Havsa Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın konuşmacı olarak katıldığı bir konferans düzenledi.
Ülke ekonomisini değerlendiren Gündoğan, yoğun katılımın olduğu konferansta şunları kaydetti:
Sorunlara klasik bakış açısıyla baktığımız zaman çözümü bulmak mümkün değildir. Tek yönlü bakarsak sorunu bir o kadar imkânsız kılarız. Ekonomide önemli olan, para ve fiyat istikrarını birlikte uygulayacak bir sistemin kurgulanıp, uygulanmasıdır. Biz buna Taban Ekonomisi Sistemi diyoruz. Sisteme girecek paranın, tavandan tabana değil, tabandan tavana olacak şekilde olması gerekiyor. Taban Ekonomisi Sistemi’ne geçişin nasıl olacağını biliyoruz. Yapılması gereken, gerçek data ve gerçek zamanlı bir uygulama planı oluşturmaktır. Bunları yapabilirsek eminim hem ülkemizin hem bölgemizin hem de dünyanın barışına ve kurtuluşuna vesile oluruz. Gücü, bizim algılarımızdan kaynaklanan bir sistemi değiştirmek kadar kolay bir şey yoktur.KREDİ KARTI MAĞDURLARIMIZ GİDEREK ARTIYOR
İçinde bulunduğumuz düzen, bütünleşik Borca Dayalı Para Sistemi’dir. (BDPS). Bu düzende, Merkez Bankası parayı bankalara belli bir faizle borç olarak veriyor. Bankalar da, aynı parayı defalarca mevduat olarak yazıp, milleti borçlandırıyor. Diğer bir ifade ile bankalar, havadan para üreterek halkı borçlandırıyorlar. Bakınız, bir müteahhit bir evi bir kişiye satabilir ama bir bankacı aynı parayı 15 kişiye satar. Buna niçin itiraz etmiyoruz? Kredi kartı mağdurlarımız giderek artıyor. Tüketim toplumuna dönüştürüldük. Hepimiz para kredi sisteminin kölesi haline getiriliyoruz. Kısacası, yaşadığımız bütün bu sıkıntılar mevcut ekonomik sistemin doğal bir sonucudur. Bu sistem düzeltilirse bu sonuçlar ortadan kalkar.Benim ekonomim yani vatandaşın ekonomisi iyi olacak ki, bizim ekonomimiz iyi olsun. Bizim ekonomimiz iyi olacak ki, Devletin ekonomisi iyi olsun.BES SOYGUNU
Konuşmasının devamında, gündemde olan BES’le ilgili de açıklama yapan Prof. Dr. Mete Gündoğan, “Başbakanlıkbaş müşaviri olarak görev yaptığım dönemde Devlet, parasını A, B, C vs. bankasına yüzde 30’la yatırıyor, sonra aynı bankalardan yüzde 150 ile borçlanıyordu. Biz bunu havuz sistemiyle değiştirdik. Böylece borçlanmanın ve faizin önüne geçtik. Fakat yıllar sonra gelinen noktada, aynı tiyatro BES (Bireysel Emeklilik Sigortası) diye karşımıza çıktı. Bu sistemde, devlet çalışanına farzımuhal diyor ki ‘Sen git bir bankayla anlaş. Senin sigortanın bin TL’sini ben vereceğim.’ Çalışan da bir bankayla anlaşıp, bunu Devlete bildiriyor. Devlet de parayı bankaya aktarıyor. Bu sisteme dahil olan milyonlarca çalışan var. Bu sistemde ortada faiz yok gözüküyor ama Devlet, yine bankalardan borçlanma yoluna gidiyor. Bankalar da, BES’te biriken toplu parayı yüzde 12 ile devlete satıyor. Yani kısaca; Eskiden Devlet yüzde 30 ile bankaya veriyor, banka da %150 ile devlete borç veriyordu. Şimdi ise Devlet bedava veriyor, banka yüzde 12 ile devlete borç veriyor. Hani derler ya, ‘Tilkinin kırk tane hesabı var, kırkı da tavuk üzerine’ işte rantiyeciler ve faizciler de bu şekilde çalışıyor. Eğer itiraz etmez, sesimizi yükseltmezsek, bu soygun devam eder” şeklinde konuştu.
Katılımcılardan gelen sorulara da yanıt veren Prof. Dr. Mete Gündoğan’a, konferansın sonunda hediye takdim edildi.









