Kayan yıldızların tatil ve ego okşama mekanı Türkiye…Hangi sektörden olursa olsun, kendi ülkesinde itibarını ve ününü kaybetmiş kişi Türkiye’ye geldiğinde müthiş bir olaymış gibi lanse ediliyor.Bu kişilerin kendi ülkelerinde veya gittikleri ülkelerde dibe vuran egoları burada resmen patlıyor.Agalara düzenlenen karşılama törenleri, tezahüratlar, sevgi gösterileri, el üstünde tutmalar resim büyükçe yerini yuhalamalara, istifa demeçlerine, defol git bulunduğun yerden layık değilsin gibi söylemlere bırakıyor.Maymun iştahlı, şovmen ve anı kurtarmaya yönelik bir toplum olduğumuzdan, iştahımız çabuk bitiyor, inancımızda çabuk kırılıyor…Hal böyle olunca kalıcı başarı bu ülkeye hiçbir zaman uğramıyor.Yaratıcı, mantıklı ve gerçekçi düşünen herkesin önü her ortamda kesiliyorNeden?Çünkü iyi niyet ve gerçekçi düşünce kötüdür bu ülkede… Anında cezalandırılır afaroz üstündekilerden ayrı fikirde olduğunda…Ayrıca başarısızlığın, yerinde saymanın ve sığlığın kazandırdığı kişilerde var tabi ki,…Bu kişiler tek düzelikten besleniyorlar. Beslendikçe büyüyor ve belli bir noktadan sonra karşı konulamaz güce sahip olup tüm sistemi ele geçiriyor, sonrasında da felç ediyorlar.Oralarda bu kişilerden izinsiz hiç bir şey yapılamıyor. Dolayısı ile tek fikir, tek çıkar, tek amaç ve tek yönde gidiş başlıyor. Bu da kurum etiği, kulüp etiği diye geçiştirilip yutturuluyor işte.O sektör ne zaman sarpa sarsa hemen şahşalı bir iş yapılıp herkesin gözü boyanıyor, susturuluyor akabinde de mallar götürülüyor…Karşı duranların sonu malum… Karşı duran sayısı az olduğundan oluyor tüm bunlar…Bu gereksiz, şişirmeyi, kaçınılmaz çürümeyi futbol üzerinden değerlendirelim…Nedenlerini irdeleyelim…*Türkiye’de her sektörde olduğu gibi, futbol sistemi de bu çarklar üzerine oturtulmuştur.Biz taraftarlar daha taraftar olmayı başaramadık…Taraftar olmak, başarıyla endekslenemez…Bizim kültürümüzde; tribüne yılda bir gitmek, ses kısılana kadar bağırmak, maç boyunca oturmamak ve sezonun tüm taraftarlık holiganizmini bir gecede kusmak var… Buna kontrolsüz güç de diyebiliriz!İyi transfer yapmayan yönetimi istifaya çağırmak, gelen transferleri insanüstü niteliklere sahip görüp beklenti yükseltmek, bu transferlerin egolarını şişirmek, şımartmak, birkaç maç isteneni vermediğinde bu takıma layık değilsin diye de hain ilan etmek var…Sonra alınan her türlü başarısız sonucun teknik direktöre yüklenmesi, senede 3 tane teknik direktör değiştirilmesi var…*Futbol şu dönemde dikkatli bakılıp analiz edildiğinde bakıldığında Türkiye’nin aynasıdır aslında…Şöyle sohbet ettiğiniz insanları kendi futbol takımının gidişatına göre bir tartın…Karşınızdakini çok kolay tanıdığınızı göreceksiniz…İnanın bu su götürmez bir gerçek artık…Mesela hemen bir örnekle durumu açıklayayım;Agayı alırsınız karşınıza…Bu hafta eleman ne oynadı be… Hakikaten taş gibi transfer oldu…Üç dört hafta sonra o taş gibi transferin yaptığı bir hata yüzünden aga başlar sövmeye; Çilek çürük çıktı. Böyle hata yapılır mı kardeşim…Ertesi