Osman COŞKUN – Yeter artık çok bunaldım
– Her şey üstüme üstüme geliyor, bir de sen üstüme gelme
– Her şey ters gidiyor, hiç mutlu değilim
– Kendimi özgür hissetmiyorum hep bir problem hep bir problem*Ne kadar tanıdık cümleler bunlar değil mi?Hiçbirimiz mutlu değiliz, özgür değiliz, bir şeyler ters gidiyor ve hep bir problemler silsilesi içerisindeyiz…
Oysa, biraz geri çekilip kendimize uzaktan bakmayı denediğimiz de, bizi bunaltan şeyin, üstümüze gelen şeylerin, hiç durmadan ters giden işlerin, kendimizi özgür hissetmemizin tek sebebinin kendimiz olduğunun farkına varacağız.Zira problemler kendi başlarına yokturlar, bizi hiçbir şey bunaltmaz biz kendimizi bunaltırız, her şey üstüne üstüne geliyor ve her şey ters gidiyorsa belki de sen ters istikamettesindir kim bilir?
Bazen ters gidenlerin belki de doğru olduğunu düşünüp, o ters giden şeylerin akışına kendinizi bırakmayı denediniz mi hiç?Kendinizi özgür hissetmemekte haklısınız, çünkü elalemi çok fazla gözünüzde büyütüyorsunuz, elalem ne der kuruntularından kendinizi hiçbir şekilde kurtaramıyorsunuz, bu da kendinizi kapalı bir kutunun içinde hissetmenize sebep oluyor, haklısınız o kapalı kutu illaki dört yanı duvarlarla çevrili olması gerekmiyor.Kafanızın içinde ziyadesiyle o duvarlardan mevcut.Duvar kafalı olup da, özgür olmayı beklemek kuşun koşmasını, balığın uçmasını beklemek gibi bir şey…Ne varsa gözünüzde büyüttüğünüz hepsi sizin eseriniz.Aslında hayatta problemler yok, biz onları problem haline getiriyoruz.Özgür olarak dünyaya gelmişken, kendimizi hep bir şeylere hapsediyoruz.“Elalem ne der” , “ama geçmişte şöyle olmuştu, çok üzülmüştüm”, ama amaamaama, bir şeyin sonunda ama varsa bilin ki orada problem yaratılmaya çalışılıyordur.Var olan hiçbir şey yoktan var edilmemiştir ve geçmişte yaşananlar şuanda ve gelecekte hayatı kendimize zehir edelim diye yaşanmadı.Ders almak ve yolumuza devam edelim diye yaşandı yaşanmaya değer ne varsa, ne yaşanmışsa.*Elimizin altındakilerin değerini hep kaybedince mi anlayacağız?Özgür olmak için neyi bekliyoruz?Bunalımlardan ne zaman kurtulacağız?Her şeyin üstümüze üstümüze gelmesini önüne nasıl geçebiliriz?
Özgür olduğumuzun farkına vardığımızda özgür olacağız, doğarken hiçbir şeye bağımlı değildiniz…Bunalım diye bir şey yok, bu bizim kendimize yalanımız, her şeyin üstümüze üstümüze geldiği falan da yok, varsa bile ters istikamette duruyor olabiliriz, ters giden şeylerin istikametine dönelim yüzümüzü, belki de doğru istikamet orasıdır.Kim bilir?*
Hayat yarınlara ertelendiği müddetçe şuanın tadını hiçbir zaman çıkartamayacağız, birilerinin size sihirli değnekle dokunmasını bekliyorsanız, çok bekleyeceksiniz.Beklemek güzeldir, ama hepsi o kadar.Salt güzellik, siz harekete geçmediğiniz sürece bir işe yaramaz…Yine bekle, yine hayatı kendinize zehir edin, sonra da özgürlük mutluluk bekleyin, hayat gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçiyor, farkında değil misiniz?
