Nefes aldığım 66 yılın 44 yılı her zaman gurur
duyarak giydiğim askeri üniforma içerisinde geçti.
1962 yılında daha 13 yaşını bitirmek üzere iken
askeri öğrenci olarak başlayan haki renkli bu
dünyamı,tam 43 yıl sonra 2005 yılında Tümgeneral
rütbesinde iken tamamlayarak emekliye
ayrıldım.
Teğmen rütbesini takıp kıtaya katıldığım,Mehmetçik’le
yüz yüze gelip onlara ilk emir komuta
etmeye başladığım 1968-1969 yılları,Türkiye’de
1960 İhtilali etkilerinin devam ettiği ve tartışıldığı,
Amerika’ya tepki duyan devrimci havanın
ağır bastığı bir dönemdi.Asker olmamıza rağmen
özellikle biz genç subaylar da bu heyecanlı ve
gergin ortamdan etkilendik ve gündemle yakinen
ilgilendik.
Bugün için 68 kuşağı olarak adlandırılan,o zaman
için genellikle sol örgütlenmeler tarafından
gerçekleştirilen eylemleri,gençlik hareketlerini
ve çatışmalarını bazen çok yakınımda olmak üzere
yakinen izledim ve yaşadım. Devre birincimiz
Sabahattin SAKMAN,sıra arkadaşım Berker
BARÇAK dahil olmak üzere birçok kıymetli ve
samimi arkadaşımız ne yazık ki bugün için çok
anlamsız nedenlerle hapislerde yattılar ve meslekten
atıldılar.
Bizim neslimizi 12 Mart muhtırası olarak bilinen
1972 yılına taşıyan bu olaylar döneminde
teğmen,üsteğmen gibi küçük rütbelerde idim.Bu
dönemde belli zaman dilimlerinde ve belli kesitlerde
asli kıta görevlerimizin yanısıra asayiş ve
güvenliğin sağlanmasına yönelik görevlerde de
bulundum.
Sağ ve sol örgütlenmelerin yanı sıra,organize
çıkar gruplarının birbirine karşı acımasızca ve
kanlı bir şekilde mücadele ettiği 1980 ihtilali
öncesi ve sonrasında yüzbaşı ve binbaşı rütbelerinde
iken İstanbul’da Sıkıyönetim Komutanlığı
bünyesinde görev yaptım.
Bu görevimde çoğunluğu İstanbul’da olmak
üzere Ülkemizde yaşanan olumlu,olumsuz,kirli,-
temiz birçok olayla ve bu olayların perde arkası
ile mücadeleye gayret edilirken , ülkemizdeki
özellikle çıkara dayalı gerçekleri de anlama fırsatı
buldum.
Görünen yüzü ile 1984 yılında Eruh Baskını ile
başlayan ve halen devam eden PKK terör’üne
yönelik mücadelede,ilk günden itibaren birçok
asker gibi bende değişik rütbe ve kademelerde
görev aldım.
Sovyetler’in ve Varşova Paktı’nın dağılma sürecine
ve Bosna- Hersek savaşı olarak bildiğimiz
Avrupa’nın göbeğindeki katliam ve çatışmalara
müdahale eden Nato Komutanlığında bir Türk
subayı olarak görev yaptım.Bu görevim sırasında
Batı’nın iki yüzlü yaklaşımını ve birçok durumda
uluslar arası çözüm diye söylenen görüşme ve
ilişkilerin nasıl bir oyalamaca olduğunu bizzat
yaşama fırsatını buldum.
Meslek hayatım boyunca,toplumumuzun değişim
ve gelişim sürecine bağlı olarak,kışlaya gelen
Mehmetçiğin de eğitim ve kültür seviyesinde her
geçen gün artan kaliteyi ve beceriyi adım adım yaşamaktan
ülkem adına mutluluk duydum.Yüzelli
kişilik bir bölükte ancak bir lise,üç ortaokul,bir
kısım ilkokul mezunu ve sadece ehliyetli bir şöför
bulabildiğimiz,geri kalan çoğunluğun ise okuma
yazma bilmez asker olduğu yetersiz bir durumda
iken Cumhuriyet döneminin ve çağın getirdiği
imkanlarla 2000’li yıllara doğru toplumda eğitim
seviyesinin nasıl yükseldiğini ve bunun Asker
ocağına yansımasını bizzat yaşadım.
Eğitim seviyesinin düşük olduğu dönemlerde dahil
olmak üzere olumsuz ve zorlu şartlarda Askerlerim’in
değişmeyen vefa ve sadakat duygularını
izlemekten tüm meslek hayatım boyunca her
zaman ve her yerde gurur duydum. Onların bu
özverili yaklaşımlarından daima güç ve cesaret
aldım.
Yaklaşık kırk yıllık meslek hayatım içerisinde
yaşadığım tüm mücadele alanları önemli olmakla
ve bir kısmı zaman içerisinde çözümlenmekle
birlikte, bunların içerisinde PKK terörünün her
açıdan önemini muhafaza ettiği ve daha da tehlikeli
boyutlara taşınmak istendiği bir gerçektir.
Bu nedenle,emekli bir asker olarak bir şeyler
yazmayı düşündüğüm de ;bu yazı dizisinin şu an
itibarı halen devam eden ve otuz yılı aşkın süredir
bize büyük acılar yaşatan PKK terör örgütü hakkında
olması gerektiğine karar verdim.
Herhangi bir iddiadan uzak bu eseri de,meslek
hayatım boyunca beraber omuz omuza mücadele
ettiğim tüm askerlerime, meslek arkadaşlarıma
ve özellikle mücadele sırasında Şehit verdiğimiz
Asker’ler ile Gazi’lik mertebesine erişen kıymetli
silah arkadaşlarıma ithaf ediyorum..
BİR SONRAKİ YAZI : Aynı Söylem ve Sahnelerden Bıktık Artık.
SAĞLIK
Yayınlanma: 20 Kasım 2015 - 00:00
MESLEK HAYATI BOYUNCA TERÖRLE MÜCADELE ( 2 )
Nefes aldığım 66 yılın 44 yılı her zaman gurur duyarak giydiğim askeri üniforma içerisinde geçti. 1962 yılında daha 13 yaşını bitirmek üzere iken askeri öğrenci olarak başlayan haki ...
SAĞLIK
20 Kasım 2015 - 00:00
İlginizi Çekebilir









