Dünyaca üne sahip, “Trakya’nın incisi” olarak adlandırılan Saroz Körfezinin geleceğini ilgilendiren “Taş ve Kalker” ocaklarına yönelik açılan davanın sonucu ilerleyen tarihlerde açıklanacak. Mahkeme sonrası alınacak kararın sonucunu Edirne ve Trakya Halkı merakla bekliyor. Türkiye genelinde büyük tepki gören Saroz Körfezinde açılan “Taş ve Kalker” ocaklarına yönelik açılan dava dün görüşüldü. Edirne İdare Mahkemesinde görüşülen davaya Trakya’nın farklı İl ve İlçelerinden yoğun katılım vardı. Katılım nedeniyle davanın görüşüldüğü duruşma salonu ve mahkeme koridorlarına adeta doldu taştı. Keşan ilçesine bağlı Mecidiye Köyü İbrice Limanı yakınlarında açılan “Kalker ve Taş” ocaklarına yönelik davada Davalı ve Davacı tarafların sundukları raporları inceleyen Mahkeme heyeti, sunulan raporları inceleyerek alınacak kararı açıklayacak. Mahkeme heyetinin alacağı kararı başta Edirne-Keşan İlçesine bağlı Mecidiye Köyü sakinleri olmak üzere Trakya Halkı adeta dört gözle bekliyor. ÇINAR: “KANSER OLMAK İSTEMİYORUZ. ADETA ÇÖLE DÖNDÜ”Saroz Körfezi Mecidiye Turizm Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği üyeleri Recep Çınar, taş ve kalker ocaklarının neden olduğu sorunlara değinerek; “Saroz turizm kültür ve tarımsal bir bölge. Dünyada sayılı denizlerden biri olan Saroz Körfezinin 250-300 metre yanında ve 3600 dekarlık bir alanda üzerindeki bitki örtüleri temizlenerek taş ve kalker ocakları açıldı. Adeta bir çöl oluştu. Ben arıcılık yapıyorum. Taş ve Kalker Ocakları çoğalmadan önce yüzde 100-150’lere kadar bal elde ediyordum. Şimdiyse yüzde 50’lere kadar bal anca elde ediyorum. Mecidiye Halkının yüzde 80’i bahçecilik ile geçiniyor. Taş ve kalker ocakları açıldığından bu yana çok meşhur olan kavunlarımız yetişmemeye başladı. Taş ve Kalker ocaklarının neden olduğu toz bulutları tüm canlılara zarar veriyor. Saroz bölgesi bir turizm bölgesi, son zamanlarda iyi bir ivme kazanmıştı ancak şimdi gelen insanlar şikâyetçi, sadece Mecidiye’ye değil ülke ekonomisine zararlı. Taş ocakları aynı zamanda Kanserojen bir madde ortaya çıkarıyormuş. 5-10 yıl sonra Mecidiye Halkının Akciğer Kanseri olmayacağı nereden malum. Kanser olmak istemiyoruz. Çok vahim bir olay. Bu taş ve kalker ocaklarının bir an önce durdurulması gerekiyor. Ormanlarımız yok oluyor. Turizm yok olmak üzere. Tarım ürünleri zarar görüyor. İnsanların sağlığı tehlike altında. Bu sorun bölge sorunudur” dedi. BALABAN: “GELEN BİR DAHA GELMEK İSTEMİYOR”Dernek üyeleri İrfan Balaban: “Bölgede tatil yapmak için gezmek için gelen insanlar çok şikâyetçi. Tekrar gelmek istemiyorlar. Ne orman kaldı ne de başka bir şey kaldı. Kamyonlar gece geçtiğinde çocuklarımız, torunlarımız uyku uyuyamıyorlar. Ocaklardan çıkan toz bulutu köye kadar geliyor. Bahçecilerin ürünleri de büyük zarar görüyor bu nedenle kapatılmasını istiyoruz. Canlıların hayatı söz konusu yarın öbür gün buradaki insanlar hayatlarını kaybettiklerinde sağlıklarından olduklarında bunu nasıl telafi edecekler” şeklinde konuştu. KAÇAR: “BAŞKA BİR SAROZ VE BAŞKA BİR TRAKYA YOK. BUNA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilen 15 bölgeden biri olan Saroz Körfezi ve çevresine zarar verdiği bilirkişiler tarafından onaylanan “Taş ve Kalker” ocaklarının çalışmalarının durdurulmasına yönelik Saroz Körfezi Mecidiye Turizm Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği üyeleri İrfan Balaban ile Recep Çınaraçtığı davada, Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ve Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi, davacı avukatı Bülent Kaçar konu hakkında basın emekçilerine çeşitli açıklamalarda bulundu. Kaçar; “Edirne Valiliğinin verdiği izne karşı çevreye zarar veren taş ve kalker ocaklarının durdurulmasına yönelik açtığımız dava için Edirne İdare Mahkemesindeyiz. Başta Mecidiyeliler olmak üzere Trakya’nın çeşitli il ve ilçelerinden pek çok kişi davayı takip etmek için burada bulunuyor. Trakyalılar, ormanlarını, denizlerini, tarımlarını vs. korumak için burada toplandılar. Bu dava sadece Edirne’nin değil