Evet, değilsiniz, kendi hayatınızda figüran olmaya devam edin, sizin hayatınızı başkası yönetsin, siz de izleyin… İyi seyirler…
– Her şey üstüme üstüme geliyor, bir de sen üstüme gelme
– Her şey ters gidiyor, hiç mutlu değilim
– Kendimi özgür hissetmiyorum hep bir problem hep bir problem*Ne kadar tanıdık cümleler bunlar değil mi?Hiçbirimiz mutlu değiliz, özgür değiliz, bir şeyler ters gidiyor ve hep bir problemler silsilesi içerisindeyiz…
Oysa, biraz geri çekilip kendimize uzaktan bakmayı denediğimiz de, bizi bunaltan şeyin, üstümüze gelen şeylerin, hiç durmadan ters giden işlerin, kendimizi özgür hissetmemizin tek sebebinin kendimiz olduğunun farkına varacağız.Zira problemler kendi başlarına yokturlar, bizi hiçbir şey bunaltmaz biz kendimizi bunaltırız, her şey üstüne üstüne geliyor ve her şey ters gidiyorsa belki de sen ters istikamettesindir kim bilir?
Bazen ters gidenlerin belki de doğru olduğunu düşünüp, o ters giden şeylerin akışına kendinizi bırakmayı denediniz mi hiç?Kendinizi özgür hissetmemekte haklısınız, çünkü elalemi çok fazla gözünüzde büyütüyorsunuz, elalem ne der kuruntularından kendinizi hiçbir şekilde kurtaramıyorsunuz, bu da kendinizi kapalı bir kutunun içinde hissetmenize sebep oluyor, haklısınız o kapalı kutu illaki dört yanı duvarlarla çevrili olması gerekmiyor.Kafanızın içinde ziyadesiyle o duvarlardan mevcut.Duvar kafalı olup da, özgür olmayı beklemek kuşun koşmasını, balığın uçmasını beklemek gibi bir şey…Ne varsa gözünüzde büyüttüğünüz hepsi sizin eseriniz.Aslında hayatta problemler yok, biz onları problem haline getiriyoruz.Özgür olarak dünyaya gelmişken, kendimizi hep bir şeylere hapsediyoruz.“Elalem ne der” , “ama geçmişte şöyle olmuştu, çok üzülmüştüm”, ama amaamaama, bir şeyin sonunda ama varsa bilin ki orada problem yaratılmaya çalışılıyordur.Var olan hiçbir şey yoktan var edilmemiştir ve geçmişte yaşananlar şuanda ve gelecekte hayatı kendimize zehir edelim diye yaşanmadı.Ders almak ve yolumuza devam edelim diye yaşandı yaşanmaya değer ne varsa, ne yaşanmışsa.*Elimizin altındakilerin değerini hep kaybedince mi anlayacağız?Özgür olmak için neyi bekliyoruz?Bunalımlardan ne zaman kurtulacağız?Her şeyin üstümüze üstümüze gelmesini önüne nasıl geçebiliriz?
Özgür olduğumuzun farkına vardığımızda özgür olacağız, doğarken hiçbir şeye bağımlı değildiniz…Bunalım diye bir şey yok, bu bizim kendimize yalanımız, her şeyin üstümüze üstümüze geldiği falan da yok, varsa bile ters istikamette duruyor olabiliriz, ters giden şeylerin istikametine dönelim yüzümüzü, belki de doğru istikamet orasıdır.Kim bilir?*
Hayat yarınlara ertelendiği müddetçe şuanın tadını hiçbir zaman çıkartamayacağız, birilerinin size sihirli değnekle dokunmasını bekliyorsanız, çok bekleyeceksiniz.Beklemek güzeldir, ama hepsi o kadar.Salt güzellik, siz harekete geçmediğiniz sürece bir işe yaramaz…Yine bekle, yine hayatı kendinize zehir edin, sonra da özgürlük mutluluk bekleyin, hayat gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçiyor, farkında değil misiniz?
Evet, değilsiniz, kendi hayatınızda figüran olmaya devam edin, sizin hayatınızı başkası yönetsin, siz de izleyin… İyi seyirler…









