İlk ve Orta öğretim sınıflarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri kapsamında anlatılan “Cennet ve Cehennem” kavramlarının çocukların üzerinde yanlış etki yaratabileceğine deyinen Uzman Psikologlar; “Çok ince bir çizgi. Doğru aktarılmazsa çocukların kafası karışabilir. ‘O zaman bende ölüp cennete gitmek istiyorum’ diyebilirler” şeklinde yorumladılar. Edirne’de İlk ve Orta öğretimde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri kapsamında anlatılan “Cennet ve Cehennem” kavramlarına yönelik çeşitli uzman psikologlardan görüşlerini aldık. Uzman psikologlar ve yetkili kişiler konu hakkında çeşitli açıklamalarda bulundu. Uzmanlar, cennet ve cehennem kavramlarının yanlış aktarılması şeklinde çocukların kafalarının karışacağını ve de psikolojik sorunlara da neden olabileceğini belirttiler. Uzman Psikologlar hayat ve ölüm, dini konuların çocuklar üzerindeki etkisi gibi pek çok konuda bilgiler verdiler. “ÇOCUKLARIN KAFASI KARIŞABİLİR”Uzman psikologlar, ebeveynlerle öğretmenlerin çocuklara hayat ile ölüm konularında anlatımlarda seçici ve dikkatli olunmasının altını çizerek; “Çocuk yetiştirme biçiminde ve çocuğun topluma kazandırılmasında öncelikle aileye büyük görev düşmektedir. Çocuğun zihni geliştikçe somuttan soyuta doğru algılama ve düşünce alanı genişler. Duyu ve deney algısı dışında etrafında ulaşamadığı evreni akıl yoluyla kavramaya başlar. İnsan, gücünün dışında var olan evreni sorgulamaya, kavramaya çalışırken büyük gücü de kabullenir. Büyüdükçe kendi varlığına, hayatına, istek ve eğilimlerine bu görüşü katarak yön verir. Çocuğun gelişmesinde duyguların önemli rolü vardır. Duygular düşünceleri çağrıştırır. Böylece duygu ile düşüncenin gelişmesinde öğrenme ve algılamanın rolü olur. Ölümü yetişkinlerin bile algılayıp kabul etmesi kolay olmazken çocukların somutlaştırıp anlamlandırması tabi ki zor olacaktır. Çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi ona neyi, nasıl anlatacağınız açısından önemlidir. 0-6 yaş arasındaki çocuklar soyut kavramları kavrayabilecek düzeyde olmadığı için yaşanılan her durumun somutlaştırılarak anlatılması gerekir. Ölümü somutlaştırmak da zorluk çekilmektedir. Yaşanılan güçlükten dolayı yanlış ifadelerle çocuğun daha çok kafası karışabilir, endişe duymasına sebep olunabilir. Yaşanılan ani ölümler, kazalar ya da birden gerçekleşen çocuk ölümlerine şahit olunduğu takdirde, çocuğa ölümü anlatan kişi yalan söylemiş, tutarsız davranmış olacaktır. Çocukların mantığı çok basittir ancak onu kendi dünyalarına göre yorumlamaları çok derindir. Çocuk bu durum karşısında şöyle bir çıkarımda bulunabilir: Anne babasının yaşlandığını düşünüp onları kaybetme korkusu içine girebilir ve yalnız kalacağını düşünerek güven duygusunu yitirebilir. Çocuklara yapılan bir yanlış da “O artık uyuyor ve sonsuza kadar uyuyacak” Büyükler çocuğa ölümü anlatırken sık sık bu cümleyi kullanmaktadırlar. Çocuk bu cümleyi ilk duyduğunda anlamış gibi görünebilir ancak sonrasında uyumak istemeyebilir, uyursa öleceğinden korkabilir, anne-babasıyla uyumak isteyip onları uyutmak istemez, onlar uyursa annesiz ve babasız kalacağını düşünebilir. Sonrasında uyku problemi, kabuslarla uyanma görülebilir” “O ZAMAN BEN DE ÖLÜP CENNETE