Edirne’nin resmi turizm elçisi ‘Güzel insan’ Bahri Dinar geçen yıl 18 Nisan akşamı yattığı uykudan bir daha uyanamadı. Edirne, 19 Nisan sabahı kentimizi dünyaya tanıtmaya ömrünü adamış Bahri Dinar’ın acı haberi ile güne başlamıştı. Herkes sosyal medya hesaplarından ‘Edirne’nin ciğeri yandı’ şeklindeki başlıklarla duyduğu Dinar’ın ölüm haberi ile yasa boğulmuştu. Bizde Edirne Gazetesi olarak, Merhum Bahri abimiz, güzel insan Bahri Dinar’ın ölümün birinci yılında onu bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz, mekanı cennet olsun.
En yakınları ile yaptığımız söyleşimizde, Edirne’nin Turizm elçisi ‘Güzel İnsan’ Bahri Dinar’ın anlatmaya çalıştık. En yakın dostlarından Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, Bahri abi, babacan adamdı, yardımsever bir insandı. Senin kim olduğunun hiçbir önemi yoktu. Giren illa bir şey alır giderdi diye ifade ederek, Edirne ciğerinin ve Edirne turizminin bu noktaya gelmesinde kendisi baş aktördür. Gerçekten bu turizm buraya geldiyse en büyük pay sahibi rahmetli Bahri Dinar’dır.”
Bize çok güzel kelimeler öğretti. ‘Güzel insan’, ‘Agacım’, ‘ciğerde kehribar gibi, sarı kelebek kadar hafif’ kelimelerini biz ondan öğrendik diye duygu dolu sözlerle ifade eden 15 yılını merhum Bahri Dinar’la yakinen geçiren Recep Dural, Ömrü vefa etseydi, bu şehri bir noktadan başka bir noktaya getirecekti. Edirne’de ciğercilerin önünde kuyruklar oluşuyorsa canı gönülden söylüyorum, hiç karşılık beklemeden Edirne’yi tanıtan, Bahri abinin eseridir.
BAHRİ ABİYİ ANLATMAK KELİMELER KİFAYETSİZ KALIR
Bahri Dinar’ı yakından tanıyan Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak duygu dolu sözleri ile anlatı. Boğazı düğümlenerek şu sözlerle merhum Dinar’ı anlatan İmrak, “ Bahri abiyi anlatmak kelimeler kifayetsiz kalır. Gerçek olandır bu. Edirne’nin resmi turizm elçisi.
Bahri Dinar, rahmetli olduğunda bize haberlerde ilk çıkan şey ‘Edirne Ciğeri’ öksüz kaldı diye kelime kullanılmıştı. Gerçekten de ‘Edirne Ciğeri’ de öksüz kaldı. Aslında bir nevi bizler de öksüz gibi kalmış olduk. Edirne ciğerini, Edirne’yi sahiplenen maddi ve manevi kaç kişi kaldı?
Bahri abi, babacan adamdı, yardımsever bir insandı. Senin kim olduğunun hiçbir önemi yoktu. Dinar’ın daha önce verdiği röportajlarında “şu kapıdan neyin nasıl girdiğinin önemi yoktu. Giren illa bir şey alır giderdi” derdi. Bizde derler ya ‘fakir babası’ bildik.
Duruşu, kalitesi belli bir adamdı. Bahri abiyi 1’inci yılında unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız da. Her defasında her platformda biz ondan bahsedeceğiz. O bizim derneğimizin kurucu başkanı. Edirne ciğerinin ve Edirne turizminin bu noktaya gelmesinde kendisi baş aktördür. Gerçekten bu turizm buraya geldiyse en büyük pay sahibi rahmetli Bahri Dinar’dır. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.” Dedi.
Ölümün birinci yılından en yakın dostlarından biri olan 15 yıllını onunla yakinen yaşan Recep Dural’dan Bahri Dinar’ı bize anlatmasını istedik, Dural, , “Onu gazeteler, televizyonlar anlatmakla bitiremedi; biz kelimelerle hiç anlatamayız ama ben 15 yıl önce tanıdığımda o mücadeleci ve sahiplenici yapısını, Edirne'de vefat ettiği gün camideki kalabalıkla ve Türkiye ile Avrupa’nın dört bir yanından arayanlarla, telefonda ağlayanlarla gördük.
