Trakya Kalkınma Ajansı 2013 yılı Edirne İl Müdürlüğü ve Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi İş birliği “Eğitim Okul Öncesinde Başlar” Projesinin bir dalı olan Monteserri eğitim günleri paneli gerçekleşti. Trakya Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı kapsamında Erken Çocukluk Eğitimi Topluluğu (EÇET)’nun düzenlediği Montessori eğitimi anlatıldı. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Konferans salonunda gerçekleşen panelde dünya genelinde çağdaş bir eğitim sistemi olarak görülen Montessori hakkında detaylı bilgiler verildi. Panelde Montessori eğitim hakkında konuşmacılar Doç Dr. Emine Ahmetoğlu, Yardımcı Doç. Dr. Zülfiye Gülercan, Araştırma Görevlisi Aynur Vatansever, Araştırma Görevlisi Gülşah Günşen salonda bulunan katılımcılara çeşitli açıklamalar yaptı. İki oturumdan oluşan panele Motessori eğitiminin ne olduğundan, ilkelerine, ne amaçladığına kadar bir çok konu anlatıldı. 0-6 yaş arası çocukların eğitiminde büyük öneme sahip Motessori eğitim günlerine Trakya Üniversitesinde öğrenim gören farklı bölüm öğrencilerinden, okul öncesi eğitim öğrencilerinden öğretmenlerine kadar kent sakinleri de katıldı. Katılım gösteren kişilere panel sonunda “Katılım Belgesi” verildi. “ÇOCUKLUK EĞİTİMİ KONUSUNDA BİLİNÇLENMESİNİ SAĞLAMAYI HEDEFLİYORUZ”EÇET, Montessori eğitimi hakkında basın mensuplarına detaylı bilgi verdi. EÇET’den yapılan açıklamada; “Trakya Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı Erken Çocukluk Eğitimi Topluluğu (EÇET); erken çocukluk eğitimi başta olmak üzere, genel olarak çocuk eğitimi alanındaki uzmanların, farklı disiplinlerden bu alana ilgi duyan kişilerin bilgi ve deneyimlerini paylaşabilmelerine zemin oluşturmayı, geleceğin eğitimcileri ve anne-baba adayları olacak üniversitemiz öğrencilerinin ve Edirne halkının erken çocukluk eğitimi konusunda bilinçlenmesini sağlamayı hedeflemektedir. Bu kapsamda Edirne İl merkezinde ve ilçelerinde yaşayan erken çocukluk eğitimi dönemindeki çocuklara farklı alanlarda eğitici-öğretici etkinlikler gerçekleştirmek, hizmet öncesi dönemde bulunan öğretmen adaylarının dünyada uygulanan farklı erken çocukluk eğitimi modellerinden haberdar olmaları, uygulama örneklerine ulaşmaları ve kişisel gelişmelerine destek sağlamak amacıyla çalışmalarına 2017 yılı bahar dönemi itibariyle başlamış olup hızla sürdürmektedir. Erken Çocukluk Eğitimi Topluluğu’nun (EÇET) devam eden projeleri arasında anne-babaları çocuklarıyla etkili zaman geçirmeye teşvik etmek için toplumda mesleki statü sahibi olan ve topluma model olan kişilerin çocuklara “Haydi Birlikte” diyerek onları oyuna davet etmesi ve böylelikle ebeveynlerde çocuklarıyla kaliteli zaman geçirme konusunda bir farkındalık yaratılmasını amaçlayan ‘Haydi Birlikte’ adlı projesi gibi sürekliliği olan çalışmalarının yanı sıra 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen film gösterimi, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında Down Sendromlu gençlerin üniversiteli akranlarını ziyaret ederek Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesinde paylaşımlarda bulunması ve birlikte eğlenceli zaman geçirmesi gibi özel ve süreli etkinlikler de bulunmaktadır. “HER ÇOCUĞUN KENDİNE ÖZGÜ BİR GELİŞİME SAHİP”Trakya Üniversitesi Erken Çocukluk Eğitimi Topluluğu (EÇET) tarafından dünyada uygulanan