Bir Önceki Yazı ( 21 Aralık ): Şemdinli Derecik Üçgeninde Kurtarılmış Bölge Hevesi (11) Ali İhsan GÜRCİHAN Bir akşam üzeri Tugay Komutanı helikopterle Şemdinli’ye geldi. Söylediğine göre yarın Başbakan Özal gelecekti.Kendisine bir brifing hazırlanması gerekiyordu.Gece boyunca onun ihtiyacı bilgileri verecek,neler yapmamız gerektiğini ve bizim ihtiyacımız olan konuları ise dile getirecek bir brifing hazırladık.Sabah erkenden hakim tepeleri tutarak emniyeti sağladık ve öğleden sonra Özal’ı karşıladık.İki ayrı helikopterle gelen Özal’ın yanında Emniyet Genel Müdürü Saffet Arıkan Bedük,birkaç siyasi ya da sivil bürokrat ve bazı gazeteciler vardı.Bizlerden bir üst rütbeli Komutan olmayışı şaşırtıcı idi.Sanırım güvenlik nedeni ile ortalığı ayağa kaldırmayacak şekilde gizlice planlanmıştı. Rahmetli Özal rahatlatıcı bir tavırla gelip benim de emaneten kullandığım Tabur Komutanı masasına oturdu.Tugay Komutanı’nın emri ile brifingi ben takdim ediyordum.Önemli konulardan biri olarak,hem Türk hem de Irak kesiminde yaşayan insanlarda sınır anlayışının olmadığını vurguluyordum.Bu genel yaklaşım içerisinde terörist açısından da sınırın bir anlam ve engel teşkil etmediğini eylem sonrası rahatlıkla Irak’a çekilebildiklerini harita üzerinden ifade ediyordum ki, Tugay Komutanı sözü benden alarak Başbakan’a hitaben “ Teröristleri yakalamak ve tesirsiz hale getirmek için mutlaka TEDİP HAREKATI yapmamız gerekir dedi.” Özal dahil küçücük odada kim varsa hepsi birbirine bakıştı,açık kapı önündeki gazeteciler hareketlendi ve generale doğru flaşlar patlamaya başladı. Ben de şaşırmıştım çünkü şartların henüz oluşmadığı böyle bir konuyu brifing hazırlığı sırasında dikkate bile almamıştık. Özal şaşkınca biraz bekledikten sonra kapı önünde ve kısmen oda içerisindeki gazetecilerin dışarı çıkmasını isteyerek kapıyı kapattırdı.Biraz düşünceli ve gülümseyen bir ifade ile “Paşam sınır ötesi harekat talebinizi keşke gazeteciler önünde söylemese idiniz.Neyse artık olan oldu bakarız ….” dedi ve konuyu kapattı.Siyaseten kullanılacak ve sorun çıkarılacak bir konu olduğu için ÖZAL haklı idi.Nitekim ertesi gün bizim Komutan ve söylediklerinin tüm gazetelerde manşet olduğunu Şemdinli’ye günlük gazete gelmediği için telefonla Diyarbakır’daki Kolordu Karargahı’ndan öğrendik.Üst düzey Komuta Kademesinin olmadığı bir ortamda süzgeçten geçmemiş böyle bir söylem nedeni ile sanırım Tugay Komutanı oldukça sıkıntı çekmişti. Brifing sırasında vurgulamaya çalıştığım konulardan biri de bölge insanının bize olan desteği idi.Bizimle operasyona çıkanları,bu nedenle işinden gücünden olanları ve özellikle bize destek verdiği için teröristlerin öldürdüğü Derecikli Ferhan’ı anlattım.Onlar ve muhtemel benzeri olaylar için bir çözüm bulunması gerektiğini teklif edince bana şöyle bir soru yöneltti.”Bu insanlar korucu olarak çalışır mı ve ne kadar maaş verirsek bu iş olur.” Tereddütsüz olarak,istekli ve uygun birçok kişinin korucu olarak görev yapabileceğini ve bölgede asgari ücrete yakın bir maaşın yeterli olabileceğini söyledim.Yanında