ADD’DE MEMÜ:ATATÜRK’ÜN EN SEVDİĞİ YEMEKLERDİ
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Atatürk’ün bedenen ebediyete intikal edişinin 85.yıl dönümünde dernek binasında düzenledikleri anma etkinliğinde Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği yemeklerden oluşan Kuru fasulye, pilav, turşu ve üzüm hoşafını anma programına gelenlere ikram ettiler.
Ülkemizin kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kurucusu değişmez önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü Yitirişimizin 85. yılında minnetle, şükranla, özlemle, saygıyla anıyoruz diye konuşmasına başlayan Atatürkçü Düşünce Derneği Şube Başkanı Celil Özcan, “ Onur ve gururla 100. yaşını kutladığımız, tarihin en büyük devrimlerinden biri olan Türk Devrimi’nin ürünü Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni, huzur ve refah içinde yaşatmak, “Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi” olmamasını sağlamak, “Türk İstikbalinin Evladı” olarak vazgeçilmez görevimizdir.
Başarıları gözlerinin önünde duran Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin Karma Üretim Ekonomisini terk ettiler. Batı Emperyalizmi’nin “Küreselleşme” adıyla pazarlayıp “Serbest Piyasa Ekonomisi” diye yutturduğu neoliberal politikalara tutsak oldular. Özelleştirme güzellemeleriyle Cumhuriyetin bütün fabrikalarını sattılar, üretim tesislerini yok ettiler. Bankalar ve sigorta şirketlerimiz yabancıların eline geçti, tarım ve hayvancılığımız bitirildi. Eğitim sistemimiz dinselleştirildi. Sağlık sistemimiz toplumcu, kamucu olmaktan çıkarıldı, hastanelerimiz ticarethane, hastalarımız müşteri olarak görüldü. Yargımızın bağımsızlığı kâğıt üzerinde kaldı.
Türkiye; 1930’larda uçak üretip ihraç eden bir sanayi ülkesi, kendini doyurabilen dünyanın yedi ülkesinden biri iken uçak, gübre, aşı, ilaç, silah, şeker, kâğıt, buğday üretemez, anneler çocuklarına süt içiremez, öğrenciler barınamaz, aileler geçinemez duruma düştü. Dış Ticaret Açığı tavan yaptı. Cari Açık kapatılamıyor. 1923’de bugünkü karşılığı 450 milyar dolar olan Düyun-u Umumiye borcu ile yola çıkıp tamamını ödeyen devletimiz, 100 yıl sonra yine 450 milyar dolar dış borçla baş başa. Yurttaşımız kul, paramız pul oldu.
Atatürk, milletine güveni, cesareti, ufkun arkasını görme yeteneği ve kararlılığı ile daha yaşarken adını tarihe altın harflerle yazdırmış, düşmanlarının ve karşıtlarının bile hayranlığını kazanmış, gerçek bir dahi, büyük bir komutan, antiemperyalist, antikapitalist ve tam bağımsızlıkçı bir devlet adamı, tartışmasız büyük bir devrimcidir.
Çünkü O; kurtuluşun ancak gerçekçi ve tutarlı bir ideolojik temel ve doğru bir yol haritası ile gerçekleştirilebileceğini biliyordu. Bu nedenle, önce İstanbul’da, 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren de Anadolu’da sayısız görüşmelerle, genelgeler ve kongrelerle “Milletin azim ve kararı” nı harekete geçirdi. Yurdun her yerindeki Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetlerini tek çatı altında birleştirdi. 23 Nisan 1920’de açtığı Büyük Millet Meclisi ile Milli Mücadele’yi ulusal istence dayandırıp meşru zemine oturttu, kurduğu düzenli ordu ile 3 yıl 3 ay 22 günde vatanımızı işgalden, milletimizi esaretten kurtardı.
Zaferden sonra hızla devrimlere girişildi. 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırıldı. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından başta Eğitim Birliği Yasası ve Hilafetin ilgası olmak üzere Kılık Kıyafet Devrimi, Medeni Yasa, Uluslararası Takvim ve Ölçü Birimlerine geçiş, Harf Devrimi, Dil Devrimi, Üniversite Reformu, tarım ve sanayi atılımları, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi ve diğerleri aralıksız sürdü. Zaten baştan beri temel ilke olan Laiklik, 1928’de ete kemiğe büründü, 1937’de Anayasaya girdi.
Batı’nın kan revan içinde ancak 300 yıla sığdırabildiği devrimler 15 yılda başarıldı. “Etrak-ı bi idrak” denilerek hep aşağılanmış 600 yılın tebaası olan Türkiye Halkı “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk Milleti” oldu. Yurttaş diline, tarihine, kültürüne kavuştu. Kula kulluk etmekten kurtuldu, özgür birey oldu. Devlet yönetiminden rüşvet, yolsuzluk, nepotizm ve kayırmacılık kovuldu, namus, liyakat, adalet ve bilimsel bilgi esas alındı.
Atatürk, mücadelesiyle, ideolojisiyle ve eserleriyle sadece Türk Ulusu için değil, dünya ve özellikle bölgemiz için de değeri her geçen gün daha iyi anlaşılması ve örnek alınması gereken çok büyük bir önderdir. İdeolojisi Kemalizm (Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi), çağını aşmış, gelecekte de geçerli olduğunu kanıtlamıştır. Milyonlarca yurttaşımızın -son olarak 29 Ekim 2023’de gece yarısına kadar- her fırsatta akın akın Anıtkabir’e koşmaları boşuna değildir.
İç ve dış olumsuz güçlerin; Aydınlanma Devrimlerinden, Laik Cumhuriyet’ten, Ulusal Birlik ’ten, özgüvenden yoksun bırakmak için 100 yıldır çabaladıkları Türk Ulusu, hiç kuşkusuz Atatürk’ün akıl ve bilim yolunda aydınlık geleceğine yürüyecektir.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, tarihin en büyük devrimcisi Büyük Önder Atatürk’ü aramızdan bedenen ayrılışının 85. yılında saygı ve özlemle anıyoruz, en yüksek sesimizle haykırıyoruz.
“Yeniden Kemalist Devlet, Yeniden Laik Cumhuriyet””dedi. HABER:YEŞİM DRAMALI





