Edirne Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Alper Eker, korona virüs salgınında Edirne’de yaşanan olayları gazetemize açıkladı. Virüs önlemlerine uymayan vurdumduymaz kişilere her bir satırı ibretlik olan söyleşinin tamamı şöyledir;
Pozitif olup izolasyon kurallarına uymamasıyla bulaştırıcılıkları devam ediyor. Doğal olarak da kendisinin hafif, belirtisiz atlattığı hastalığı bir başkasına bulaştırdığı zaman, bir başkasının ağır vaka olarak hastanelere gelmesine hatta yoğun bakıma kadar ilerleyip ölümüne yol açmasına sebep olabiliyor. Bu açıdan bizlerde hafif atlatılması, tüm hastaların bu şekilde atlattığı imajını oluşturmaması gerekiyor.
Biz bu süreçte Edirne Devlet Hastanesi olarak yaklaşık 5 ay boyunca tedavi ettiğimiz hasta sayısı 800 civarındadır. Bunların BT uyumlu olanları da var direkt PCR testleri pozitif olan vakalar da var.
Bizim yoğun bakımdaki vakalarımızda da yine aynı şekilde kronik hastalığı olan, alta yatan hastalıkları olan daha büyüklerimiz, yaşı ilerlemiş olan vakalarımız biraz daha ağır geçiriyor. Yine de hiçbir hastalığı olmayan, sigara-alkol kullanımı olmayan, altta yatan herhangi bir hastalığı olmayan vakalarımız da oldu.
Özellikle 40 yaşındaki bir erkek hastamızı yaklaşık 50 gün yoğun bakım takip sürecinin sonunda çok çabalamamıza rağmen kaybettik. O dönem biz sağlık çalışanlarının motivasyonunu bu olay etkiledi. Çünkü ezber bozan bir vaka oldu bizim açımızdan. Bir sebep altta yatan hastalık ya da bir problemi yokken çok agresif seyretti. Tüm tedavileri uyguladık o hastamızda. Plazma, kök hücre tedavilerine yapıldı ama bir türlü entübasyondan kurtaramadık. Yoğun bakım uzmanı arkadaşımla beraber takip ettiğimiz hastaydı.
İlk entübasyona(makineye) bağlanırkenki elimi tutup bakışlarını unutamıyorum. Bakışlarındaki o çaresizliğini.. Bir nevi vedalaşarak makineye bağlandı. Nefes darlığı ve solunum sıkışıklığı ve bunların çoğunda bilincin açık olması, (haber de veriliyor hastaya makineye bağlayacağız diye) bunlar tabii ki travmatik olan şeyler. Bizleri de çok etkiliyor takdir ederseniz ki.
O yüzden hiçbir zaman “bana bir şey olmaz” “benimle ilgili bir sıkıntı olmaz” diye düşünmeyin. Bazı vakaları gördük ki ilk 8-10 gün her şey çok yolunda gidiyor, 12. gün direkt solunum sıkıntısıyla tekrardan hastaneye yatan vakalarımız oldu. Hastalığa bağlı olaraktan organ hasarları hala devam ettiği, damarsal problemlerin devam ettiği, pıhtı atma gibi sorunlarımızın olduğu hastalarımız oldu.
Sadece yoğun bakıma yatıp, yoğun bakımdan taburcu olduktan sonra ya da servise ağır vaka olarak yatıp taburcu olduktan sonra da bu hastalık çoğunda da organ disfonksiyon bozukluğu, organlarda hasar devam eden vakalarımız var. Hala akciğer problemi yaşayan vakalarımız var. Hala damarsal problem yaşayan vakalarımız var. Ve bunlar sadece alt yaşı büyük olan hastalarımız değil, orta yaş grubunda da çok sık gördüğümüz hastalarımız var.
Yine yoğun bakım sürecini çok ağır geçirip hayatını kurtarabildiğimiz 45 yaşındaki bir hastamız var. Ama damarsal ve pıhtı problemlerinden dolayı önümüzdeki haftalarda ayak parmaklarından 2 tanesini kesmek zorunda kalacak cerrahlar. Bir uzuv kaybına yol açacak, bunlar da çok travmatize olan şeyler.
