Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, dün basın mensuplarıyla partide bir araya geldi.
16 Nisan referandum atmosferinin geçtiğini ifade eden İriş, ““Bilindiği gibi 40 gün kadar önce ülkemizde bir referandum yapıldı. Referandum öncesi yoğun bir seçim atmosferinden geçtik. Herkes, EVET - HAYIR’ a odaklandı. Dolayısıyla ülkemizin ve insanımızıngerçek gündemleri ikinci planda kaldı. Saadet Partisi olarak referandum sürecinde bütün gücümüzle birleştirici, kaynaştırıcı rol oynamaya çalıştık. Birliğe ve kardeşliğevurguyaptık. Kamplaşma, ayrışma, ayrıştırma olmaması için büyük gayret sarf ettik. Ülkedeki insanlarınhuzurunun, refahının birlikten, beraberlikten geçtiği üzerinde ısrarla durduk. Şimdi ülkemizingerçek gündemine odaklanma, çözüm üretme zamanıdır” dedi.
GERÇEK GÜNDEM
“Saadet Partisi olarak siyaseti, ülkemize ve insanımıza hizmetin en önemli aracı olarak görüyoruz” diyen İriş, “Yani siyaset bir amaç değil, araçtır. Eğer, ehil ellerde olursa çok büyük faydalar elde edilir. Huzur, barış, refah ve kalkınma bununla sağlanır.Neticede daha huzurlu, güvenli ve müreffeh hale gelmemizde siyaset en önemli rolü oynar.
Ülkemizin gerçek gündemi; ekonomi, işsizlik, gelir dağılımı dengesizliği, terör ve bunlara bağlı iç göç, dış politikada yaşananlar, komşularımızla ilişkilerimiz, ahlaki ve manevi yozlaşma, aile yapımız, eğitim ve bunun gibi hemen sayabileceğimiz başlıklardan oluşuyor. Bunların her biri başlı başına bir konu” ifadelerine yer verdi.
ENERJİ KONUSU
Enerji konusuna geniş yer ayıran Genel Başkan Yardımcısı İriş, şunların altını çizdi; “Ekonominin can damarı olan enerjikonusu üzerinde durmak istiyoruz. Bilindiği gibi bir ülkenin refah seviyesi o ülkenin üretim gücüne bağlıdır. İş yapma, üretme yeteneği ise sahip olduğu enerji imkânları ile doğrudan ilgilidir. Yani ne kadar enerji kullanabiliyorsak o kadar üretim yapabiliriz. Bu üretimi bir değer olarak hem ülke ihtiyaçlarında kullanabilir, hem de ihracat yaparak toplumun refah seviyesini yükseltebiliriz.
Bugün ülkemizde kullanılan enerjinin önemli bir kısmı doğalgaz ve ithal kömürle çalışan santrallerden elde edilmektedir. 2000yılında enerji ihtiyacımız yüzde 67 ithalgirdilerle karşılanıyorken, bugün bu oran yüzde 75’lere ulaşmıştır.
EN ÖNEMLİ İTHALAT KALEMLERİMİZ; PETROL, DOĞAL GAZ, İTHAL KÖMÜR
Bilindiği gibi en önemli ithalat kalemlerimiz; petrol, doğalgaz ve ithal kömür gibi enerji maddeleridir. Bu durum, ekonomik açıdan dışarıya aktarılan paranın yanı sıra ülkemizi enerjide dışa bağımlı hale getiriyor. Bu da dünyadaki her olaydan etkilenme anlamı taşımaktadır. Ülkemizin enerji güvenliği, dış politikada her değişimden etkilenmektedir. Mesela doğalgaza olan bağımlılığımız, ki (Doğalgaz ithalatımızın yüzde 50’si Rusya’dan yapılıyor) Rusya ile olan ilişkilerimizde hep aleyhimize olmuştur. Sonuç olarak güçlü bir ülke olabilmek için enerjide dışa bağımlılığı hızla azaltmalıyız.
YERLİ KAYNAKLARIN AZAMİ OLARAK KULLANILMASI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yerli kaynakların azami olarak kullanılması için çalışmalar başlattığını biliyoruz. Bu konuda yeni yöntemler geliştirilmektedir. Bu yöntemlerin en önemlisi yerli kömür kaynaklarının elektrik üretiminde kullanılmasını sağlamaktır.
Yerli kömürlerin, çıktığı yerlerde elektrik üretiminde kullanılması çok ekonomiktir. Ülkemizde 15 milyar tonluk kömür rezervi olduğu tespit edilmiştir. Bu rezervler yoğunluklu olarak Kahramanmaraş, Eskişehir, Afyon ve Trakya bölgelerindedir. Bu bölgelerde termik santral fizibilite çalışmaları yapılmaktadır.
Buçalışmalar sıkı bir disiplinle takip edilip, hayata geçirildiğinde yılda 3,5 milyar dolar ülkemizin kazancı olacaktır. Yani, doğalgaza o kadar az para ödeyeceğiz. Kurulacak santrallerin ekonomik ömrünün 35 yıl olduğu düşünüldüğünde bu süre içerisinde ithalata 122 milyar dolar daha az ödeyeceğiz, demektir. Yani bu kadarlık servet yurt içinde kalmış olacaktır. Ayrıca sadece Trakya’da 4 bin civarında insanımıza iş imkânı sağlanmış olacaktır.
TRAKYA BÖLGESİNDE ÜRETİLENELEKTRİĞİN YÜZDE 96 ‘SI DOĞALGAZA BAĞLIDIR.
Ülke genelinde gerek üretim ve ticaret bakımından gerekse enerji tüketimi bakımında İstanbul’un ve Trakya’nın önemli bir payı vardır. Bu bölgenin ekonomik ticari hayatı için elektrik tedariki büyük önem taşımaktadır. Bu bölgede elektrik üretebilecek kaynaklar mevcut değildir. Trakya bölgesinde üretilenelektriğin yüzde 96 ‘sı doğalgaza bağlıdır. Söz konusu bağımlılık, doğalgaz santrallerinin yüksek maliyetle çalışmasına sebep olmaktadır. Bölgemizde elektrik üretiminin sadece doğalgaza bağımlı olması ülkemizde enerji güvenliği açısından da yüksek bir risk oluşturmaktadır. Sonuç olarak Trakya bölgesi elektriğin yoğun tüketildiği, talebin hızla arttığı bir bölgedir. Ancak güvenilir enerji kaynağının aynı ölçüde sağlanamadığı da bir gerçektir.
PEK TABİİ Kİ ÇEVRENİN, SULARIN, HAVANIN TEMİZLİĞİ HAYATİ ÖNEM TAŞIR
Ülkemizde özellikle ve ivedilikle Trakya bölgemizde enerji bağımlılığını hızla azaltmak için adımlar atılmalıdır. Bu adımların başında kömür rezervlerinin enerji üretimine açılması gelmektedir.
Böylesine önemli bir ülke meselesinde bazı kuruluşlarınaleyhte kampanyalar yapmaya çalıştıkları görülmektedir. Bir de perde arkasında ne gibi engelleyici lobi faaliyetleri var, o da ayrı bir konu.
Pek tabii ki çevrenin, suların, havanın temizliği hayati önem taşır. Kirletici, dengeyi bozucu faaliyetler hepimizi rahatsız eder. Ve de karşısında dururuz. Ancak bugün linyit kömürü kullanacak santrallerde Avrupa Birliğinin ‘Entegre kirlik önleme ve kontrol yönetmeliği’ için 2006 da yayınlanan referans dokümanda kömürden elektrik üretimi için önerilen sistemler en iyi teknikler arasında olduğu uzmanlar tarafından ifade ediliyor.
DÜNYADA ELEKTRİK ÜRETİMİNDE KÖMÜRÜN PAYI OLDUKÇA YÜKSEK
Diğer taraftan Dünyada elektrik üretiminde kömürün payına baktığımızda; Almanya’ da yüzde 45, ABD de yüzde 40, Çin ve Hindistan’da yüzde 75’ler civarındadır. Ülkemizde ise elektrik üretiminde yerli kömürün payı ancak yüzde 12 kadardır.
Netice olarak; hem ülkemizin hem de Trakya bölgemizin elektrik arz güvenliğinin sağlanması için yerel kaynakların işletilip, ekonomimize kazandırılması çok önemlidir. Bu projelerin gerçekleştirilmesi en az 5 yıllık bir yatırım süresi gerektirdiği düşünüldüğünde ne kadar aciliyet kesp ettiği ortadadır.
HER TÜRLÜ ÇEVRESEL DÜZENLEMELERE UYULMASI ŞART
Gayet tabidir ki, her türlü çevresel düzenlemelere uyularak, insan sağlığı için tüm tedbirler alınarak en son teknoloji kullanılarak, yer altında atıl duran kömür kaynaklarımızın ekonomimize kazandırılması bölgenin ve ülkenin kalkınmasınakatkı sağlamış olacaktır.
Saadet Partisi olarak ülkemizin kalkınmasına, borç yükünden kurtulmasına, işsizliğin azaltılmasına katkı verecek her çalışmaya destek olacağız. Kuru bir particilik yapmıyoruz. Hayra motor, şerre fren görevimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”
16 Nisan referandum atmosferinin geçtiğini ifade eden İriş, ““Bilindiği gibi 40 gün kadar önce ülkemizde bir referandum yapıldı. Referandum öncesi yoğun bir seçim atmosferinden geçtik. Herkes, EVET - HAYIR’ a odaklandı. Dolayısıyla ülkemizin ve insanımızıngerçek gündemleri ikinci planda kaldı. Saadet Partisi olarak referandum sürecinde bütün gücümüzle birleştirici, kaynaştırıcı rol oynamaya çalıştık. Birliğe ve kardeşliğevurguyaptık. Kamplaşma, ayrışma, ayrıştırma olmaması için büyük gayret sarf ettik. Ülkedeki insanlarınhuzurunun, refahının birlikten, beraberlikten geçtiği üzerinde ısrarla durduk. Şimdi ülkemizingerçek gündemine odaklanma, çözüm üretme zamanıdır” dedi.
GERÇEK GÜNDEM
“Saadet Partisi olarak siyaseti, ülkemize ve insanımıza hizmetin en önemli aracı olarak görüyoruz” diyen İriş, “Yani siyaset bir amaç değil, araçtır. Eğer, ehil ellerde olursa çok büyük faydalar elde edilir. Huzur, barış, refah ve kalkınma bununla sağlanır.Neticede daha huzurlu, güvenli ve müreffeh hale gelmemizde siyaset en önemli rolü oynar.
Ülkemizin gerçek gündemi; ekonomi, işsizlik, gelir dağılımı dengesizliği, terör ve bunlara bağlı iç göç, dış politikada yaşananlar, komşularımızla ilişkilerimiz, ahlaki ve manevi yozlaşma, aile yapımız, eğitim ve bunun gibi hemen sayabileceğimiz başlıklardan oluşuyor. Bunların her biri başlı başına bir konu” ifadelerine yer verdi.
ENERJİ KONUSU
Enerji konusuna geniş yer ayıran Genel Başkan Yardımcısı İriş, şunların altını çizdi; “Ekonominin can damarı olan enerjikonusu üzerinde durmak istiyoruz. Bilindiği gibi bir ülkenin refah seviyesi o ülkenin üretim gücüne bağlıdır. İş yapma, üretme yeteneği ise sahip olduğu enerji imkânları ile doğrudan ilgilidir. Yani ne kadar enerji kullanabiliyorsak o kadar üretim yapabiliriz. Bu üretimi bir değer olarak hem ülke ihtiyaçlarında kullanabilir, hem de ihracat yaparak toplumun refah seviyesini yükseltebiliriz.
Bugün ülkemizde kullanılan enerjinin önemli bir kısmı doğalgaz ve ithal kömürle çalışan santrallerden elde edilmektedir. 2000yılında enerji ihtiyacımız yüzde 67 ithalgirdilerle karşılanıyorken, bugün bu oran yüzde 75’lere ulaşmıştır.
EN ÖNEMLİ İTHALAT KALEMLERİMİZ; PETROL, DOĞAL GAZ, İTHAL KÖMÜR
Bilindiği gibi en önemli ithalat kalemlerimiz; petrol, doğalgaz ve ithal kömür gibi enerji maddeleridir. Bu durum, ekonomik açıdan dışarıya aktarılan paranın yanı sıra ülkemizi enerjide dışa bağımlı hale getiriyor. Bu da dünyadaki her olaydan etkilenme anlamı taşımaktadır. Ülkemizin enerji güvenliği, dış politikada her değişimden etkilenmektedir. Mesela doğalgaza olan bağımlılığımız, ki (Doğalgaz ithalatımızın yüzde 50’si Rusya’dan yapılıyor) Rusya ile olan ilişkilerimizde hep aleyhimize olmuştur. Sonuç olarak güçlü bir ülke olabilmek için enerjide dışa bağımlılığı hızla azaltmalıyız.
YERLİ KAYNAKLARIN AZAMİ OLARAK KULLANILMASI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yerli kaynakların azami olarak kullanılması için çalışmalar başlattığını biliyoruz. Bu konuda yeni yöntemler geliştirilmektedir. Bu yöntemlerin en önemlisi yerli kömür kaynaklarının elektrik üretiminde kullanılmasını sağlamaktır.
Yerli kömürlerin, çıktığı yerlerde elektrik üretiminde kullanılması çok ekonomiktir. Ülkemizde 15 milyar tonluk kömür rezervi olduğu tespit edilmiştir. Bu rezervler yoğunluklu olarak Kahramanmaraş, Eskişehir, Afyon ve Trakya bölgelerindedir. Bu bölgelerde termik santral fizibilite çalışmaları yapılmaktadır.
Buçalışmalar sıkı bir disiplinle takip edilip, hayata geçirildiğinde yılda 3,5 milyar dolar ülkemizin kazancı olacaktır. Yani, doğalgaza o kadar az para ödeyeceğiz. Kurulacak santrallerin ekonomik ömrünün 35 yıl olduğu düşünüldüğünde bu süre içerisinde ithalata 122 milyar dolar daha az ödeyeceğiz, demektir. Yani bu kadarlık servet yurt içinde kalmış olacaktır. Ayrıca sadece Trakya’da 4 bin civarında insanımıza iş imkânı sağlanmış olacaktır.
TRAKYA BÖLGESİNDE ÜRETİLENELEKTRİĞİN YÜZDE 96 ‘SI DOĞALGAZA BAĞLIDIR.
Ülke genelinde gerek üretim ve ticaret bakımından gerekse enerji tüketimi bakımında İstanbul’un ve Trakya’nın önemli bir payı vardır. Bu bölgenin ekonomik ticari hayatı için elektrik tedariki büyük önem taşımaktadır. Bu bölgede elektrik üretebilecek kaynaklar mevcut değildir. Trakya bölgesinde üretilenelektriğin yüzde 96 ‘sı doğalgaza bağlıdır. Söz konusu bağımlılık, doğalgaz santrallerinin yüksek maliyetle çalışmasına sebep olmaktadır. Bölgemizde elektrik üretiminin sadece doğalgaza bağımlı olması ülkemizde enerji güvenliği açısından da yüksek bir risk oluşturmaktadır. Sonuç olarak Trakya bölgesi elektriğin yoğun tüketildiği, talebin hızla arttığı bir bölgedir. Ancak güvenilir enerji kaynağının aynı ölçüde sağlanamadığı da bir gerçektir.
PEK TABİİ Kİ ÇEVRENİN, SULARIN, HAVANIN TEMİZLİĞİ HAYATİ ÖNEM TAŞIR
Ülkemizde özellikle ve ivedilikle Trakya bölgemizde enerji bağımlılığını hızla azaltmak için adımlar atılmalıdır. Bu adımların başında kömür rezervlerinin enerji üretimine açılması gelmektedir.
Böylesine önemli bir ülke meselesinde bazı kuruluşlarınaleyhte kampanyalar yapmaya çalıştıkları görülmektedir. Bir de perde arkasında ne gibi engelleyici lobi faaliyetleri var, o da ayrı bir konu.
Pek tabii ki çevrenin, suların, havanın temizliği hayati önem taşır. Kirletici, dengeyi bozucu faaliyetler hepimizi rahatsız eder. Ve de karşısında dururuz. Ancak bugün linyit kömürü kullanacak santrallerde Avrupa Birliğinin ‘Entegre kirlik önleme ve kontrol yönetmeliği’ için 2006 da yayınlanan referans dokümanda kömürden elektrik üretimi için önerilen sistemler en iyi teknikler arasında olduğu uzmanlar tarafından ifade ediliyor.
DÜNYADA ELEKTRİK ÜRETİMİNDE KÖMÜRÜN PAYI OLDUKÇA YÜKSEK
Diğer taraftan Dünyada elektrik üretiminde kömürün payına baktığımızda; Almanya’ da yüzde 45, ABD de yüzde 40, Çin ve Hindistan’da yüzde 75’ler civarındadır. Ülkemizde ise elektrik üretiminde yerli kömürün payı ancak yüzde 12 kadardır.
Netice olarak; hem ülkemizin hem de Trakya bölgemizin elektrik arz güvenliğinin sağlanması için yerel kaynakların işletilip, ekonomimize kazandırılması çok önemlidir. Bu projelerin gerçekleştirilmesi en az 5 yıllık bir yatırım süresi gerektirdiği düşünüldüğünde ne kadar aciliyet kesp ettiği ortadadır.
HER TÜRLÜ ÇEVRESEL DÜZENLEMELERE UYULMASI ŞART
Gayet tabidir ki, her türlü çevresel düzenlemelere uyularak, insan sağlığı için tüm tedbirler alınarak en son teknoloji kullanılarak, yer altında atıl duran kömür kaynaklarımızın ekonomimize kazandırılması bölgenin ve ülkenin kalkınmasınakatkı sağlamış olacaktır.
Saadet Partisi olarak ülkemizin kalkınmasına, borç yükünden kurtulmasına, işsizliğin azaltılmasına katkı verecek her çalışmaya destek olacağız. Kuru bir particilik yapmıyoruz. Hayra motor, şerre fren görevimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”









