Edirne Belediye binasındaki Nikah Salonunda yapılan basın toplantısına YARSAV Eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Devlet Eski Bakanı Önay Alpago, Ali Mutlu Köylüoğlu ve Cemal Özdemir katıldı.Sabah saatlerinde Edirne’ye gelen“Düşününce; Hayır hareketi” ilk olarak Edirne Belediyesindeki Atatürk odasını dolaştı. Ardından Belediye binası önünden bando eşliğinde Atatürk Anıtına yürüdüler. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından “Düşününce; Hayır hareketi gurubu tarihi Alipaşa çarşısında esnaflarla konuştu.Yargıçlar ve Savcılar Birliği’nin (YARSAV) kurucu başkanlığını ve bir dönem de başkanlığını yapan Ömer Faruk Eminağaoğlu, 16 Nisan tarihinde halkın onayına sunulacak anayasa değişiklik paketi hakkında, “Yapılan değişiklikler Türkiye’yi daha güçlü, daha ileriye götüreceği ifade edilmesine rağmen Anayasa Değişiklik Paketi ayrıntılarıyla açıklanmıyor. Aksine bu değişikliği yapan irade kendisinin oylanması gibi anayasanın bir kenara bırakılarak siyasi parti yarışına büründürülmeye çalışılıyor; çünkü bunu Türkiye’de gittiğimiz her yerde bunu net olarak görüyoruz. ‘Bu değişiklik ne getiriyor?’ diye halkımıza sorduğumuzda ‘Partim bunu istiyor’ diye cevap verdiğini açıkladı. Oysa bu partiler arasında yarış değil. Paketin içeriğini biliyor musunuz? Diye sorduğumuzda ‘Bilmiyorum’ cevabını alıyoruz. Hayatınızda ‘Hiç bilmediğiniz şeye evet dediğiniz oldu mu?’ Şeklindeki sorumuza da ‘hayır’ yanıtı veriyorlar. Halkımıza yönelik aydınlatma çalışmasıdır. Türkiye tarihinde hiç şunu yaşamadı: Devlet ile halk karşı karşıya getirilip adeta yarıştırılıyor. Devlet seçime girmez, devlet seçim ortamı oluşturur; ancak burada çok olarak görüyoruz ki bu devlet tüm olanaklarıyla adeta kendi olanaklarıyla seçime sokulmuş. Bu seçimden ‘Evet’ çıkması halinde devlet kazanmış gibi sunuluyor. Bu şekilde algı yaratılmaya çalışılıyor. Bunun böyle olmadığını halka gösterdiğimizde, anlattığımızda halkımız çok net olarak tavırlarının cumhuriyete sahiplenmek olacağına, cumhuriyete karşı bir tehlike arz ettiğinde bir duruş gösterecektir.Devlet hukuk birliği ortaya çıktı; ama şimdi hukuk birliği yok ediliyor. Hukuk birliğini yok ettiğinizde ülke ayakta kalmaz. Bu paketle Edirne’de, Diyarbakır’da farklı düzenlemelere anayasal dayanak getiriliyor. Bu düzenlemeyle bazı bölgelerde dinsel esaslı, dinsel referanslı düzenlemeye anayasal dayanak getiriliyor. Bu çok hukukluluk demek, bu Osmanlı’nın da gerisine giden Şeriat Sistemine gidecek anayasal boyuta taşınması demek. Türkiye Cumhuriyeti hep bir araya gelerek kuruldu. Anayasa o bağımsızlığın bayrağıdır, simgesidir. Anayasa o bağımsızlığın simgesi olduğu için Cumhuriyete saldırının dayanağı olmayacaktır. Cumhuriyete yönelen bu saldırı aynı duyarlılıkla bertaraf edilecektir. Adalet mülkün demelidir ama siyasetin temeli oluyor. Mahkeme yönetimde kim varsa sadece ama sadece onun güdümüne, onun emrinde böyle bir boyuta taşınıyor. Melis’i böyle, yargısı böyle, hükümeti tek kişide. Bu anayasa değişikliği yapılırsa anayasanın olmasıyla olmaması arasında ne fark olacak diye sorarsan ‘Hiçbir fark olmayacak’ derim ben. O zaman neden Anayasa? Anayasalar tarihte siyasi iktidarı sınırlandırmak için ortaya çıkmıştır. Anayasalar halka güvence olmak için ortaya çıkmıştır. Bu anayasa değişikliği yapıldığında