Çünkü pandemi tüm dünyayı etkiliyor, bizim ülkemizde de olduğu gibi, kendi şehrimizde de olduğu gibi. Ama totale baktığımızda 9 aylık bir süreci tamamlandı. Ülke geneline baktığımızda da 5-6 sürecimizi tamamlamış bulunuyoruz. Ve hala tehlike devam ediyor. Şu anda yoğun bakımda yatan hastalarımız var. Ağır vaka olarak serviste takip ettiğimiz hastalarımız hala var. Ve tekrardan tırmanışa başladı. Tekrardan artmaya başladı.
Aslında durumun ciddiyetinde hiçbir değişiklik yok. Farkındalık açısından bu kadar uzun süreçte gündemde olan bir hastalık sonuçta. Sağlık Bakanlığımızın ve değerli Bilim Kurulu üyeleri hocalarımızın önerileri doğrultusunda zaten önlemler alınıyor ya da halkımıza yönelik politikalar belirleniyor. Şu ana kadar işleyiş açısından hiçbir problem yaşadığımızı düşünmüyorum sağlık hizmetlerinin sunumu alanında.
Burada tabii ki tek problem şu oluyor belli bir dönemden sonraki bu 6 aylık süreç de tamamlanınca- tabii sağlık çalışanlarında biraz motivasyon bozukluğu, yorgunluklar ve tükenmişlikler başlamış oluyor. Çünkü bizlerin de çoluğu çocuğu var bizlerin de bir yaşantısı var. Vaka sayıları arttıkça ya da ağır vaka sayıları arttıkça yoğun bakıma ilerleyen vaka sayıları tekrardan tırmanışa geçince biz tekrardan üzülüyoruz.
Çünkü hastalığın aynı ciddiyetle devam ettiğinde aslında bir farkın olmadığını, nisan ayı ile ağustos ayı arasında şu anda değişikliğin bulunmadığını, bulaş yolunun aynı şekilde devam ettiğini ve herhangi bir hastamızın çok kötü bir şekilde etkileyebileceğini çok iyi biliyoruz. Elbette elimizde çok iyi ilaçlarımız ve tedavi olanaklarımız var bunları da çok rahat uygulayabiliyoruz ama dediğim gibi bu süreç açısından vatandaşlarımıza çok büyük bir bilinç gerekiyor.
Elbette normalleşme sürecinde bazı alanlar açıldı, bazı aktivasyonlar açıldı. Ama bu demek değildir ki her şey serbest, istediğimi yapabilirim, istediğim gibi özgürce davranabilirim. Belki de bundan sonraki yaşantımızda bizler de bazı örf, adet, geleneklerimizi değiştireceğiz. Belki de kalıcı bir şekilde değişecek. Sarılmamak gibi, öpüşmemek gibi, el hijyeninin önemi gibi. Bunun belki de ne kadar süreceğini bilmiyoruz, açıkçası önümüzde çok öngöremediğimiz bir hastalık olduğu için. Artık bunu iyice öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü yaklaşık bir ay sonra da mevsimsel grip başlayacak. Tablo tamamen ikisiyle de aynı. Bu yüzden önlemler de ikisiyle aynı. Maske, mesafe, el hijyeni başta olmak üzere genel temizlik kurallarına uymak. O yüzden bunlara çok dikkat etmemiz gerekiyor. Sizin çok rahat atlatabildiğiniz biz hastalığı bir başkası aylarca yoğun bakımlarda kalarak, tabiri yerindeyse boğulma eşiğine gelerek, bilinci açık bir şekilde çırpınarak ya ölebiliyor ya da bir hasarla yoğun bakımdan ayrılabiliyor.
Bir başkasının sağlıklı olmaması için bu kuralları bozduğumuz zaman başkasının da hayatına mal olmuş olabiliyoruz. O yüzden kurallar sosyal hayata, sosyal mesafe kurallarına uyulmasını istiyoruz.
Özellikle ağır geçiren vakalar,servilerde veya yoğun bakım sürecinde ki vakalarda pişmanlıktan çok korku ifadesi çok yoğundu. Entübasyon dediğimiz solunum cihazına bağlanma dediğimiz aşamasına gelen. Nefes alamaz hale gelen hastalarda korku,endişe ifadesini çok gördük. Bu çok farklı boğulma hissi yaşıyor hastalar,nefes alamıyor. Büyük bir nefes açlığı çekiyorlar. Kuralara uymadım bu hale geldim pişmanlığı olanlar varmıdır,açıkçası ondan çok emin değilim ama hastaların çoğunda nefes açlığından kaynaklanan korku ve endişe,panik halini çok daha yoğun yaşadık.