EDİRNE’YE DEĞİL, DÜNYA’YA ONUN KADAR İYİ BİR İNSANIN GELMESİ İMKANSIZ
Bu çok farklı bir olay. Edirne’ye değil, dünya’ya onun kadar iyi bir insanın gelmesi imkansız. Yani insanları karşılıksız sevmesi, yardım etmesi ve insanlara dokunması, gerçekten dokunması, maalesef bu 21’inci yüzyılda, insanların sadece sosyal medyadaki fotoğrafı ile çok farklıdır, ya Bahri Dinar’ın sosyal fotoğrafı hayatının sadece 10’da 1’iydi. O kadar yardımsever, o kadar iyi niyetli ve Edirne’yi seven biriydi. Zaten bu yaşamında da görüyoruz. ‘Evini vefat etmeden 45 gün önce, arabasını 1 sene öncesinde almıştı.’ Edirne’yi tanıtmak için 15 yıldır mücadele ediyordu. Çok farklı bir insandı. İnsanlara yardım ediyordu. Edirne’ye yardım ediyordu.
Bugün baktığınızda Edirne’de ciğercilerin önünde kuyruklar oluşuyorsa, bayramlarda ulusal kanallarda bunu görebiliyorsanız, ciğerin kuyruğunu, can gönülden söylüyorum, hiç karşılık beklemeden Edirne’yi tanıttığı, Bahri abinin eseridir. Niye diğer illerde, Mardin’de, Gaziantep’te ya da Edirne’nin diğer lezzetlerinde kuyruk yok diye bakacak olursanız, düşünürseniz. Bunun tanıtımını Bahri abi dünyaya duyurdu. Japonya’dan, Avustralya’dan ve Almanya’dan birçok kanal geliyordu. Onları canlı gördük ve herkese karşılıksız bir şekilde Edirne’yi tanıttı, Edirne’yi gördü. Bize çok güzel kelimeler öğretti. ‘Güzel insan’, ‘Agacım’, ‘ciğerde kehribar gibi, sarı kelebek kadar hafif’ kelimelerini biz ondan öğrendik. Yani buradaki insanlara bakış açımızda ondan öğrendik ‘güzel insan’ hoş geldin derdi herkese.
En önemli şey de insanlar, Dinar’a ciğer ile ilgili sorularında ona, ‘ciğeri nerede yiyebiliriz?’ ya da ‘ciğer bittiğinde işletmesine gelene’ Edirne’nin her yerinde tava ciğer aynı lezzet ve kalitededir derdi.
Çıktığı televizyon kanallarında, Edirne’nin ciğeri nerede meşhurdur?’ dendiğinde, Edirne’de bütün ciğerciler, ciğeri güzel yapar derdi. Kimseyi kötülemez. Edirne’yi benimser. Son yaptığı televizyon programlarında sadece ciğer değil, Edirne’nin peynirini, aynalı süpürgesini, tarihi Kırkpınar’ını, Kakava’yı anlattı.
ÖMRÜ VEFA ETSEYDİ, BU ŞEHRİ BİR NOKTADAN BAŞKA BİR NOKTAYA GETİRECEKTİ.
Ömrü vefa etseydi, bu şehri bir noktadan başka bir noktaya getirecekti. Eserini de bayramlarda, seyranlarda, tatillerde Türkiye’nin dört bir yanından kuyruklar oluşturan gelen ziyaretçilerden görüyoruz. Gelenlere de müşteri gözüyle değil, misafir gözüyle bakıyordu. Anlatılmaz. Yaşanması lazım. Ben de o şanlı olanlardan biri olarak 15 yıl beraberdik. Ölümünün yıl dönümünde onu bir kez daha rahmetle, saygı ve özlemle anıyorum.
