Orman ve Su işleri Bakanlığı Ergene nehri ile ilgili şafak operasyonu gibi sloganlarla bizleri oyalıyorlar. Bakanlık tarafından hiçbir verimli çalışmalarını göremedik. Ergene Eylem planı çerçevesinde ergene suyunu derin deşarjla Marmara Denizi’ne bırakılıyor. Marmara Denizinde 125 çeşit balıktan şuanda sadece 3 çeşit balık yaşıyor’’dedi. Ergene Nehri’nin uzunluğunun 264 kilometre olduğunu ve ilk 30 kilometresinin içilebilecek nitelikte bir su olduğunu belirten Doğrugüven,’’ Çerkezköy ve Çorlu’ya geldikten sonra oradaki sanayi tesislerinin kirlettiği sular bu hale geliyor. Ergene Nehri’nin kirlenmesinde yüzde 80 sanayinin etkisi vardır. Geriye kalan yüzde 20’sini ise, tarlalarda kullanılan ilaçlar ve gübrelerde kirletiyor. Belediyelerin arıtma tesisleri yapıldığı zaman Ergene Nehrindeki kirlilik bu kadar ciddi oranda olmayacak’’ifadelerine yer verdi. Trakya topraklarının 1’inci ve 2’nci sınıf topraklar olarak çok kaliteli olduğunu vurgulayan Doğrugüven,’’Ama biz bu toprakları yeterince değerlendiremiyoruz ve sulu tarım yapamıyoruz. Ergene Nehri Kuzey’den Güney’e Trakya’yı geçen tek nehirdir. Bu değerli nehrimiz şuanda zehir akıyor. Ergene Nehri Trakya’nın kan grenidir’’dedi. Trakya halkının kanser vakalarıyla baş başa bırakıldığını açıklayan Doğrugüven,“Devlet Su İşleri tarafından 30 yıl ödenekle Uzunköprü Belediyesine tahsil edilen Atık Su Arıtma Tesisi 31 Aralık 2013 Belediyemize teslim edilecekti ve geçici çalışmasına bile izin alamadık. Trakya ve Uzunköprü halkı hiçe sayılıyor. Kanser vakalarıyla baş başa bırakılıyoruz. Ergene Nehrindeki koku bırakılan atıkların kokusudur. Deri fabrikaların sanayideki kötü malzemelerin kokusudur. Buradan gaz olarak çıkan koku insanların ciğerlerine zarar veriyor. Bunlar insan vücudunda uzun yıllar birikerek kanseri ortaya çıkartıyor” dedi. ERGENE İÇİN MÜCADELEDEN BAŞKA ÇARE YOK Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi Av.Bülent Kaçar, “Çevre istismarcılığının daniskası Ergene Nehrini kirletenlerdir. Sermaye seviciliğinin doruk yaşadığı ülkemiz ekonomik ve siyasal düzeninde Ergene'yi kirletenlerin güya kurdukları ve çalıştırdıkları iddia olunan arıtma tesisleri ileri arıtma sistemleri değildirler. Yeni kurulmakta olan OSB ortak arıtma sistemlerinin de var olan kirliliği kaynağında engellemekten uzak biyolojik arıtma olduğu ÇED raporlarında açıkça yazılıdır.Ergene nehrinden akan sıvıda FOSFOR, KROM (Cr+6) KURŞUN (Pb) TOPLAM SİYANÜR (Cnˉ) KADMİYUM (Cd) DEMİR (Fe) FLORÜR (Fˉ) BAKIR (Cu) ÇİNKO (Zn) SÜLFAT (SO4 ) AZOT bulunduğu Uzunköprü Belediyesinin 2016 Mart ayı Ergene suyu analizlerinde görülmektedir. Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği'ne göre Tehlikeli Maddeler, Su çevresi için önemli risk teşkil eden zehirlilik, kalıcılık ve biyolojik birikme özelliğinde olan madde ve madde gruplarıdır. Tehlikeli madde içeren atıksuların alıcı ortama doğrudan deşarjı yasaktır. 4.Sınıf kıta içi çok kirli su niteliğindeki Ergene nehri içinde bulunan Kadmiyum bir ağır metal olup yönetmeliğe göre Çok Tehlikeli Maddelerdendir. Nehirde sürekli tespit edilen diğer ağır metaller ; Kurşun, Krom, Demir, Çinko, Arsenik, Sülfat, Bakır da tehlikeli maddelerdendir.Çevre Yasasının 8. maddesine göre, ‘Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.’ 15.maddede ise “Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur.” hükmünü görüyoruz. Kanun ve yönetmelik hükümleri var ama kirletenlere etkin yaptırımlar ve cezalar uygulandığını niye görmüyoruz? Oysa Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığının görevi yer üstü ve yer altı sularına ve toprağa olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti belirlemek, denetlemek, tehlikeli hallerde veya gerekli durumlarda faaliyetleri durdurmaktır.