Bu kurallara uymayan veya etrafta gördüğümüz sosyal yaşantımızda,eş dost ve arkadaşlarımıza da sürekli anlatırken sürecin başından beri söylüyorum; gelin sabah 8’den 24 saatlik periyodu hastanede geçirmenizi isterim. Çünkü zor bir süreç. Bu vakaları mümkün olduğunca izole ediyorsun. Yanlarına ziyaretçi ve refakatçi almıyoruz. Sağlık çalışanları hastaların yanına hem tedaviye hem desteğe giriyor. Hastalar psikolojik açısında da çok sıkıntı yaşıyor,izole oda da. Yoğun bakım sürecinde zaten prensip olarak ziyaretçi refakatçi olmayan bir yer.
Orada hem hastaların çaresizliği, çırpınışları,entübasyona girip makinelere bağlı yaşam mücadelesini vermesi,hem de sağlık çalışanlarının o koruyucu ekipmanlarla çalışması saatlerce,o tulumlarla maskelerle,terliklerle,gözlüklerle gerçekten çok yorucu. Çokta sıkıntılı bir süreç.
Ortamı hem ağır vakaları hem de yoğun bakım çalışma ortamını hem bizim açımızdan hem de hastalar açısından herkesin görmesini elbette isterim. Hastanın yaşadıklarını görmesi açısından,ayrıca bizlere hizmet verdiğimiz saygı duymaları açısından da bizim yaşadıklarımızı da görmesini isterim.
Sadece hastalarımızın değil o ünitelerde hizmet veren sağlık çalışanlarının ne kadar fedakarlıklarla işi yaptıklarını görmesini isterim. Çünkü önemsenmeden ulaştırılan bir hasta için inanılmaz emek sarf ediliyor. Fedakarca çalışılıyor. Çalışmaya da devam edeceğiz işimiz bu mesleğimiz bu ama biz bu işi burada bu şekilde yapmaya çalışırken vatandaşlarımızı da hastalarımızın da sosyal yaşantısında o kurallara dikkat etmelerini çok çok istiyoruz.
Hiçbir insanımızın önlenebilir bir hastalıktan dolayı vücut hasarlı veya ölümle sonuçlanmasını bizde istemiyoruz. Hem de gerçekten çok zor koşullarda çalışılıyor. Ciddiyetini koruyor herkes dikkat etmesi gerektiğini öneriyoruz.
Pozitif olup izolasyon kurallarına uymamasıyla bulaştırıcılıkları devam ediyor. Doğal olarak da kendisinin hafif, belirtisiz atlattığı hastalığı bir başkasına bulaştırdığı zaman, bir başkasının ağır vaka olarak hastanelere gelmesine hatta yoğun bakıma kadar ilerleyip ölümüne yol açmasına sebep olabiliyor. Bu açıdan bizlerde hafif atlatılması, tüm hastaların bu şekilde atlattığı imajını oluşturmaması gerekiyor.
Biz bu süreçte Edirne Devlet Hastanesi olarak yaklaşık 5 ay boyunca tedavi ettiğimiz hasta sayısı 800 civarındadır. Bunların BT uyumlu olanları da var direkt PCR testleri pozitif olan vakalar da var.
Bizim yoğun bakımdaki vakalarımızda da yine aynı şekilde kronik hastalığı olan, alta yatan hastalıkları olan daha büyüklerimiz, yaşı ilerlemiş olan vakalarımız biraz daha ağır geçiriyor. Yine de hiçbir hastalığı olmayan, sigara-alkol kullanımı olmayan, altta yatan herhangi bir hastalığı olmayan vakalarımız da oldu.
Özellikle 40 yaşındaki bir erkek hastamızı yaklaşık 50 gün yoğun bakım takip sürecinin sonunda çok çabalamamıza rağmen kaybettik. O dönem biz sağlık çalışanlarının motivasyonunu bu olay etkiledi. Çünkü ezber bozan bir vaka oldu bizim açımızdan. Bir sebep altta yatan hastalık ya da bir problemi yokken çok agresif seyretti. Tüm tedavileri uyguladık o hastamızda. Plazma, kök hücre tedavilerine yapıldı ama bir türlü entübasyondan kurtaramadık. Yoğun bakım uzmanı arkadaşımla beraber takip ettiğimiz hastaydı.