GİTMEK İSTİYORUM” DİYE DÜŞÜNEBİLİR.Ailelerin ve Öğretmenlerin verdiği bilgilerden tatmin olmayan çocukların ölümün odak noktası olabileceğine değinerek; “Çocuk henüz cennet, cehennem, ölüm ve sonrası gibi soyut kavramları anlayacak düzeyde olmadığı için bu tarz cümleler onun kafasını karıştıracak ve durumu anlayıp kabullenmesini geciktirebilir. Cennetin çok güzel bir yer olduğunu anlayan çocuk, ‘O zaman bende ölü cennete gitmek istiyorum’ diye düşünebilir. Cennette her şeye sahip olup mutlu olacaksak neden yaşıyoruz düşüncesine kapılabilir. Madem öleceksek neden yaşıyoruz ki cümlesiyle anne-babasını cevapsız bırakan bir kız çocuğuna ölümü onun dünyasına göre oyuncaklarından, yapmaktan hoşlandığı şeylerden bahsederek, görüp dokunabildiği nesnelerden yola çıkarak ifade ettim. Çocuk verilen cevaptan tatmin olmaz ve kafasında ölüme dair bir şema oluşturamazsa ölüm odak noktası haline gelebilir. Anne babanın cevap veremediğini düşünen çocuk birçok kişiye ölümü sorar. Herkesten farklı cevaplar duyacak olan çocuğun kafası daha da karışır ve kafasında ki şema karmaşık hale gelebilir. Yaşamanın güzel bir şey olmadığı, ölümün daha güzel olduğunu anlayabilecek olan çocuk ölmek isteyebilir ya da tam aksine ölmek istemediği için herkesi üzmeye çalışıp, yaramazlık yaparak Allah'ın onu sevmemesini yanına almamasını isteyebilir. Bu düşüncesinden dolayı birçok davranış problemi sergileyebilir ‘Allah benim canımı alsın da annesiz kalın’ ya da ‘Siz beni böyle üzün Allah beni sizden alırsa görürsünüz’ gibi bu şekilde konuşan bir yakınını kaybeden çocuğun suçluluk duygusu içine girmesi sık karşılaşılan bir durumdur. ‘Annemi üzdüğüm için öldü, benim yüzümden öldü’ gibi düşünen ölümü anlaması ve kabullenmesi zor olacağı gibi yas süresi de uzayabilir. Kendini suçlayan çocuk ölümü ve hissettiği duyguyu daha fazla bastırabilir, kendini suçladığı için egosu zarar görebilir ve kişilik gelişimi de bu durumla şekillenebilir. Bu durumu yaşayan çocuklarda çeşitli psikolojik semptomlar kendini gösterebilir” ifadeleri kullanıldı. “ÖLÜM HAKKINDAKİ FİKİRLERİ ÇOK BELİRSİZDİR”12 Yaşına kadar olan çocukların ölüm ve hayat hakkındaki fikirlerinde belirsizlik yaşandığını belirten Uzmanlar; “0-6 yaş arasında çocuklar soyut kavramları algılayamaz ancak dönem arasında çocuğun bulunduğu yaş da çok önemlidir. 0-2 yaş arasında çocuklar ölümü algılayıp anlamlandıramayacak kadar küçüktürler. Kaybedilen kişinin yokluğunu hissedebilir, kokusunu ve varlığını özleyip birer kelimeyle; anne, baba deyip ağlayabilir. 2-6 yaş arasında genellikle soyut kavramları anlamlandıramayacak olan yaş 4 yaştır. Ölüm hakkındaki fikirleri çok belirsizdir. Ölümün bir son olduğunu düşünemezler, ölen kişiyi tekrar görebileceklerini varsayıp; ‘Ne zaman gelecek? Gelsin de parka gideceğiz yarın’ gibi cümleler kurabilirler. Okul öncesi dönem çocukların hayal dünyalarının zengin olduğu ve fantezi dönemi olduğu için çocuklar oyunlarla ilgilenirler. Dua ile ya da sihirli düşüncelerle ölen kişiyi geri getirebileceklerini düşünebilirler. Çocuğa olabildiğinde somut kelimeler seçilerek açıklama yapılması, kısa ve net cümleler kullanarak ölümün anlatılması gerekmektedir. Cümlenin uzun olması çocuğun anlamasını geciktirerek