Fırat Kalkanı Harekatı'nda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) destekli Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO), Halep'in kuzeydoğusunda terör örgütü DEAŞ'ın elindeki El Bab ilçesine doğru ilerleyişi devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerince Suriye'nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik devam eden Fırat Kalkanı Harekatı'nın 154. Gününde Emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan yaşanan son durumu gazetemize değerlendirdi. Farklı mezhep topluluklarının yaşanan olaylardan etkilenmesinden ve sonrasında oluşacak sorunlara, Türkiye ve diğer ülke ilişkilerinden, El-Bab’dan Beşer Esad’a kadar pek çok konuyu konuştuk. Türk Silahlı Kuvvetlerince Suriye'nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik devam eden Fırat Kalkanı Harekatı'nın 154. Gününde Emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan ile Türkiye-Suriye ilişkilerini konuştuk. EL-BAB NEDEN ÖNEMLİ?Türkiye sınırına 30 kilometre uzaklıktaki El Bab, Suriye'de Rakka'dan sonra DAEŞ'in elindeki en büyük yerleşim birimi. El- Bab hem doğu-batı, hem kuzey-güney ekseninde çok kritik bir kavşakta yer alıyor. Akdeniz kıyısındaki Lazkiye'den başlayıp İdlib, Halep ve Menbiç'ten geçerek Irak'a uzanan otoyolla kuzeyden, Türkiye sınırından gelen yolun kesişme noktasında yer alıyor. Cerablus ve El Bab, DAEŞ'in kalesi konumundaki Rakka ve Deyr Ez Zor'a giden ana yolun üzerinde bulunuyor. Bu hat DAEŞ'in yaklaşık 2.5 yıl boyunca kuzeyden militan getirdiği ana güzergah oldu. Bu nedenle stratejik önem taşıyor. El Bab, Türkiye için pek çok açıdan önem taşıyor. Özgür Suriye Ordusu, El Bab'ı alırsa DAEŞ tehdidi Türkiye sınırından daha da uzaklaştırılacak. Örgütün militan ve mühimmat tedarik ettiği en önemli yollardan biri de kapanacak. Suriye sorunu ile ilgili son gelişmeleri nasıl değerlendirmek gerekir?-Onca etnik ve mezhep gruplarının birbirine düşürüldüğü, düşman edildiği bir ortamda Suriye sorununun kısa bir sürede sona ermesi mümkün değildir. Hiç tereddütsüz bu konu, hem dış hem de iç politika açısından Ülke’mizin güvenliğine etki eden en önemli konudur. Bu çirkin savaş nerede ise bizi de Suriye kadar etkilemiş durumdadır.Gereksiz yere o kadar İşin içerisine girdik ve karıştık ki, bu sorun çözülmeden yani Suriye’de istikrar sağlanmadan bizde de tam anlamı ile huzur ve güven ortamının sağlanması mümkün değildir.Bakın Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız deyip duruyoruz. Eğer samimi isek kendi kendimize soralım. Devlet otoritesini sağlamadan bütünlüğü sağlamak mümkün müdür?Beğenin ya da beğenmeyin hâkim otoriteye karşı savaş yürüterek bir Ülke’de bütünlüğün sağlanma imkânı var mıdır? O ülke işgal edilmediği sürece elbette yoktur ve de başarılı bir örneği de görülmemiştir. O halde Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda samimi isek, mevcut iktidarın ülkesinde otoriteyi tesis etmesine fırsat vermemiz gerekir. İnsanların zarar görmemesi için de onları rejime karşı savaşa itmek yerine, zulümden koruyucu tedbirlerin geliştirilmesi yönünde gayret göstermek gerekirdi.Şunu da belirtmem gerekir ki; Batı ve biz müdahale şartlarının yaratılması için Esad’ın diktatörlük ve zulüm konularını açıkça abartmışlardır. Terörist başı nedeni ile yakinen ilişkiye geçtiğimiz bu Ülke’de özellikle Baba Esad sonrası Beşar Esad’ın demokrasiyi geliştirme yolunda olumlu ciddi adımlar attığının tanıklarından biriyim. Olumlu gelişmelerin yaşandığı bir ortamda Türkiye’nin Batılılara uyarak Suriye’ye bu şekilde müdahalesini izah edebilmek hiç bir şekilde mümkün değildir. Bu açıklamanızla mevcut otoriteyi yani Beşar Esad’ı tanımamız mı gerekir diyorsunuz? -Ben siyasi ilişki