farklı erken çocukluk eğitimi modellerini bölgemiz öğretmenleri ve öğretmen adaylarına tanıtmak, uygulama örneklerini ve deneyimlerini paylaşmak amacıyla 18.04.2017 tarihinde Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Mehmet Akif Ersoy Eğitim Binası konferans salonunda ‘Montessori Eğitim Günü’ etkinliği gerçekleştirilmiştir.Montessori Pedagojisinin kurucusu İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog, antropoloji profesörü ve lider bir kadın hakları savunucusu olan Maria Montessori’dir. Pereira, Rousseau, Pestallozi, Frobel, Seguin, Itard ve Owen gibi birçok filozof ve eğitimcinin görüşlerinden etkilenen Montessori, her çocuğun kendine özgü bir gelişime sahip, bireysel bir kişilik olduğunu ve kendi kapasitesi doğrultusunda öğrenebileceğini savunur. O’na göre; yapılacak ilk ve en önemli iş, çocuğun gerçek doğasını keşfetmek ve ona normal gelişiminde yardım etmektir. Modern Türkiye’nin kuruluşunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk konu ile yakından ilgilenmiş ve bu alanda Maria Montessori’nin eğitim anlayışının ülkemiz öğretmenleri tarafından mutlak surette öğrenilmesini istemiştir.Etkinlikte Montessori pedegojisinin teorisi ve felsefesi, eğitim ortamı, materyaller, öğretmenin rolü, uygulama örnekleri, Montessori eğitiminin Dünyadaki ve Türkiye’deki durumu konuları Trakya Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Sn. Emine Ahmetoğlu, Yrd. Doç. Dr. Sn. Z. Gül Ercan, Arş. Gör. Sn. Aynur Gıcı Vatansever ve Arş. Gör. Sn. Gülşah Günşen tarafından sunuldu. Edirne Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi ortaklığında Trakya Kalkınma Ajansı fon desteği ile yürütülerek, 15.04.2014 tarihinde tamamlanan TR21/13/SOS/0048 kodlu “Eğitim Okul Öncesinde Başlar” adlı proje kapsamında okul öncesinde yenilikçi “Montessori Eğitim Yöntemi”nin Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı kurumlara adaptasyonunun sürdürülebilirliğini sağlamak, öğretmenlere ve öğretmen adaylarına Montessori Eğitim Yaklaşımı konusunda akademik destek verilmesi amacıyla Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Mehmet Akif Ersoy Eğitim Binası’nda kurulan “Maria Montessori Erken Çocukluk Gelişimi Laboratuarı”nı da görme imkanı sağlanmıştır.Erken Çocukluk Eğitimi Topluluğu olarak her zaman desteğini aldığımız Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Sn. Rıdvan Canım’a, sunum yapan hocalarımıza, katılımcılarımıza ve “Montessori Eğitim Günü” etkinliği kapsamında sponsor olarak desteklerini sunan herkese yürekten teşekkürlerimizi sunarız” ifadelerine yer verildi. MONTESORRİ EĞİTİM NEDİR?İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952) yüzyılın başlarında her bir çocuğun bireyselliğine azami ölçüde uyan bir pedagoji geliştirir. Bu, çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir. 1899’da Roma’da zeka geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okulunda yöneticiliği sırasında zihinsel eksikliğin sıklıkla pedagojik bir problem olduğuna hüküm verir. Zihinsel engellilerin eğitimi konusunda aradığı bilgileri Itard ve Séguin’in çalışmalarında bulur ve bu yöntemleri temel alarak kendi yöntemini geliştirir. Eğittiği bir grup engelli çocuk devlet yeterlilik sınavlarında normallere yakın bir başarı gösterir. Herkes bu başarıdan dolayı mutludur, ancak Dr. Montessori bundan o kadar