hafta takımı kurtarır…Adam bu hafta kendini buldu ya. Daha da iyi olacak. Koçum benim. Bu sene şampiyonuz…Şampiyonluk gider…Sizin oynayacağınız topun, size o topu oynatanın, size o paraları verenlerin… Defolun gidin bu takımdan. Go go go ulan!Karşındakini tanımak için iyi bir yöntemidir tuttuğu takım üzerinden psikolojiyi takip etmek…*Mesela Avrupa futboluna bakar bakar iç geçirir aga…Adamlar şiir gibi top oynuyor be… Bunların oynadıkları futbolsa bizimkilerin oynadığı ne? Çıkarsın Arsenal’i yenersin grup maçlarında, konvoylar meşaleler yıkılır ortalık… Sanki Şampiyonlar Ligi’ni kazandın…Sonra gruptan çıkamazsın falan kalır öyle…Bizim başarı çıtamızın git gide düştüğü, 35’lik kaymış yıldızlarla kamufle edilen bu çürüme her geçen yıl kendisini daha da fazla hissettiriyor…Ligdeki yabancı sınırlamasının sürekli değişmesi ile, eğitim sisteminin sürekli değişmesi arasındaki fark nedir?*Konu dağıldıkça dağıldı ama, dağılan konuyu şu şekilde toplayalım biz…Birader her gün orada burada 35’lik yıldız geliyor, yer yerinden oynayacak gibi başlıklarla okuduğumuz haberler aslında bizim gücümüzü değil, bas baya çürüyüşümüzü gösteriyor.Yaş ortalaması 27 olan 80 milyonluk bir ülkenin 35’lik kayma yıldızlardan medet umması, onları poh pohlaması, eğitim sisteminin kilit olduğunun, yetişmediğimizin, yetiştiremediğimizin göstergesidir.Böyle değişik psikolojilerle günlük yaşayan taraftarların başarısızlığa katlanamaması ve holiganlaşarak her yıl tuttuğu takımı baştan aşağı değiştirecek güce sahip olması, bu eğitim sistemi yüzündendir.Her başa geldiklerinde geleceğe yatırım yapacağız deyip, sonra da taraftarların maymun iştahlılığına yakalanan yöneticilerin, oyuncu yeme, sözlerini yutma davranışları eğitimsizliktendir.Matruşka gibi yani hepsi birbirinin içinden çıkıyor…*Daha söylenecek çok şey var ama, her sene geleceğe yatırım yapıyoruz diyerek, 35 yaşında adamları bomba transfer olarak lanse etmek komedinin, yüzsüzlüğün ve göz boyamanın dik alasıdır.Küçük bir örnek; Almanya’da geçtiğimiz yıllarda şampiyonlar liginde final oynamış bir takım bu yıl nerdeyse küme düşme tehlikesi ile karşı karşıyaydı… Taraftarlardan birisi de çıkıp, tek bir futbolcuyu ıslıklamadı, teknik direktörün takımın başında kalması ve istikrarın devam etmesi için istikrar çağrısında bulundu. Tabi tüm bu zor süreçte statları doluydu. Bak bu hem eğitimdendir, hem de doygunluktan…Kısacası birader, eğitimdir, tüm bu yozlaşmanın, omurgasızlaşmanın, günlük düşünmenin, holiganlaşmanın, ne istediğini bilmemenin, sabırsızlığın sebebi…Biz her yıl bir gelecek planı yapar, sonraki yıl o geleceği yerle bir ederiz.Bizim geçmişimizde geleceğimizde, iki tezahürata bakar anlayacağınız…
SAĞLIK
Yayınlanma: 22 Haziran 2015 - 00:37
GEÇMİŞLE GELECEĞİN ARASI BİR TEZAHURAT
Kayan yıldızların tatil ve ego okşama mekanı Türkiye… Hangi sektörden olursa olsun, kendi ülkesinde itibarını ve ününü kaybetmiş kişi Türkiye’ye geldiğinde müthiş bir olaymış gibi lanse ...
SAĞLIK
22 Haziran 2015 - 00:37









