DERS ALMAK GEREK
ALİ İHSAN GÜRCİHAN

ALİ İHSAN GÜRCİHAN

Ali İhsan Gürcihan

DERS ALMAK GEREK

24 Ekim 2018 - 04:18

Hepimizin bildiği gibi Birinci Dünya Savaşına girişimiz Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getirmiştir. Rusya ile nerede ise aralıklı olarak yüzyıl süren savaşlardan ve Balkan Savaşlarından yorgun düşmüş, kaynakları tükenmiş bir imparatorluğun, bazı kişilerin doymak bilmeyen hırs ve ihtirasları yüzünden savaşa girmesi büyük toprak kaybının yanı sıra Rumeli ve Anadolu insanımızın da telef olmasına neden olmuştur.

Harbe girişimiz,  Enver Paşa üzerinden değişik şekilde tartışılsa da, Devlet meselesini tamamı ile kendi tekelinde görerek çözüm bulmaya çalışması bu felaketin başlangıç noktası olmuş, ne yazık ki İmparatorlukla birlikte, kendi sonunu da hazırlamıştır.    

Bu konuda en güvenilir kaynaklardan, dönemi bizzat yaşayan Ali İhsan ( Sabis ) Paşa’nın beş ciltlik hatıratının ilk cildinden sadece bir bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum. Birinci Cihan Harbine giriş sürecinde Enver Paşa’nın ihtiras ve hatalı tutumu ile ilgili bizzat yaşadıklarını bakın tarihe nasıl not düşüyor.

“” Almanya ile İttifak anlaşması, bir yandan siyasi zaruretler, diğer yandan Kabine Erkanı’nın fikir ayrılığından çekinildiği için, ilgili dairelerin, mütehassısların fikirleri ve teklifleri alınmadan yapılıyordu. Yalnız Enver Paşa ve Alman Sefiri arasında hazırlanan bir İttifak Anlaşmasının pek çok noksanları olacağı şüphesizdir. Bu çalışmadan birkaç gün sonra, Hafız Hakkı ve Mahmud Kamil’le görüştüğüm zaman anladım ki, Enver Paşa karargahta bizimle görüşmediği gibi, biri Genelkurmay’ın Türk Reisi, diğeri Harbiye Nezareti Müsteşarı olan ve aynı zamanda kendi sınıf arkadaşı bulunan bu iki erkanıharbin dahi, ittifak anlaşmasının metnini ve maddelerini tanzim hususunda fikirlerine lüzum görmemiştir. Enver Paşa ile Cemal Paşa arasındaki gizli haset ve rekabet de bu işte amil olmuştur. Yalnız kendi zeka ve muhakemesine güvenen; ilgili vekillerin,  daireler mütehassıslarının teferruat hakkındaki düşüncelerine asla kıymet  ve itibar vermeyen ve onlardan gizli şeyler yapmak isteyenlerin ergeç varacakları akıbet, böyle zararlı anlaşma ve teşebbüslerle Millet’in başına bela getirmektir.””

Kısacası ve açıkçası;

1882’de doğan, birçok savaşta görev alan ve Orgeneral rütbesine kadar yükselen, 1957 yılında vefat eden Rahmetli bu Komutanımız hatıratında, sadece ben bilirim diyen kişisel yaklaşımın bizi nasıl felakete sürüklediğini açıkça anlatarak, bugün bizlere de ışık tutan çok ciddi bir ders veriyor. Geçmişten ders almayı bir kenarı koysak bile, bugün bilgi ve iletişim çağı dediğimiz 21nci yüzyılda artık ortak aklı esas almayan, Devlet’in ilgili kurumlarında inceleme ve tartışma aşamalarını tamamlamamış ve demokratik süzgeçten geçmemiş KİŞİSEL YAKLAŞIMLARIN yanlış ve hatalı olabileceği unutulmamalıdır. Düşünmeyen, sorgulamayan ve özellikle de kendisini eleştirmeyen insanları yönetmek isteyen bencil ve kibirli yöneticiler, toplumlarına gerçek anlamda bir şey katmadıkları gibi, uzun vadede de Ülkelerinin başını daima belaya sokmuş, barış ve huzur ortamını da bozmuşlardır. Tarih, başkalarının fikirlerine itibar etmeyen bu tür bencil sözde liderlerin sebep olduğu, tıpkı bugün Ortadoğu’da, Suriye’de yaratılan benzeri insani felaketlerle doludur.

Yazıma son verirken, geçmişte bu Ülke’ye sadakatle hizmet etmiş ve emeği geçmiş tüm büyüklerimizi onurları ile ve rahmetle anıyor, günümüz yöneticilerinin ise onların yaşadıklarından ders çıkaracak vefa, asalet ve akılcı yaklaşımı göstermelerini diliyorum.

Sağlık ve esenlik dileklerimle.

24 Ekim 2018

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum