Emre SARI – [email protected]Hızla büyümeyi sürdüren devlet büyüklerimizin kültürel alanda yaptıkları birtakım (?) çalışmalara, son birkaç haftadır gözümüzü yollarda bırakan bir merak uyandırıcılıkla bir yenisi daha ekleniyor.Çeşitli sebeplerden çeşitli baskılamalarla birçok dava açılıyor, birçok dava kapanıyor, sanat üreteni haklı görülüyor ancak tekrar dava açılıyor. Sahneden çok hakim karşısına çıkan tiyatrocular tanıyorum o derece çok dava açılıyor…Ha tabi bir de taşeronlaştırılmayı yaşamının bir gerekliliği olarak kabul eden, bağlı bulunduğu ödenekli tiyatroda kadro almak yerine temizlik şirketinden inşaat şirketine aydan aya iş değiştirdiğinden haberi bile olmayan sanat üretenleri var ki bu konulara şimdilik girmeyelim bile…Tüm bunların yanında tamamen özerk ve sanatçılardan kurulu bir sanat konseyi olma ümidiyle beklenen TÜSAK yasa taslağı ise tamamen devlet tekelinde toplanmış bir sanat politikası olarak karşımıza çıkmış ve sanatçıların değil bürokrasinin denetiminde bir kültür-sanat yapılanmasının temellerinin oluşumunun göstergelerini vermişti.Tüm bu olup bitenlere karşın sanat üretenlerinin talepleri de gerek meydanlarda, gerek mahkeme koridorlarında, gerek medyada, gerekse birtakım toplantılarda süredir yüksek sesle söylenirken tek umut yeniden düzenlenme süreci beklenen Külür Eylem Paketi idi.Talepler aslında öyle atla deve talepler de değildi aslına bakarsanız, tamamen sanatçılardan oluşan bir sanat konseyi, devlet desteklerinin adil dağıtımı, kültür-sanat alanları ve üretimleri noktasında kısır kalan tüm bölgelerde işlerliği arttıracak çalışmalar yapılması, politik baskılamalardan arındırılmış özgür sanat hakkını elde edebilme, sosyal hakların ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi taleplerdi. Hatta halen de öyle…Şimdi çalışmalarına başlanacak Kültür Eylem Paketi hakkında geçtiğimiz haftalarda Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın açıklamasından satır başlarına bakalım;81 ilde ve yerel sanatçılardan oluşacak tiyatrolar kurulacak ve yapılacak düzenleme ile kültür politikaları iller üzerinde daha somut bir hale getirilecek, diyor en dikkat çeken noktada Sayın Ünal…Bunun örnekleri bildiğim kadarıyla Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde var ki şöyle yürüyor, yerel yönetimler, kendi bölgesinde tiyatro yapmak isteyen tiyatroculara sabit bir mekan ve belli bir oranda ödenek veriyor ve karşılığında şu kadar oyun oynayıp şu kadar sanat eğitimi için çalışma yapacak, ve bölgenizin kültürel gelişimine katkı sunacaksınız diyor. Buraya kadar herşey çok güzel tabii başarılabilirse…Düşünsenize her ilin, her ilçenin hatta her semtin bile kendi tiyatrocusu kendi tiyatrosundan yetişiyor ve bu gelişim seyirci kültürüne de sirayet ediyor. Ancak bu noktada kafa karıştıran şu ki son birkaç yıldır, yerel yönetimler noktasında sahne kullanımları, gösterime giren oyunlar, faaliyetlerini arttıran ekipler ve devlet katkısı alan ekiplerde, ‘’siyasal erke uygunluk’’ gibi bir kriter göze çarpıyor. Bu uyumun nasıl sağlanabildiği ve niçin sağlanması gerektiği konusundan ise sanat kavramının hiçbir literatürdeki tanımı dahi haberdar değil. Aynı durum bu noktada da yaşanırsa durum pek de iyiye gider gibi görünmüyor.Bir başka husus da gençlere (hangilerine bilemiyorum bana değildir herhalde) 50 milyon TL destek verileceği, eğitim, emeklilik ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılacağının işaret edilmesi ki bu da önemli bir ivme kazandırabilecek bir adım olacak.Merakla detayları beklenen paketin içeriği hakkında geçtiğimiz hafta Başbakan Ahmet Davutoğlu da bir açıklama yaptı; Başbakan da Bakan Ünal’ın sözlerine tekrar işaret etmesinin yanı sıra belli dönemlerde SGK primlerini yatıramayan sanatçıların emekli olmalarını kolaylaştıracaklarını, telif haklarının korunmasıyla ilgili ciddi düzenlemeler yapılacağını, 18 yeni müze ve yeni tiyatro sahnelerinin yapılacağını, bazı derslerin müzelerde işleneceğini filan söyledi. Tüm bunların hemen Mayıs ayından itibaren düzenlenmeye başlanacağını da ifade etti.‘Yetmez ama evet’ diyesim gelmedi değil…Tabii öküzün altında buzağı tedirginliğini hisseden bünyemde işlerliği ne boyutta seyedecek beklemek gerek…Bir de yeni büyük kültür Külliyeleri…Ankara’daki Atatürk Kültür Merkezi’nin restore edilerek Anadolu Kültür Külliyesi yapılacağı, İstanbul’da büyük bir Kültür Külliyesi inşa edileceği ve buranın aynı zamanda Avrupa’nın en büyük müzesi olacağı, yine İstanbul’daki Rami Kışlası’nın restore edilerek Türkiye’nin en büyük kütüphanesi olacağı ifade ediliyor.Ancak mesela halen İstanbul’daki Atatürk Kültür Merkezi’nin ne olacağı sorusuna ise, İstanbul’un ihtiyacı olan büyük bir sanat merkezinin yapılması için ihtimalleri zihnimizde bir önyargı taşımadan konuşmak zorunda olduğumuzu ve yeni kutuplaşmalara yeni gerilimlere sebebiyet vermeden hep beraber konuşmamız gerektiği şeklinde yanıtlamayı tercih ediyor Sayın Davutoğlu…Şimdi herşeyi bir kenara bıraktık, devlet büyükleri sanat alanlarını da büyüterek Neo-Osmanlı vizyonuna uygun Külliyeler’e dönüştürdü iyi güzel de AKM’yi kutuplaşmadan tartışalım diyen Sayın Başbakan, kendiliğinden bir kutbun köşe gönderinden bakmadı mı yani şimdi bize bilemedim ki?Asıl merak unsuru ise şu, tıpkı TÜSAK’ta olduğu gibi bu paket de bir nabız yoklaması ardından işler yolunda giderse (ki TÜSAK açıklandığında pek de yolunda olmamıştı kendileri adına) politik amaçlara hizmetin sınırlarını zorlamayı mı planlıyor yoksa sanatın insanı onardığı gerçeğinden artık korkmaya gerek olmadığını anladı mı büyükler?Ya da bütün bunları boşverin biz yine çay koyup, ‘aman sanat yapmak da zor azizim’ bohemliğini sürdürelim…Dip not: Bu yıl doğum günümü yine sahnede kutlama fırsatı bulabildim ancak bu kez biraz farklıydı çünkü İstanbul Altunizade Kültür Merkezi’ni dolduran yaklaşık 200 minik misafirimizle çocuk oyununda bir aradaydık. Oyun sonrası koşarak yanımıza gelip bizleri sevgi çemberine alan minik dostlarımızın yüreğindeki saflıkla kalalım dilerim… Salonu dolduran Koşuyolu Mutlu Dünya Anaokulu, Ümraniye Kız Meslek Lisesi Anaokulu, Altunizade Çocuk Evi, Özel Okyanus Okul Öncesi Eğitim Kurumları ve Burak Anaokulları’nın tüm veli, eğitmen ve öğrencilerine sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Ülkede anne-baba olmak da, eğitimci olmak da, sanat üreteni olmak da çocuk olmak da bu kadar zorken ortak paydalarda buluşabilmek paha biçilemez…
SAĞLIK
Yayınlanma: 30 Nisan 2016 - 08:08
Kültür eylem paketi ve 'Külliyeler'
Emre SARI – [email protected] Hızla büyümeyi sürdüren devlet büyüklerimizin kültürel alanda yaptıkları birtakım (?) çalışmalara, son birkaç haftadır gözümüzü yollarda bırakan bir merak uyandırıcılıkla bir yenisi ...
SAĞLIK
30 Nisan 2016 - 08:08









