PKK terör örgütünün açıkça ortaya çıktığı ve kendini ilan ettiği 15 Ağustos 1984 tarihinde ilk eylemleri ; SİİRT ilinde ERUH ilçemize ve eş zamanlı olarak HAKKARİ ilimizde ŞEMDİNLİ ilçemize yapılan silahlı baskınlardı.
Sonradan anladığımıza göre,Devlet’in gözünün içine bakarak örgütlenmesini gizlice tamamlayan PKK,bu silahlı eylemleri ile silahlı terörist kolunu,sözüm ona askeri gücü olarak adlandırdığı ERNK ‘yi de 1984 yılının sıcak bir Ağustos akşamında sahneye çıkarıyor ve eylemlerine başladığını ilan ediyordu.
O tarihte,bu her iki ilçede, askeri açıdan 7 nci Kolordu yani benim göreve başladığım Komutanlığın sorumluluk alanı içerisinde bulunmakta idi.İstanbul’dan yeni tayin edilmiştim ve göreve başlayalı da ancak bir hafta olmuştu.Henüz bir evimiz ve düzenimiz dahi yoktu.Annem dahil çocuklar ve eşimle bizler Orduevinde birer odada kalıyor,eşyalarımız ise biz sahipleri ile buluşmak umudu ile tren istasyonu depolarında bekliyordu.
O gece, eşimle birlikte Diyarbakır Valisi İhsan DEDE’nin bölgeye yeni katılan bazı görevlilere verdiği davete katıldığımızda,tarihe geçecek böyle kanlı,garip ve beklenmedik bir olayla masadan ayrılacağımızı hayal bile etmemiz mümkün değildi. Yemek sırasında her şey çok güzeldi,birçok kişiyi tanıma ve bazı tanıdıklarımızı da yeniden bulma fırsatı bizi daha da keyiflendirmişti.Diyarbakır’a tayinimize alışır,hatta daha da sevinir bir havaya girmiştik.
Bu ruh hali içerisinde çevremizle sohbete devam ederken,yemeğin sonuna doğru,Kolordu Komutanımızın emir subayı Yzb.Ferit ÇELİKTÜRK yanıma gelerek, “Komutanım,Nöbetçi Amiri Eruh İlçesi basılmış” diye bir haber aldıklarını iletti.Şu an başka bir bilgiye de ulaşamıyorlarmış.” şeklinde bir bilgi verdi.
Benim için bir anda dünya değişmişti,kafamda binlerce bilinmeyenler ve ne yapmamız gerekir soruları ile şaşkına dönmüştüm.Eşim ise ne olduğunu anlamak için endişe ile bana bakıyordu.
Ne dendiğini bir türlü kavrayamıyordum.Ülkemde,Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde evet yanlış duymadım herhalde bizim bölgemizde bir ilçe basıldı denmişti.İstanbul’daki sıkıyönetim görevlerimizde iken banka,kahvehane,pavyon basıldığını filan görmüştük de,şu an yanlış duymadımsa ya da yanlış bilgi vermedilerse, bana ilçe basıldı ,Eruh İlçesini basmışlar denmişti birkaç saniye önce.
Hiç tereddütsüz, Protokol masasına Kolordu Komutanımız rahmetli Kaya YAZGAN’ın yanına gidip Emir Subayı’nın söylediklerini aynen tekrarlayarak,başka bir şey bilmediğimi durumu anlamak için hemen Komutanlığa Harekat Merkezi’ne çıkacağımı söyledim.
Vali’nin de şaşkın bakışları arasında kendisine teşekkür edip ayrılmak istediğim sırada, Komutanım’ın zaten kırmızı olan yanaklarının tüm yüzü ile birlikte bir anda kızardığını ve ter bastığını, bana da teşekkür faslını filan bırak ne vakit kaybediyorsun der gibi baktığını gördüm.Artık benim gibi onun da dünyası bir anda değişmişti.Üstelik O Komutandı,bir yıldır burada idi ve bütün sorumluluk da onun sırtında idi.Endişeli bir bakış ile, sen git,ben de geliyorum diyebildiğini hatırlıyorum.
