Kamplaşma/kutuplaşma; “Ya bendensin ya da düşmanım!” Bu yanlış. Asıl hedefimiz 80 milyonun kardeşliğidir. Kardeşlik bağlarının sağlamlaştırılmasıdır. Bunun için “hak” anlayışımızın toplumumuzda sağlam bir zemine oturması gerekir. Haklı olan, benim gibi düşünmüyorsa da haklıdır. Menfaat, güç hak sebebi sayılamaz. Bu temel esasları toplumumuzda anlaşılır ve yaşanır hale getirmeliyiz.
Adalet: Adalet mülkün temelidir. Adalet, herkesin hakkını alıyor olması demektir. Adalet, her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek, ölçülü davranmak demektir. Günümüzün en önemli meselesi “Helal” olanla “Yasal” olanı örtüştürmektir.
Bir atasözümüz var;“Kimi yer, kimi bakar. Kıyamet ondan kopar!” . Bugünümüzü ne kadar da güzel açıklıyor.Diğer önemli konumuz, ekonomidir.
Yapılan yollar köprüler, havaalanları hayatımızı rahatlatıyor, konforu artırıyor. Bunlar tamam da, bir ekonominin sağlıklı gelişimi, gücü bir takım ilmi, teknik kriterlerle ölçülür. Mesela, en basit ifade ile ekonomimiz kendi kendine ne kadar yeterlidir? Dışa bağımlılığımızın ölçüsü nedir? Biraz daha somut olarak ifade edecek olursak,Devletin gelirleri, giderlerini karşılayabiliyor mu?
Hayır; bütçe açığı 29 milyar lira. Daha da sıkıntılı bir durum. 2017 yılında beklenen açık 47 milyar lira. Demek ki gelirler giderleri karşılayamıyor.
İhracatımız ithalatı karşılıyor mu?
Hayır. 2016 yılında açık 56 milyar dolar.
Demek ki İhracatımız ithalatımızı karşılayamıyor.
Döviz gelirleri, döviz giderlerini karşılıyor mu?
Hayır. Cari açık 32,5 milyar dolar. Döviz gelirlerimiz döviz giderlerimizi karşılayamıyor. Bu üç büyük açık, bize fotoğrafı net gösteriyor.Peki, devlet borçlu da halk nasıl? Halkımız da gırtlağa kadar borçlu. Ve geçim sıkıntısı çekiyor. Yoksulluk sınırının 4 bin 900 lira olduğu ülkemizde asgari ücret bin 500 lira.Değerli kardeşlerim, İşsiz sayısı 4 milyona ulaştı. Bu durum yukardaki rakamların sonucudur.Bu arada şunu da hatırlatmak isteriz; Eğitimli gençlerimiz arasında işsizlik oranı çok daha yüksektir.Türkiye’mizde işsizliğin hızla azaltılması ve güçlü bir ülke olunabilmesi, ekonomide ve sanayide güçlü olmak ile mümkündür.İstihdam ve ihracata dönük yatırımlar acilen programa alınıp hayata geçirilmelidir. Bunlar nelerdir; bunlar fabrika yapan fabrikalardır. (Almanya’dan örnekler). Türkiye’yi AVM’lerle değil, fabrikalarla donatarak işsizliği çözebiliriz. Güçlü ve yaygın bir sanayi oluşturmadan, tüketen değil, üreten bir ekonomiyi kuramayız. Milli ve bağımsız bir silah sanayi oluşturmadan, sözü dinlenir itibarlı bir devlet olamayız.Şimdi birkaç cümle ile de olsa stratejik öneme haiz Tarım ve Hayvancılık konusuna değinmek istiyorum. İnanınki, Hükümet alınganlık göstermesin diye konuşurken kılı kırk yarmaya çalışıyoruz. Ama kardeşim, Tarım ve Hayvancılık politikası o kadar berbat ki, tutacak tarafı yok. Nerden başlasak, Allah aşkına, daha 15-20 sene önce Dünyada kendi kendine yetebilen 6-7 ülkeden biriyken, şu anda buğdaydan kepeğe, nohuttan fasulyeye hatta mercimekten sarımsağa ithal eden ülke olduk. Hayvancılık tam bir garabet. Baştan aşağı yanlış. Bu konuşmalarımız bir itham değil, acı gerçeğin ta kendisi. Biliyor musunuz, 2017, yani bu yıl 500 bin büyük baş hayvan ithal edilecek. Bu rakam bile her şeyi açıklamaya yetiyor. Tarım ve Hayvancılığımız sahipsiz, çiftçimiz terk edilmiş. Terk edilen köylülerimiz de köyünü, tarlasını terk etmeye başlamış.Tarım ve Hayvancılık çok stratejik bir sektördür. Kısa, orta ve uzun vadeli milli planlar yapılması gerekir. Ama uygulamalara bakıyoruz ki, entegre ve koordineli planlara ait hiçbir işaret yok. Bunları söylediğimizde hükümet “hayvancılığa bu kadar destek veriyoruz” diyecek. İşte tam da konu bu! Milletin bütçesinden bu destekleri verirken nasıl bir hesap yapıyorsunuz? Nasıl hedef belirliyorsunuz? Mesela süt üreticisi büyük çiftlikleri teşvik et, süt işletmelerine faizsiz kredi, destek, hibeler ver, güzel. Sonra ihtiyaç fazlası sütlerin süt tozu yapılması için tekrar destek ver! Bu bir kısır döngü. Bir bakıma kolaya kaçış. Hesapsız, kitapsız iş. Netice, sadece Trakya’da 50’den fazla büyük çiftlik satılık hale gelmiştir.Hâlbuki büyük çiftlikler yerine küçük aile işletmeleri desteklenmelidir. Özellikle et için mera hayvancılığı teşvik edilmelidir. Tabi böyle yapmak için çok uğraşmak lazım. Kolaycılıkla terlemeden bu işler yürümez. Geceyi gündüze katmadan bu işler olmaz. Düşünelim arkadaşlar; 15 yıldır kendi tohumumuzu geliştirememişiz. 15 yılda kendi hayvan ırkımızı geliştirememişiz. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Değerli kardeşlerim, biz bu ülkede bırakın buğday ithalatını 5 milyon ton ihracat yapılan yılları biliyoruz. Biz Edirne’mizde, Trakya’mızda yetiştirilen binlerce damızlık hayvanın Anadolu’ya gönderildiğini biliyoruz. Biz borç almadan, yeni vergi koyamadan denk bütçe yapılan yılları biliyoruz. Zam yapmadan tatlı reçetelerle, kaynak paketleriyle adil bir gelir dağılımı anlayışıyla halkımızın refah düzeyinin yükseltildiği yılları biliyoruz.Tabii ki ülkemizin meseleleri bunlardan ibaret değil. Dış politikada orta doğuda yaşananlar, Irak, Suriye komşularımızla ilişkiler hepsi büyük başlıklar. Diğer taraftan yazboz tahtasına dönüşen eğitim sistemimiz, ahlaki ve manevi yozlaşma, iç göç, terörün sebep ve etkileri ve daha pek çok konu çözüm bekleyen meseleler arasındadır. Saadet Partisi Genel Merkezi olarak yukarıda bir kaçını sıraladığım 140 kadar konu başlığı tespit ettik. Her bir konu başlığı uzman kadrolarca çalışılıyor. Toplumumuzun her meselesi için çözüm tekliflerimizi hazırladık, hazırlamaya devam ediyoruz. 50 yıla yaklaşan birikimimizle, donanımlı dinamik kadrolarımızla ülkemizin, milletimizin hizmetine hazırız.




