Edirne Kadın Dayanışma Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısı ile Atatürk Anıtı’na çelenk sunma programı gerçekleştirdi. CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Reyhan Güzel, “Emek biziz. Umut biziz. Mücadele biziz. Halk biziz. Halkın iktidarını da biz kadınlar kuracağız. Kutlu olsun 8 Mart! Dayanışma olsun, yaşam dolsun, cesaret olsun” dedi.
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın eşi Esra Gürkan’ın da katıldığı program, çelenk sunumuyla başladı. Ardından saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Kadın Dayanışması Platformu adına CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Reyhan Güzel günün anlamını belirten konuşma gerçekleştirdi. Güzel, “Emek biziz. Umut biziz. Mücadele biziz. Halk biziz. Halkın iktidarını da biz kadınlar kuracağız. Kutlu olsun 8 Mart! Dayanışma olsun, yaşam dolsun, cesaret olsun” dedi.
Güzel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Bugün bizler, yerkürenin bütün kadınları, dayanışma içinde haklarımızı haykıracağız. Bizim için 8 Mart, sadece eşit ve özgür bir geleceğin iradesi değil, aynı zamanda hak mücadelesi veren tüm kadınlara saygı duruşudur. Kadınlar, tarih boyunca tüm toplumsal mücadelelerin en ön saflarında yer aldı. Sahip olduğumuz her hakta, edindiğimiz her kazanımda o cesur kadınların payı vardır.
Bundan 166 yıl önce, Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışan 40 bin dokuma işçisi kadın, kendilerine dayatılan ayrımcılığı reddetti. Binlerce işçi kadın, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit işe, eşit ücret talebi ile grev yaptı. Fabrika kapıları üzerlerine kilitlendi. O sırada çıkan yangında, kapı önüne yığılan barikatları aşamayan kadınlardan 129’u yanarak hayatını kaybetti.
Bu olay dünyanın her yerindeki kadınların öfkesini örgütledi. O günden bu yana yaşamlarıyla bedel ödeyenlerin hak mücadelesi hiç unutulmadı. Yıllar sonra; 27 Ağustos 1910 tarihinde, Kopenhag’da 2. Enternasyonel’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’ndaki toplantıda, Clara Zetkin dokuma fabrikasında hayatını kaybeden kadınlar için 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmasını önerdi. Öneri oy birliği ile kabul edildi. O gün bugündür kadınlar, mücadelenin ve dayanışmanın örgütlü gücünü kutluyor. Artık her sokakta, her mahallede, her ilçede, her şehirde sesimiz daha gür çıkıyor.
Peki bugün ülkemizde kadın erkek eşitliği açısından neredeyiz? Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 yılı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’ne göre 146 ülke arasında maalesef 124. sıradayız. Türkiye cinsiyet eşitsizliği konusunda dünyada, Ekonomik Katılımda 134. Eğitim Düzeyinde 101.,Sağlık ve Hayatta Kalmada 99.Siyasi Katılımda 112. sırada yer alıyor.
Bu gün pandemi koşullarıyla derinleşen ekonomik kriz ve en son yaşadığımız olağan üstü depremle beraber kadınlarımızın yükü daha da arttı. Kadınlar ve erkekler arasında hep var olan gelir eşitsizliği, bu dönemde iyice büyüdü. Geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 27,5’e çıktı.Hala günümüzde İstanbul Sözleşmesi’ni savunanlara, 8 Mart’ı kutlayanlara şiddet uygulanıyor, cezalar yağıyor. Kadına yönelik şiddeti protesto etmek için dans eden kadınlara davalar açılıyor. Diğer yanda ise kadınlara şiddet uygulayanlar, elini kolunu sallayarak sokaklarda dolanıyor. Kadınlar, saldırganlarıyla karakollarda barıştırılıp evlerine yollanıyor. Hafızalara yerleştirilmek istenen zihniyetse kadınlara “itaat et rahat et” anlayışını dayatıyor. Oysaki şiddet kader değildir, kederdir! İstihdamda tutunabilen kadınların çoğu, düşük ücretle, sendikasızlıkla, işini kaybetme korkusuyla, uzun çalışma süreleriyle, mobbingle baş etmeye ve evine ekmek götürmeye çalışıyor.
Kadının emeğini yok sayanlara haykırıyoruz: Her kadın emekçidir! Her zaman kendisinin, çocuklarının, ailesinin ve toplumun geleceği için insanca yaşam kavgası verir. Ve bu tarihler boyunca da hep böyle olmuştur. Bu gün ülkemizde yaşanan depremi kadınlar açısından incelediğimizde de, sosyal baskı altında yasayan kadınların daha fazla incinebilir ve zarar görebilir duruma düştüklerini görüyoruz. Bu durumda, kadınlar haklarından ve eğitim olanaklarından yeterince yararlanamadıkları için iş gücü̈ kapasitelerini kullanamamakta ve ekonomik anlamda da birey olarak kendi yaşamlarını kuramadıkları da bir diğer çarpıcı sonuç olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye’nin kültürel farklılıkları ve dinamik yapısı da, olası bir afetin etkilerini düşündüğümüzde orada yaşayan kadınlarımızın yaşadıkları sorunları sıcacık evlerimizde televizyon karşısından izleyerek tahmin etmemiz ve yaşadıklarını bilip hissetmemiz de mümkün değildir. Biz Edirne de yaşayan Kadınlar olarak; bu kavganın da, bu taleplerin de, geleceğin aydınlık günlerini barındıran bu umudun da yılmaz savunucularıyız. Bizler, haklı mücadelemizi örgütleyerek tarihe yön verenler olacağız. Emek biziz. Umut biziz. Mücadele biziz. Halk biziz. Halkın iktidarını da biz kadınlar kuracağız. Kutlu olsun 8 Mart! Dayanışma olsun, yaşam dolsun, cesaret olsun.”





