18 Mart Şehitleri Anma Günü resmi etkinlikleri Edirne Askeri Hastanesi Şehitliği’ne çelenklerin sunulması, Saygı Duruşu ve akabinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak. Daha sonra Edirne Valisi Günay Özdemir tarafından şehitlik defteri imzalanmasının ardından, Edirne İl Müftüsü Emrullah Üzüm tarafından şehitlerimize dua edilecek ve ardından şehitliğe karanfillerin bırakılacak.Program daha sonrasında Halk Eğitim Merkezi ve ASO Müdürlüğü Mimar Kemaleddin Çok Amaçlı Kültür ve Tiyatro Salonu’nda devam edecek. MESAJLARBu arada 18 Mart dolayısıyla Edirne Valisi Günay Özdemir, Belediye Başkanı Recep Gürkan başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi partiler bir mesaj yayımladı.VALİ GÜNAY ÖZDEMİR: Tarihi şan ve şerefle dolu büyük Türk Milleti yeryüzünde var olduğu müddetçe hiçbir zaman esaret altında yaşamamış, onlarca devlet ve imparatorluklar kurarak dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Türk’ün vatan sevgisinin, şehadetle imtihan olduğu Çanakkale zaferi de bu yüce milletin yeryüzünde yeniden var oluş ve istiklal mücadelesinin adıdır.“Geri dönmeyi asla düşünmeyenlerin” yazdığı destan olan 18 Mart Çanakkale Şehitleri’ni anma günü, Türk Milletinin özgürlük ve vatanı için gerektiğinde neleri feda edebileceğini bir kez daha kanıtladığı şanlı bir gündür. 18 Mart’ta dönemin en çetin şartlarında binlerce şehit vererek imkânsızın başarıldığı ve üzerinde hür olarak yaşadığımız aziz vatanımızın kurtarıldığı bu şanlı zaferde olduğu gibi; 15 Temmuz’da kendi halkının üzerine ateş açan hainlere ve bizi bölüp parçalayarak bu topraklardan atmak isteyen güçlere karşı verilmiş en büyük cevaptır.Aziz Şehitlerimiz; Bizlere bıraktığınız bu güzel vatanı korumak ve gelecek nesillere aktarmak en temel görevimiz olduğunun bilinciyle, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanımızda birlik, beraberlik ve huzur ve güven içinde yaşadığımız için sizlere minnettarız.Tarih boyunca vatan ve millet sevdası ile şehit düşmüş ecdadımıza; bugün milletin bekası ve esenliği uğruna can vermiş evlatlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.Ruhları şad olsun. BELEDİYE BAŞKANI RECEP GÜRKAN: “EMSALSİZ BİR ŞAHLANIŞ DESTANI”Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Çanakkale Savaşı’nın bir milletin bütün dünyaya karşı onurunu, şerefini, namusunu ve bağımsızlığını kanının en son damlasına kadar nasıl koruduğunu gösteren emsalsiz bir şahlanış destanı olduğunu söyledi. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle yayınladığı mesajda şunlara yer verdi: “Bir milletin ölümü göze aldığı savaştır Çanakkale Savaşı. Okulların savaşta hayatını kaybeden öğrenciler nedeniyle mezun veremediği; annelerin evlatlarını savaşa kına yakarak gönderdiği; Seyit Onbaşı’nın sırtında 215 kiloluk mermiyi taşıdığı; erkeklerle birlikte kadınlarımızın da cephede omuz omuza savaştığı; Mustafa Kemal’in Anafartalar’da kalbinin üstünde bulunan cep saatinin kurşunu yavaşlatması sayesinde hayata tutunduğu savaştır, Çanakkale Savaşı. Kurtuluş Savaşı’nın da kıvılcımını yakan bir zaferdir, Çanakkale Savaşı. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir’ sözüdür Çanakkale Zaferi. Dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diyerek tarihin akışını değiştiren şanlı ecdadımızdır, Çanakkale Zaferi.Türk Milleti’nin kahramanlık destanı, nesilden nesile aktarılacak ilham kaynağıdır Çanakkale Zaferi. Böyle bir savaşın, inancın, vatan sevgisinin zafer ile sonuçlanmaması mümkün mü? Şüphesiz ki; Türk Milleti’nin, yenilmezliğini, cesaretini, azmini tüm dünyaya kanıtladığı, Türk Milleti’nin bağımsızlığı için nasıl küllerinden doğabileceğini gösterdiği bu savaş ve bu savaşta verilen mücadele