Başkan Hepgüllü açıklamasında, “Toplum ve devlet yaşamında Laiklik; Cumhuriyet'in, Ulusal bütünlüğün ve toplumsal barışın temel taşıdır. Laiklik korunmadan, demokrasi yaşatılmaz, çağdaş toplum oluşturulamaz. Laiklik; Cumhuriyet ve Halk Egemenliğinin temelidir. Türkiye Cumhuriyeti' nin nasıl bir tarihsel süreçten geçerek, laikleştiğine göz atalım. Atatürk daha Kurtuluş Savaşı'nın başında, kurmayı tasarladığı yeni devlet için, laik bir yapılanma modeli öngörmüştü. Laiklik bir ‘ilke’ olarak ilk kez, 1937 yılında yer almıştır. Bu olgunun arkasında, başlangıcını 23 Nisan 1920' ye kadar indirebileceğimiz, uzun bir süreç vardır. 23 Nisan 1920' de, ‘Egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğunun ilan edilmesi’, egemenliği, tanrısal kaynak, bir güç olmaktan çıkarmış ve laikliğe giden yola ilk adımın atılmasını sağlamıştı. Bu adımı; Saltanatın ve hilafetin kaldırılması, eğitimin birleştirilmesi, tekke ve zaviyeler ile türbelerin kapatılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile Takrir-i Sükun Kanunu gibi yasalarla dinsel sömürünün ve dinin, siyasete araç edilmesinin yasaklanması, laiklik anlayışına dayalı olan Türk Medeni Kanunu'nun, Borçlar Kanunu'nun, Türk Ticaret Kanunu'nun, Türk Ceza Kanunu' nun kabul edilmesi izler.1924 Anayasası'nın 2. Maddesi'nin içinde yer alan, ‘Türkiye Devletinin Dini İslâmdır’ bölümünün, Hukuk devrimi sonucunda 10 Nisan 1928' de kaldırılması, bu değişikliğin doğal sonucu olarak da yeminlerin din üzerinden değil de, namus üzerine yapılmaya başlanması izlenmiştir. Bu değişikliklerle Cumhuriyet Anayasası; Çağdaş toplumların anayasaları gibi tamamen laik bir içeriğe kavuşturulmuştur. Laiklik ilkesi; Atatürkçülüğün, Kemalizm' in diğer ilkeleriyle birlikte ‘5 Şubat 1937' de Anayasanın 2. Maddesinde yer almış ve Türkiye'nin laik bir devlet olduğu yinelenmiştir. Laiklik; Cumhuriyetin ve demokrasinin ön koşuludur. Çünkü demokrasi, birbirini ezen veya yok sayan ideolojilerin, inançların ve bireylerin yönetim biçimi değildir. Laiklik ilkesi; demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği içinde barındırır. Tüm bunlar ise, çağdaşlaşmayı getirir. Çünkü çağdaşlaşmanın birinci koşulu, toplumun tüm bireylerinin, yaşamın her alanına katılmasıdır. Bu katılımda; dil, din, cinsiyet, etnik köken gibi hiçbir unsur belirleyici değildir. Tüm bunları göz önüne aldığımızda; Laikliğin kadınlar için, ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar. Çünkü toplumların maddi olsun, manevi olsun, yoksunluklarından en çok etkilenen kesiminin kadınlar olduğu bir gerçektir. Bu sebeple Laiklik, biz kadınlar için daha da önemlidir. Çünkü yaşam ile aramızdaki, tecridi kaldıran, bizi geleneksel ve sosyal sınırların içerisine hapsolmaktan kurtaran Laikliktir.Laiklik; Türk Kadınına eşit eğitim imkânlarını, iş yaşamına katılmayı, Seçme ve Seçilme Haklarını, yasalar önünde eşitliği getirdi. Türk Kadınlarının yarınlarını düşünerek, tüm bu öngörülere sahip olan ve uygulamaya geçiren başta Mustafa Kemal Atatürk'ü ve arkadaşlarını saygı ve şükranla anıyoruz. Cumhuriyet Kadınları, kızları olarak, şunu asla unutmayalım. Bugün var isek, yarın var olacak isek, bunun tek koşulu, Cumhuriyet ve Cumhuriyet'in temel niteliklerinden birisi olan, Laikliği yaşatmak ve korumaktır. Çünkü Cumhuriyet'in temel taşı laikliktir” dedi.
GÜNDEM
Yayınlanma: 04 Şubat 2017 - 07:23
"Laiklik Cumhuriyetin temelidir"
Cumhuriyet Kadınları Derneği Edirne Şube Başkanı Mine Hepgüllü, “ 5 Şubat 1937 yılında, Anayasa' da ‘Laiklik' in bir ilke olarak yer almasının, 80. Yılını kutluyoruz” dedi.
GÜNDEM
04 Şubat 2017 - 07:23