anlamında bir tanımadan bahsetmiyorum. Uzun bir süre de bunun gerçekleşeceğine inanmıyorum. Ancak kötünün en iyisi olarak, Suriye’de mevcut rejimin öncelikle ülke’de hâkimiyet kurmasını olabilir en uygun çözüm olarak görüyorum. Mevcut rejimi tanımayı değil, ona bu anlamda fırsat verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Elbette Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda samimiysek; bunun gerçekleşmesi bizi de rahatlatacaktır. Tabi ki, elde bulundurduğumuz Güvenlik koridoru sınır güvenliğimiz konusunda tüm endişelerimiz kalkıncaya kadar muhafaza edilmek kaydı ile. Bu anlamda bir sorun çıkmayacağını ve dolaylı bir mutabakatın da sağlanacağını da düşünüyorum. Suriye Ordusu’nun El-Bab’a yaklaşmasını bu açıdan nasıl değerlendirmemiz gerekir?-Tam da bu noktaya gelmiştik, bu soruyu sorarak sen önce davranmış oldun. Bakın bir ay önce Suriye güçleri Halep’i ele geçirildi. O zaman da belirtmiştim birbirimize zarar vermeyecek sessiz bir mutabakat gerekir diye. Şimdi de biz ya da desteklediğimiz güçler kuzeybatıdan El-Bab’a ilerliyor, Esad güçleri ise güneyden. Herhalde El-Bab’da Suriye ile karşılıklı çatışacak değiliz. Her iki taraf açısından mesele terör ve öncelikle İŞİD ise bana göre mutabakattan da öte Rusya’nın aracılığı ile ciddi bir koordine gerekir. İlişkilerin adım adım geliştirilmesi Suriye kadar Ülkemizin güvenliği açısından da hayati önemdedir. Rejim sıkıntısı, Esad’dan kurtulma meselesi de, sağlanacak güvenli ortama paralel bir şekilde yürütülecek aşamalı bir planlama ile halledilmelidir. Suriye Halkı’nın büyük çoğunluğu açısından bakarsak, konunun Biz Esad’ı istemezük diye halledilmesinin mümkün olmadığı ortadadır. Bu gerçekleri dikkate almayan bir yaklaşımın sorunu barışçı bir aşamaya getirmesi ve çözmesi de mümkün değildir. Dolaylı da olsa ilişkilerin gelişmesi bölgede görev yapan Silahlı Kuvvetleri’mizi rahatlatacağı gibi zayiat vermemizi de önleyecektir. Olumlu gelişmeler olacağı konusunda umutlu musunuz? -Biraz önce de belirttiğim gibi bunca olandan sonra kısa bir sürede sorunun çözülmesini beklemek elbette çok zordur. Ancak, son dönemde olumlu adımlar atıldığını da belirtmek gerekir. Bölgede Rusya ile gelişen ilişkiler ve koordine faaliyetleri, Suriye’yi dikkate alan sakin yaklaşım ve Astana görüşmelerindeki lider konumumuz ciddi ve umut veren gelişmelerdir.İyi niyetle devam edildiği takdirde, bu başlangıcın sorunun çözümünde müteakip gelişmelerin temelini oluşturacağı değerlendirilmektedir.Başkanlık değişimi nedeni ile günümüzde ABD’nin belirsiz durumunun yaratacağı gelişmeleri çok iyi değerlendirmek gerekir. ABD’nin bölgede etkinliğini yitirmesi özellikle bizim açımızdan elbette olumlu bir gelişme olacaktır ama dengeleri değiştireceği de bir gerçektir. Dengelerin yeniden tesis edileceği bir ortamda durum üstünlüğünü sağlayabilmek için Esad meselesini bir süre için unutarak Suriye’yi karşımıza almamakta yarar olduğunu düşünüyorum.Tarafların durumunun çok sık değiştiği bir coğrafya ile ilgili değerlendirme yapmak çok zor olup, beklemedik bir olay ve durumla yaptığımız bu değerlendirmenin de kısa sürede değişebileceğini unutmamak gerekir. Bize vakit ayırdığınız ve değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim. -Düşüncelerimi açıklama fırsatı verdiğiniz için size ve Gazetenize ben teşekkür ederim.
DÜNYA
Yayınlanma: 25 Ocak 2017 - 08:01
Güncelleme: 26 Ocak 2017 - 09:21
Fırat Kalkanı Harekatının 154. günü
Fırat Kalkanı Harekatı'nın 154. Gününde Emekli Tümgeneral Ali İhsan Gürcihan, Türkiye-Suriye arasında yaşanan son gelişmelere dair gazetemiz muhabiri Bekir Tüccar’ın sorularını değerlendirdi.
DÜNYA
25 Ocak 2017 - 08:01
Güncelleme: 26 Ocak 2017 - 09:21