sonsuza kadar bizim rehberimiz olmaya devam edecektir.Tüm bu duygu ve düşüncelerle; Çanakkale’nin geçilmeyeceğine tarihe altın harflerle yazdıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanı uğruna canlarını feda eden, aziz şehitlerimizi ve ebediyet intikal eden kahraman gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum.”18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle 18 Mart 2017 Cumartesi Günü Saat: 10.00’da Edirne Asker Hastanesi Şehitliği’nde düzenlenecek program için saat: 0915’te Belediye önünden araç hareket edeceğini söyledi. ERDİN BİRCAN: 18 Mart Çanakkale Zaferi milletimizin tarihin sayfalarına altın harflerle yazdığı destandır. Yaklaşık 250 bin şehidimiz kanlarıyla destan yazdılar ve Çanakkale’yi geçilmez kıldılar. Bugün özgürce aldığımız her nefes onların kahramanlıklarının eseridir.Çanakkale’de dünyanın en güçlü ordularının saldırısını ülkemizin dört bir yanından gelmiş ve canlarını ortaya koymuş yiğit dedelerimiz “Hayır, Çanakkale geçilmez” diyerek durdurmuştur. Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşımızın öncüsüdür. Burada ortaya çıkan direniş ruhu Kurtuluş Savaşında ülkemizi bağımsızlığa taşımıştır. Anafartalar’da vatan için ölmeyi emreden bir büyük komutan, Mustafa Kemal Atatürk, milletimiz tarafından tanınmış ve daha sonra Kurtuluş Savaşımızı yönetmiş, cumhuriyetimizi kurmuştur.Bugün Çanakkale Savaşlarını ve orada yazılan destanları anlatırken Kurtuluş Savaşımızı ve Mustafa Kemal Atatürk’ü daha da güçlü bir biçimde anlatmalıyız. Eğer, Çanakkale’de yüzbinlerce şehidimizi bugün anıyor, onların destanlarını çocuklarımıza anlatabiliyorsak; bize bu bağımsız cumhuriyeti kazandıran Kurtuluş Savaşımız ve Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir.Dost düşman herkes iyi bilmelidir ki bu millet var oldukça Çanakkale geçilemeyecektir. Çanakkale şehit kanlarıyla geçilmez kılınmıştır. Bu topraklar için toprağa düşmüş şehitlerimizin her biri bizim için azizdir. Her biri kutsaldır. Aralarında en ufak fark yoktur. Onların aziz hatıralarını incitecek her şeyden kaçınmalıyız.Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler Günü nedeniyle Kurtuluş Savaşımızın Önderi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşımızda, Çanakkale Savaşlarında ve bugüne kadar bu vatan için canlarını vermiş şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve hayırla anıyorum.MHP İL BAŞKANI HAKAN ÖZKAN: Çanakkale Zaferi Türk ve dünya tarihinin akışını değiştiren, bölgesel ve küresel denklemleri baştan ayağa yenileyen stratejik bir diriliştir.Çanakkale imanın, inancın, izzet ve iffetin; zillet, hezimet ve acziyeti mağlup ettiği kutlu bir mekândır.102 yıl evvel Türk milletinin kaderi Çanakkale’de düğümlenmiş, varlığı Çanakkale’ye mühürlenmişti.Zalimler en gelişmiş silah ve teknolojileriyle önce denizden, sonra başaramayınca karadan saldırmışlar, fakat bu aziz millete boyun eğdirememişlerdir.Çünkü Türk milleti sükût kesmiş tepelerde, ateş almış koylarda parlamış; fırın gibi tabyalarda, tarihin nabız atışının duyulduğu mevzilerde çağlamış; kısaca Çanakkale’de namus ve şeref müdafaasıyla ayağa kalkmış, barbar istilasına karşı etten duvar örmüştür.