Herkesin meraklı bakışları içinde, Eşimi de alıp masadan ayrılmam bir dakika bile sürmemişti.Onu yolumun üzerinde Orduevi’ne bırakıp ayrılırken,bu ayrılık döneminin daha önce alıştıklarımızdan çok daha uzun süreli olacağını ikimizde düşünememiştik,içeri girip uyuyan çocuklarımı öpmeyi,
Annemle vedalaşmayı bile akıl etmemiştim.
Evet bizler o an Diyarbakır’da idik.Siirt iline bağlı bu ilçemiz bulunduğumuz yerden 250 km uzakta bile olsa,sadece Eruh’lu kardeşlerimiz değil,onlarla birlikte Diyarbakır’da,Türkiye’de dahil hepimiz basılmıştık,hem de hoş geldin yemeğinde iken.
Hakkari iline bağlı Şemdinli’de de, aynı saatlerde benzeri bir olayın olduğunu ise Karargaha çıktıktan ancak birkaç saat sonra öğrenebilmiştik.Kim olduklarını bilmediğimiz, henüz tanımadığımız hainlerin kurşun sıktıkları soframızı yarıda bırakmak ve bu silahlı karşılama için hoş bulduk dostlar demekten başka bir çare kalmamıştı bize.
Beraber oturduğumuz,yaşadığımız dost ve kardeş ortamında, yani kardeşlerimizin arasında iken birileri aniden saldırmıştı, masumiyete ve huzura kurşun sıkıp ölümü davet ederek teröre başlamışlardı bir kere.
İlk kanı dökmüşlerdi Jandarma Karakolu’nun girişinde.Hem de mermi vermeye dahi gerek görmediğimiz bir huzur ortamında nöbet tutan,karşısına geleni buyur hemşehrim diye karşılayan Mehmed’in kanını dökerek meydan okumuşlardı bize. İlk Şehidimiz Erzincanlı J.Er Süleyman AYDIN nizamiyenin önünde düşmüştü toprağa.
Tarih,15 AĞUSTOS 1984 .Bundan 30 yıl kadar önce. O tarihte ilk kalleş kurşunla karşılaşan Mehmetçik’lerin memleketlerine dönüp evlenip yetiştirdiği can kuzusu evlatları, Mehmet’leri şimdi askerde.Değişen bir şey yok bugün de o çocuklar yine oralarda terörle mücadelede ,tıpkı babaları gibi.Bir Sonraki Yazı :Eruh Yolunda.Ali İhsan GÜRCİHAN
Sonradan anladığımıza göre,Devlet’in gözünün içine bakarak örgütlenmesini gizlice tamamlayan PKK,bu silahlı eylemleri ile silahlı terörist kolunu,sözüm ona askeri gücü olarak adlandırdığı ERNK ‘yi de 1984 yılının sıcak bir Ağustos akşamında sahneye çıkarıyor ve eylemlerine başladığını ilan ediyordu.
O tarihte,bu her iki ilçede, askeri açıdan 7 nci Kolordu yani benim göreve başladığım Komutanlığın sorumluluk alanı içerisinde bulunmakta idi.İstanbul’dan yeni tayin edilmiştim ve göreve başlayalı da ancak bir hafta olmuştu.Henüz bir evimiz ve düzenimiz dahi yoktu.Annem dahil çocuklar ve eşimle bizler Orduevinde birer odada kalıyor,eşyalarımız ise biz sahipleri ile buluşmak umudu ile tren istasyonu depolarında bekliyordu.
O gece, eşimle birlikte Diyarbakır Valisi İhsan DEDE’nin bölgeye yeni katılan bazı görevlilere verdiği davete katıldığımızda,tarihe geçecek böyle kanlı,garip ve beklenmedik bir olayla masadan ayrılacağımızı hayal bile etmemiz mümkün değildi. Yemek sırasında her şey çok güzeldi,birçok kişiyi tanıma ve bazı tanıdıklarımızı da yeniden bulma fırsatı bizi daha da keyiflendirmişti.Diyarbakır’a tayinimize alışır,hatta daha da sevinir bir havaya girmiştik.
Bu ruh hali içerisinde çevremizle sohbete devam ederken,yemeğin sonuna doğru,Kolordu Komutanımızın emir subayı Yzb.Ferit ÇELİKTÜRK yanıma gelerek, “Komutanım,Nöbetçi Amiri Eruh İlçesi basılmış” diye bir haber aldıklarını iletti.Şu an başka bir bilgiye de ulaşamıyorlarmış.” şeklinde bir bilgi verdi.
