Yakut, teknolojinin gelişmesi ile birlikte hemoroitten lazer tedavisi operasyonu ile 2-3 günde kurtulmanın mümkün olduğunu ifade etti.

 

Hemoroitti ile ilgili açıklamalarda bulunan Genel Cerrahi Uzmanı  Op. Dr. Mehmet Can Yakut; Halk arasında hemoroit veya basur oldum diye bilinen hemoridal damarsal yapıların özelliğini yitirerek şişmesi, kanaması, makatın dışına sarkması. Bu tür hastalarda öncelikle dört evreye ayırıyoruz. Birinci ve ikinci evrelerde saha çok ilaç tedavisi, üçüncü evrenin ilaç tedavisine cevap vermeyen kısmından sonra dördüncü evre hemoritlerde cerrahi tedavi yapıyoruz. Cerrahi tedavide bütün dünyada şuan teknolojinin de gelişmesi ile lazer teknolojisini bizde hastanemizde kullanmaktayız ve oldukça iyi sonuçlar alıyoruz. Lazerde ki amacımız bu bozulan damarsal yapının içine anestezi altında girip buradaki damar ağlarını yakmaya dayanıyor aslında. Burada çok fazla ısı enerjisi açığa çıktığı için buz tatbiki ile birlikte yapıyoruz bunu. Hastamıza sağladığı avantaj iyileşme dönemi ameliyat sonrası iki ya da üç gün sonrası olmasıdır”. 

 

Hemoroitte genetik mirasın etkili olduğu kadar fiziksel etkenlerinde neden olduğunu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Can Yakut, “Hemoroidal hastalıklar aileden aldığımız genetik mirasımızla etkili olmakla birlikte, fiziksel etkenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Buna kabızlık, şiddetli ishali, uzun süre ayakta kalmayı gebelik gibi karın içi basıncı artıran ve orada ki venez dönüşün engellenmesine yol açan fizyolojik durumları da sayabiliriz. Bir günde olan bir şey değil,yatkın kişilerde yıllar içerisinde hemoroidal yapıların bozulması gündeme gelebiliyor. Makat dışında hemoroit dışında daha iki üç tane ciddi rahatsızlık hatta bunlara kanseri de dahil edersek dört beş tane ciddi rahatsızlıklar olabiliyor. Makatında kanama, ağrı, şişlik şikayeti olan hastalarımızın sağdan soldan değil de, gelip bizim değerlendirmemizden geçmeleri ve bu hastalıkların ayırıcı tanılarının yapılıp doğru tedavilerin verilmesi açısında büyük önem taşıyor” dedi. HABER: YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/lazer-tedavisi-ile-hemoritten-kurtulmak-mumkun-332.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/lazer-tedavisi-ile-hemoritten-kurtulmak-mumkun-332.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/lazer-tedavisi-ile-hemoritten-kurtulmak-mumkun-332-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/lazer-tedavisi-ile-hemoritten-kurtulmak-mumkun-332.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/lazer-tedavisi-ile-hemoritten-kurtulmak-mumkun/34083/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 00:15:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“HASTANELERE BAŞVURU SAYISININ ARTIŞIYLA ÖVÜNÜLEMEZ, KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ ALARM VERİYOR”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği Edirne Tabip Odası tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Sağlık Bakanlığı'nı, "Health Türkiye" reklam sloganlarıyla özel sağlık sermayesi için sağlık turizmi peşinde koşmak yerine daha gerçekçi olmaya ve mevcut tablonun iyileştirilmesi konusunda sorumlu davranmaya davet ediyoruz” diye ifade edildi.

Türk Tabipleri Birliği Edirne Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi; “Bir sağlık sistemi, hastanelere başvuru sayısının artışıyla övünemez! Öncelikli olan hasta etmemektir!

Kanser tarama kitleri ve aşılarda yaşanan aksaklıklar, üreme sağlığı desteğinin kesilmesi, temel İLAÇLARIN YOKLUĞU HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR!

Bir sağlık sisteminde yıllık muayene ve tedavi edilen hasta sayısının çokluğu o toplumun sağlıklı olduğu anlamına gelmez.  Tam tersine, sistemin hasta olduğunu, insanları koruyamadığını gösterir.  Sağlık bakanı, sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısından övgüyle söz ediyor. Sayın Bakan acaba koruyucu sağlık hizmetlerinin durumundan ne ölçüde haberdardır?

KANSER TARAMA KİTLERİ YOK

Hastalıkları, örneğin kanser hastalığını tedavi etmek elbette önemlidir. Ancak daha önemlisi insanlar kanser olmadan veya  kanser ileri evrelere ulaşmadan  yakalamaktır ve bu birinci basamak sağlık hizmetlerinin görev ve sorumluluğu altındadır. Bu hem o hastaların sağlığı hem de sağlığın ekonomi-politiği açısından çok daha doğru ve çağdaş bir sağlık politikası yaklaşımıdır.

Ancak bugün en yaygın olan ve taramalarla en erken evrede yakalanabilen barsak kanseri ve rahim kanseri kitleri birinci basamakta bulunmamaktadır.

DOĞUM KONTROLÜ MALZEMELERİ YOK

Hacettepe Üniversitesi Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerine göre vatandaşlar, kullanılan doğum kontrolü malzemelerinin yarıdan çoğunu kamu sağlık kuruluşlarından ve özellikle de aile sağlığı merkezlerinden temin ediyorlar. Oysa pandemiden bu yana geçen üç yılda aile sağlığı merkezlerine bu malzemeler verilmemektedir. Bu durum, insanların alım gücünün bunca düştüğü bir dönemde her zaman olduğundan daha yakıcı bir sağlık sorununa yol açmaktadır.

AŞILAR YOK

Koruyucu sağlık hizmetinin en önemli yanlarından birisi olan bağışıklama hizmetlerinde, yani aşılamada da ciddi aksamalar yaşanmaktadır. Ulusal aşı takvimine HPV ve Rota virüs aşılarının eklenmesi gerekirken, halen verem, çocuk felci, hepatit B, tetanos gibi temel bebek ve çocuk aşılamaları dahi aksamaktadır. Geçen yılın sonunda başlayan bu soruna ne yazık ki henüz çözüm üretilememiştir.

ANTİBİYOTİKLER VE ONLARCA KALEM İLAÇ YOK

Koruyucu sağlık hizmeti bir yana, hastaların tedavisinin önünde de engeller bulunmaktadır.

Enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde yaygın kullanılan antibiyotikler, özellikle amoksisilin içeren şuruplar başta olmak üzere onlarca kalem ilaca erişilememektedir.

Bunun dışında, ilaç fiyatlarına yapılan son zamlarla ateş düşürücü şurupların fiyatının bile seksen beş lirayı bulması, halkın eczanelerde mevcut ilaçlara da ulaşımını engellemektedir.

Yüz yıl önce kuduz aşısı da dahil birçok aşıyı kendisi üreten Türkiye bugün bunları yaşamaya mahkûm değildir.

Sosyal Sigortalar Kurumunun ilaç fabrikalarını kapatanlar, bugün halkımızın amoksisilin içeren şuruplar gibi en temel ilaçlara bile erişimde yaşadığı sıkıntı karşısında en hafif ifadeyle, mahcubiyet duymuyorlar mı?

ŞEFFAFLIK YOK

Ülkemizde Kızamık Eliminasyon Programı çalışmalarıyla kızamık olgu sayıları 2007-2010 yılları arasında 10’u geçmemiştir, ancak 2011 yılından itibaren vaka sayılarında ciddi artışlar görülmeye başlanmış ve salgın oluşmuştur. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi Bildirimine göre 2019 yılı itibariyle Türkiye’de Kızamık vakaları 2094’e ulaşmıştır. Artan kızamık vakaları ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’ndan kamuoyunu aydınlatıcı bir açıklama bekliyoruz.

Biliyoruz ki ülkemizin koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, halkın sağlık hakkını teslim etmek noktasında başarılarla dolu bir geçmişi var, bu başarılarla bağdaşacak şekilde koruyucu sağlık hizmetlerinde politik istek ve iradenin oluşturulmasını talep ediyoruz. 

Mevcut sorunları kamusal sorumluluk gereği kamuoyuna duyuran ve çözüm için yetkilileri uyaran sivil toplum örgütü yöneticilerine soruşturma açarak, sorunu görünmez kılarak çözülmez.

Sağlık Bakanlığı'nı, "Health Türkiye" reklam sloganlarıyla özel sağlık sermayesi için sağlık turizmi peşinde koşmak yerine daha gerçekçi olmaya ve mevcut tablonun iyileştirilmesi konusunda sorumlu davranmaya davet ediyoruz. “HABER MERKEZİ
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/hastanelere-basvuru-sayisinin-artisiyla-ovunulemez-koruyucu-saglik-hizmetleri-alarm-veriyor-4303.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/hastanelere-basvuru-sayisinin-artisiyla-ovunulemez-koruyucu-saglik-hizmetleri-alarm-veriyor-4303.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/hastanelere-basvuru-sayisinin-artisiyla-ovunulemez-koruyucu-saglik-hizmetleri-alarm-veriyor-4303-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/hastanelere-basvuru-sayisinin-artisiyla-ovunulemez-koruyucu-saglik-hizmetleri-alarm-veriyor-4303.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/hastanelere-basvuru-sayisinin-artisiyla-ovunulemez-koruyucu-saglik-hizmetleri-alarm-veriyor/34055/</link>
			<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 02:51:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ARSLAN, “İNTERNETTEN ÖĞRENİLEN HER TEDAVİ DOĞRU OLMAYABİLİR”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son yıllarda internetin kullanımın artması ve covid -19 hastalığından dolayı da bir çok vatandaş sağlık kuruluşlarına gitmek yerine bir çok hastalığını internetten araştırır hale geldi. Genel Sağlık İş Edirne Şube Başkanı Özcan Arslan’da son zamanlarda yapılan yanlışlıklarla ilgili açıklamada bulundu.

Genel Sağlık İş Edirne Şube Başkanı Özcan Arslan, kafalarında soru işareti olan kişilerin soruların hekime sormak yerine Google’dan sorduğunu belirterek, Bizim hekimler olarak tavsiyelerimiz internetten araştırmak yerine sağlıkçılara başvurmanın daha güvenilir” dedi. 

Vatandaşların internet üzerinden kendi yaşadığı sıkıntıları, kendi rahatsızlıklarını, belirtilerini, şikayetlerini internete yazıp kendilerine hastalık aramaya başladığını ifade eden Arslan, “ Bu yanlış bir uygulama. Bu uygulamayla insanlarımızın hekimden çok internete mi güveniyor.Soru işaretlerini getirdi karşımıza. Neden? En son haftada karşımıza çıkan haberlerde bir vatandaşımız zayıflamak için kullandığı bir ilacı. Tam tersi etki ederekten karşısına çıktı.Sonucu daha da kötü olabilirdi. Bunları göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bizler hekimlerimizin yazdığı tanı ve tedaviye sonuna kadar güvenerek hareket etmemiz gerekiyor. Google'dan internet üzerinden yaptığımız araştırmalar. İnsanları psikolojik olarak etkileyeceğinden, psikolojik rahatsızlıkları tetikleyeceğinden, bunlara kendilerini kaptırmamaları gerekiyor. Internet üzerinden yapılan bir yanlış uygulama, hayati tehlikelere neden olabilir. Teknolojinin gelişmesiyle beraber her hasta internetten araştırma yapıyor. Bu zaten her zaman yanlışlar doğurabileceğini görüyoruz. Biz hekimlere her zaman güvensinler. Bu yüzden sözlerimi şu şekilde sonlandırmak istiyorum. Bizler Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün  söylediği; “Beni Türk Hekimlerine Emanet Edin” sözünü unutmayalım” dedi. 

HABER: MERT SOYLU 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/arslan-internetten-ogrenilen-her-tedavi-dogru-olmayabilir-1171.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/arslan-internetten-ogrenilen-her-tedavi-dogru-olmayabilir-1171.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/arslan-internetten-ogrenilen-her-tedavi-dogru-olmayabilir-1171-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/arslan-internetten-ogrenilen-her-tedavi-dogru-olmayabilir-1171.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/arslan-internetten-ogrenilen-her-tedavi-dogru-olmayabilir/33986/</link>
			<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 06:08:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TÜRKİYE’DE HER 10 KİŞİDEN 3 KİŞİ HİPERTANSİYON HASTASI]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dahiliye Uzmanı  Dr. Muhammet Emin Kızılcan, hipertansiyon hastalığının ülkemizde çok yaygın olduğuna dikkat çekerek, “ülkemizde 10 hastadan 3’ünde tansiyon hastalığı saptıyoruz” dedi.

 

 Hipertansiyon hastalığına en önemli etkenlerden olan tuz kullanımının 5 gramın atında olması gerektiğine ancak ülkemizde tuz kullanımın 7 gramın üzerinde olması hipertansiyon hastalığının artmasına ve beraberinde de kalp krizi, inme, böbrek yetmezliği gibi bir çok hastalığı da tetiklediğine dikkat çeken Özel Trakya Hastanesi  Dahiliye ( İç Hastalıklar) Uzmanı  Uzm. Dr. Muhammet Emin Kızılcan ; “Hipertansiyon hastalıkları bütün dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de  büyük bir sağlık sorunu. Dünyada yaklaşık 3 milyar insanda hipertansiyon hastalığı var. Bu da toplan insan nüfusunun yüzde 30’una tekamül ediyor. Bizim ülkemizde de her 10 sağlıklı insandan 3’ünde hipertansiyon hastalığı görülüyor. Dolayısı ile büyük bir halk sağlığı sorunu asında.

 

TUZ, 5 GRAMIN ÜSTÜNDE VE 3 GRAMIN ALTINDA KULLANILMAMALI 

Bunun kontrolünde takibinde dikkat edilmesi gereken uyulması gereken bazı hususlar var. Öncelikle bir hastada hipertansiyon sapladığımız zaman altta yatan bir sebep var mı yoksa da,Primer tansiyon hastalığımı. Yani bizim henüz etiyolojisi net olarak ortaya koyamadığımız ancak tedavisini yaptığımız hastalara bunu saptamaya çalışıyoruz öncelikle. Genelde anne de babada hipertansiyon hastalığı varsa giderek erken yaşlarda olmakla beraber daha ortaya ileri yaşlarda 30-40 yaşlarında sonra ortaya çıkıyor hipertansiyon hastalığı ve bu hastalarda öncelikle yaşam tarzı ile ilgili değişiklikler öneriyoruz. Ülkemizde ortalama tuz alımı günlük olarak  7 gramın üzerinde. Bunun 5 gramın altında olması gerekiyor dolayısı ile tuz tüketimini sınırlamak tansiyon kontrolü açısından önemli.

Tuz alımının 5 gramın altında tutulduğunda sistolik tansiyon dediğimiz halk arasında büyük tansiyon olarak bilinen değerlerde 10-20 mm civa basınç düşüşü olduğunu dolayısıyla tansiyonu kontrol altına alabildiğimizi biliyoruz. Tabii tuz kısıtlamasının da bir sınırı var ,3 Gramın altına düştüğü zaman kalple ilgili risklerini arttı kalp hastalıklarının daha fazla görüldüğü de gösterilmiş. Dolayısıyla ılımlı kısıtlama uyguluyoruz. Bundan fayda görmeyen hastalar maalesef ilaç tedavisi kullanmak durumunda kalıyorlar.