gelenlere doğru konuşarak Ferhan’ın ailesine yardım yapılması,bu işin ciddiye alınması ve “Gönüllü Koruculuk” üzerinde çalışılması talimatını verdi.Nitekim kısa bir süre sonra koruculuk sisteminin ilk uygulamalarına başlandı. Kişisel siyasi anlayışım hiçbir zaman Özal’ın siyasi yaklaşımları ile örtüşmemekle beraber,verdiğimiz bilgilere değer veren samimi tavrı,çözümcü yaklaşımı ve onu siyaseten sıkıntıya sokacak bir konuda dahi takındığı sakin tavır Şemdinli gibi bir yerde ona sempati duymama neden oldu.Nitekim bir yıl sonra Mardin,Ömerli’de terör örgütünün Pınarcık köyünde yaptığı katliam sonrası köye geldiğinde de o gergin ve üzücü duruma rağmen aynı olumlu tavırlarına şahit olmuştum.Katliam sonrası operasyon için bölgeye gönderilen Taburun Komutanı olarak olay hakkında ve yürüttüğümüz operasyon hakkında kendisine bilgi vermiştim.Siyasi anlayış farkını bir kenara koyarak,duyduğum o samimi sempati içerisinde kendisini hürmetle anıyor ve nur içerisinde yatsın diyorum. Özal’ın Şemdinli’ye gelişi bölge insanı açısından güzel bir atmosfer yaratmış ve küçücük ilçe hareketlenmişti.Akşam üzeri Başbakan ve beraberlerindeki heyetin helikopterleri kalkalı bir saati geçmemişti ki hava kararmak üzere iken Şemdinli Çayı vadisinden yoğun silah sesleri gelmeye başladı.Güvenlik tedbirleri için hakim noktalara giden timlerden birinin çatışmaya girmiş olabileceğini ve yaya oldukları için zayiat verme ihtimalinin zayıf olduğunu düşündüm.Şemdinli Çayı vadisi içerisine Derecik yolu boyunca durumu tespit ve takviye için bir tim gönderdik.Silah sesleri kesilmiş,hava kararmış,çevreye derin ve o derece ürkütücü bir sessizlik çökmüştü.Aldığımız habere göre Dereköy istikametinden gelen üç araçlık küçük bir konvoy pusuya düşürülmüştü.Hiç tereddütsüz yakınımda bulunan Yzb.Zeynel’e baktım.Çünkü üç gün önce bölgeye intikal eden Nevşehir Jandarma Komando Taburunun bir Bölüğü’nü Derecik’te konuşlandırmıştık. Tabur Komutanı Yzb.Zeynel,Bölük Komutanı’’nın bazı konuları görüşme talebi üzerine Başbakan geri döndükten sonra Şemdinli’ye yanına gelmesine müsaade etmiş.Ne yazık ki Şemdinli’ye iki kilometre kala teröristlerin açtığı ateş sonucu araçlar uçurum kenarında devrilmiş,ne yazık ki J.Yüzbaşı Bilal Soybilgiç ve iki asker daha şehit olmuş,üç Asker’de yaralanmıştı. Özal’ı taciz ateşinden korumuştuk ama kendimizi koruyamamıştık.Tepelerden helikoptere taciz ateşi açamayan teröristler tepenin yamaçlarında iken uzaktan gelen bu konvoyu görünce süratle vadiye yol kenarına inip acele pusu kurmuşlar ve ne yazık ki amaçlarına da ulaşmışlardır.Ertesi günkü gazetelerde Özal’ın Şemdinli ziyareti ile birlikte aynı sayfalarda haber olup seslerini duyurmayı becermişlerdir. Bir Sonraki Yazı : Vatandaş Sınır Nedir Bilmiyor.
SAĞLIK
Yayınlanma: 24 Aralık 2015 - 00:00
BAŞBAKAN ÖZAL ŞEMDİNLİ'YE GELİYOR…
Bir Önceki Yazı ( 21 Aralık ): Şemdinli Derecik Üçgeninde Kurtarılmış Bölge Hevesi (11) Ali İhsan GÜRCİHAN Bir akşam üzeri Tugay Komutanı helikopterle Şemdinli’ye geldi. ...
SAĞLIK
24 Aralık 2015 - 00:00