iktidara yönelik bütün denetim mekanizmaları ortadan kalkıyor. Yani iktidardan hesap sorma mekanizması kaldırılıp kalıcı hale getiriliyor. Anayasa değişikliğini siyasi iktidar kendisini kalıcı hale getirmek için var kılıyor.Neden? Kendisine uygun Anayasa yapmak istiyor. Yoksa anayasada demokrasiyle çatışan hükümleri ortadan kaldıran bir irade asla ve asla söz konusu değil! Öyle olsa yargıyla ilgili en teme kural, yargıya güvence oluşturan HSYK gibi kurumlar evrensel kurala göre der ki ‘ HSYK üyeleri yargıçlar tarafından bizzat seçilir’ 12 Eylül Darbe Anayasasında HSYK’ya 1 tane müsteşarı sokmuştu. Bugün 12’de 12. 12 Eylül’ü 12’ye katlıyor. 12 Eylül’de anayasa değişikliğine sıkıyönetimde girildi şimdi OHAL kapsamında giriyoruz. Başbakan ve Bakanları Yüce Divan’da yargıladığınızda o yetkileri düşüyor, Yargıyı etkilememek için. Şimdi Cumhurbaşkanını Yüce Divan’a sevk ettiğimizde yargılama sürecinde Cumhurbaşkanı Yüce Divan üyelerini değiştirebiliyor. Adalet neyin temeli? Adalet kağıt üzerinde kalıyor, Meclis kağıt üzerinde kalıyor. Cumhurbaşkanı, Meclis’in yaptığı bütün değişiklikleri yapabilecek. Her şey tek ‘1’ kişiye kalıyor. Padişahın yetkileri bile son dönemlerde tırpanlandığını düşünürsek gittiğimiz yer; her şey bir kişinin 2 dudağı arasına sıkışacak. Bu coğrafyada Lozan’ı hazmedemeyen emperyalist güçler tek bir kişi üzerinden Lozan’a yönelik saldırıların çok açık bir ifadesidir” dedi.Dr. Ali Mutlu Köylüoğlu ise, “Rejim Değişikliğine yol açarak; Cumhuriyetimiz, Demokrasimiz, Hukuk Düzenimiz, İş ve Sosyal Hayatımız açısından Siyasi Darbe niteliğinde olan bir anayasa değişiklik teklifi ile karşı karşıyayız. Bu noktada; tüm enerjimizi ve vaktimizi, söz konusu ‘Anayasa Değişikliği Teklifi ile ilgili Referandum’ sonucunda ‘Hayır’ çıkması için tahsis etmeye karar verdik.Söz konusu rejim değişikliği; bir büyük yangın gibi, herhangi bir tercih veya farklılık tanımadan, herkesi yakabilecek niteliktedir. Bu büyük yangını ancak ‘Kuvayı Milliye Ruhu’ ile söndürebiliriz. Bu konudaki mücadelemizi; siyasi tercihlerimizi ve her türlü farklılıklarımızı bir kenara bırakarak, ‘İnsani Değerler’ ve ‘Ahlaki Erdemler’ ortak paydamızda buluşarak yapacağız.Cumhuriyetimize ve Demokrasimize sahip çıkıp, gereken duruş ve kararlılığı göstererek, bu tarihi sorumluluğu hep beraber yerine getireceğiz. ‘Hayır’ sonucuna ulaşacağımıza olan inancımızla, ‘Yok edin, insanın insana kulluğunu’ diyoruz” dedi.KUVÂ-Yİ MİLLÎYE RUHU İLE BİR ŞEY YAPMALIADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan da şöyle konuştu: “Öncelikle Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletinindir” parolasıyla düzenlediğimiz ‘hayır’lı toplantımıza desteklerinden dolayı Edirne Belediyesine, başta CKD, ÇYDD olmak üzere bütün Demokratik Kitle Örgütlerine, Siyasi Partilerin başkan ve üyelerine ve tabii ki çok değerli Edirne halkımıza çok teşekkür ediyorum. Değerli Yol arkadaşlarım. Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de kurduğu Birinci Meclis’in temeli; ‘Müdafaa-i Hukuk’tur. Müdafaa-i Hukuk’un özü ise ‘Ulusal Egemenlik ve Tam Bağımsızlıktır. Tam bağımsızlık, Kuvâ-yi Millîye anlayışı ile ruh bulur. “Ulusal Güçler” demek olan Kuvâ-yi Millîye ise, Türk Milleti’nin onurunu temsil eder.Kuvâ-yi Millîye ruhu ile Bir Şey Yapmalı diyerek Toplantımıza konuşmacı olarak katılan; YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu Devlet Eski Bakanı Önay Alpago, Ali Mutlu Köylüoğlu ve Cemal Özdemir’e, ayrıca, ADD Genel Merkezini temsilen gelen ADD Trakya Sorumlusu Melek Esmer’e şehrimize hoş geldiniz diyorum ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Egemenlik bir kişinin değil Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletinindir, Atatürk’ün, Atatürkçü Düşüncenin, Atatürk İlke ve Devrimlerinin temeli budur. “Egemenlik Ulusundur” ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir.Bu nedenle, Adı ister Padişah olsun, ister başkan olsun, ister Cumhurbaşkanı olsun Egemenlik bir kişiye verilemez Atatürk, Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletinindir. Sözünü sadece Meclis duvarına değil, tarihe altın harflerle yazmıştır. Cumhuriyet kurulurken bazı gruplar Atatürk'ün başkan olmasını istiyorlar ve bunu sık sık gündeme getiriyorlar. Atatürk bundan hoşlanmıyor, Halkın desteği ve kendisinin gücü olmasına rağmen Başkanlık sistemini ve kendisinin Başkan olmasını net bir şekilde reddetmiştir.Çünkü, Osmanlı döneminde 600 yıl padişah otoritesi ile yönetilen ülkede, Atatürk’ün Başkanlık sisteminden kaçınmasının en büyük nedeni, devletin bu en üst makamına oturacak olan kişinin yeni bir padişah olmasını engellemektir.Bir milletin tam anlamıyla özgür ve bağımsız olabilmesi için ulusal egemenliğe sahip olması gerekir.Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz. Toplumda üstün emretme gücünün tek kaynağı ve tek sahibi kayıtsız şartsız milletin kendisidir.Mustafa Kemal Atatürk kayıtsız şartsız ifadesiyle ne kastedildiğini şöyle açıklamaktadır: “Kayıtsız şartsız tabiriyle belirtilen, egemenliğe milletin sahip olması demektir. Bu egemenliğin bir zerresini, sıfatı, ismi ne olursa olsun, hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir.” şeklinde açıklamıştır. Atatürk'ün bu konuda; “Kuvvet birdir ve o milletindir. ve Bugün bütün dünyanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî Egemenlik.” sözleri de bulunmaktadır.Milletten alınan gücü esas kabul eden ve Türk Milleti’nin bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Atatürk’e göre Meclis demek, ulus demektir.Kurtuluş savaşı sonunda 9 Eylül günü İzmir’e İlk giren efsane komutan Fahrettin Altay Atatürk ile ilgili anısında şunları söylüyor:Mecliste Atatürk ile bazı meseleleri görüşüyorduk. Atatürk ile görüşmek isteyen Beş mebusu kabul etmişti. Mebuslar, ‘Paşam Amerika’daki gibi başkanlık olsun, siz de başkan olunuz’ demişlerdi. Bu teklif üzerine kaşlarını çatan Atatürk, onlara şu cevabı verdi.Siz ne diyorsunuz? Padişahlıktan yeni kurtulduk. Şimdi gelecekte başınıza yeni padişahlar mı arıyorsunuz? Bizim sistemimizde esas meclis olacaktır. Böyle bir teklifi bir daha duymak bile istemiyorum.” Demiştir sözlerimi tamamlarken ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak İyi ki varsınız diyoruz .”
GÜNDEM
Yayınlanma: 27 Mart 2017 - 08:01
"Düşününce Hayır"
“Bir Şey Yapmalı” Hareketi; “Kuvayı Milliye Ruhu” temalı etkinliğini, “Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz. Referandum’da ‘HAYIR’ diyoruz” şeklindeki yaklaşımları ve “Düşününce; Hayır. Bir Şey Yapmalı” şeklindeki sloganlarıyla, Edirne’de, ADD Edirne Şubesi ile birlikte panel gerçekleştirdi.
GÜNDEM
27 Mart 2017 - 08:01