Bahri Dinar Özgeçmiş;
1961yılında Uzunköprü Süleymaniye köyünde 11 çocuklu madenci bir ailenin evladı olarak doğdu. Bedenen zayıf ve minyon yapısından dolayı madencilik yapamayacağı anlaşılınca 13 yaşında köyden çıkarak Edirne'ye çalışmak üzere geldi.
Edirne’deki işletmelerde önce bulaşık yıkayarak başlayan Dinar daha sonrası komi olarak çalışma hayatına devam etti.
1978 yılında mesleğini ilerletmek için Ege ve Akdeniz kıyılarında ki Turistik tesislerde çalışmak üzere kısa sürede çok sevdiği Edirne'yi terk etti. Yazları İzmir Fuarı dâhil sahillerde, kışları ise, İstanbul'un ünlü gazinolarında 1984 yılına kadar garsonluk yaptı. "Hayatıma ve bana çok şey kattı" dediği İzmir Enternasyonal Fuarında Meşhur Akasyalar Gazinosu'nda yıllarca Şef Garson olarak zamanın büyük sanatçıları. Muazzez Abacı, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy ve Ajda Pekkan gibi ünlülere servis yaptı. Bu yıllarda kış sezonlarında İstanbul'un ünlü gazinoları 'ÇAKIL' ve 'GAR'da çalıştı.
Küçük yaşta gurbete çıkması mücadaleci yapısından dolayı işinde başarılı oldu. Her gittiği yerde sevildi ve değer gördü.1985 yılında çok sevdiği Edirne'de sadece kışları çalışmaya başladı… Bu dönemde Yaz sezonunda büyük turisttik tesislerde hizmet verdiği çok özel müşterilerini, kış sezonunda Edirne'de misafir etmeye başladı.
1990 yılından sonra tamamen Edirne'ye yerleşti. Balta Otel-Villa- Lalezar ve Sultan Otelde çalıştı.
Her fırsatta Edirne'yi ve Edirne'nin değerlerini, ağırladığı misafirlerine ve eski tanıdığı önemli sanatçılara, devlet adamlarına, siyaset ve ticaret erbaplarına anlattı.
Edirne’ye olan sevdası ve gönül bağı amacıyla 2010 yılında Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneğini Kurdu. 2013 yılının Mart ayında çok değer verdiği Selimiye Camisinin yanı başında kendi işyerini açtı. 13 yaşında çıktığı gurbette yardım edilmeyi öğrendim diyerek kendi işletmesinde kapısına gelen herkese yardım etti. Edirne’ye olan sevdası ve vefasından dolayı Almanya’dan Japonya'ya, Amerika'dan Fransa'ya birçok Ulusal ve Uluslar Arası Televizyon kanallarında yaklaşık 2000 kez Edirne'yi ve Edirne Tava Ciğerini tanıtım Programı yaptı. Binlerce kez gazetelere konuk oldu. Edirne'ye gelen, onlarca medyatik ve önemli şahsiyete, düzenlediği programlarda Edirne'yi tanıtan ve Edirne ile özdeşmiş küçük hediyeler ve plaketler verdi. Her çıktığı programda ben usta değilim ben iyi bir garsonum ve iyi bir Edirne sevdalısıyım diyerek. “Edirne’de tüm ciğerciler ciğeri güzel yapar” sözüyle tanıtımlarını devam ettirdi. Mesleğinde söz sahibi olduğu günden bu yana yılmadan, usanmadan ve karşılık beklemeden Edirne'yi ve Edirne'nin değerlerini anlattı. Tanıtımlarında Edirne’ye olan sevdası Kırkpınar ve Tava Ciğer Marşı yazarı, Şair ve Bestekar Beyazıt Sansı’yı hayat öğretmeni, Beyaz giyimi ile Selimiye Camiine uzun yıllar hizmet etmiş Nadi Ersoy’u kadim dostu bildi.2023 ocak ayında Edirne Belediye Meclisinde oy birliğiyle Edirne Turizm Elçisi Payesi ve Beratı verildi.
