Sadece organizasyon ve tanıtımın eksikliklerini yazarak bu köşede yazı dizisi çıkarabilirim…
Ancak ilk kez düzenlenmiş bir organizasyona çok fazla saldırmaya gerek yok…
Acemilikler olacaktır…
İlk seferde her şeyin mükemmel olmasını istiyorsanız eğer; bu işi yapan organizasyon ve reklam şirketleri ile çalışmalısınız.
İlk sefer düzenlenen bir organizasyona bu kadar büyük bir bütçe ilk seferde ayrılamayabilir.
Anlayışla karşılamak gerek…
Eksiklikler her ne kadar parmaklarımın ucunu kaşısa da, içimdeki ses gelecek yılı bekle diyor…
Gelecek yıl da aynı hatalar tekrarlanırsa, eksikler giderilmez ve en ufak bir ilerleme kat edilemezse o zaman içimizde kalanları çekinmeden söyleriz.
Ancak şuanda şehrimize bu festivali kazandıranların arkasında durma zamanı…
Gelecek yıl daha iyi bir festival olması için yapıcı eleştirilerle yönlendirmelerde bulunma zamanı…
Başlamak önemlidir…
Ancak başladığınız şeyin devamı gelirse o başlangıç bir önem taşır…
*
Festival biter bitmez hemen bir ekip oluşturulmalı ve bu ekip festivalleri gezip, bu festivallerdeki organizasyonları üstlenen kişilerle birlikte fikir alışverişinde bulunmalı…
Ülkemizde uzun zamandır bu işi layıkıyla yapan iller ve film festivalleri var…
Bu festivallere temsilciler gönderip gelecek yılın alt yapısını oluşturmak adına sağlıklı bilgiler alınmalı…
Alınan bilgiler ışığında da gelecek yıl ki festival için çalışmalara başlanıp, Edirne’ye özel bir konsept hazırlanarak, bize özgü bir festivalin gerçek adımı atılmalı…
Yapmış olmak için yapmamak lazım…
Recep Gürkan ve Vali Şahin’in açılış konuşmalarında kullandıkları “Edirne hep Selimiye’si ile, Osmanlı’ya Başkentlik yapmasıyla, kültürü ile, sanatı ile anılıyordu. Artık bunlara bir de film festivali eklendi” sözlerini unutmayacağım elbette…
Gereğinin yapılmasını arz ediyor ve gelecek yılı heyecanla bekliyorum…
*
Bu sabah bir erkek popçularımızdan birinin canlı konser performansını video paylaşım sitesinde izledim…
Ben izlediğim canlı performans videolarının yorumlarına genel olarak bakarım…
Hemen tüm performanslarının ve stüdyo kaydıyla yüklenen şarkıların tümünün altında farklı farklı kişilerin yaptığı yorumlar;
“Top, gay, pasif, aktif, tipsiz, alemci”
Elbette şarkının ruhu ve enstrümantal alt yapısı, vokalin şarkı içindeki seslendirme trafiği vs. vs. bunlara yönelik yorumları görmüyoruz değil.
Ancak diğerleri ne oluyor be kardeşim!
Adamın cinsel tercihi farklıysa sanane, gay olması senin onu dinlemeyeceğin anlamına geliyorsa, dinleme ama sus ayrıştırıcı, iğrenç, sapık ve sığ üslubunu da al git gay olmayan sanatçıları dinle…
Hoş sana göre az eli yüzü düzgün, yaptığı işte başarılı olan birisi kesinlikle evvela gay damgasını yemeli…
Herifi iş üstünde mi yakaladın veya adamla yattın mı kardeşim, neye kime dayanarak böyle bir kanıya varıyorsunuz.
Nedir yani?
Gay olsa ne olacak?
Bu müzikleri bir gay veya lezbiyenin yapması o müziği dinlenmez mi kılıyor?!
Bu ne kadar sapık ve değersiz bir üsluptur…
Sanatını icra eden kişinin, cinsel tercihlerini değil de çok biliyorsan sanatını tartış…
Beğenmiyorsan neden beğenmediğini argümanlarla ortaya koy…
Orkestra zayıf de, vokal zayıf de, gitarların akoru kaçık de, parçanın orjinaline sadık kalmalıydı de, şarkının ortasında yaptığı vokal parçanın üzerinde iyi durmadı de, tiz seslerde tahmin ettiğim kadar güçlü değilmiş de, şarkılarının trafiklerinde sıkıntı vardı de…
Bir sanat veya sanatçı için ortaya koyabileceğin tek argüman cinsel tercihi mi?
Ürettiklerinin ve topluma sunduklarının değerini cinsel tercihi mi belirliyor?!
Bir melodinin altında tartışılan, söylenen laflara bakar mısınız?
Nasıl bir sapıtmışlık, nasıl bir acıkmışlık, nasıl bir bilinçaltıdır bu ya…
Hele bazılarında Türk, Kürt, terörist, tartışmaları var ki onlara hiç girmeyeceğim…
Elin yüzün düzgün, sesin iyi, başarılıysan gaysin…
Kıskanma birader!