İlk entübasyona(makineye) bağlanırkenki elimi tutup bakışlarını unutamıyorum. Bakışlarındaki o çaresizliğini.. Bir nevi vedalaşarak makineye bağlandı. Nefes darlığı ve solunum sıkışıklığı ve bunların çoğunda bilincin açık olması, (haber de veriliyor hastaya makineye bağlayacağız diye) bunlar tabii ki travmatik olan şeyler. Bizleri de çok etkiliyor takdir ederseniz ki.
O yüzden hiçbir zaman “bana bir şey olmaz” “benimle ilgili bir sıkıntı olmaz” diye düşünmeyin. Bazı vakaları gördük ki ilk 8-10 gün her şey çok yolunda gidiyor, 12. gün direkt solunum sıkıntısıyla tekrardan hastaneye yatan vakalarımız oldu. Hastalığa bağlı olaraktan organ hasarları hala devam ettiği, damarsal problemlerin devam ettiği, pıhtı atma gibi sorunlarımızın olduğu hastalarımız oldu.
Sadece yoğun bakıma yatıp, yoğun bakımdan taburcu olduktan sonra ya da servise ağır vaka olarak yatıp taburcu olduktan sonra da bu hastalık çoğunda da organ disfonksiyon bozukluğu, organlarda hasar devam eden vakalarımız var. Hala akciğer problemi yaşayan vakalarımız var. Hala damarsal problem yaşayan vakalarımız var. Ve bunlar sadece alt yaşı büyük olan hastalarımız değil, orta yaş grubunda da çok sık gördüğümüz hastalarımız var.
Yine yoğun bakım sürecini çok ağır geçirip hayatını kurtarabildiğimiz 45 yaşındaki bir hastamız var. Ama damarsal ve pıhtı problemlerinden dolayı önümüzdeki haftalarda ayak parmaklarından 2 tanesini kesmek zorunda kalacak cerrahlar. Bir uzuv kaybına yol açacak, bunlar da çok travmatize olan şeyler.
Çünkü pandemi tüm dünyayı etkiliyor, bizim ülkemizde de olduğu gibi, kendi şehrimizde de olduğu gibi. Ama totale baktığımızda 9 aylık bir süreci tamamlandı. Ülke geneline baktığımızda da 5-6 sürecimizi tamamlamış bulunuyoruz. Ve hala tehlike devam ediyor. Şu anda yoğun bakımda yatan hastalarımız var. Ağır vaka olarak serviste takip ettiğimiz hastalarımız hala var. Ve tekrardan tırmanışa başladı. Tekrardan artmaya başladı.
Aslında durumun ciddiyetinde hiçbir değişiklik yok. Farkındalık açısından bu kadar uzun süreçte gündemde olan bir hastalık sonuçta. Sağlık Bakanlığımızın ve değerli Bilim Kurulu üyeleri hocalarımızın önerileri doğrultusunda zaten önlemler alınıyor ya da halkımıza yönelik politikalar belirleniyor. Şu ana kadar işleyiş açısından hiçbir problem yaşadığımızı düşünmüyorum sağlık hizmetlerinin sunumu alanında.
Burada tabii ki tek problem şu oluyor belli bir dönemden sonraki bu 6 aylık süreç de tamamlanınca- tabii sağlık çalışanlarında biraz motivasyon bozukluğu, yorgunluklar ve tükenmişlikler başlamış oluyor. Çünkü bizlerin de çoluğu çocuğu var bizlerin de bir yaşantısı var. Vaka sayıları arttıkça ya da ağır vaka sayıları arttıkça yoğun bakıma ilerleyen vaka sayıları tekrardan tırmanışa geçince biz tekrardan üzülüyoruz.
Çünkü hastalığın aynı ciddiyetle devam ettiğinde aslında bir farkın olmadığını, nisan ayı ile ağustos ayı arasında şu anda değişikliğin bulunmadığını, bulaş yolunun aynı şekilde devam ettiğini ve herhangi bir hastamızın çok kötü bir şekilde etkileyebileceğini çok iyi biliyoruz. Elbette elimizde çok iyi ilaçlarımız ve tedavi olanaklarımız var bunları da çok rahat uygulayabiliyoruz ama dediğim gibi bu süreç açısından vatandaşlarımıza çok büyük bir bilinç gerekiyor.
Elbette normalleşme sürecinde bazı alanlar açıldı, bazı aktivasyonlar açıldı. Ama bu demek değildir ki her şey serbest, istediğimi yapabilirim, istediğim gibi özgürce davranabilirim. Belki de bundan sonraki yaşantımızda bizler de bazı örf, adet, geleneklerimizi değiştireceğiz. Belki de kalıcı bir şekilde değişecek. Sarılmamak gibi, öpüşmemek gibi, el hijyeninin önemi gibi. Bunun belki de ne kadar süreceğini bilmiyoruz, açıkçası önümüzde çok öngöremediğimiz bir hastalık olduğu için. Artık bunu iyice öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü yaklaşık bir ay sonra da mevsimsel grip başlayacak. Tablo tamamen ikisiyle de aynı. Bu yüzden önlemler de ikisiyle aynı. Maske, mesafe, el hijyeni başta olmak üzere genel temizlik kurallarına uymak. O yüzden bunlara çok dikkat etmemiz gerekiyor. Sizin çok rahat atlatabildiğiniz biz hastalığı bir başkası aylarca yoğun bakımlarda kalarak, tabiri yerindeyse boğulma eşiğine gelerek, bilinci açık bir şekilde çırpınarak ya ölebiliyor ya da bir hasarla yoğun bakımdan ayrılabiliyor.
Bir başkasının sağlıklı olmaması için bu kuralları bozduğumuz zaman başkasının da hayatına mal olmuş olabiliyoruz. O yüzden kurallar sosyal hayata, sosyal mesafe kurallarına uyulmasını istiyoruz.
Özellikle ağır geçiren vakalar,servilerde veya yoğun bakım sürecinde ki vakalarda pişmanlıktan çok korku ifadesi çok yoğundu. Entübasyon dediğimiz solunum cihazına bağlanma dediğimiz aşamasına gelen. Nefes alamaz hale gelen hastalarda korku,endişe ifadesini çok gördük. Bu çok farklı boğulma hissi yaşıyor hastalar,nefes alamıyor. Büyük bir nefes açlığı çekiyorlar. Kuralara uymadım bu hale geldim pişmanlığı olanlar varmıdır,açıkçası ondan çok emin değilim ama hastaların çoğunda nefes açlığından kaynaklanan korku ve endişe,panik halini çok daha yoğun yaşadık.
Bu kurallara uymayan veya etrafta gördüğümüz sosyal yaşantımızda,eş dost ve arkadaşlarımıza da sürekli anlatırken sürecin başından beri söylüyorum; gelin sabah 8’den 24 saatlik periyodu hastanede geçirmenizi isterim. Çünkü zor bir süreç. Bu vakaları mümkün olduğunca izole ediyorsun. Yanlarına ziyaretçi ve refakatçi almıyoruz. Sağlık çalışanları hastaların yanına hem tedaviye hem desteğe giriyor. Hastalar psikolojik açısında da çok sıkıntı yaşıyor,izole oda da. Yoğun bakım sürecinde zaten prensip olarak ziyaretçi refakatçi olmayan bir yer.
Orada hem hastaların çaresizliği, çırpınışları,entübasyona girip makinelere bağlı yaşam mücadelesini vermesi,hem de sağlık çalışanlarının o koruyucu ekipmanlarla çalışması saatlerce,o tulumlarla maskelerle,terliklerle,gözlüklerle gerçekten çok yorucu. Çokta sıkıntılı bir süreç.
Ortamı hem ağır vakaları hem de yoğun bakım çalışma ortamını hem bizim açımızdan hem de hastalar açısından herkesin görmesini elbette isterim. Hastanın yaşadıklarını görmesi açısından,ayrıca bizlere hizmet verdiğimiz saygı duymaları açısından da bizim yaşadıklarımızı da görmesini isterim.
Sadece hastalarımızın değil o ünitelerde hizmet veren sağlık çalışanlarının ne kadar fedakarlıklarla işi yaptıklarını görmesini isterim. Çünkü önemsenmeden ulaştırılan bir hasta için inanılmaz emek sarf ediliyor. Fedakarca çalışılıyor. Çalışmaya da devam edeceğiz işimiz bu mesleğimiz bu ama biz bu işi burada bu şekilde yapmaya çalışırken vatandaşlarımızı da hastalarımızın da sosyal yaşantısında o kurallara dikkat etmelerini çok çok istiyoruz.
Hiçbir insanımızın önlenebilir bir hastalıktan dolayı vücut hasarlı veya ölümle sonuçlanmasını bizde istemiyoruz. Hem de gerçekten çok zor koşullarda çalışılıyor. Ciddiyetini koruyor herkes dikkat etmesi gerektiğini öneriyoruz.