Elimizde birden fazla seçenek var günümüzde. Çeşitli tedavi seçeneklerimiz var.  Hastanın yaşına göre,diğer hastalıklarına göre tedavilerimiz var. diğer önemli konuda burada tedaviye uyum oluyor,hasta burada ilaçlarını düzgün bir şekilde kullanabilirse, bunu genelde biz tek ilaç tedavisi ile kontrol altına alabiliyoruz. Ancak bazı durumlarda çoklu tedaviler uygulamamız gerekebiliyor. Tabii tansiyon hastalıklarının kontrolsüz olduğunda,bir doktor gözetimi altında olmadığında ilaç kullanımına yeterli olmadığında ve tansiyonlar yüksek seyrettiğinde vücutta bazı istemediğimiz değişiklikler başlıyor. Uzun süreli tansiyon hastalarında,göz hastalıkları kalpla ilgili iskemik hastalıklar kalp krizi geçirme riski. İnme riski,böbrek yetmezliği  riski normal sağlıklı insanlara göre daha sık görüldüğünü biliyoruz. Tansiyon yüksek seyrettikçe bu risk artıyor.

2018'de yayınlanan Avrupa kardiyoloji ve hipertansiyon topluluklarının yayınladığı kılavuzulara göre; normal sınırlar 120/80 mm civa. 140/90mm civa arasında ki aralık normal yüksek aralık olarak adlandırılıyor.Burada tansiyonun tanısını nasıl  koyduğumuzda çok önemli hasta poliklinik kontrollerine geldiği zaman genelde tansiyonlarını burada ölüçüyoruz. Önceden ona göre tanı koyuyorduk. Halka arasında beyaz önlük tansiyonu olarak biline muayenehanede hastanın yüksek çıktığı ancak,normal yaşantısında aslında hipertansiyonu olmadığı durumlarda söz kosu olduğu için artık hem holter ölçümler 24 saatlik ölçümler. Hem de evde tansiyon ölçümleri ile bunu ayırabiliyoruz tanıyı daha sağlam koymamızı sağlıyor.

Gece holter ölçümlerle tansiyonlarını da hastanın tansiyon hastalığının şiddetini ve tansiyona bağlı kalp krizi ve inme riskinin boyutuyla ilgili bilgi vermesi açısından önemi . Normalde uykuya daldığımı zaman sitoluk de diyastoluk tansiyonların 10 milimetre civa kadar  düşmesi gerekiyor. Bu düşüşü gördüğümüz hastalarda risk daha az oluyor. Düşüş olmayan hastalarda inme riski ve  kalp krizi daha fazla oluyor .Biz de tedavimizi bu veriler ışığında şekillendiriyoruz. Kronik hastalıklarda gördüğümüz ek haftalıklarda tabii bu riski arttırıyor. Mesela hipertansiyon hastalığına bir diyabet hastalığının eşlik etmesi hastanın hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de görülecek komplikasyonların daha erken ortaya çıkmasına yada çıkığı zaman daha ağır olmasına sebep  oluyor. 

Tansiyon hastalığı hiçbir bulgu vermeden hastada seyredebiliyor. Dolayısı ile bizim için tanıda önemli husus tansiyon ölçümlerinin yapılması ya biz ölçeceğiz yada yüksek değer gördüğünde hasta doktora başvuracak. Ancak yüksek tansiyonda en sık gördüğümüz semptom baş ağrısı ve bulantı görme ile ilgili şikayetlerle de hastalar başvurabiliyor.Her hangi bir semptom yoksa da aslında aralık olarak tansiyon ölçümü yapılamasında fayda var. Çünkü ülkemizde 10 hastadan 3’ünde  tansiyon hastalığı saptıyoruz.”HABER:YEŞİM DRAMALI

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/turkiye-de-her-10-kisiden-3-kisi-hipertansiyon-hastasi-6048.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/turkiye-de-her-10-kisiden-3-kisi-hipertansiyon-hastasi-6048.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/turkiye-de-her-10-kisiden-3-kisi-hipertansiyon-hastasi-6048-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/turkiye-de-her-10-kisiden-3-kisi-hipertansiyon-hastasi-6048.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/turkiye-de-her-10-kisiden-3-kisi-hipertansiyon-hastasi/33868/</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jan 2023 07:04:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ALERJİ HASTALIKLARI BÖLÜMÜNDE 12 BİN 275 ÇOCUĞA HİZMET VERİLDİ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Bölümünde geçen yıl 12 bin 275 çocuğa hizmet verildi.

 

Çocuk İmmunolojisi ve Alerji Uzmanı Dr. Ali Demirhan, AA muhabirine, Tekirdağ'ın yanı sıra çevre iller ve yurt dışından da hasta kabul ettiklerini söyledi. 2022 yılında 12 bin 275 çocuğa hizmet verildiğini aktaran Demirhan, "Hastaneye tedaviye gelen aileler buradan memnun ayrılıyor. Çocuklara gerekli tedavileri uygulayarak sağlıklarına kavuşturuyoruz. Çocuklara en uygun tedavileri uygulamaya çalışıyoruz. Ailelerin buradan mutlu ayrılması bizleri de sevindiriyor." dedi

 

Hastaneye kızını getiren Şerife Gürman, Dr. Ali Demirhan ile tedaviye başladıktan sonra kızının yıllardır devam eden alerjisinin sona erdiğini ifade etti. Sürekli farklı hastanelere gittiğini ve çözüm bulamadıklarını belirten Gürman, "Kızımın doğduğundan beri rahatsızlığı vardı. Birçok doktora gittik ve bize bununla yaşamamız gerektiğini söylüyorlardı. Sürekli bu durumla karşılaşıyorduk. Daha sonra Ali Bey ile tanıştık. Uyuyamayan, sürekli kaşınan, her tarafı yara olan çocuğuma güzel bir tedavi uygulayarak çocuğumda inanamadığımız bir iyileşme gerçekleşti. Çocuğumda kaşınma uykusuzluk hiç bir şey kalmadı. " dedi.

 

Nagehan Öntaş da çocuğunun besin alerjisi olduğunu ifade ederek, "3-4 aydır tedaviye gidip geliyoruz. Hocamız besin testleri yapıyor ve şu an tedavimiz çok güzel gidiyor. Çocuğumun durumu gayet iyi." diye konuştu. Torununu hastaneye getiren Şükrü Balcı ise doktorun hasta takibinden ve hastane hizmetinden çok memnun olduklarını dile getirdi. AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/alerji-hastaliklari-bolumunde-12-bin-275-cocuga-hizmet-verildi-1456.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/alerji-hastaliklari-bolumunde-12-bin-275-cocuga-hizmet-verildi-1456.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/alerji-hastaliklari-bolumunde-12-bin-275-cocuga-hizmet-verildi-1456-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/alerji-hastaliklari-bolumunde-12-bin-275-cocuga-hizmet-verildi-1456.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/alerji-hastaliklari-bolumunde-12-bin-275-cocuga-hizmet-verildi/33852/</link>
			<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 06:30:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[VEREM EĞİTİMİ VE FARKINDALIK HAFTASI ETKİNLİKLERİ YAPILDI]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Sağlık Müdürlüğünce Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası etkinlikleri kapsamında bilgilendirme toplantısı yapıldı.

Müdürlükten yapılan açıklamaya göre, aile hekimlerine yönelik İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün konferans salonunda düzenlenen etkinlikte tüberküloz hastalığı hakkında bilgiler verildi.

İl Sağlık Müdürü İshak Yıldırım'ın açılış konuşmasıyla başlayan eğitimde, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Duygu Baş ve Trakya Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Görevlisi Ethem Yıldız birer sunum yaptı.AA
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinlikleri-yapildi-9783.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinlikleri-yapildi-9783.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinlikleri-yapildi-9783-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinlikleri-yapildi-9783.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinlikleri-yapildi/33842/</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jan 2023 07:37:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[AKUPUNKTUR İLE VERTİGODAN KURTULMAK MÜMKÜN]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Vertigonun genetik veya bir takım virüsler sonucu ortaya çıktığını ve kişinin günlük yaşam kalitesini düşürdüğünü ifade eden Akupunktur ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Dr. Nilgün Özönder, “Akupunktur tedavisi ile vücudun dengesinin sağladığımız için vertigoda da oldukça etkili bir tedavi yöntemidir” dedi.