Bastırılmış leş bilinçaltında oluşturduğun sapık senaryolarını ve kendi başarısızlığının üzerinden ona buna sıçrattığın o kirli çamuru al bir tarafına sür!Gökhan ATEŞ
Ancak ilk kez düzenlenmiş bir organizasyona çok fazla saldırmaya gerek yok…
Acemilikler olacaktır…
İlk seferde her şeyin mükemmel olmasını istiyorsanız eğer; bu işi yapan organizasyon ve reklam şirketleri ile çalışmalısınız.
İlk sefer düzenlenen bir organizasyona bu kadar büyük bir bütçe ilk seferde ayrılamayabilir.
Anlayışla karşılamak gerek…
Eksiklikler her ne kadar parmaklarımın ucunu kaşısa da, içimdeki ses gelecek yılı bekle diyor…
Gelecek yıl da aynı hatalar tekrarlanırsa, eksikler giderilmez ve en ufak bir ilerleme kat edilemezse o zaman içimizde kalanları çekinmeden söyleriz.
Ancak şuanda şehrimize bu festivali kazandıranların arkasında durma zamanı…
Gelecek yıl daha iyi bir festival olması için yapıcı eleştirilerle yönlendirmelerde bulunma zamanı…
Başlamak önemlidir…
Ancak başladığınız şeyin devamı gelirse o başlangıç bir önem taşır…
*
Festival biter bitmez hemen bir ekip oluşturulmalı ve bu ekip festivalleri gezip, bu festivallerdeki organizasyonları üstlenen kişilerle birlikte fikir alışverişinde bulunmalı…
Ülkemizde uzun zamandır bu işi layıkıyla yapan iller ve film festivalleri var…
Bu festivallere temsilciler gönderip gelecek yılın alt yapısını oluşturmak adına sağlıklı bilgiler alınmalı…
Alınan bilgiler ışığında da gelecek yıl ki festival için çalışmalara başlanıp, Edirne’ye özel bir konsept hazırlanarak, bize özgü bir festivalin gerçek adımı atılmalı…
Yapmış olmak için yapmamak lazım…
Recep Gürkan ve Vali Şahin’in açılış konuşmalarında kullandıkları “Edirne hep Selimiye’si ile, Osmanlı’ya Başkentlik yapmasıyla, kültürü ile, sanatı ile anılıyordu. Artık bunlara bir de film festivali eklendi” sözlerini unutmayacağım elbette…
Gereğinin yapılmasını arz ediyor ve gelecek yılı heyecanla bekliyorum…
*
Bu sabah bir erkek popçularımızdan birinin canlı konser performansını video paylaşım sitesinde izledim…
Ben izlediğim canlı performans videolarının yorumlarına genel olarak bakarım…
Hemen tüm performanslarının ve stüdyo kaydıyla yüklenen şarkıların tümünün altında farklı farklı kişilerin yaptığı yorumlar;
“Top, gay, pasif, aktif, tipsiz, alemci”
Elbette şarkının ruhu ve enstrümantal alt yapısı, vokalin şarkı içindeki seslendirme trafiği vs. vs. bunlara yönelik yorumları görmüyoruz değil.
Ancak diğerleri ne oluyor be kardeşim!
Adamın cinsel tercihi farklıysa sanane, gay olması senin onu dinlemeyeceğin anlamına geliyorsa, dinleme ama sus ayrıştırıcı, iğrenç, sapık ve sığ üslubunu da al git gay olmayan sanatçıları dinle…
Hoş sana göre az eli yüzü düzgün, yaptığı işte başarılı olan birisi kesinlikle evvela gay damgasını yemeli…
Herifi iş üstünde mi yakaladın veya adamla yattın mı kardeşim, neye kime dayanarak böyle bir kanıya varıyorsunuz.
Nedir yani?
Gay olsa ne olacak?
Bu müzikleri bir gay veya lezbiyenin yapması o müziği dinlenmez mi kılıyor?!
Bu ne kadar sapık ve değersiz bir üsluptur…
Sanatını icra eden kişinin, cinsel tercihlerini değil de çok biliyorsan sanatını tartış…
Beğenmiyorsan neden beğenmediğini argümanlarla ortaya koy…
Orkestra zayıf de, vokal zayıf de, gitarların akoru kaçık de, parçanın orjinaline sadık kalmalıydı de, şarkının ortasında yaptığı vokal parçanın üzerinde iyi durmadı de, tiz seslerde tahmin ettiğim kadar güçlü değilmiş de, şarkılarının trafiklerinde sıkıntı vardı de…
Bir sanat veya sanatçı için ortaya koyabileceğin tek argüman cinsel tercihi mi?
Ürettiklerinin ve topluma sunduklarının değerini cinsel tercihi mi belirliyor?!
Bir melodinin altında tartışılan, söylenen laflara bakar mısınız?
Nasıl bir sapıtmışlık, nasıl bir acıkmışlık, nasıl bir bilinçaltıdır bu ya…
Hele bazılarında Türk, Kürt, terörist, tartışmaları var ki onlara hiç girmeyeceğim…
Elin yüzün düzgün, sesin iyi, başarılıysan gaysin…
Kıskanma birader!
Bastırılmış leş bilinçaltında oluşturduğun sapık senaryolarını ve kendi başarısızlığının üzerinden ona buna sıçrattığın o kirli çamuru al bir tarafına sür!Gökhan ATEŞ