kafasındaki şemayı karmaşık hale getirecektir. Soyut kelimelere yer verilmesi ise çocuğun bu konuyu daha fazla düşünüp anlamaya çalışmasına, daha fazla kaygı duymasına yol açacaktır. Ölümü ifade ederken bitki ve hayvanlardan yola çıkarak somutlaştırma yapılabilir, her canlının doğup, büyüdüğünü ve bir gün öleceğini, öldüğü zaman onu tekrar göremeyeceğimiz örneği zenginleştirilebilir. Beraber bir çiçek beslemek büyütmek, çiçeğin solduğunu görüp algılaması çocuğu tatmin edecektir. Çocuğa ölüm somutlaştırılarak anlatıldı ve çocuk ölümü anladı diye duygularını yaşamayacak değildir. Yetişkinler gibi çocuklarında ağlama, üzülme davranışları olacak ve yaslarını yaşayacaklardır. Bu durumda çocuğun yakınlarının, Ben hep senin yanındayım. gibi güven telkin eden cümlelerle çocuğa destek olunması gerekir. Ya sende ölürsen, ben yalnız kalırsam, çevremdekiler de ölürse diye düşünen bir çocuğa onun hep yanında olacaklarının söylenmesi ve bunun için söz verilmesi yerine, Uzun yıllar yaşayıp senin yanına olmak. kardeşlerinde vs. öyle. Yanında olduğum süre içinde de seni hep seveceğim, yalnız bırakmayacağım gibi çocuğun ruhunu doyurmak, yaşadığı kaygıyı azaltmak gerekir” şeklinde konuştular. ÇOCUKTA OLABİLECEK PROBLEMLER:Uzmanlar, aile ve okulda anlatılan “Ölüm-Hayat” veya “Cennet veya Cehennem” gibi kavramların yanlış aktarıldığında oluşabilecek problemler hakkında; “Çocuk ölüm anına şahit olup, ölü bedenini görmüş ise İntihar, cinayet ya da farklı bir durumla oluşan ölüm ise davranış problemleri görülmeye başlandıysa Sosyal ilişkilerinde, akademik başarısında, okul yaşantısında değişiklik oluyorsa Yas süresi uzadıysa Ölüm yüzünden kendini suçlu hissediyorsa, Şiddet davranışları göstermeye başladıysa, Alt ıslatma, gece korkuları ve kabuslar, uyumama, yemek yememe, parmak emme- tırnak yeme gibi sorunlar baş göstermişse bir uzmandan psikolojik destek alınmalıdır” ifadeleri kullanıldı. “PSİKOLOJİK DESTEK ALIN”Uzmanlar, ailelerin çocuklarının okulda, sokakta veya yaşadığı bölgede her hangi bir ölüm vakasına rastladığında psikolojik destek alınmasına dikkat çekerek; “Ölüm çocuğun yakınlarından birinde gerçekleştiyse, çocuğun gelişim dönemini göz önüne alarak açıklama yapılmalı ya da bir uzmandan destek alarak açıklanmalı. Ölümü, cennet-cehennem, uyumak, büyümek, yaşlanmak tabirleriyle açıklamamak gerekir. Çocuğun sorularına her defasında aynı yanıtı verin. Çevrenizdekileri de bu konuda uyarın. Kendini güvende hissetmesini sağlayın. Çocuğun var olan hayatında ciddi değişimler olmamalı, başka bir şehre taşınmamalı, okulu odası vs, değişmemeli. Çocuğun yanında ağlayabilir, duygularınız yaşayabilir ancak bunun dozunu iyi ayarlamalı ve kendinizi kaybetmemelisiniz.Çocuğunda ağlamasına izin verin. Bazı çocuklar hiç birsey olmamış gibi oynamaya devam edebilir. Çocukların tepkilerinin yetişkinlerden farklı olabileceğini unutmayın. Üzülmediği için onu suçlamayın. Ölünün yüzünü ve gömülme anını çocuğa izlettirmeyin. Çocuğunuz kreşe ya da okula gidiyorsa öğretmeniyle sürekli görüşün ve gözlenen davranışlardan haberdar olun. Mutlaka psikolojik destek alın” vurgulandı.
EĞİTİM
Yayınlanma: 11 Ekim 2017 - 05:22
"ÇOCUKLARIN KAFASI KARIŞABİLİR"
EĞİTİM
11 Ekim 2017 - 05:22