Akupunkturun vertigo tedavisinde ki önemini anlatan Akupunktur ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Dr. Nilgün Özönder; “Vertigo özellik kadınlarda daha çok görülen çok ciddi olmayan ama etkileri insanın hayatının kalitesini düşüren bir hastalıktır. Vertigonun aslında çokta sebebi bilinmemektedir. Yapılan araştırmalar sonucu Vertigo bir takım virüsler tarafından yada genetik olarak geçtiği bilinmektedir.

 

Bizim bildiğimiz vertigo hastalığı,iç kulaktaki bir takım kristallerimizin oynaması ile maalesef dengemizi kaybedecek kadar  bir baş dönmesi beraberinde gelen mide bulantısı. Ve o kişinin hayat kalitesini ciddi anlamda düşüren bir rahatsızlık olarak biliniyor. Akupunktur vertigo rahatsızlığında da oldukça etkilidir ve bunu güvenle kullanıyoruz. Akupunkturun, bütün vücudun dengesini sağlamak gibi etkisi mevcuttur. Dolayısı ile iç kulaktaki kristallerimizin çeşitli sebeplerle, enfeksiyonlardan sonra bu kristallerin oynaması ile gelişen bir rahatsızlık olduğu için akupunktur vertigoda oldukça etkilidir.

 

Akupunktur ne yapıyor , bütün vücuttaki bütün dengeyi sağladığı için var olan ödemler varsa onları giderdiği için ve çeşitli enfeksiyonların daha çabuk geçmesini sağladığı için vücudun direncini artırdığından ve ayriyeten iç kulaktaki kristallerinde engel olacak etkiler gösterdiği için vertigoda oldukça etkilidir. Baş dönmeleri miden bulantıları vertigodan kaynaklanıyorsa büyük oranda geçmektedir. Akupunturda bütün tedaviler en 8-10 seans olmaktadır. Vücudun dengesini sağlamak için haftalık veya iki haftada yapılan seanslarla iki üç ay arasında tedavimiz sürmektedir”.

HABER: YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/akupunktur-ile-vertigodan-kurtulmak-mumkun-9046.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/akupunktur-ile-vertigodan-kurtulmak-mumkun-9046.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/akupunktur-ile-vertigodan-kurtulmak-mumkun-9046-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2023/01/akupunktur-ile-vertigodan-kurtulmak-mumkun-9046.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/akupunktur-ile-vertigodan-kurtulmak-mumkun/33728/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Jan 2023 00:40:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BU BELİRTİLER VARSA DİKKAT!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ÇOCUKLAR ÜÇLÜ SALGININ KISKACINDA

Üçlü salgın diye adlandırılan influenza hakkında ailelere uyarılarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Cesur Çınar, “Çocuklar geçmeyen öksürük, yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik gibi bulgularla geliyorlar. Bazen gözlerde çapaklanma bazen de ishal, bulantı, kusma eşlik edebiliyor.” dedi.

Çocuklarda özellikle artan salgın hastalıklarla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Gülay Cesur Çınar, “Çocuklarda yaşa göre vakalar değişiyor. En fazla gördüğümüz şu dönemde üçlü salgın diye bahsedilen, kovidle birlikte RSV ve influenzanın beraber görüldüğü virüs. Yaş durumuna göre çocuklarda en sık görülen enfeksiyon etkenleri değişiyor. Viral enfeksiyonlar bu yıl çok ön plana çıktı. 2 yaş altındakilerde daha çok RSV, okul çağında da daha çok influenza görüyoruz. Çok uzun geçmeyen öksürük, yüksek ateş ve çocuklarda belirgin baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik gibi bulgularla geliyorlar. Bazen gözlerde çapaklanma bazen de ishal, bulantı, kusma eşlik edebiliyor. 

 

Hastalarımızda evde ateş yönetiminde bazen sorunlar yaşayabiliyor aileler. En çok sorulan 39’a ateşi çıktığında ne yapmalıyız ne durumlarda hastaneye başvurmalıyız gibi birçok soru geliyor. Ateş bizim için 38.5’in üzerini kabul ediyoruz. Burada yapmamız gereken ilk önce çocuğu soymak, ılık uygulama yapmak. Asla soğuk uygulama yapmıyoruz. Kilosuna uygun, son bir ay içinde açılmış ateş düşürücü vermek ve ateş 4-6 saat sık devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kurumuna başvurmasını öneriyoruz. 

 

Halsizliği belirginse ve çocukta hasta görüntüsü varsa mutlaka ateşin derecesine bakmadan hemen başvurmaları gerekiyor. Ama canlıysa, günlük aktivitelerini yapabiliyorsa, beslenmesi iyi ise evde takip edebilirler.  Streptokok ağır vakalar çok geliyor. Bu bakteriyel enfeksiyon olması nedeniyle viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından mutlaka ayrılması gerekir. Bu nedenle hastaneye boğaz ağrısı, ateş gibi şikayetler olduğunda başvurmalıyız. 

 

İngiltere’de ölümcül streptokok A sonrası görülmüş durumda. Ancak net şekilde henüz bununla ilgili açıklama yok. Önceki yıllarda izolasyon nedeniyle görülmeyen birçok hastalık bu yıl maalesef ki görülüyor. 2019 sonrasında doğan çocukların hiç karşılaşmadığı influenza, RSV, streptokok A enfeksiyonu bu yıl kovidle beraber okullarda öncelikle kreşlerde olmak üzere büyük bir salgın oluşturdu. 

 

Aileler öncelikle koruma önlemlerini almaları gerekiyor. Küçük çocuklar, henüz hijyen bilgisi olmayan kreş dönemlerinde özellikle okullarda korunma önlemlerini almak biraz zor. O nedenle hasta çocukları göndermemek en doğrusu. Eğer korunma önlemlerini alabilecek, maske takabilecekse takabilen, el hijyenini sağlayabilen çocukları okula gönderebiliriz. Bu salgın dönemindeki en önemli şeylerden biri maske kullanımını yaygınlaştırmak olmalı. Bu konuda halkımızın desteğini bekliyoruz” dedi. HABER: YEŞİM DRAMALI
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/bu-belirtiler-varsa-dikkat-4940.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/bu-belirtiler-varsa-dikkat-4940.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/bu-belirtiler-varsa-dikkat-4940-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/bu-belirtiler-varsa-dikkat-4940.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/bu-belirtiler-varsa-dikkat/33492/</link>
			<pubDate>Mon, 19 Dec 2022 00:42:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TÜRKİYE'DE OBEZİTE GÖRÜLME SIKLIĞI ARTIYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Servet Altay, Türkiye'de, obezitenin görülme sıklığının arttığını söyledi.

 

Doç. Dr. Altay, AA muhabirine, obezitenin önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ifade etti. Dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşamın obezitenin gelişimini artırdığını anlatan Altay, obezite görülme yaşının çocukluk çağına kadar düştüğüne dikkati çekti.

Obezitenin insan yaşamını tehdit eden hastalıklar açısından risk faktörü olduğunu anlatan Altay, şunları kaydetti: "Avrupa ülkeleri arasında obezite görülme sıklığı en yüksek ülkelerdeniz. Obezite birçok hastalığın nedeni. Özellikle kalp hastalıkları, hipertansiyon, metabolizma bozuklukları, inme, uyku apnesi gibi insan sağlığını tehdit eden hastalıkların meydana gelmesinde obezite önemli bir risk faktörü. Son 12 yılda Türkiye'de obezite görülme sıklığı yüzde 70 arttı. Obezitesi olan insan sayısı son verilere göre 20 milyona yaklaştı. Bunların hepsi kalp krizi, inme, hipertansiyon ve kalp yetmezliği için aday hasta konumunda."