Benim için bir anda dünya değişmişti,kafamda binlerce bilinmeyenler ve ne yapmamız gerekir soruları ile şaşkına dönmüştüm.Eşim ise ne olduğunu anlamak için endişe ile bana bakıyordu.
Ne dendiğini bir türlü kavrayamıyordum.Ülkemde,Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde evet yanlış duymadım herhalde bizim bölgemizde bir ilçe basıldı denmişti.İstanbul’daki sıkıyönetim görevlerimizde iken banka,kahvehane,pavyon basıldığını filan görmüştük de,şu an yanlış duymadımsa ya da yanlış bilgi vermedilerse, bana ilçe basıldı ,Eruh İlçesini basmışlar denmişti birkaç saniye önce.
Hiç tereddütsüz, Protokol masasına Kolordu Komutanımız rahmetli Kaya YAZGAN’ın yanına gidip Emir Subayı’nın söylediklerini aynen tekrarlayarak,başka bir şey bilmediğimi durumu anlamak için hemen Komutanlığa Harekat Merkezi’ne çıkacağımı söyledim.
Vali’nin de şaşkın bakışları arasında kendisine teşekkür edip ayrılmak istediğim sırada, Komutanım’ın zaten kırmızı olan yanaklarının tüm yüzü ile birlikte bir anda kızardığını ve ter bastığını, bana da teşekkür faslını filan bırak ne vakit kaybediyorsun der gibi baktığını gördüm.Artık benim gibi onun da dünyası bir anda değişmişti.Üstelik O Komutandı,bir yıldır burada idi ve bütün sorumluluk da onun sırtında idi.Endişeli bir bakış ile, sen git,ben de geliyorum diyebildiğini hatırlıyorum.
Herkesin meraklı bakışları içinde, Eşimi de alıp masadan ayrılmam bir dakika bile sürmemişti.Onu yolumun üzerinde Orduevi’ne bırakıp ayrılırken,bu ayrılık döneminin daha önce alıştıklarımızdan çok daha uzun süreli olacağını ikimizde düşünememiştik,içeri girip uyuyan çocuklarımı öpmeyi,
Annemle vedalaşmayı bile akıl etmemiştim.
Evet bizler o an Diyarbakır’da idik.Siirt iline bağlı bu ilçemiz bulunduğumuz yerden 250 km uzakta bile olsa,sadece Eruh’lu kardeşlerimiz değil,onlarla birlikte Diyarbakır’da,Türkiye’de dahil hepimiz basılmıştık,hem de hoş geldin yemeğinde iken.
Hakkari iline bağlı Şemdinli’de de, aynı saatlerde benzeri bir olayın olduğunu ise Karargaha çıktıktan ancak birkaç saat sonra öğrenebilmiştik.Kim olduklarını bilmediğimiz, henüz tanımadığımız hainlerin kurşun sıktıkları soframızı yarıda bırakmak ve bu silahlı karşılama için hoş bulduk dostlar demekten başka bir çare kalmamıştı bize.
Beraber oturduğumuz,yaşadığımız dost ve kardeş ortamında, yani kardeşlerimizin arasında iken birileri aniden saldırmıştı, masumiyete ve huzura kurşun sıkıp ölümü davet ederek teröre başlamışlardı bir kere.
İlk kanı dökmüşlerdi Jandarma Karakolu’nun girişinde.Hem de mermi vermeye dahi gerek görmediğimiz bir huzur ortamında nöbet tutan,karşısına geleni buyur hemşehrim diye karşılayan Mehmed’in kanını dökerek meydan okumuşlardı bize. İlk Şehidimiz Erzincanlı J.Er Süleyman AYDIN nizamiyenin önünde düşmüştü toprağa.
Tarih,15 AĞUSTOS 1984 .Bundan 30 yıl kadar önce. O tarihte ilk kalleş kurşunla karşılaşan Mehmetçik’lerin memleketlerine dönüp evlenip yetiştirdiği can kuzusu evlatları, Mehmet’leri şimdi askerde.Değişen bir şey yok bugün de o çocuklar yine oralarda terörle mücadelede ,tıpkı babaları gibi.Bir Sonraki Yazı :Eruh Yolunda.Ali İhsan GÜRCİHAN