Hayat gayesinde “ Vermenin Almak Demek Olduğunu Biliniz” diyerek 19 Nisan 2024 tarihinde gece 4 sıralarında Kalp Krizi geçirerek aramızdan ayrıldı. 92 yıl Osmanlıya başkentlik yapmış serhat şehri Edirne’mizde “Kehribar gibi Sarı Kelebek Kadar Hafif “ “ Edirne’ye gel ciğerimi ye” “ güzel Edirne’m” ve son olarak” Güzel İnsan” sözlerini bizlere miras bırakmıştır.
HABER: YEŞİM DRAMALI
MERT SOYLU
En yakınları ile yaptığımız söyleşimizde, Edirne’nin Turizm elçisi ‘Güzel İnsan’ Bahri Dinar’ın anlatmaya çalıştık. En yakın dostlarından Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, Bahri abi, babacan adamdı, yardımsever bir insandı. Senin kim olduğunun hiçbir önemi yoktu. Giren illa bir şey alır giderdi diye ifade ederek, Edirne ciğerinin ve Edirne turizminin bu noktaya gelmesinde kendisi baş aktördür. Gerçekten bu turizm buraya geldiyse en büyük pay sahibi rahmetli Bahri Dinar’dır.”
Bize çok güzel kelimeler öğretti. ‘Güzel insan’, ‘Agacım’, ‘ciğerde kehribar gibi, sarı kelebek kadar hafif’ kelimelerini biz ondan öğrendik diye duygu dolu sözlerle ifade eden 15 yılını merhum Bahri Dinar’la yakinen geçiren Recep Dural, Ömrü vefa etseydi, bu şehri bir noktadan başka bir noktaya getirecekti. Edirne’de ciğercilerin önünde kuyruklar oluşuyorsa canı gönülden söylüyorum, hiç karşılık beklemeden Edirne’yi tanıtan, Bahri abinin eseridir.
BAHRİ ABİYİ ANLATMAK KELİMELER KİFAYETSİZ KALIR
Bahri Dinar’ı yakından tanıyan Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak duygu dolu sözleri ile anlatı. Boğazı düğümlenerek şu sözlerle merhum Dinar’ı anlatan İmrak, “ Bahri abiyi anlatmak kelimeler kifayetsiz kalır. Gerçek olandır bu. Edirne’nin resmi turizm elçisi.
Bahri Dinar, rahmetli olduğunda bize haberlerde ilk çıkan şey ‘Edirne Ciğeri’ öksüz kaldı diye kelime kullanılmıştı. Gerçekten de ‘Edirne Ciğeri’ de öksüz kaldı. Aslında bir nevi bizler de öksüz gibi kalmış olduk. Edirne ciğerini, Edirne’yi sahiplenen maddi ve manevi kaç kişi kaldı?
Bahri abi, babacan adamdı, yardımsever bir insandı. Senin kim olduğunun hiçbir önemi yoktu. Dinar’ın daha önce verdiği röportajlarında “şu kapıdan neyin nasıl girdiğinin önemi yoktu. Giren illa bir şey alır giderdi” derdi. Bizde derler ya ‘fakir babası’ bildik.
Duruşu, kalitesi belli bir adamdı. Bahri abiyi 1’inci yılında unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız da. Her defasında her platformda biz ondan bahsedeceğiz. O bizim derneğimizin kurucu başkanı. Edirne ciğerinin ve Edirne turizminin bu noktaya gelmesinde kendisi baş aktördür. Gerçekten bu turizm buraya geldiyse en büyük pay sahibi rahmetli Bahri Dinar’dır. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.” Dedi.
Ölümün birinci yılından en yakın dostlarından biri olan 15 yıllını onunla yakinen yaşan Recep Dural’dan Bahri Dinar’ı bize anlatmasını istedik, Dural, , “Onu gazeteler, televizyonlar anlatmakla bitiremedi; biz kelimelerle hiç anlatamayız ama ben 15 yıl önce tanıdığımda o mücadeleci ve sahiplenici yapısını, Edirne'de vefat ettiği gün camideki kalabalıkla ve Türkiye ile Avrupa’nın dört bir yanından arayanlarla, telefonda ağlayanlarla gördük.
