Bir önceki yazı ( 20 Kasım ) : Meslek Hayatı Boyunca Terörle Mücadele (2) PKK terör örgütü ile yıllardır devam ettirdiğimiz mücadele de,kanımız,canımız ve malımız pahasına birçok sıkıntıya katlanmamıza rağmen,bugün halen hem dağda hem de ovada devam eden olumsuz gelişmeler hepimizi üzmekte ve bizleri de haklı bir tepkiye yöneltmektedir. Terör örgütü ve terörle mücadele konusunda,sanki yeni bir şey gibi 30 yıldır halen aynı söylemleri dinlemek ve yazılan aynı şeyleri okumak ,her duyarlı vatandaş gibi benim de üzüntümü ve endişemi bir kat daha arttırmakta, güven duygumuzu ise azaltmaktadır. Akademik bilgisi ve ağzının laf yapması dışında terörle uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığı halde, terör uzmanı geçinen bir kısım aydın kesimin ve siyasilerin, özellikle her acı olay sonrasında,televizyonlara çıkarılıp; Terörle mücadelede bir politikaya ihtiyacımız var,Irak Kuzeyi,Suriye ile ilgili politikalar geliştirmeliyiz gibi söylem ve kehanetlerde bulunulması, bence konunun halen gerçek anlamda kavranamadığını ve çözüm için ciddi bir yaklaşım gösterilmediğini ortaya koymaktadır. Hele,yetkili kademelerde yapılan zirve toplantıları ve sonrasında tekrarına alıştığımız kararlılık ifadeleri ile şablon söylemlere dayalı açıklamalar,ne yazık ki koskoca 30 yılı boşuna mı geçirdik sorusunu akla getirmektedir. Öncelikle bilinmelidir ki; Terör örgütünün bugün geldiği nokta,zamanın ve olayların akışına göre tesadüfen gelişen ya da geliştirilen bir durum değildir. Tam tersine, kuruldukları ya da kurduruldukları 1978 yılından bu yana planlı bir şekilde hedeflerine ulaşmak için kendi inisiyatiflerinde içeride ve dışarıda adım adım ilerleyen çok yönlü bir gelişmedir.Büyük Ortadoğu ve Ilımlı İslam diye bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik sözüm ona küresel projelerin,bir başka deyişle iki yüzlü samimiyetsiz politikaların Türkiye topraklarındaki uygulamasıdır. Ortadoğu ve özellikle Irak,Suriye’deki gelişmeler ile de doğrudan bağlantılıdır. Bu gerçeği bilmeyen,göremeyen ya da bildiği halde Arap Baharı diye yutturulan bu senaryoda eşbaşkanlığa ve İslam Dünya’sının liderliğne soyunanlar Ülkemiz’i de bu kanlı bataklığın içerisine sokmuş terör örgütünün de Batı tarafından bölgesel ve müttefik bir güç olarak kabullenilmesine neden olmuştur. Yaklaşık 35 yıl önce PKK,KDP-KYB ( Barzani-Talabani ) ve İKDP ( O dönem İran’daki Kürt örgütü ) ‘ nin bir araya gelerek,uzun vadede aşamalı olarak sözde Kürdistan’ın kurulması konusunda müştereken aldıkları karar geçmişten günümüze Devlet hafızasında kayıtlı ve bilinen bir durumdur.Bu işin başından itibaren en azından kendi yazdıkları kitaplarda ve o dönem Lübnan Bekaa vadisindeki kamplarında teröristlere verdikleri sözde siyasi eğitim notlarında,lider konumundaki terörist ifadelerinde terör örgütünün amaçları ve bu amaçlarına nasıl ulaşacakları açıkça ifade edilmektedir. Her şey bilinmesine rağmen terör örgütünün her kanlı olayından sonra,özellikle yetkililerin bazı şeyler yeni ortaya çıkıyormuş ve yeni keşfediliyormuş gibi yaklaşım göstermeleri,bunca tecrübe ve bilinene rağmen şaşırtıcı ve moral bozucu bir durum yaratmaktadır.Bu durum terörle mücadele konusunda süreklilik açısından önemli bir zaafiyeti ortaya koyduğu gibi,yaşanan süreç içerisinde de terör örgütünün lehine bir gelişme yarattığını göstermektedir. Terörle