Cumartesi günü Edirne Ticaret ve Sanayiciler Odası (ETSO) toplantı salonunda “Trakya Tarımın Sorunlarına Halkçı Çözümler” konferansı yapıldı. Konferansta, Trakya Bölgesinde ki sanayi oluşumlarının tarıma etkisi, nehirlerde ki yüksek kirlilik, gelecekte yapılmak istenen projeler anlatıldı.Konferans, Ziraat Mühendisleri Odası, İstanbul Gerçeği Haber Sitesi, Ergeneden Etkilenen Çiftçiler Derneği, Sevdam Ergene Derneği tarafından düzenlendi. Konferansta konuşmacı olarak, İmambakır Üküş, Prof. Dr. Osman İnci, Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Prof. Dr. A. Halim Orta, Dr. Erdal İlgü, Dr. Cemal Polat yer aldı. Programın sunumunun yapılmasının ardından konuşmalara geçildi. İlk konuşmacı olarak söz alan İstanbul Gerçeği Genel Yayın Yönetmeni İmambakır Üküş, Trakya’yı büyük bir tehlikenin beklediğini anlatarak sözlerine başladı. Üküş’ün ilk olarak değindiği konu yerel sermayenin Türk toprağına yatırımlarda bulunmaması oldu. Türk yatırımcıların toprağa yatırım yapmamalarının tarımı olumsuz yönde etkilediğini savunan Üküş, sanayiye olan yığılmadan dolayı tarım merkezlerinin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Trakya bölgesinde ki tarım faaliyetlerinin tehlike altında olduğunu katılımcılara aktaran Üküş, “Hükümetin gündeminde Trakya da yapılmak üzere hazırlanan 13 termik santral projesi var. Bölgede Linyit yatakları olduğu söyleniyor” dedi. Bu projelerin hayata geçmesi halinde Trakya’da ki tarım faaliyetlerinin dibe vuracağını savunan Üküş, tarımın önümüzde ki süreçte büyük bir tehlike altında olduğunun tekrar altını çizdi. Yabancı yatırımcıların Türk toprağına çok daha fazla ilgi gösterdiğini ve yatırım yaptığına da parmak basan Üküş, “Yurtdışından gelen büyük işletmelerin yatırımcıları, toprak kiralama ve satın alma yöntemiyle sadece kendi işletmeleri için özel üretim yapıp bizlere satıyorlar” diyerek sitemde bulundu. Üküş’ün ardından sunumunu yapmak için söz alan Prof. Dr. Osman İnci’nin açıklamaları ise salonda adeta şok etkisi yarattı. İnci Üküş’ün yaptığı açıklamaları detaylandırarak katılımcılara Trakya’yı bekleyen tehlikelerin neler olduğunu açık ve net bir dille anlattı. İnci söze 20 yıldır aynı yerde, aynı konuları tartıştıklarını, aynı konuşmayı defalarca yaptığını ancak elle tutulur bir mesafenin kat edilmediğini söyleyerek başladı. İnci “20 yıldan beri şimdi sizlere de yapacağım konuşmayı yapıyorum. Moralimiz bozulmuyor ancak kat edilen mesafe endişe verici” dedi. Bilim insanları olarak doğruyu söylemekle, doğruyu aramakla ve çözümler üretmekle yükümlü olduklarını ifade eden İnci, dünyada ki küresel ısınma etkisiyle meydana gelmeye başlayan tehlikeli değişimleri Türkiye bazında değerlendirdi. Mevsimlerin değişeceği, buzulların erimesiyle deniz seviyelerinin artacağı ve birçok kara parçasının sular altında kalacağını belirten İnci, “Tarım alanları daralacak, orman alanları da aynı şekilde, DNA’sı ile oynanmış bitki ve ürünler hayatımıza girdi, daha da fazlalaşacak” diyerek tarım alanlarının tehdit altında olduğunu dile getirdi. Trakya’da ki temel sorunların başında, birçoğu ruhsatsız hizmet veren sanayi kuruluşlarının kimyasal atıkları olduğunu iddia eden İnci, sanayilerin nehirlere akıttığı kimyasalların tarımda ki sulamayı doğrudan etkilediğini söyledi. İnci “ Bölgede birçoğu ruhsatsız olarak faaliyet gösteren sanayi kuruluşları var. Bu kuruluşlar üretim artıklarını yani kimyasallarını, nehirlere döküyorlar. Nehirlerden sulama yapan çiftçilerin ürünlerinde ciddi derece insan vücuduna zararlı metaller tespit edildi. Türkiye’nin birçok üniversitenin tez ve doktora belgelerinde bu bilgiler mevcut. İnsan vücudu için çok büyük bir tehlike arz eden Civa, Arsenik gibi maddeler arıtılmadan veriliyor. Doğal olarak bu toprağı da, insan sağlığını da ciddi derecede tehdit ediyor” ifadelerini kullanarak içinde bulunulan durumun çok ciddi olduğuna dikkat çekti. Çarpık sanayileşmenin 1970’li yıllarda başladığını hatırlatan İnci, tarım topraklarının sanayi toprakları içerisinde kaldığını söyledi. Bölgede ki tüm tarım topraklarının plansız yapılan yollarla parçalandığını savunan İnci, bu sayede çiftçilerin fakirleştiğini belirtti. İnci, DSİ verileriyle yaptığı bir başka açıklamada ise; Ergene Nehri’nin suyunun 4’üncü sınıf su konumunda olduğunu belgelerle birlikte katılımcılara gösterdi. 4’üncü sınıf suyun, hiçbir alanda kullanılamayacak su anlamı taşıdığını dile getiren İnci, 2003’te “Ergene Nehri’nin kirliliğine dair sunduğumuz projenin 10 yıl süresi bitti. 2013 yılına gelindiğinde suyun kirlilik derecesinde hiçbir değişim gözlenmedi” dedi. Nehirlerde ki kirliliğe bağlı olarak toprağında kirlilik değerlerinin sınırı aştığını belirten İnci, birçok bitki de kurşun metaline rastladıklarını, bu bitkilerin içinden en fazla soğanda, en az biberde, tahıllarda ise en çok Ayçiçek bitkisinde kurşun değerlerinin saptandığını söyleyerek, katılımcıları bilgilendirdi. Ergene ve Meriç nehriyle sulanan tarım bölgelerinin en ağır metal varlığına sahip olduklarını da dile getiren İnci, gerekli önlemlerin en kısa sürede alınmadığı takdirde Trakya tarımının yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu iddia etti.
SİYASET
Yayınlanma: 01 Aralık 2014 - 10:06
Edirne'de görmezden gelinen büyük tehlike
Cumartesi günü Edirne Ticaret ve Sanayiciler Odası (ETSO) toplantı salonunda “Trakya Tarımın Sorunlarına Halkçı Çözümler” konferansı yapıldı. Konferansta, Trakya Bölgesinde ki sanayi oluşumlarının tarıma etkisi, ...
SİYASET
01 Aralık 2014 - 10:06