 

Doç. Dr. Altay, bireylerin vücut kitle endeksini hesaplayarak obezitesi olup olmadığını anlayabileceğini dile getirdi. Vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle hesaplamanın yapıldığını ifade eden Altay, "18,5-24 arası normal değer, 25-30 arası aşırı kilolu, 30'un üstü ise obez olarak kabul ediliyor." diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/turkiye-de-obezite-gorulme-sikligi-artiyor-2286.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/turkiye-de-obezite-gorulme-sikligi-artiyor-2286.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/turkiye-de-obezite-gorulme-sikligi-artiyor-2286-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/turkiye-de-obezite-gorulme-sikligi-artiyor-2286.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/turkiye-de-obezite-gorulme-sikligi-artiyor/33440/</link>
			<pubDate>Thu, 15 Dec 2022 00:40:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ŞEKER HASTALIĞI ADI KADAR MASUM DEĞİL]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Şeker hastalığının genetik olduğu gibi hareketsiz yaşam ve fast food tarzı beslenmelerden dolayı artığına dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı  Dr. Murat Ülgey, tedavi edilmediği takdirde tüm damarlarda hasarlara yol açtığı gibi,kalp krizlerine ve böbrek yetmezliklerine neden olduğunun altını çizdi.

 

Şeker hastalığı diğer bir adıyla diyabet hastalığı  ile ilgili önemli açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı  Dr. Murat Ülgey; “Diyabetes mellitus yani şeker hastalığı çağımızın, en önemli hastalıklarından birisidir. Kronik bir hastalık yani sürekli olan bir hastalık olan şeker hastalığı tüm vücuttaki etkileri ve yaptığı zararlar nedeniyle çok önemlidir. Tüm damarlarda hasara yol açan şeker hastalığı;kalp damarlarında hasar yaparak kalp krizlerine,  bacak damarlarında tıkanmalar ve zararlar yaparak ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi şikayetler bunun dışında da, böbrek damarlarında etki ederek böbrek yetmezliğine kadar giden ve diyalize kadar sürükleyen bir sürece sebep olabilmekte. 

 

Göz damarlarındaki yaptığı hasarları körlükle ne kadar yol açabilmektedir. Bu yüzden çağımızda özellikle beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve hareket kısıtlanması, hareket ağızlıkları sebebiyle şeker hastalığının bu zararları giderek artmaktadır. Fast food dediğimiz karbonhidrat ve şekerden zengin beslenme araçlarla her yere gidiş nedeniyle hareketlerin azalması bu hastalığın önemini ve zararlarını daha da arttırmaktadır. 

 

Şeker hastalığındaki ana bulgu ana şikayet hastanın ağız kuruluğundan şikayetçi bulunması, çok su içmesi ve özellikle de gece olmak üzere sık sık tuvalete gitmesidir. Bunun dışında vücutta meydana gelen kaşıntılar yaraların geç iyileşmesi, gibi şikayetlerde alt boyutta olabilmektedir. Özellikle de ailesinde şeker hastalığı bulunanlarda risk daha da artmaktadır. Bu tür durumlarda hastanın mutlaka en kısa sürede bir doktora başvurması, özellikle de açlık kan şekeri hemoglobin A1C dediğimiz 3 aylık ortalama şeker düzeyini gösteren tahlilin yapılması, hatta son dönemde insülin ve insülin direnci dediğimiz vücutta insülinin etkisinin azaldığı durumu gösteren değerlerinde mutlaka bakılması gerekmektedir.

 