Yaşam alanlarının sermaye birikimine teslim edilmesine, doğal varlıklarımızın metalaştırılmasına; eğitimden sağlığa, ulaşımdan barınmaya tüm yaşamsal hakların piyasa konusu haline getirilmesine; derelerin doğal yaşamdan koparılmasına ve RES'lerin ormanları, HES‘lerin vadileri yok etmesine, enerji arz fazlalığına rağmen termik santral projelerine verilen siyasi ve idari desteğin yanı sıra “havza planlaması” adı altında havzaların sermaye tarafından ortak kullanıma açıldığı bir dönemden geçiyoruz.Ergene Havzası'nın sahip olduğu çok özel doğal değerler ve ülke içindeki önemli konumuna ve üst düzeyde çevre sorunları ile karşı karşıya kalmış olmasına rağmen, alt bölge bütünlüğünde öncelikli teknik altyapı tesislerinin, niteliklerinin ve hangi yerleşimlere yönelik olacağının belirlenmemiş olması, kirliliği giderecek ve oluşmasını önleyecek ayrıntılı ve somut planların yapılmamasının hukuksuzluğunu Danıştay 6.Dairesi bir çok kararında vurgulamıştır. Siyasi iktidar yaptığı hiçbir plan ile Ergene nehri kirliliğine hiçbir çözüm getirmemiştir.Siyasi iktidarlar kirleten öder prensibi dışında vahşi sermayeyi ve ona yuman yetkilileri yargı önüne çıkarmadıkça, meclisteki muhalefet partilerinin İl Genel Meclisi üyeleri, Belediye Meclis üyeleri Ergene kirliliğine karşı kararlar alıp Valilikler ve Adliyeler nezdinde etkili girişimlerde bulunmadıkça Ergene kapkara akmaya devam eder.Günümüzde Trakya ekolojisi bir çok yıkım tehdidi altındadır. 40 yıldır kirletilen ve sermayeye karşı siyasi irade gösterilemediği için hayata dönemeyen Ergene'nin yanı sıra kurulan ve sürekli genişletilen Organize Sanayi Bölgeleri ve Enerji Üretim Bölgeleri ile artık sanayi havzasına dönüştürülmek istenmektedir. Trakya'da yaşamımıza kasteden her tür projeye karşı Trakya Platformu açtığı davalar, yaptığı bilimsel çalışmalarla, toplumsal mücadeleye önemli nitelikler ve deneyimler kazandırmaya çalışıyor.Ergene nehri bırakılan atıklar ile çevreye zarar verecek şekilde, su, toprak ve hava kasten kirletilmektedir. Atık ve artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi sonucu cezai sorumluluk iki katına çıkmaktadır. Türk Ceza Kanununa göre nehri kasten kirletmenin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmedilmesi söz konusudur. Ayrıca bu fiillerden dolayı sanayi şirketlerinin tüzel kişilikleri hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine dair hüküm verilebilmektedir. Sorun Ergene nehrini kirleten kişi veya şirketlere karşı Bakanlık ve Valiliklerin savcılık şikayetlerini yapıp yapmadığı ve ne ölçüde yaptığıdır. Aksi halde ceza kanunu anız yakan çiftçiye uygulanabilir, nehirleri kirletenlere uygulanamaz hale gelebilir.Nehrin hayata dönüşünün başlaması için acilen yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz. On-line tesis atık su deşarj izlemeleri ve tesis denetlemeleri sonucu Ergene nehrini kirlettiği tespit edilen tesis ve işletmeler hakkında idari para cezaları kesilmesinin yanı sıra idari olarak geçici veya sürekli faaliyet durdurma cezası, çalışma izin ve ruhsat iptali yaptırımları uygulanmalıdır. Çevreyi kirletmekten hakkında tutanak tutulan her tesis ve işletmenin yetkilileri ve sorumlu müdürleri hakkında Türk Ceza Kanununun 181.maddesi, gereğince Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır.Organize