Recep ÇINARŞehirlisi ile Köylüsü ile aylardır kar bekliyorduk. Nihayet yeni yıl ile birlikte kar hasretimiz sona erdi. 3 -4 gün gibi kısa bir süre şehrimizde kalan kar, havanın ısınması ve kuvvetli yağmurun etkisi ile şehrimizi terk etti. Böylece kar hasretimiz de kar da bitti (şimdilik). Hemen her şeyde olduğu gibi karın da faydaları ve zararları var. Ama önemli olan faydalarının çok olması ve onlardan faydalanılmasının bilinmesi ile zararlarından korunulmasıdır.Karın, tarım toprağını koruması ve nemli tutmasında önemi büyüktür. Kar, yeryüzü ve yeraltı su rezervlerinin ana kaynağıdır. Onun için kar yağınca çiftçiler sevinir. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, havaların ısınmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Barajları doldurur. Enerji olarak bize döner.
Ayrıca karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.
Kar yağışını görünce “eyvah yine beyaz afet geldi” derken, karın faydalarını da aklımıza getirmeyi unutmayalım. KAR YENİR Mİ? Kulak burun boğaz uzmanları, kar yemenin vücut direncini artırdığı yönündeki bilgilerin yanlış olduğunu belirterek, “ Havada bulunan ve insan sağlığı için tehlikeli olan karbonmonoksit, egzoz gazları ile virüs ve tozlar yağan kara yapışır ve yeryüzüne döner. Bu nedenle her ne surette olursa olsun karın güzelliğine aldanarak yemeyin.” uyarısında bulunuyor. SOĞUK MİKROPLARI ÖLDÜRMEZ ! Kar yağışının mikropları öldüreceği ve kar yemenin bağışıklık sisteminin direncini arttıracağı inançları üzerine açıklamada bulunun bir Prof. ise kar yağışı ile birlikte hava sıcaklığındaki düşüşün, bazı mikropların yaşam alanlarını kısıtladığını, ancak bunun tüm mikropların yok olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. KAR KÖRLÜĞÜNÜN GÖZLERDE OLUŞTURDUĞU TAHRİBATI AZA İNDİRMEK İÇİN;Gözlerinizi bol suyla yıkayın. Göz kapaklarınıza soğuk pansuman yapın. Gözlerinizde oluşan ağrıyı hafifletmek için suni gözyaşı, çok ağrılı durumlarda ise hekim kontrolünde ağrı kesiciler kullanın. Kesinlikle gözlerinizi ovuşturmayın. Çünkü ovuşturma rahatsızlığınızın daha da ilerlemesine ve korneada yaralanmalara yol açabilir. Gözlerinizde ağrı, bulanık görme gibi şikâyetleriniz varsa hiç vakit kaybetmeden göz hekiminize başvurun. KAR KÖRLÜĞÜNE MARUZ KALMAMAK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER;Karlı havada mutlaka ultraviyole blokajlı koyu renkli güneş gözlükleri kullanın. Koruyucu suni gözyaşı damlaları kullanın. Kışın kullanacağınız güneş gözlüğünü seçerken geniş çerçeveli, göz ve çevresini tamamen kaplayanları tercih edin. Gözünüzde daha önce yaşadığınız göz hastalığı, göz ameliyatı ya da göz kuruluğu gibi herhangi bir problem varsa daha dikkatli hareket edin. Konu kar olunca aklıma yollar geldi. Önceki günkü mahalli gazete haberlerinde Edirne Belediyesi Fen İşleri Ekipleri yolların açılması için 350 ton tuz kullandığını yazdı. Evet, yolların açılması için bir şeyler yapıldığını gördük, ancak şehir merkezindeki yollara, çarşılara baktığımızda insanların zar zor yürüyebileceği “Keçi Patikası” türünden yollar/patikalar gördük.Tuz olayı bana Nasrettin Hoca’nın bir hikâyesini hatırlattı!Bir gün Hoca’nın canı ciğer istemiş. Kasaptan iki kilo et alıp eve götürmüş ve hanımına, “Akşama bunları güzelce pişir” demiş. Ne var ki o gün eve hanımın misafirleri gelmiş. Kadıncağız ciğeri pişirip onlara ikram etmiş. Akşam da bir tarhana çorbası pişirip Hoca’nın önüne koymuş.Hoca, “ciğer nerede” diye hanımına sorar. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış, “ciğeri kedi yedi” demiş.Hoca, “getir şu kediyi bakalım” demiş ve teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki kedi tam iki kilo geliyor.Bu kez Hoca sorar, “Peki hanım, kedi bu ise bizim ciğer nerede? Ciğer buysa kedi nereye gitti!!!?”Dostça kalın…
Ayrıca karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.