“Bir elimizi bağlasalar da tek elimizle Boğaz engelini aşarız” diyen Lord planları, haçlı hevesleri Çanakkale’de paramparça edilmiştir.Metrekareye 6 bin merminin düştüğü mahşer yeridir Çanakkale.Siperlere serilmiş kuru ot ve samanla doldurulmuş yataklarda hilalle yıldızın mürüvvetini düşleyen safiyet ve samimiyettir Çanakkale.Karanlık Liman’da 26 mayını 100’er metre aralıklarla 4,5 metrelik derinliğe döküp düşmanın belini kıran Nusret Mayın Gemisi’dir Çanakkale.Elbette Çanakkale dünyanın en büyük şehitliği, her sayfası şehit kanıyla yazılmış Türk tarihinin fedakârlık külliyatı, fazilet künhüdür.Duaların himmetiyle, aminlerin gücüyle, elbette Türklüğün bükülmez bileği, eğilmez başıyla Çanakkale’de zulüm püskürtülmüş, düşman donanması denizin dibine yollanmıştır.Bu tarihi başarı; en ince detaylarına kadar düşünülmüş ve kaleme dökülmüş büyük bir hazırlığın milli ve manevi değerlerle bütünleşmesinin eseridir.Sırtına aldığı 276 kg’lık topla yenilmez armada şeklinde görülen savaş gemilerini deviren Seyit Onbaşı anlaşılmadan, milli yüreklerde sembol haline gelen Çanakkale’nin bir yönü eksik kalacaktır.57. Alay’ın muhteşem iradesiyle birlikte, Conkbayırı, Arıburnu ve Anafartalar’da öne çıkan Mustafa Kemal’i özümsemeden Çanakkale’yi kavramak da kolay değildir.Çanakkale dünyaya vurulmuş Türk damgasının asla silinmeyecek izlerinden bir tanesidir.102 yıl önce iman kurşunun, havada küfür kurşunuyla çarpışarak, vatanın bağrına saplanmasına geçit vermeyen mücadele azmi esas manasından hala bir şey kaybetmemiştir.Ancak cennet vatanımız üzerinde kirli hesap yapmayı bırakmayanların hala anlayamadıkları meseleyse, bin yıllık kardeşlikte karar kılmış olan milletimizin Allah’ın izniyle bu plan ve hesaplara fırsat vermeyeceği gerçeğidir.Bir asır evvel ufkumuzun tam önüne hayasızca kazılan işgal çukurları şehit kanlarıyla örtülmüş, batıl projeler Çanakkale’nin manevi havasında boğulmuştur.Dün Çanakkale önlerine kadar gelme cüreti gösteren emperyalist caniliğin bugünkü kuklaları yine hendeklerle, yine çukurlarla, yine vatan evlatlarına ateş ve ölüm yağdırarak sonuç alacaklarını sanmaktadırlar.Şunun bir defa önemle altını çizmek isterim ki, Çanakkale ruhu Türk milletine Levh-i Mahfuz’dan itibaren yazılıdır ve bu ruh hainlere, katillere Türk vatanını dar edecektir.Devletiyle bütünleşen aziz milletimiz yıkım lobisine, çözülme akıntısına, şehirlere konuşlanan eli silahlı insan artıklarına geçit vermeyecektir.“Ben olmazsam devlet yıkılır” diyecek kadar kibre batan, Türk milletini küçümseyen, Çanakkale’yi geçilmez yapan şuuru görmezden gelenler bu gerçeği idrak etmeli, içine girdikleri yanlıştan muhakkak dönmelidir.Türkiye Cumhuriyeti kişilerle kaim değildir.Ve hiç kimse kendini dev aynasında görmemeli, vazgeçilmez addetmemelidir.Hangi oyun ve tuzaklar devreye sokulursa sokulsun, Türk milletinin birbirinden ayrılmayacağının nişanesi; şanlı hilalin gölgesi altında, Diyarbakırlı Bayram’ın, Erzurumlu Hasan’ın, Trabzonlu Adem’in, Kayserili Ahmet’in, Şanlıurfalı Hüseyin’in, İzmirli Murat’ın ve Ankaralı Mehmet’in bugün Çanakkale sırtlarında yan yana yattığı muazzez kabirlerdir.Vatan işgale uğramasın, namahremimize el değmesin, birlik ve bütünlüğümüz bozulmasın diyerek Çanakkale’yi aşılmaz kılan cesaret, Allah’a hamd olsun ki hala değerinden bir şey kaybetmemiş, hiçbir zaman da kaybetmeyecektir.Bu vesileyle Çanakkale’de bedenlerini siper ederek istiklalimizi koruyan, Cumhuriyet’in yolunu açan, Türk ve insanlık tarihini derinden etkileyen tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.“18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi”nin yıldönümünde devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, vatan ve millet uğruna hayatlarını kaybetmiş tüm şehitlerimize ve muhterem ecdadımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. ETB BAŞKANI ÖZAY ÖZTÜRK VE MECLİS BAŞKANI FEDAİ CANIM: Bugün, tarihin eşine az rastlanan en büyük kahramanlık destanlarından biri olan ve savaş tarihine altın harflerle yazılan, Çanakkale Zaferi’nin 102.nci yılını kutlamanın onurunu yaşamaktayız.“Tarih boyunca istiklal ve bağımsızlığını, milli birlik ve bütünlüğünü her şeyin üstünde tutan, bu uğurda büyük bedeller ödeyen aziz milletimiz, hiçbir zaman esaret altında yaşamayı kabul etmemiş, canından aziz bildiği kutsal vatan topraklarını, canı ve kanı pahasına korumasını bilmiştir.