Bu değerlerde ulaşabilecek yükseklikler ile tanı rahatlıkla konulabilmekte ve şeker hastalığı için mutlak ilaç gerekliliği olmaktadır. Sadece ilaç kullanımı değil, hastaların sıkı bir diyete girmeleri, artı egzersiz (Özellikle de biz bu durumlarda yürüyüşü tavsiye etmekteyiz) yapması şarttır. Bunun yanı sıra mutlaka kontrollerini de, düzenli bir şekilde yaptırmalarını önermekteyiz. Çünkü bazı ilaçlar bazı etkilerini farklı özelliklerde göstermektedir. O yüzden hasta ilacını kullanıp diyetini yapıp egzersizini yaparken mutlaka en az 3 ayda birde şeker kontrollerini yaptırması, yılda en az bir kere sinirlerle ilgili bir şeker hasarı olup olmadığının anlaşılması için bir nöroloji uzmanından değerlendirme alınması, yine en az yılda bir kere de bir göz doktoru tarafından şekerin gözle ilgili herhangi bir problem yaratıp yaratmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/seker-hastaligi-adi-kadar-masum-degil-5752.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/seker-hastaligi-adi-kadar-masum-degil-5752.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/seker-hastaligi-adi-kadar-masum-degil-5752-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/seker-hastaligi-adi-kadar-masum-degil-5752.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/seker-hastaligi-adi-kadar-masum-degil/33369/</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2022 00:21:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GEÇMEYEN ÖKSÜRÜĞE İYİ GELEN ÜRÜNLERDE SATIŞ PATLAMASI YAŞANIYOR]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bağışıklığı güçlendirdiği için pandemi döneminde vatandaşın gözdesi olan kozalak ürünlerine kış aylarında da ilgi yoğun oldu. Çam kozalağı ürünleri satan Neslihan Atakanı, ürünlerin kuru öksürüğe şifa olduğunu söyledi.
Çam kozalaklarının uzun süre kaynatılmasıyla elde edilen kozalak pekmezi, kozalak şurubu, kozalak macunu ve kozalak özü vücutta mikrop ve enfeksiyon oluşmasını engelliyor. Faydaları saymakla bitmeyen doğal ürünler, akciğerleri temizleme özelliğiyle son dönemlerin gözdesi haline geldi.
Edirne’de uzun yıllardır organik ürünlerin satışını gerçekleştiren ve halk arasında ‘Organik Abla’ olarak tanına Neslihan Atakanı, çam kozalağı ürünlerinin faydaları hakkında açıklamalarda bulundu. Özellikle çocuklarda artan öksürük şikayetlerine bu ürünlerin çok faydalı olduğunu anlatan Atakanı, izlenimlerini anlattı.
Öksürüğü geçmeyen vatandaşların bu ürünleri kullanmasıyla hemen şifa bulduğunu kendisine anlattıklarını belirten Atakanı, ilk kullanımda öksürüğün kesildiğini söyledi. Kreş ve anaokuluna giden çok sayıda çocukta şuan gribal enfeksiyon bulunduğunu anlatan Atakanı, 2 yaş üzere bireylerin bu ürünleri kullanabileceğini vurguladı.
Atakanı, “Çam kozalağı ürünlerini kullanan kişiler öksürüğün kesildiğini belirterek hemen beni arıyor. Tamamen doğal olan bu ürünler, tam bir şifa deposu. Akciğerleri koruyan ve güçlendiren bu ürünlerin, hasta olmadan kullanılması çok daha önemli.”dedi. HABER:CANAN KAYA
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gecmeyen-oksuruge-iyi-gelen-urunlerde-satis-patlamasi-yasaniyor-2058.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gecmeyen-oksuruge-iyi-gelen-urunlerde-satis-patlamasi-yasaniyor-2058.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gecmeyen-oksuruge-iyi-gelen-urunlerde-satis-patlamasi-yasaniyor-2058-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gecmeyen-oksuruge-iyi-gelen-urunlerde-satis-patlamasi-yasaniyor-2058.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/gecmeyen-oksuruge-iyi-gelen-urunlerde-satis-patlamasi-yasaniyor/33324/</link>
			<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 04:01:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ANİ HAVA DEĞİŞİMLERİ ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINI ARTIRDI]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Ekuklu:
"Çok ani hava değişimleri yaşıyoruz. Hava durumundaki değişiklik başta virüsler olmak üzere mikroorganizmaların, yani mikropların insanlara bulaşmasını kolaylaştırıyor"
"Kovid-19'dan korunmak için maske, mesafe ve hijyene oldukça dikkat ediyorduk, bu hastalıktan korunurken gribal enfeksiyonlardan da korunmuştuk"
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Ekuklu, ani hava değişikliklerinin üst solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığını söyledi.
Prof. Dr. Ekuklu, AA muhabirine son günlerde üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında artış gözlemlendiğini ifade etti.
Bulaşın arttığını belirten Ekuklu, "Çok ani hava değişimleri yaşıyoruz. Hava durumundaki değişiklik başta virüsler olmak üzere mikroorganizmaların, yani mikropların insanlara bulaşmasını kolaylaştırıyor." dedi.
Ekuklu, Kovid-19 tedbirlerine bağlı olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarının son 2 yılda daha az görüldüğünü anımsattı.
"ŞİKAYETLER ARTTI"
Son dönemde halsizlik, öksürük ve burun akıntısı gibi şikayetlerin arttığını anlatan Ekuklu, şunları kaydetti:
"Kovid-19'dan korunmak için maske, mesafe ve hijyene oldukça dikkat ediyorduk, bu hastalıktan korunurken gribal enfeksiyonlardan da korunmuştuk. Bu yıl artık Kovid-19 tedbirleri kalktı. Havalardaki ani değişiklik, sıcaklıkların azalması nedeniyle kapalı alanlarda vakit geçirme süresinin artmasıyla doğal olarak enfeksiyonlarda artış yaşıyoruz.
Havaların daha da soğuması virüs ve bakterilerin insanlara bulaşmasını kolaylaştıracak, bu sürecin mart ayına kadar devam etmesini öngörüyoruz. Tabii en büyük risk çocuklar. Okullarda kapalı alanda kalabalık halde bir arada bulunuyorlar. Birinin hasta olmasıyla birlikte öksürmesi ve hapşırmasıyla hastalık diğer arkadaşlarına da bulaşıyor. Onlar da okuldan alıp ailelerine getiriyorlar."
TEDBİRLERE UYUM BULAŞIN ÖNÜNE GEÇİYOR
Prof. Dr. Ekuklu, herkesin bireysel sorumluluk üstlenerek tedbir alması ve bulaşın en aza indirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Kış aylarında maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uyulması önerisinde bulunan Ekuklu, şöyle devam etti:
"Virüsler bazı ortamlarda yaşayabiliyor. Masaların, sandalyelerin normal deterjanla temizlenmesi gerekiyor. Havlu ve benzeri ortak kullanım eşyalarını ortak kullanmamamız gerekiyor. Evlerin ve kapalı ortamlarda çalışıyorsak buraların belirli periyotlarda havalandırılması gerekiyor. Hasta olan kişilerin kendilerini izole etmesi gerekiyor. Maske takılması, el hijyeni ve mesafe gibi Kovid-19'da önerdiğimiz tedbirleri bugün de öneriyoruz.
Bu önlemlerin yanı sıra sağlıklı ve dengeli beslenmek gerekiyor. C vitamini tüketimine dikkat etmeliyiz. Günde 1,5-2 litre sıvı tüketmeliyiz. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeliyiz. Sağlıklı ve dengeli beslenip önlemlere de dikkat edersek bu mevsimi atlatmış olacağız."
GRİP AŞISI TAVSİYESİ
Ekuklu, özellikle risk grubundakilerin grip aşılarını yaptırmaları tavsiyesinde bulundu.
Sağlık Bakanlığının risk grupları için aşıları ücretsiz tanımladığını ifade eden Ekuklu, "Grip aşılarının içerisinde bir önceki yıl dünya genelinde salgın yapmış virüsler seçiliyor ve yeni bir aşı geliştiriliyor. Grip aşısı yapıldığı halde gribe yakalanabiliriz ama risk gruplarında, çocuklarda ve yaşlılarda hastalığın ağır geçmemesi, hastaneye yatışları ve ölümden koruması bakımından grip aşısı çok önemli. Bu Kovid-19 aşısından farklı, söz konusu olan mevsimsel grip için geliştirilen aşı." diye konuştu.AA
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ani-hava-degisimleri-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-artirdi-2735.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ani-hava-degisimleri-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-artirdi-2735.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ani-hava-degisimleri-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-artirdi-2735-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ani-hava-degisimleri-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-artirdi-2735.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/ani-hava-degisimleri-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarini-artirdi/33322/</link>
			<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 04:00:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÇOCUKLARDA ARTAN GRİBAL ENFEKSİYONA DİKKAT!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Adil Yılmaz, özellikle boğaza yerleşerek küçük çocuklarda son derece tehlikeli olan bir virüsün olduğunu belirterek, önemli açıklamalarda bulundu. Tedavi edilmediği zaman kalp, böbrek ve solunum yollarında ciddi hasarlara yol açabilen mikro organizma olduğunu ifade eden Yılmaz, kapalı alanlarda mutlaka maske takılması gerektiğini söyledi.
Son günlerde artan gribal enfeksiyonlarla ilgili açıklamalarda bulunan Özel Trakya Hastanesi Laboratuar sorumlusu Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Adil Yılmaz; “Son günlerde gribal enfeksiyonlar söz konusu. Yurdumuzda çok yaygın olduğu gibi Edirne’de de çok yaygın. Müracaat eden hasta sayıları da çok fazla, biz bunlarla ilgili tedbirlerimizi de aldık. Gribal enfeksiyonların etkenlerinden olan hemofilin İnfluenza virüsü çoğul bakteri diye tabir edilir ama özellikle boğaza yerleşerek küçük çocuklarda son derece tehlikeli olan bir virüs. En azından teşhisi tedavisi olan bir rahatsızlık. Tedavi  edilmediği zaman kalp, böbrek ve solunum yollarında ciddi hasarlara yol açabilen mikro organizma. Bunların tespitlerini de yapıyoruz burada. Bütün virüslerin testlerini burada yapıyoruz. Pozitif vakalarda görülmektedir.  Hekimlerimizle uyumlu şekilde çalışmalarımızı sürdürerek başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Alınan neticelerle hastalarımız şifa bulmaktadır.”
Özellikle kapalı alanlarda maske takılmasının önemine değinen Dr. Yılmaz; “Bütün bunların sonucunda, geçmişte çok büyük bir koronavirüs salgını atlattık ama halada devam etmekte. Maalesef tedbirlerimizi aksattık. Gerek gribal enfeksiyonlarda, gerekse koronavirüs konusunda en azından kapalı alanlarda maskelerimizi takalım birbirimizi koruyalım, kimse kimseye bulaştırmasın. Önlemlerimizi alırsak çok daha faylı olacaktır. RSV virüs ve İnfluenza salgınları son bahar aylarında başlayıp bahar aylarının sonuna kadar devam etmektedir.”
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/cocuklarda-artan-gribal-enfeksiyona-dikkat.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/cocuklarda-artan-gribal-enfeksiyona-dikkat.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/cocuklarda-artan-gribal-enfeksiyona-dikkat_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/cocuklarda-artan-gribal-enfeksiyona-dikkat.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/cocuklarda-artan-gribal-enfeksiyona-dikkat/33313/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Dec 2022 00:10:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[EVCİL HAYVANLARA ÇİP TAKILACAK ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Trakya Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanı Polat Türkoğlu, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın almış olduğu karar neticesinde kedi, köpek ve gelinciklere 31 Aralık 2022 tarihine kadar çip takılması gerek” açıklamasında bulundu.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ‘Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği’, 22 Nisan’da Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Evcil hayvan bakanlar 31 Aralık 2022 gününe kadar çip taktırma son gün olarak açıklanmıştı.