etkilenir ki zekâ seviyeleri normal olan sağlıklı çocukların nasıl olup da engelli çocuklarla karıştırılacak kadar istikrarsız olabileceklerini anlamaya çalışır. Maria Montessori 1907 yılında ilk çocukevi “Casa dei Banbini”de engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar.Maria Montessori çocukların; ödüllerden, cezalardan, yetişkin tarafından programlanmış eğitimden, oyuncaklardan, şekerlemelerden, öğretmen masasından, toplu derslerden, hoşlanmadıklarını, özgür seçimden, hatalarını kendilerinin denetiminden, hareket etmekten, sessizlikten, sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından, çevrenin düzenli ve temiz olmasından, özgür faaliyete dayalı bir disiplinden, kitapsız okuma ve yazmadan, alıştırmaların tekrarından, hoşlandıklarını gözlemledi. Bu, başka eğitim sistemleriyle karşılaştırıldığında çocuklara sağlanan olanaklar sayesinde, kendi seçimlerinin eğitimcinin onları isteklendirmesinin yerine geçtiği kendi eylemleri sonucu hataların denetlenebildiği bir eğitim sistemidir. Montessori eğitimi temelde kişiliğin oluşumu üzerinde durmaktadır. Maria Montessori bunu açıkça şu şekilde “Eğitimde metot değil, insan kişiliği göz önüne alınmalıdır” ifade eder. Çocuk, özeldir, tektir. Kendine has bir varlıktır. Çocuk etrafındaki maddesel dünyayı absorbe eder, gelecekte yetiştireceği kişi modelini biçimlendirir. “Çocuk, insanların mimarıdır.” Bu mimarlar farkında olmadan içlerindeki inşa planına uyarak kendi ritimleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeye çalışırlar. Bu gelişime yetişkinler etki edemezler çünkü onlar inşa planını bilmemektedirler. Ancak, bir yetişkinin zamansız müdahalesi ya bu inşa planını tahrip edebilir ya da yanlış bir yöne yönlendirebilir. Montessori Eğitiminin temel taşlarından birisi hazırlanmış çevredir. Çocuklar hazırlanmış çevredeki Montessori materyallerinden, bireysel ilgi ve eğilimine göre bağımsız olarak seçim yaparlar. Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar. Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur. Erken öğrenen yeni bir çalışmaya geçebilecektir, çünkü öğrenmede herkesin farklı bir ritmi vardır. Materyallerdeki hata kontrolü çocuğun kendi hatasını bulmasıyla gerçekleşir. Başka birinden uyarıya, onaya ve düzeltmeye gerek kalmaz. Kendi kendisini düzeltmesine olanak sağlar. Böylece yetişkinden bağımsızlaşmak doğal olarak gerçekleşir. Çocuğun güçlü bir karakterde yetişmesini sağlamak için “bir bakıma fiziksel ve ruhsal bir hijyene” ihtiyaç vardır. Bu durumda yetişkinlerin görevi çocuğun içindeki yeteneği ve gizil gücü uyandırmak ve onları gelişim sürecinde desteklemektir. Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar. Dolayısıyla Montessori yönteminin özü, çocuğa önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir yöntem ve sistem anlayışıdır. Çocuğa hazırlanmış bir çevrede, çocuğun kişiliğini oluşturması için özgürlük tanıyan, kişiliğinin gelişim sürecini destekleyen, çocuğun kendi onuru içerisinde bireyselleşmesi ve sosyalleşmesini ciddiye alan, bireye özgü adil bir eğitimdir.
EĞİTİM
Yayınlanma: 19 Nisan 2017 - 08:01
Montessori eğitimi anlatıldı
Trakya Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığına kapsamında Erken Çocukluk Eğitimi Topluluğu’nun düzenlediği Montessori eğitimi paneli gerçekleşti.
EĞİTİM
19 Nisan 2017 - 08:01









