Edirne Sağlık Platformu, Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan "Aile Hekimliği Yönetmeliği" taslağına karşı yaptıkları açıklamada hekimlerin uğrayacakları hak kayıplarına dikkat çekti.
“Eziyet Yönetmeliği’ne Hayır” başlığıyla düzenledikleri basın toplantısında hekimlerin uğrayacakları hak kayıpları ilgili yaptığı açıklamada Edirne Tabip Odası Başkanı Dr. Celal Karlıkaya, Arkadaşlarımız iyi hekimlik mi, patronluk mu, yoksa kiracılık mı yapsın? Bizim isteğimiz, sağlık sisteminin hekimlerin onuruyla çalışmasını sağlayacak ortam hazırlamasıdır” dedi.
Edirne’de Tabip Odası Sosyal Tesisleri’nde aile hekimleri tarafından basın açıklaması platform temsilcilerinin katımıyla gerçekleşti. Edirne Sağlık Platformu’nun temsilcilerinin de hep bir ağızdan sorunların gün geçtikçe büyüdüğüne dikkat çektiler.
BİZİM HEKİMLİK ANDIMIZ EVRENSELDİR
Basın açıklaması öncesinde açılış konuşmasını yapan Edirne Tabip Odası Başkanı Dr. Celal Karlıkaya, Ben şunu hatırlatmak istiyorum. Bizim hekimlik andımız evrenseldir. Diyor ki, mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerin gözeterek yapacağım. Bu arkadaşlarımız iyi hekimlik mi, patronluk mu, yoksa kiracılık mı yapsın? Bizim isteğimiz, sağlık sisteminin hekimlerin onuruyla çalışmasını sağlayacak ortam hazırlamasıdır” dedi.
Edirne Sağlık Platformu’nun hazırladığı ortak basın metnini Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Şube Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Birtane ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Şube Başkanı Dr. Taylan Önal okudu.
Ortak yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;
“Bizler, her gün yüzbinlerce vatandaşımızı sağlığına kavuşturmak, hastalanmalarını önlemek için aile sağlığı merkezlerinde aralıksız çalışan hekimlerin, sağlık çalışanlarının örgütleri olarak; sağlık sisteminde yaşanan ve yenidoğan skandalı ile görünür hale gelen büyük sorunları görüyor biliyoruz. Henüz yenidoğan skandalı ortaya çıkmadan önce 14 Ekim’de bakanlığın hazırlamakta olduğu Aile Hekimliği Performans ve Ödeme Yönetmeliği’nin bu sorunlara çözüm olmayacağını, sorunlar yumağına dönüşmüş sağlık sisteminin düzeltilebilmesinin yolunun birinci basamak sağlık hizmetlerinin ve koruyucu hekimlik uygulamalarının güçlendirilmesi olduğunu hem her kademeden bakanlık yetkililerine hem kamuoyuna duyurmuştuk. Yönetmeliğin eksik, hatalı yönlerini ve çözüm önerilerimizi bakanlık yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde iletmiş ve 19 Ekim’de Ankara’da düzenlediğimiz mitingle taleplerimiz konusunda kararlılığımızı ifade etmiştik. Ancak bakanlık tüm uyarı, öneri ve eleştirilerimizi duymazdan gelip 1 Kasım itibariyle yönetmeliği yürürlüğe soktu. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık alanında yaşanan ciddi sorunları çözmek için birinci basamak sağlık hizmetlerini ve koruyucu hekimlik uygulamalarını güçlendirecek yapısal düzenlemeler yapmak yerine; performans ve ödeme yönetmeliği ile ödeme üzerinden değişiklikler yapmaya çalışması sorunların büyüklüğünün kavranamamış olduğunu göstermektedir. Yürürlüğe giren bu yönetmelik halkın sağlığına ve hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına bir katkı sağlamayacaktır. Zira bu yönetmelik; koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik gerekli düzenlemeleri içermemektedir. Hastalara ve koruyucu hekimlik uygulamalarına yeterli zaman ayrılabilmesine fırsat vermemektedir.
Kendi içinde taşıdığı çelişkili uygulamalar ile hekimlerle hastaları karşı karşıya getirerek şiddete zemin hazırlamaktadır. Belli ilaç gruplarının reçetelenmesi ve sevkleri sınırlayarak hekim bağımsızlığına müdahale etmektedir. Karmaşık hesaplamalar ile ulaşılması mümkün olmayan, ulaşılsa bile halk sağlığı için faydasız performans kriterleri içermektedir. Yapılan işin kalitesine değil sayısına değer vermektedir. Hekimlerin ve aile sağlığı emekçilerinin iş ve gelir güvencesini ortadan kaldırmaktadır. Aile sağlığı merkezinde mevcut ebe ve hemşire eksikliğini gidermek şöyle dursun artacak olan istifalar ile pek çok birimin geçici görevlendirmeler ile hizmete devam etmek zorunda kalmasına yol açacaktır.
Özetle bu yönetmelik, çalışma koşullarını eziyete dönüştürecek bir yönetmeliktir. Halkın sağlığını, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özlük hakları ve çalışma koşullarını iyileştirmek bir yana yaşanmakta olan sorunları daha da derinleştirecektir. Oysa halkın sağlığını koruyan, geliştiren, hekimlerin ve tüm sağlık emekçilerinin mesleki bağımsızlığının olacağı ve istekle çalışacağı, ülkemizin ihtiyacı olan bir birinci basamak sağlık hizmeti programını hayata geçirmek için yapılması gerekenler bellidir. Sağlık Bakanlığından performans ve Ödemenin karmaşık hesapları ile uğraşmak yerine taleplerimizi yerine getirmesini istiyoruz.
Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbı donanımı ve aile sağlığı merkezleri kamu tarafından sağlanmalıdır. Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2 bin nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır. Kadrolu ve güvenceli istihdam modeli ile yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmeli, aşılama ve diğer koruyucu hekimlik uygulamaları desteklenmeli, geliştirilmelidir. Kadrosuz, güvencesiz bir şekilde çalışan emekçiler (gruplandırma elemanları) kadroya geçirilmelidir. Aile hekimlerine ve tüm sağlık emekçilerine emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir. Gelire katkısı yüzde 20’yi geçmeyecek ve yapılan hizmetin niteliğini ödüllendiren bir performans uygulamasına geçilmelidir.”
HABER: MERT SOYLU