Trakya Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanı Polat Türkoğlu, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın vermiş olduğu karar neticesinde 31 Aralık 2022 son olmak üzere kedi, köpek ve gelinciklere çip takılarak ve kayıt altına alınması ile ilgili bir düzenleme yapıldı. İnsanların ve hayvanların bir şekilde eşleştirilerek bakanlık sisteminde bu kaydın sabit tutulması amaçlanıyor. Onun içinde hayvanlar ve hayvan sahipleri açısından bu işin çok faydalı olduğunu düşünüyorum” dedi.
TARİH UZATILMASI İÇİN TALEPLERİMİZ OLDU
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın vermiş olduğu karar neticesinde 31 Aralık 2022 son olmak üzere  kedi, köpek ve gelinciklere mikro çip takılarak ve  kayıt altına alınması ile ilgili bir düzenleme yapıldı. Bu düzenlemeyle ilgili çalışmalarımız devam ettiğini ifade eden Türkoğlu, “ Süreç biraz hızlı ilerliyor. Tahmin edilen sayıların üzerinde daha çok taleple karşılaşılıyor. Bu talep aslında bizim açımızdan da, hayvan sahipleri açısından da gayet real bir şekilde ilerliyor. Mikroçip ve karne tedarikinde yetkilendirilen merciler sadece bize tedarik kısmında yardımcı olmuyorlar. Onun haricinde bir problemimiz yok.
Tarihin uzaması konusunda talepler var. Diğer bölgelerde de talepler oluyor. Merkez konseyimizde bu talepleri dikkate alarak bakanlık nezdinde girişimlerde bulundular. Net tarihi ile ilgili bir belirti yok. Şuan tedarik sorunun çözüle bilmesi için sürenin 6 ay daha uzatılması talebimiz var” dedi.
EVCİL HAYVANLARI DIŞARI ATAMAYACAKLAR
İnsanların ve hayvanların bir şekilde eşleştirilerek bakanlık sisteminde bu kaydın sabit tutulması amaçlandığını ifade eden Türkoğlu, “Onun içinde hayvanlar ve hayvan sahipleri açısından bu işin çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Sistemin yürürlüğe girmesi ve aktif halde kullanılması biraz süreç alacaktır. Sürecin sonunda bizler dostlarımıza evlerimizi açtık.
Evlerimizde onlarla birlikte yaşıyoruz. Olası bir kaybolma durumunda ve evcil bir dostumuzun bir veteriner kliniğine getirilmesi halinde mikroçip okutulmasıyla onun üzerindeki bilgilerden hayvanın sahibine ulaşma şansımız olacak. En çok yazlık bölgelerde karşılaştığımız  bir problem var.Genellikle hayvan sahiplerimiz evcil dostlarıyla gidiyorlar.Ancak bazen geri götürmeyi unutabiliyorlar. Bunu tabi iyi niyetli olarak söylüyorum. Bunların önüne geçilecek. Çünkü hayvanın kime ait olduğu okutulan çip üzerinden ortaya çıkacak” diye konuştu.
HABER: MERT SOYLU 
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/evcil-hayvanlara-cip-takilacak.png</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/evcil-hayvanlara-cip-takilacak.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/evcil-hayvanlara-cip-takilacak_t.png"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/evcil-hayvanlara-cip-takilacak.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/evcil-hayvanlara-cip-takilacak/33307/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Dec 2022 00:05:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GIDADA GİZLİ TEHLİKE PESTİSİT ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gıda Güvenilirliği ile ilgili endişelerimiz her gecen gün artmakta pek çok hastalığın temelinde beslenmenin olduğu konu uzmanları tarafından anlatılmaktadır.
Pestisitler tarımsal ürünlerde zaman zaman kalıntılara neden olduğunu ifade eden Ziraat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Erdoğan Yanılmaz, “İhraç ettiğimiz ürünler arasında sınır kapılarından döndüğünü ürünleri fark etmeyiz. Vatandaş olarak bunlardan sağlık bir şekilde korunmak için özellikle yaş ve meyveleri bol miktarda su ile yıkamalıyız” dedi.
KALINTILARA NEDEN OLABİLİYORLAR
Tarımsal ürünlerde kalıntının önlenmesine yönelik olduğunu dile getiren Yanılmaz, “Üllke olarak bitkilerde ekonomik kayıplara neden olan hastalık ve zararlı yabancı otlardan korunmak amacıyla uygulanan bitki korunma önlemleri değişik içermesine rağmen en yoğun kullanılan yöntem pestisitlerin yer aldığı kimyasal mücadeledir.Pestisitler tarımsal ürünlerde zaman zaman kalıntılara neden olmaktadır. İhraç ettiğimiz ürünler arasında sınır kapılarından döndüğünü ürünleri fark etmeyiz. Vatandaş olarak bunlardan sağlık bir şekilde korunmak için özellikle yaş ve meyveleri bol miktarda su ile yıkamalıyız. Suyun içerisine karbonatı koyarak 15-20 dakika bekleterek bunların pestisitlerden arınmasını sağlamalıyız” dedi.
BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİME DAYANIYOR
Gıdalarımızın kaynağı bitkisel ve hayvansal üretime dayanmakta olduğunu ifade eden Yanılmaz, “Hızla artan nüfus yoğunluğu gıdaya olan talebin artması tarımsal üretimde birim alandan daha fazla ürün elde etme isteği ayrıca hastalık ve zararlı organizmalardan kaynaklanan ürün kaybını azaltmak için kimyasal gübreler, hormon ilaçları, pestisitler üreticiler tarafından kullanılmaktadır. Kimyasal mücadelede kullanılan bitki koruma ürünlerinin, ruhsatlı olması etken maddesi, yasaklı olup olmadığı ve usulüne uygun kullanılması insan ve çevre toprak sağlığı için önemlidir. Kimyasal mücadelede kullanılan pestisitler yüksek öldürme etkisine sahip kimyasallardır kullanırken usulüne uygun (reçeteye uygun) şekilde kullanmazsak sağlığımız acısından tehlikeli olabilir. Pestisit kalıntısına maruz kalabiliriz” diye konuştu.
HABER: MERT SOYLU 
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gidada-gizli-tehlike-pestisit.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gidada-gizli-tehlike-pestisit.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gidada-gizli-tehlike-pestisit_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/gidada-gizli-tehlike-pestisit.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/gidada-gizli-tehlike-pestisit/33285/</link>
			<pubDate>Wed, 07 Dec 2022 00:22:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DEPRESYON VE PANİK ATAKTAN AKUPUNKTURLA KURTULMAK MÜMKÜN]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günümüzde çeşitli faktörlere artan depresyon ve panik  atak gibi ruhsal sorunların artık akupunkturla tedavi etmenin mümkün olduğunu belirten Edirne’de hizmet veren Akupunktur ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Dr. Nilgün Özönder, önemli açıklamalarda bulundu.
Depresyon ve panik atak gibi ruhsal sorunlara akupunkturun faydalarını anlatan Akupunktur ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Dr. Nilgün Özönder; “Depresyon günümüzün en önemli rahatsızlıklarından biri maalesef. Hayatın zor koşullarından hayatta kalmaya çalışmak gerçekten herkes için zor olduğunu bizlerde biliyoruz. Bizde tabi ki, Akupunktur uzmanı olarak bu duruma destek olmaya çalışıyoruz. Akupunktur depresyon tedavisinde oldukça etkilidir. Neden etkilidir? Çünkü,akupunkturun en büyük etkilerinden bir seretonin ve endorfin dediğimiz beynimizde ki doğal mutluluk hormonlarını artırmasıdır. Ve aynı zamanda stres hormonunu azaltmasıdır. Stres ve adrenalini azaltmakta diğer taraftan da mutluk hormonlarımızı artırmaktadır. Depresyon zaten bu hormonların ciddi anlamda düşmesi ile ortaya çıkmaktadır. Herkeste tabiki bir mutsuzluk  ve depresyon vardır ama bu hormonlar serotonin endorfin olsun bu tarz hormonlarımızın  ciddi anlamda miktarı düştüğünde,sadece depresif hisler değil çok daha ileri boyutta,evden çıkamama,kendine bakımın azalması hatta çalışamama gibi durumlar ortaya çıkıyor buna ğır depresyon diyoruz. Bu derceye gelmeden  mutlaka kendini kötü  hisseden herkes,stresli,anksiyete dediğimiz panik atak  dediğimiz ilk aşamalarında  bunların ve gençlerde daha fazla olmaktadır. Genç kadın ve erkeklerimizin akupunktur gibi tamamıyla zararı olmayan bir yöntem uygulayarak bu işin ilerlemesine hep beraber engel olmalıyız”dedi. HABER: YEŞİM DRAMALI
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/depresyon-ve-panik-ataktan-akupunkturla-kurtulmak-mumkun.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/depresyon-ve-panik-ataktan-akupunkturla-kurtulmak-mumkun.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/depresyon-ve-panik-ataktan-akupunkturla-kurtulmak-mumkun_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/depresyon-ve-panik-ataktan-akupunkturla-kurtulmak-mumkun.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/depresyon-ve-panik-ataktan-akupunkturla-kurtulmak-mumkun/33243/</link>
			<pubDate>Mon, 05 Dec 2022 00:09:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[EBEVEYNLERE ÖNEMLİ UYARI:  “BAZI OYUNCAKLAR SALDIRGANLAŞTIRIYOR”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirneli Psikolog Gizem Ürek, bazı oyuncakların çocukları saldırganlaştırdığını belirterek, bu tip oyuncakların evlerde, bakımevlerinde ve kreşlerde bulundurulmaması gerektiğini ifade etti.
Bazı oyuncakların özellikle erken çocukluk dönemindeki (0-6 yaş) çocukları şiddetli bir şekilde etkilediğini ifade eden Psikolog Gizem Ürek, bu oyuncakların çocukları korkuttuğunu, kaygılandırdığını ve kendine bağladığını söyledi.
Korkutucu oyuncaklarla oynayan çocukların oyuncağın görüntüsü yüzünden yalnız kalmaktan korkar hale geldiğini vurgulayan Ürek, “Çocuklarda yalnız kalmaktan korkma, alt ıslatma, uyku problemleri, uyum problemleri ve özellikle saldırganlık görülmektedir.” dedi.
Bu oyuncakla oynayan çocukların saldırganlaştığını anlatan Ürek, “Çocuklar bu oyuncağı ve aynı zamanda bu oyuncağın yanına bir şeyler çizerken daha saldırgan kalem darbeleri yapmaktadır. Çizimler keskin ve sert hatlı olmaktadır.” açıklamasında bulundu.
Oyun adı altında çocukların birbirlerine zarar verdiğini öne süren Ürek, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi, “Bildiğimiz gibi oyuncağın kollarını arkadaşının boynuna doluyorlar (sözde sarılıyor) ancak bir taraftan da oyuncağı çekiyorlar. Bu şekilde arkadaşına zarar veriyorlar. Bu oyuncak hiçbir şekilde öğretici değildir. Evlerde, bakımevi, kreş gibi yerlerde bulundurulmaması gerekiyor.”
Ürek, “Çocuğun yaşına uygun oyuncaklar tercih edilmelidir. Ebeveynler uygun olan ve uygun olmayan oyuncakları tanımalı, bu oyuncakların farkına varmalıdır. Diğer çocuklarda var diye ebeveynler bu oyuncağı ve buna benzer oyuncakları çocuklarına almamalıdır. Ebeveyn ve kurumlardaki eğitimcilerden isteğimiz, bu oyuncağı evden, kurumdan yani çocuğun hayatından çıkarmaları. Ebeveyn ve eğitimcilerin uygunsuz oyuncakları tanımalarını istiyoruz.” dedi. HABER:ZEHRA GÖKMEN
 