Çanakkale Savaşı’nın zaferle sonuçlandığı 18 Mart, aynı zamanda aziz şehitlerimizin hatırasını canlı tutmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “Şehitleri Anma Günü” olarak kabul ve ilan edilmiştir. Bu vesile ile, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıldönümünde, Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, ebediyete intikal eden kahramanlarımızı ve vatanını canından aziz bilen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyoruz.Aziz şehitlerimiz, ruhunuz şad olsun!” ADD EDİRNE ŞUBE BAŞKANI CELİL ÖZCAN: İngilizler, boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı Churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Sackville Carden tarafından da desteklenince, Birleşik Krallık Donanması Komutanı Lord Fisher’in başarısını şüpheli gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. Fisher, kara harekatınca desteklenmeden deniz kuvvetlerinin "böyle bir maceraya atılmasının" hatalı olduğu görüşündedir. İtilaf Devletleri Savaş Konseyi'nin 28 Ocak 1915 tarihli oturumunda harekat karara bağlanmıştır. Konsey tutanağında harekat amacı şu şekilde tanımlanmıştı, “Bahriye Nazırlığı hedef İstanbul olmak üzere, Gelibolu Yarımadası'nı döve döve zapt edecek bir deniz harekatına Şubat ayında başlayacaktır.”Birleşik Krallık Donanması'nın önemli bir kısmı Amiral Carden emrinde olmak üzere Ege Denizi'nde toplanmaya başlamıştır. Harekata geçme meselesi, Savaş Konseyi'nin kararına bağlıydı.Tarihçiler, Çanakkale Deniz Harekatları'nın "hemen hemen yalnız bir kişinin, Churchill'in yorulmaz gayretlerinin eseri" olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte Savaş Konseyi kararındaki, bir karanın, deniz topçusunca "döve döve" nasıl zaptedilebileceği çok açık değildir. İtilaf Devletleri’nin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.İtilaf devletlerinin hedefi, Çanakkale Boğazı'nın sadece 1 mil genişliğindeki en dar noktasıdır. Amiral John de Robeck komutasındaki aşağı yukarı en az 16 savaş gemilik dev donanma Çanakkale'yi geçmeye kalkmıştır. Ancak her gemi Nusret Mayın Gemisi adlı Osmanlı mayın gemisinin boğazın Asya tarafına yerleştirdiği deniz mayınları tarafından hasar almıştır. Bazı balıkçılar, İngilizler tarafından mayın toplama işiyle görevlendirilmiştir; ama Osmanlı ordusunun açtığı top atışlarıyla korkarak kaçmışlar, mayınlara dokunulmamıştır. Yerinde kalmış bu mayınlar İngiliz HMS Ocean, HMS Irresistible ve Fransız Bouvet adlı üç zırhlıyı batırmıştır. Ayrıca İngiliz Inflexible ve Fransız savaş gemileri Suffren ve Gaulois çok ağır bir şekilde hasar almıştır. 18 Mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi. Sonuç olarak, 18 Mart 1915'te, deniz mayınları ve kıyılardaki Osmanlı topçu bataryalarının isabetli atışları denizden geçişin mümkün olmayacağını göstermiş, İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası'na asker çıkararak Boğaz topçu bataryalarını etkisiz hale getirmeyi hedeflemiştir.18 Mart 1915 sabahı geldiğinde kimse günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu. Gelibolu Yarımadasında Müttefik çıkarmaları yarımadanın güney bölümündeki altı kumsala, iki cephede yapılmıştır. Seddülbahir Cephesi’ne Britanya 29. Tümeni ile Fransız Kolordusu çıkarma yaparken Arıburnu Cephesi’nde ise Anzaklar Kolordusu çıkarma yapmıştır. Bu beş tümene ek olarak bir hafta içinde İskenderiye'den getirilecek olan Hint Tugayı, muhtemelen Seddülbahir Cephesi'nde kullanılmak üzere ordu ihtiyatını oluşturacaktı. Plana göre; 18 Mart sabahı 2 