Trakya’nın davası. Saroz ve Trakya bütüncül bir ekosistem, bu ekosistemin zarar görmesi tüm Trakya’yı etkileyecektir. Hukuksuz ve gereksiz bir karar olan ‘ÇED gerekli değildir’ kararını veren Edirne Valiliğine karşı bu davayı ısrarla takip ediyoruz. gelinen noktada Edirne Valiliği 20 Kasım 2017 tarihindeki kararıyla aslında ÇED başvurularına ait tanıtım dosyalarının ‘Edirne İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce kabul edilmediğini’ yazarak; davamızın ne kadar haklı olduğunu kabul etmektedir. Saroz’da İbrice’deMecidiye’de Taş ve Kalker ocaklarının yerinin olmadığını kabul etmektedir. Bu da davamızın haklılığını gösterir. Dava devam ediyor. Davanın sonucunda biz hukukun mutlaka doğaya bir üstünlük tanıyacağını ve mutlaka kamu yararının ormanların, denizlerin kazanacağına inanıyoruz. Tarım topraklarımızın, Denizimizin, Ormanlarımızın, Hayvanlarımızın ve de İnsanlarımızın zarar görmesine ve kirletilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Başka bir Saroz ve başka bir Trakya yok” dedi. EŞME: “OLMAMASI GEREK TEK ŞEY TAŞ VE KALKER OCAKLARIDIR”Keşan Doğa ve Çevre Kültür Derneği Başkanı Hakan Eşme, taş ve kalker ocaklarının doğayı kötü etkilediğini vurgulayarak; “Bölgede taş ocaklarının açılmasını ve çalışmasını istemiyoruz. Doğa sporu yapan Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar var. Saroz bölgesi turizm için de çok önemli bir yer. Saroz Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilen 15 bölgeden biridir. Tarım, Hayvancılık ve Turizm bakımından oldukça faal bir yer. Burada olmaması gerek tek şey taş ve kalker ocaklarıdır” ifadelerine yer verdi. KÖY HALKI: “NEFES ALAMAZ OLDUK”Mecidiye Köyü Halkından aldığımız bilgilerde taş ve kalker ocaklarından çıktığı belirtilen tozlar nedeniyle rahata yaşayamadıklarını belirterek; “Ormanlarımızı kesip biçtiler. Kamyonların gürültüsünden, toz bulutlarından uyuyamaz nefes alamaz olduk. Bahçemizdeki ürünlerde ne tat kaldı ne de renk. Yarın öbür gün bize bir şey olduğunda bunun sorumlusu kim olacak?” şeklinde tepkilerini dile getirdiler. ÇOĞAL: “TAŞ OCAKLARI BÖLGEYE BÜYÜK ZARAR VERİYOR”Taş ve Kalker ocaklarının kapatılmasına karşılık olarak açılan dava süreci en başından beri takip eden TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliğinden Şirin Çoğal konu hakkında; “Keşan İlçesi'nin Mecidiye Köyü'nün Saros Körfezi kıyısındaki ormanlık alan 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 'Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi', 2010 yılında ise 'Saros Körfezi Özel Koruma Bölgesi' olarak ilan edildi. Buna rağmen ormanlık alanlarda taş ve kalker ocakları art arda açılmaya başlandı. Maden Yasası'nın 2004 yılında yeniden düzenlenmesiyle taş, kum ve çakıl gibi doğal varlıklar da 'maden' kapsamına alındı. Bu durum Edirne'de adeta yeni bir ‘taş devri’ başlattı. Bölgedeki meralar, sulak alanlar ve ormanlar başta olmak üzere birçok doğal varlık savunmasız kaldı. Edirne’de yıllardan beri işletilen taş ocaklarından geriye; yok edilen meralar, bozulan ormanlar, verimsizleşen ve kimyasal özellikleri değişen tarım toprakları, kirlenen ve kuruyan su varlıkları, ekosistem tahribatı, duvarları çatlayan evler, bozulan köy yolları, delik deşik edilmiş dağlar kaldı. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Saros Körfezi’nde taş ocakları açılması için yeni ruhsat verilmemesi yönündeki talimatını umut verici buluyoruz. Konuyla ilgili konuşan TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, “Saros Körfezi, arka arkaya açılan kalker ve taş ocakları nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Sayın Bakanımızın bölgenin korunmasına yönelik aldığı bu karar bizleri son derece mutlu etti. Yıllardır konuyu yakından takip eden TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği olarak Sayın Eroğlu başta olmak üzere bölge için çalışan tüm kişi ve kurumlara teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.
GÜNDEM
Yayınlanma: 25 Ocak 2018 - 04:47
GÖZLER MAHKEME KARARINDA
GÜNDEM
25 Ocak 2018 - 04:47