 
 
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ebeveynlere-onemli-uyari-bazi-oyuncaklar-saldirganlastiriyor.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ebeveynlere-onemli-uyari-bazi-oyuncaklar-saldirganlastiriyor.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ebeveynlere-onemli-uyari-bazi-oyuncaklar-saldirganlastiriyor_t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/ebeveynlere-onemli-uyari-bazi-oyuncaklar-saldirganlastiriyor.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/ebeveynlere-onemli-uyari-bazi-oyuncaklar-saldirganlastiriyor/33208/</link>
			<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 00:46:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[KILIÇCIGİL “İLAÇ YOKLUĞU SAĞLIĞI TEHDİT EDER BOYUTA VARDI”]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Eczacı Odası Başkanı Ecz. Gürkan Kılıçcıgil, “Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu çok büyük bir ilaç yokluğu sıkıntısı var ve bu sıkıntı artık bugün vatandaşlarımızın sağlıklarını tehdit eder boyuta vardı.” açıklamasında bulundu.
Kılıçcıgil, açıklamasında şu düşüncelerde olduğunu söyledi, “Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu çok büyük bir ilaç yokluğu sıkıntısı var ve bu sıkıntı artık bugün vatandaşlarımızın sağlıklarını tehdit eder boyuta vardı. Bulunamayan ilaçlar konusunda eczaneler olarak kendi aramızda paylaşımlar yapıyoruz ama özellikle nöbetçi eczanelerimizde çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Belli nüfus oranlarına göre nöbetçi eczaneler bırakıyoruz ve nöbetçi eczanelerimizle özellikle reçeteli ilaçlar konusunda hizmet veriyoruz. Burada çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. En basit çocuk şurupları, öksürük şurupları, antibiyotikler bulunamıyor. Saydığım bu kalemler bizlerin en yoğun olarak verdiğimiz ilaçlar.  Bununla ilgili biz çözüm önerilerimizi defalarca aktarmamıza rağmen bugüne kadar yetkililerden herhangi bir adım göremedik. Biz Edirne Eczacı Odası olarak nöbetçi eczanelerimizin sayısını arttırarak en azından o alanda mevcut eczanelerin stoklarını arttırmak istiyoruz. Tabi bu ne kadar çözüm olacak bunu bilmiyoruz ama en azından bizler, vatandaşlarımızın yaşadığı bu sıkıntıyı çözmek için bir adım atıyoruz.
İlaçlarda Sağlık Bakanlığı tarafından bir Euro kuru belirlenir ve ilaç fiyatları belirlenen kur üzerinden hesaplanır. Bugün için Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği Euro kuru, 7 lira 86 kuruş. Ancak bir ilacın üretimindeki temel giderlerin en büyüğü ithal ürünlerden oluşuyor. Özellikle ilaç hammaddeleri, ilacın yanında kullandığımız yardımcı maddeler, hatta ilacın ambalajlanmasında kullanılan ürünlerin hemen hemen hepsi dövize bağlı ürünlerdir. Bundan dolayı ilaç fiyatı belirlenirken Euro kuru bizim için çok önemlidir. Ancak bu belirlenen Euro kuru artık gerçeklikten çok uzaklaşmaya başladı. 19 lira 50 kuruş seviyelerinde olan Euro kuru ile 7 lira 86 kuruş olarak belirlenen Euro kuru arasında çok büyük bir makas var. Bundan dolayı da ilaç üreticileri büyük bir sıkıntı içerisindeler. Yaklaşık 1 ay önce bir üreticiyle görüşme gerçekleştirdim. Üretici, artık bunun sürdürülemez bir durum olduğunu ve bu şekilde devam ederse ilaç üretemeyeceğinden bahsetti. Sağlık Bakanlığı yetkililerinin; ilaç üreticileri ve ilaç ithalatçılarıyla bir an önce Türk Eczacılar Odaları Birliği yetkililerinin de bulunduğu bir masada buluşarak, bir an önce bu duruma çözüm geliştirmesi gerekiyor. İlaçlardaki Euro kuru güncellemesi genel olarak Şubat ayının ortalarında yapılıyor. Yani bugünden itibaren yaklaşık 2,5 aylık bir zamanımız daha var. Bizim bu şekilde devam etmemiz mümkün değil. Üzülerek söylemek isterim ki; bununla beraber vatandaşlarımız çok büyük sağlık sorunları yaşayacak. Bugün için epilepsi, tansiyon, diyabet ve kanser hastalarında çok büyük sorunlar yaşıyoruz. İthal ürün bulmakta çok zorlanıyoruz. Bunların artık hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması lazım. Hastalarımız eczane eczane gezerek ilaç aramak zorunda kalıyorlar. Bu konuda çok büyük bir sıkıntı var.”HABER:YEŞİM DRAMALI
 ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/kiliccigil-ilac-yoklugu-sagligi-tehdit-eder-boyuta-vardi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/kiliccigil-ilac-yoklugu-sagligi-tehdit-eder-boyuta-vardi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/kiliccigil-ilac-yoklugu-sagligi-tehdit-eder-boyuta-vardi_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.edirnegazetesi.com.tr/images/haberler/2022/12/kiliccigil-ilac-yoklugu-sagligi-tehdit-eder-boyuta-vardi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.edirnegazetesi.com.tr/kiliccigil-ilac-yoklugu-sagligi-tehdit-eder-boyuta-vardi/33202/</link>
			<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 00:40:17 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>