mücadele esasları ve yöntemlerini geliştirme konusunda siyasetin ve bürokrasinin her kademesinde sürekli düşünülmesi ,tartışılması ve tedbirler geliştirilmesi elbette çok doğaldır ve olması gereken de budur.Ancak her 3-4 yılda bir değişen yeni ve tecrübesiz kadroların ve oy toplamaktan başka bir şey düşünemeyen iktidar düşkünü siyasilerin ,olumsuz gelişmelerin müsebbibi olarak bir şekilde geçmiş dönemleri sorumlu tutarcasına yaptıkları açıklamalar ve suçlamalar ile kendi dönemlerinde daha doğru işler yapılacakmış anlamındaki bilinçsiz söylem ve yaklaşımları terörle mücadeleye güç kazandırmak yerine tam tersine mücadelede güç kaybına neden olmaktadır.Terör örgütünü ise güçlendirmektedir.Oysa uzun yıllar,aynı amaçla,aynı ortamda kalan üst düzey teröristler tecrübesi ve birikimi ile terör örgütü açısından ne yazık ki bir kazanç teşkil etmiştir.Mesela bugün halen konuşulan KARAYILAN,BAYIK ve bunlar gibi 60 yaşına gelmiş teröristler 30 yıl öncede terör örgütünde etkin konumda olan bildiğimiz teröristlerdi. Hele AKP iktidarının oy uğruna geçmişte yapılan mücadeleyi ve mücadele edenleri nerede ise terörist ifadelerine göre suçlayıp Ergenekon terör örgütü diye yargılanmasına sebep olması,terör örgütünün özellikle siyasi açıdan güçlenmesine neden olan ihanet derecesine varan tarihi bir hatadır.Bu Ülke’nin Genelkurmay Başkanı’nın,”Bebek Katili” bir terörist ile aynı kefeye konularak yargılanması sadece siyasiler açısından değil Milletçe utanmamız gereken bir durumdur.Terörle mücadelede geçmiş uygulamalarda hata ve hukuk dışılık arayan iktidar sahiplerinin iş başa düşünce bugün Cizre’de,Silvan’da, Nusaybin’de verilen mücadele esnasında meydana gelen kaçınılmaz,hata, tahribat ve kayıpları gördükçe,geçmişi yargıladıkları için utanmaları gerekir. Elbette utanacak insani ve milli değerlere sahip iseler. Aynı niteliğe sahip bencil kişilerin ise görevi bırakınca; Ben sorumlu iken şunu yaptık, şöyle attık ,böyle vurduk diye, değişen şartları dikkate almadan bugünü dolaylı bir şekilde eleştiren hamasi söylemleri de birçok durumda olumsuz etkiler yaratmakta,istikrar,süreklilik ve sadakat ilkelerinin hakim olması gereken Devlet olma anlayışını da yıpratmaktadır. Kısacası; hizmette iken geçmişi ,kendisi hizmeti bırakınca ise bugünü eleştirel anlamda sorumlu tutan ve esas olarak kendini ön plana çıkarmak isteyen bir kısım kişisel yaklaşım tarzları ,maalesef olayın en başından beri karşılaştığımız sorunların büyük kısmının aynen devam etmesine neden olmuş,köklü çözümleri de önemli ölçüde engellemiştir. Sonuç olarak,bir çeyrek asırdan daha uzun süredir yakinen izlediğim, görevim gereği zaman zaman da bizzat içerisinde olduğum,yıllardır mücadele edilmesine rağmen sanki aynı şeyler devamlı tekrarlanıyor gibi bıkarak seyrettiğim bu sahneler;bana 15 Ağustos 1984’ de bir nevi el yordamı ile başladığımız PKK terörü ile mücadelenin ilk günlerini anımsatmakta ve beni tam 30 yıl öncesine götürmektedir. BİR SONRAKİ YAZI :Güneydoğu’ya Beklenmedik tayin ve Yeni Bir Dönem. Ali İhsan Gürcihan
SAĞLIK
Yayınlanma: 23 Kasım 2015 - 00:00
AYNI SÖYLEM ve SAHNELERDEN BIKTIK ARTIK ( 3 )
Bir önceki yazı ( 20 Kasım ) : Meslek Hayatı Boyunca Terörle Mücadele (2) PKK terör örgütü ile yıllardır devam ettirdiğimiz mücadele de,kanımız,canımız ve malımız pahasına ...
SAĞLIK
23 Kasım 2015 - 00:00