Kar yağışını görünce “eyvah yine beyaz afet geldi” derken, karın faydalarını da aklımıza getirmeyi unutmayalım. KAR YENİR Mİ? Kulak burun boğaz uzmanları, kar yemenin vücut direncini artırdığı yönündeki bilgilerin yanlış olduğunu belirterek, “ Havada bulunan ve insan sağlığı için tehlikeli olan karbonmonoksit, egzoz gazları ile virüs ve tozlar yağan kara yapışır ve yeryüzüne döner. Bu nedenle her ne surette olursa olsun karın güzelliğine aldanarak yemeyin.” uyarısında bulunuyor. SOĞUK MİKROPLARI ÖLDÜRMEZ ! Kar yağışının mikropları öldüreceği ve kar yemenin bağışıklık sisteminin direncini arttıracağı inançları üzerine açıklamada bulunun bir Prof. ise kar yağışı ile birlikte hava sıcaklığındaki düşüşün, bazı mikropların yaşam alanlarını kısıtladığını, ancak bunun tüm mikropların yok olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. KAR KÖRLÜĞÜNÜN GÖZLERDE OLUŞTURDUĞU TAHRİBATI AZA İNDİRMEK İÇİN;Gözlerinizi bol suyla yıkayın. Göz kapaklarınıza soğuk pansuman yapın. Gözlerinizde oluşan ağrıyı hafifletmek için suni gözyaşı, çok ağrılı durumlarda ise hekim kontrolünde ağrı kesiciler kullanın. Kesinlikle gözlerinizi ovuşturmayın. Çünkü ovuşturma rahatsızlığınızın daha da ilerlemesine ve korneada yaralanmalara yol açabilir. Gözlerinizde ağrı, bulanık görme gibi şikâyetleriniz varsa hiç vakit kaybetmeden göz hekiminize başvurun. KAR KÖRLÜĞÜNE MARUZ KALMAMAK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER;Karlı havada mutlaka ultraviyole blokajlı koyu renkli güneş gözlükleri kullanın. Koruyucu suni gözyaşı damlaları kullanın. Kışın kullanacağınız güneş gözlüğünü seçerken geniş çerçeveli, göz ve çevresini tamamen kaplayanları tercih edin. Gözünüzde daha önce yaşadığınız göz hastalığı, göz ameliyatı ya da göz kuruluğu gibi herhangi bir problem varsa daha dikkatli hareket edin. Konu kar olunca aklıma yollar geldi. Önceki günkü mahalli gazete haberlerinde Edirne Belediyesi Fen İşleri Ekipleri yolların açılması için 350 ton tuz kullandığını yazdı. Evet, yolların açılması için bir şeyler yapıldığını gördük, ancak şehir merkezindeki yollara, çarşılara baktığımızda insanların zar zor yürüyebileceği “Keçi Patikası” türünden yollar/patikalar gördük.Tuz olayı bana Nasrettin Hoca’nın bir hikâyesini hatırlattı!Bir gün Hoca’nın canı ciğer istemiş. Kasaptan iki kilo et alıp eve götürmüş ve hanımına, “Akşama bunları güzelce pişir” demiş. Ne var ki o gün eve hanımın misafirleri gelmiş. Kadıncağız ciğeri pişirip onlara ikram etmiş. Akşam da bir tarhana çorbası pişirip Hoca’nın önüne koymuş.Hoca, “ciğer nerede” diye hanımına sorar. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış, “ciğeri kedi yedi” demiş.Hoca, “getir şu kediyi bakalım” demiş ve teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki kedi tam iki kilo geliyor.Bu kez Hoca sorar, “Peki hanım, kedi bu ise bizim ciğer nerede? Ciğer buysa kedi nereye gitti!!!?”Dostça kalın…