EDİRNE’YE DEĞİL, DÜNYA’YA ONUN KADAR İYİ BİR İNSANIN GELMESİ İMKANSIZ
Bu çok farklı bir olay. Edirne’ye değil, dünya’ya onun kadar iyi bir insanın gelmesi imkansız. Yani insanları karşılıksız sevmesi, yardım etmesi ve insanlara dokunması, gerçekten dokunması, maalesef bu 21’inci yüzyılda, insanların sadece sosyal medyadaki fotoğrafı ile çok farklıdır, ya Bahri Dinar’ın sosyal fotoğrafı hayatının sadece 10’da 1’iydi. O kadar yardımsever, o kadar iyi niyetli ve Edirne’yi seven biriydi. Zaten bu yaşamında da görüyoruz. ‘Evini vefat etmeden 45 gün önce, arabasını 1 sene öncesinde almıştı.’ Edirne’yi tanıtmak için 15 yıldır mücadele ediyordu. Çok farklı bir insandı. İnsanlara yardım ediyordu. Edirne’ye yardım ediyordu.
Bugün baktığınızda Edirne’de ciğercilerin önünde kuyruklar oluşuyorsa, bayramlarda ulusal kanallarda bunu görebiliyorsanız, ciğerin kuyruğunu, can gönülden söylüyorum, hiç karşılık beklemeden Edirne’yi tanıttığı, Bahri abinin eseridir. Niye diğer illerde, Mardin’de, Gaziantep’te ya da Edirne’nin diğer lezzetlerinde kuyruk yok diye bakacak olursanız, düşünürseniz. Bunun tanıtımını Bahri abi dünyaya duyurdu. Japonya’dan, Avustralya’dan ve Almanya’dan birçok kanal geliyordu. Onları canlı gördük ve herkese karşılıksız bir şekilde Edirne’yi tanıttı, Edirne’yi gördü. Bize çok güzel kelimeler öğretti. ‘Güzel insan’, ‘Agacım’, ‘ciğerde kehribar gibi, sarı kelebek kadar hafif’ kelimelerini biz ondan öğrendik. Yani buradaki insanlara bakış açımızda ondan öğrendik ‘güzel insan’ hoş geldin derdi herkese.
En önemli şey de insanlar, Dinar’a ciğer ile ilgili sorularında ona, ‘ciğeri nerede yiyebiliriz?’ ya da ‘ciğer bittiğinde işletmesine gelene’ Edirne’nin her yerinde tava ciğer aynı lezzet ve kalitededir derdi.
Çıktığı televizyon kanallarında, Edirne’nin ciğeri nerede meşhurdur?’ dendiğinde, Edirne’de bütün ciğerciler, ciğeri güzel yapar derdi. Kimseyi kötülemez. Edirne’yi benimser. Son yaptığı televizyon programlarında sadece ciğer değil, Edirne’nin peynirini, aynalı süpürgesini, tarihi Kırkpınar’ını, Kakava’yı anlattı.
ÖMRÜ VEFA ETSEYDİ, BU ŞEHRİ BİR NOKTADAN BAŞKA BİR NOKTAYA GETİRECEKTİ.
Ömrü vefa etseydi, bu şehri bir noktadan başka bir noktaya getirecekti. Eserini de bayramlarda, seyranlarda, tatillerde Türkiye’nin dört bir yanından kuyruklar oluşturan gelen ziyaretçilerden görüyoruz. Gelenlere de müşteri gözüyle değil, misafir gözüyle bakıyordu. Anlatılmaz. Yaşanması lazım. Ben de o şanlı olanlardan biri olarak 15 yıl beraberdik. Ölümünün yıl dönümünde onu bir kez daha rahmetle, saygı ve özlemle anıyorum.
Bahri Dinar Özgeçmiş;
1961yılında Uzunköprü Süleymaniye köyünde 11 çocuklu madenci bir ailenin evladı olarak doğdu. Bedenen zayıf ve minyon yapısından dolayı madencilik yapamayacağı anlaşılınca 13 yaşında köyden çıkarak Edirne'ye çalışmak üzere geldi.
Edirne’deki işletmelerde önce bulaşık yıkayarak başlayan Dinar daha sonrası komi olarak çalışma hayatına devam etti.
