KUMPAS DİYEREK GEÇİLEMEZ ( 1 )
ALİ İHSAN GÜRCİHAN

ALİ İHSAN GÜRCİHAN

Ali İhsan Gürcihan

KUMPAS DİYEREK GEÇİLEMEZ ( 1 )

11 Aralık 2018 - 23:01

Not : Geçtiğimiz günlerde Savcılıkça yapılan açıklamaya göre; “ Ergenekon diye bir terör örgütü olduğunu kanıtlayacak delil bulunamamıştır. “ Hukuken ikinci defadır çıkan bu karar üzerine, bizzat tanığı olduğumuz ve Ülkemizin bu konuda  on yılı aşkın bir süredir çektiği sıkıntıları, yeniden hatırlamayı ve paylaşmayı düşündüm. Uzun olacağı için birkaç gün sürecek bu yazı dizisini okuyucuların takdirlerine sunuyorum.

                          ……………………………….

Unutmak mümkün mü ?

Önce Ergenekon terör örgütü diye,

Sonra BALYOZ darbe planı diye ,

Daha sonra da CASUSLUK diye sözde davalar açtılar.

TSK’ni güç kaybına uğratıp, itibarını yok ettiler.

ABD, FETÖ işbirlikçisi hainleri Ordu’dan atmak yerine,

Ülke sevdalısı, yerli ve Milli Askerleri tasfiye ve de linç edip,

FETÖ mensuplarına, TSK’yı yönetecek makamlara ulaşma fırsatı verdiler,

TSK’nın ve Ülke’nin geleceğini bu nedenle riske soktular,

Kendileri de zarar görmeye başlayınca, tüm olanlara “KUMPAS” diye günah çıkarmaya, af dilemeye kalktılar.

Kalktılar ama artık çok geç kaldılar ve sonuçta da, Ülkeyi 15 Temmuz darbe girişimi ile karşı karşıya bıraktılar.

Onca acı ve kötü gelişmeden sonra şimdi ne oluyor ?                           Yıllardır gerçekle ilgisi yok, yalan ve düzmece  dediğimiz Ergenekon için; çok geç de olsa hukuken gerçek ortaya çıkıyor.  Son olarak, Ergenekon diye bir terör örgütünün ispatlanamadığı bir defa daha hukuken ifade ediliyor.

Savcılığın bu açıklamasından sonra, bu konuda yakın geçmişte yaşadıklarımızı hatırlamak ve yaşı itibarı ile konuyu yeni duyan gençlere de bilgi vermek için, Ergenekon sürecinde yaşananları hatırlatmak istiyorum.

Başlangıçta, yani 2006 yılı sonu ve 2007yılı başında kamuoyu tarafından dikkati çekmeyen kısa bir soruşturma ve tutuklama süreci de var ama, ERGENEKON denen sözde dava, esas olarak Haziran 2007’de Ümraniye’de çatı arasında bulunduğu iddia edilen “Asker malı el bombaları” ile Kamuoyunun dikkatini çekmeye başladı.

Daha doğrusu, gel beni bul diye yerleştirilmiş, vatandaşı asker konusunda ürpertecek, korkutacak ve şüphe uyandıracak bir girişle, ERGENEKON denen düzmece soruşturma ve dava sürecini  kamuoyunun önüne koydular.

Çatıdan el bombaları çıktığı ve bunun da oraya bir Asker, bir Astsubay tarafından yerleştirdiği inancını yaratmak, işin başından itibaren kamuoyuna algı operasyonu için kendilerince çok etkin ve çarpıcı bir başlangıçtı.

Nitekim bu çarpıcı başlangıç sonrası, iktidarın yaptığı açıklamalar, iktidar yanlısı sözde basın mensubu ve  akademisyen yorumları ile ne yazık ki kamuoyunun ciddi bir kısmı bu senaryo’ya inandırıldı ve Asker’den de yavaş yavaş soğutulmaya başlandı.

Geçmişteki “ Askeri Darbe ve Müdahaleler ”, kamuoyunun bu yalana inanmasını elbette kolaylaştırdı. Daha da ötesi, geçmişte Asker’in, daha doğrusu bir kısım Asker’in bazı konulardaki hatalı yaklaşım ve uygulamaları  ile özellikle            “ Türban “ konusundaki hataları üzerinden, iktidar ve destekçileri tarafından yapılan kin dolu hesaplaşma söylemleri oldukça etkileyici oldu. Vatandaşlarımız  nerede ise “ Oh olsun “ diyecek kadar ileri bir seviyede Asker’den nefret eder noktaya getirildi.

Bırakın soruşturma ve dava sürecinde yaşananları daha işin başında, Başbakan Erdoğan ve Bülent Arınç gibi birçok siyasinin, gerek terörle mücadele, gerekse irtica ile mücadele konusunda özellikle türbanı gerekçe göstererek bu davayı hedef alan, davanın savcılığını üstlenecek seviyedeki saldırgan söylemleri, bu işin planlı ve siyasi irade kontrolünde yürütüldüğü ihtimalini ortaya koyuyordu.

Kısacası artık ciddi olarak inanıyordum ki ;

Bu bir dava değil, davadan öte planlı bir HESAPLAŞMA idi.

 

 

Not: Bir sonraki yazıda; hesaplaşma konusunda yaşanan bazı örnekler.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum