ADD Başkanı Özcan, Türkiye, bulunduğumuz coğrafyada işleyen ilk ve tek demokratik Cumhuriyettir.
Demokrasinin en temel göstergelerinden biri iktidarı ve muhalefetiyle özgürce konuşup, tartışan bir Meclis’in varlığıdır.
Hükümetin gündeme getirdiği içtüzük değişikliği Meclis’i susturmayı hedeflemektedir” ifadelerine yer verdi.
TEK PARTİ REJİMİ
Çeşitli uyarılarda bulunan Özcan şunları kaydetti:
“Bu içtüzük kirli bir halkoylamasıyla halka dayatılan ‘tek adam ve tek parti rejiminin’ uygulama yasalarının Meclis’te muhalefetle karşılaşmadan, hızlı, kolay çıkartılmasını planlanıyor; Bu uygulama yasaları, değişen Rejimi kalıcı kılacak seçim ve siyasi partiler düzenini kuracak, tüm devlet yapısını, kurum ve kuruluşları yeni Rejime göre düzenleyecek, yetki ve sorumluluklarını belirleyecek olması bakımından hayati önemdedir. İçtüzük bu yıkıcı değişimi engelsiz, muhalefetsiz tamamlamayı amaçlıyor;Siyasi parti grupları ile milletvekillerinin hem konuşma süreleri, hem konuşma sayıları sınırlandırılıyor, Meclis’in hükümet üzerindeki denge ve denetim mekanizmaları yok ediliyor, Meclis’te tek sesliliği, iktidarın sesini dayatıyor, Muhalefetin konuşma, tartışma hakları gasp ediliyor, Halkın seçtiği milletvekillerinin söz hakları ellerinden alınıyor. Bu içtüzük değişikliği ile muhalefetsiz bir Meclis, muhalefetsiz bir toplum yaratılmak isteniyor. Bu bir Meclis içi darbe niteliğindedir. Cumhuriyetin kurucu ilkelerine, Anayasaya aykırıdır.
Halkımız bu içtüzük değişikliğinin sıradan bir değişiklik olmadığını bilmelidir.Bu içtüzük değişikliği ile gazi meclis’imiz kalıcı olarak ‘işlevsizleştirilmiş’ olmaktadır.
16 Nisan’da getirilen rejim değişikliği ile hedeflenen; Atatürk Cumhuriyeti’nin sonlandırılmasıdır.
İçtüzük değişikliği ile, meclis susturularak bir büyük adım daha atılmaktadır.
Bu içtüzük değişikliğinden yararlanarak çıkarılacak yasaların ömrü az ve o yasaları çıkartanların tarihi sorumlulukları ağır olur.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, yukarıda açıkladığımız ‘bu tarihi değişim’in önemini topluma anlatmayı görev biliyoruz. Bunun sorumluluğunu tüm cumhuriyetçi güçlerle paylaşıyoruz.









