1 Kasım 1928.Cumhuriyet kurulalı henüz beş yıl olmuş fakat ağır bir kurtuluş mücadelesinden çıkmış halk, daha tam anlamıyla kendini toparlayamamıştı.İstenilen ve hedeflenen seviyeye ulaşma adına, özellikle eğitim alanında birçok çalışma yapılıyordu ve bunlardan biri olan Millet Mektepleri de işte tam bu zamanda kuruluyordu.Amaç, yeni harflerin de kabulü sonrası halkı okur-yazar kılmak.Eğitim süresi dört ay.Aslına bakarsanız tam anlamıyla bir eğitim seferberliği.Çıkarılan yönerge dahilinde okuma-yazma bilsin bilmesin, 16-30 yaş arasındaki her Türk vatandaşı bu mekteplerde kurs görmek zorunda idi.Millet Mektepleri’nin resmi açılışı 1 Ocak 1929 tarihinde gerçekleşti. Ancak açılış gününde, bu mekteplerin mimarı olan Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey, apandisit nedeniyle hayatını kaybetti. İki ay boyunca Mustafa Necati Bey’in yerine birini atayamayan Başbakan İsmet İnönü, görevi vekaleten kendisi yürüttü.İlk yılda 20487 derslik açıldı.1075500 kişi bu okullara devam etti.597010 kişi okuma-yazma öğrenerek belgesini aldı. 24 Kasım 1928’de de Millet Mektepleri’ninBaşöğretmenliği’ni Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk üstlendi.Cumhuriyetin babası, artık aynı zamanda başöğretmeni olmuştu. Şimdi biz gelgelelim cancağızım, günümüze.1928’in 24 Kasım’ından tam 87 yıl sonrasına yani. Öğretmenler Günü vesilesiyle Eğitim-Sen, öğretmenlerin katıldığı bir anket çalışması düzenledi.Anket sonuçlarına göre öğretmenlerin % 41.4’ü öğrenci veya veli şiddetine maruz kalıyor.% 86.6’sı son bir yıl içerisinde alım gücünde azalma olduğunu belirtiyor.“En büyük lüksünüz nedir?” sorusuna % 28.4 “tatile gitmek” cevabını veriyor, % 27’si ise “dışarıda yemek yemek”.% 25.7’lik bir oran, çektiği kredi borcu karşılığı kendi evini ya da ailesinin evini ipotek ettirmiş.Ve en önemli husus, ankete katılan öğretmenlerin % 10.2’si hiç kitap okumadığını belirtiyor.% 27.6’sı ayda bir okuyor, % 9.7’si ise yılda bir. Aradan geçen 87 koca yıl ve içerisinde bulunduğumuz durum.Eğitim konusunda cumhuriyetin ilk yıllarında atılan o güzel adımları (ki başında köy enstitüleri gelir) geliştirmek yerine, bir milletin gelişmesini engellemenin en iyi yolunun eğitim sistemini hiç etmekten geçtiğini bilen adımlarla hareket edenler sağ olsun, bu noktadayız.Ne gelişmiş bir eğitim sistemimiz var, ne de yetiştirebildiğimiz kalifiyeli, yeterli düzeyde eğitmen kadrolarımız.Ayrıca tüm bunları, bir öğretmen adayı olarak söylüyorum. Hep kapalı kapılar ardında konuştular, anlaştılar ve planladılar.Tıpkı sınıflardaki tipik arka sıra öğrencileri ritüeli gibi.Ve biz de o arka sıradaki öğrencileri, “anlatın da biz de gülelim” kalıp cümlesi ile uyaracak, azarlayacak idealist öğretmeni bekliyoruz.Bir harften biraz daha fazlasıyla, bize birkaç cümleyi öğretecek olana değil kırk yıl, bir ömür köle olma arzusuyla hem de. Bu memleketin çiçeklerini sulamış tüm öğretmenlerimizin günü, kutlu olsun.Geçmişten, günümüze..
SAĞLIK
Yayınlanma: 24 Kasım 2015 - 00:00
Anlatın da biz de gülelim!
1 Kasım 1928. Cumhuriyet kurulalı henüz beş yıl olmuş fakat ağır bir kurtuluş mücadelesinden çıkmış halk, daha tam anlamıyla kendini toparlayamamıştı. İstenilen ve hedeflenen seviyeye ulaşma adına, ...
SAĞLIK
24 Kasım 2015 - 00:00