1978 yılında mesleğini ilerletmek için Ege ve Akdeniz kıyılarında ki Turistik tesislerde çalışmak üzere kısa sürede çok sevdiği Edirne'yi terk etti. Yazları İzmir Fuarı dâhil sahillerde, kışları ise, İstanbul'un ünlü gazinolarında 1984 yılına kadar garsonluk yaptı. "Hayatıma ve bana çok şey kattı" dediği İzmir Enternasyonal Fuarında Meşhur Akasyalar Gazinosu'nda yıllarca Şef Garson olarak zamanın büyük sanatçıları. Muazzez Abacı, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy ve Ajda Pekkan gibi ünlülere servis yaptı. Bu yıllarda kış sezonlarında İstanbul'un ünlü gazinoları 'ÇAKIL' ve 'GAR'da çalıştı.
Küçük yaşta gurbete çıkması mücadaleci yapısından dolayı işinde başarılı oldu. Her gittiği yerde sevildi ve değer gördü.1985 yılında çok sevdiği Edirne'de sadece kışları çalışmaya başladı… Bu dönemde Yaz sezonunda büyük turisttik tesislerde hizmet verdiği çok özel müşterilerini, kış sezonunda Edirne'de misafir etmeye başladı.
1990 yılından sonra tamamen Edirne'ye yerleşti. Balta Otel-Villa- Lalezar ve Sultan Otelde çalıştı.
Her fırsatta Edirne'yi ve Edirne'nin değerlerini, ağırladığı misafirlerine ve eski tanıdığı önemli sanatçılara, devlet adamlarına, siyaset ve ticaret erbaplarına anlattı.
Edirne’ye olan sevdası ve gönül bağı amacıyla 2010 yılında Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneğini Kurdu. 2013 yılının Mart ayında çok değer verdiği Selimiye Camisinin yanı başında kendi işyerini açtı. 13 yaşında çıktığı gurbette yardım edilmeyi öğrendim diyerek kendi işletmesinde kapısına gelen herkese yardım etti. Edirne’ye olan sevdası ve vefasından dolayı Almanya’dan Japonya'ya, Amerika'dan Fransa'ya birçok Ulusal ve Uluslar Arası Televizyon kanallarında yaklaşık 2000 kez Edirne'yi ve Edirne Tava Ciğerini tanıtım Programı yaptı. Binlerce kez gazetelere konuk oldu. Edirne'ye gelen, onlarca medyatik ve önemli şahsiyete, düzenlediği programlarda Edirne'yi tanıtan ve Edirne ile özdeşmiş küçük hediyeler ve plaketler verdi. Her çıktığı programda ben usta değilim ben iyi bir garsonum ve iyi bir Edirne sevdalısıyım diyerek. “Edirne’de tüm ciğerciler ciğeri güzel yapar” sözüyle tanıtımlarını devam ettirdi. Mesleğinde söz sahibi olduğu günden bu yana yılmadan, usanmadan ve karşılık beklemeden Edirne'yi ve Edirne'nin değerlerini anlattı. Tanıtımlarında Edirne’ye olan sevdası Kırkpınar ve Tava Ciğer Marşı yazarı, Şair ve Bestekar Beyazıt Sansı’yı hayat öğretmeni, Beyaz giyimi ile Selimiye Camiine uzun yıllar hizmet etmiş Nadi Ersoy’u kadim dostu bildi.2023 ocak ayında Edirne Belediye Meclisinde oy birliğiyle Edirne Turizm Elçisi Payesi ve Beratı verildi.
Hayat gayesinde “ Vermenin Almak Demek Olduğunu Biliniz” diyerek 19 Nisan 2024 tarihinde gece 4 sıralarında Kalp Krizi geçirerek aramızdan ayrıldı. 92 yıl Osmanlıya başkentlik yapmış serhat şehri Edirne’mizde “Kehribar gibi Sarı Kelebek Kadar Hafif “ “ Edirne’ye gel ciğerimi ye” “ güzel Edirne’m” ve son olarak” Güzel İnsan” sözlerini bizlere miras bırakmıştır.
HABER: YEŞİM DRAMALI
MERT SOYLU