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. Filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. Tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.Birleşik Krallık Kraliyet Donanması'na ait HMS Queen Elizabeth, HMS Agamemnon, HMS Lord Nelson muharebe gemileri ve HMS Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan ilk tümen, saat 10:30'da boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. Planlanan noktaya ulaşıldığında HMS Queen Elizabeth'in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, HMS Lord Nelson'un hedefi Namazgah Tabyası, HMS İnflexible'nin hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyasıydı. "A Savaş Hattı" olarak adlandırılan bu plan 11.30'da uygulanmaya başlandı ve merkez tabyalarına ateş başlatılmıştı.Bu arada düşman gemileri Kumkale'den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3. Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki Britanya muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre bu tümen 1. Tümenin arkasından hareket geçti ve B hattı önündeki yerini aldı. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3. Tümene ait olan iki Britanya gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi. Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen, 3. Tümenin yerini alacak ve B Hattından son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı. Fakat 3. Tümenin yerini alacak 2. Tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu. Saat 14:00’e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet’de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. QueenElzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada’ya ulaştı. 2. Tümen Britanya gemileri, 3. Tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00’te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı. Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. Saat 15.14’de İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. Saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Bu bölgede bir gece önce Nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05’te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Güçlü top ateşine rağmen Ocean’ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.18 Mart'ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. HMS LordFisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söyleyenler haklı çıkıyor, de Robeck ve Churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul'a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu,Çanakkale Savaşları’nda Deniz Harekâtı’nın başarısızlığı, umutları Kara Harekâtı’na çevirmişti. Ancak, bu sefer de karşılarına Yarbay Mustafa Kemal çıkacaktı…HAK İŞ/HİZMET İŞ SENDİKASI EDİRNE GENCLİK KOMİTE BAŞKANI ERDİNÇ ENGİN: Çanakkale Cephesi I Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin saldırısı sonucu açılmış bir cephedir. Dünya tarihinin en kanlı savaşlarının yapıldığı Çanakkale Cephesi’nde Türk ordusu olağanüstü bir başarı göstererek on binlerce şehit vermesine karşın düşmana geçit vermemiştirİngiliz savaş gemileri, Nusret mayın gemisi ile bir gece önce gizlice döşenen mayınlara çarparak, Boğazın derinliklerine gömülmüştür. Anafartalar, Arıburnu, Conkbayırı ve Kilitbahir’de düşmanı yenerek önemli başarılar elde etmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözünü Türk askerine söyleyerek, savaşın ne pahasına olursa olsun kaybedilmemesi gerektiğine işaret etmiştir.
GÜNDEM
Yayınlanma: 18 Mart 2017 - 00:01
Destanın 102'nci yılı
Dünya tarihinin en kanlı savaşlarının yapıldığı Çanakkale Cephesi’nde, Türk ordusu olağanüstü bir başarı göstererek on binlerce şehit vermesine karşın düşmana geçit vermeyişinin 102’nci yılında şehitlerimiz saygıyla anılacak.
GÜNDEM
18 Mart 2017 - 00:01





