KESK Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Şenol, Türkiye’de ekonomik krizin olduğunu ve bunun bedelini emekçi kesimden çıkarılmaya çalışıldığını vurguladı. Şenol; “Krizin Faturasını Emekçiler Değil, Krizi Yaratanlar Ödesin” dedi. Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) ve bazı sendikalar dün Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanlığında bir arada basın açıklamalarında bulundu. Toplantıya KESK Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Şenol, Eğitim-Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Varol Öztorun, SES Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Selma Atabey, Haber-Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar Polat ve Ayşe Kolaman açıklamalarda bulundu. Açıklamaların genel konusuysa ülkede oluşan ekonomik krizin bedelinin halktan karşılanmamasının gerektiğiydi. KESK, ülke genelinde toplantılar yaptıklarını ve bu toplantıların devam edeceğini belirtti. KESK’in ülke genelinde gerçekleştirdiği mitinglerin “Krizin Faturasını Emekçiler Değil, Krizi Yaratanlar Ödesin” şiarıyla devam ettirdiğini vurguladı. Konu hakkında KESK Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Yusuf Şenol, detaylı bilgiler verdi. Şenol, AKP hükümetinin yanlış politikaları nedeniyle pek çok insanın mağdur olduğunu belirtti. Şenol, Gezi Parkı Direnişi, ülke ekonomisi, mitingler ve yapılması gerekenler ve beklentiler ile ilgili konulara da değindi. “KABUL ETSELER DE ETMESELER DE EKONOMİK KRİZ VAR”Şenol, AKP hükümeti tarafından ülkedeki ekonomik kriz olmadığına dair yapılan açıklamalara yanıt verdi. Şenol; “Ülke genelinde bir kriz ortamı var. Hem ekonomik hem de siyasal anlamda bir kriz sürecinde geçiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında emekçiler bulundukları yerlerde krize karşı direniyorlar. Sokağa çıktığınızda bu ay aldığınız ürünleri ilerleyen aylarda alamıyorsunuz. Krizi kapanan dükkanlardan, konkordato ilan eden firmalardan görüyoruz. Dünya’da bir kriz var ancak ülkemizdeki bu şiddetli kriz, 24 Ocak 1980 tarihinde yapılan neo liberal politikalarla başladı. 16 yıllık AKP döneminde de Cumhuriyetin ne kadar kazanımı varsa satıldı ve ranta dönüştürüldü. Bu süreçte üretime dair her hangi bir şey de yapılmadı. İğneden ipliğe kadar, samana kadar her şey ithal edilmeye başlandı ve bu da ekonomik krizi kaçınılmaz kıldı” dedi. “HAKSIZ HUKUKSUZ YERE İŞLERİNDEN EDİLDİ”Şenol, yayınlanan KHK’lar nedeniyle 120 bin kişinin haksız yere işlerinden edildiğini vurguladı. İşten çıkarılanlar için ayrım yapmadan mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek; “KHK’lar ile araç lastiğine kadar aklınıza ne geliyorsa her konuyla ilgili kararnameler çıkararak emekçiler üzerinde bir baskı oluşturuldu. Kamu Emekçilerinden 120 bin kişi haksız hukuksuz yere işlerinden edildi. Bu süreçte dönem dönem TBMM’de emekçilerin iş güvencesiyle ilgili sunulan önergeler geri çekildi. OHAL sürecinde emekçilerin iş güvencesi yok edildi. KHK’lar ile 120 bin kamu emekçisinin iş güvencesi elinden alındı. Biz sadece kendi üyelerimiz olan 4 bin 200 kişinin değil, diğer sendikalardan mağdur olan emekçiler için mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. 22 ARALIK’DA MİTİNGTürkiye genelinde düzenlenen mitinglerin 5. ve son miting olan İstanbul mitinginin 22 Aralık’da düzenleneceğini aktaran Şenol; “5 bölgede bölge mitingi kararı aldık. İşsizliğe ve güvencesizliğe birlikte mücadele adı altında krizin bedelini emekçiler değil, krizi yaratanlar ödesin şiarıyla ege bölgesinde İzmir’de ikincisini Karadeniz bölgesinde Samsun’da, Anadolu bölgesinde Adana’da, Doğu ve Güneydoğu bölgesine yönelik Diyarbakır’da yaptık ve 5. Mitingimizi de 22 Aralık’da İstanbul’da Bakırköy Özgürlük Meydanında yapacağız” dedi. “BÜTÇE ADETA GELECEĞİMİZİ İPOTEK ALTINA ALIYOR”Şenol TBMM’de görüşülen plan ve bütçe kararlarının geleceğe dair endişe verici sonuçlar doğuracağını belirterek; “Bir bütçe oluşturuluyor. Bu bütçeyi dolaylı yoldan vergilerle yüzde 70 emekçiler oluşturuyor. Yeni ekonomik program oluşturulurken, bu bütçeye işverenler sahip çıkıyor. Baktığınızda bütçeye eskisinden daha kötü geleceğe ilişkin hiçbir şey yok. Bütçe adeta geleceğimizi ipotek altına alıyor. Halen rantçı ve inşaata dayalı, geleceğimizi dövize endeksli olarak 20-30 yılımızı sermayeye mahkûm eden, peşkeş çeken bir bütçe. Bizim vergilerimizle hepimizin vergileriyle oluşturulan bu bütçede sermayenin borcu silinirken asgari ücretle geçinenler açlık sınırının altında. İktidarın kendi açıkladığı Bin 960 TL’lik açlık sınırı iken Bin 605 TL ile geçinmeye çalışıyor. Yeni ekonomik programda eğitim yok, sağlık yok. Eğitimin olmadığı bir yerde üretim olmaz. Eğitimde bilimselliğin olmadığı eğitimde laikliğin olmadığı bir yerde gelecek olmaz. 2002’de 26. Sırada olan Türkiye 75 sıra geriledi. 2002’de eğitim bütçesinde yüzde 17’lerdeyken bugün geldiğimiz noktada yüzde 8 yer alıyor eğitim. Bu bütçede eğitime ayrılan bütçenin yüzde 17’lerin üzerinde olması gerekiyor. Bu ülke kendi değerlerine sahip çıkıp, bir arada yaşam kültürünü yaşatmalı. Yeniden kendi sanayisini ve tarımını oluşturmalı, doğasına sahip çıkılmalı” ifadelerini kullandı. “GEZİ, İNSANLARIN HAYATINA YAPILAN BİR DARBEYE KARŞI BAŞ KALDIRIŞTIR”Son günlerde Gezi Parkı Direnişi hakkında yapılan asılsız iddialara da yanıt veren Şenol; “Gezinin sahipleriyiz. Gezi bir darbe girişimi vs. değildir. Gezi, insanların hayatına yapılan bir darbeye karşı baş kaldırıştır. Geziyi sonuna kadar savunuyoruz. Biz bu krizin bedelini ödemeyeceğiz. Biz geleceğimizi karartacak bu karanlığa teslim olmayacağız” dedi.
SİYASET
Yayınlanma: 20 Aralık 2018 - 04:35
"KRİZİN BEDELİNİ YARATANLAR ÖDESİN"
SİYASET
20 Aralık 2018 - 04:35