Sanayi Bölgeleri başta olmak üzere Trakya bölgesinde çevreyi kirletici faaliyet yürütebilecek hiçbir sanayi kuruluşuna izin, ruhsat ve olumlu görüş verilmemelidir. Ergene nehrini kirletenlere karşı denetim ve yasal yaptırım görevlerini yerine getirmeyerek kirliliğe göz yuman merkezi ve yerel tüm yetkililer hakkında adli ve idari hukuki mücadele yürütülmesi için adli ve idari başvurular ve disiplin şikayetleri yapılmalıdır. Bölgemizdeki tüm çiftçilerin, üreticilerin kirlilik nedeniyle gördükleri zararların geçmişe dönük olarak tazmin edilmesi konusunda bakanlıklar düzeyinde çalışmaların yürütülmesinin sağlanmalıdır. Ergene nehri kirliliği nedeniyle verimli toprakları zarar gören ve büyük tarımsal kayıplar yaşayarak köyünden göçmek zorunda kalmış yurttaşların mağduriyetleri giderilmelidir.Tarım arazileri, su havzaları ve ormanlık alanlar üzerinde sanayi tesislerinin ve hiçbir işletmenin kurulmasına izin ve ruhsat verilmemesi bu ekolojik yıkımın devamını engelleyecektir. Trakya bölgesi tarım toprakları Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yürüttüğü Büyükova Projesine kapsamına alınarak Tarımsal SİT Alanı dokunulmazlığına kavuşturulmadır.Bölgemizin en önemli ekolojik sorunu olan Ergene nehri ve havzasının kirletilmesinin önlenmesi ve çevremizin korunması için çalışmalar yapmak üzere Edirne, Kırklareli İl Genel Meclislerinde ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Meclisinde Ergene Nehri İzleme ve İnceleme Komisyonlarının kurulması gerekmektedir. Yaşam siyasi iktidarların ve yerel idarelerin insafına bırakılamayacak kadar değerlidir.”
Yaşam alanlarının sermaye birikimine teslim edilmesine, doğal varlıklarımızın metalaştırılmasına; eğitimden sağlığa, ulaşımdan barınmaya tüm yaşamsal hakların piyasa konusu haline getirilmesine; derelerin doğal yaşamdan koparılmasına ve RES'lerin ormanları, HES‘lerin vadileri yok etmesine, enerji arz fazlalığına rağmen termik santral projelerine verilen siyasi ve idari desteğin yanı sıra “havza planlaması” adı altında havzaların sermaye tarafından ortak kullanıma açıldığı bir dönemden geçiyoruz.Ergene Havzası'nın sahip olduğu çok özel doğal değerler ve ülke içindeki önemli konumuna ve üst düzeyde çevre sorunları ile karşı karşıya kalmış olmasına rağmen, alt bölge bütünlüğünde öncelikli teknik altyapı tesislerinin, niteliklerinin ve hangi yerleşimlere yönelik olacağının belirlenmemiş olması, kirliliği giderecek ve oluşmasını önleyecek ayrıntılı ve somut planların yapılmamasının hukuksuzluğunu Danıştay 6.Dairesi bir çok kararında vurgulamıştır. Siyasi iktidar yaptığı hiçbir plan ile Ergene nehri kirliliğine hiçbir çözüm getirmemiştir.Siyasi iktidarlar kirleten öder prensibi dışında vahşi sermayeyi ve ona yuman yetkilileri yargı önüne çıkarmadıkça, meclisteki muhalefet partilerinin İl Genel Meclisi üyeleri, Belediye Meclis üyeleri Ergene kirliliğine karşı kararlar alıp Valilikler ve Adliyeler nezdinde etkili girişimlerde bulunmadıkça Ergene kapkara akmaya devam eder.Günümüzde Trakya ekolojisi bir çok yıkım tehdidi altındadır. 40 yıldır kirletilen ve sermayeye karşı siyasi irade gösterilemediği için hayata dönemeyen Ergene'nin yanı sıra kurulan ve sürekli genişletilen Organize Sanayi Bölgeleri ve Enerji Üretim Bölgeleri ile artık sanayi havzasına dönüştürülmek istenmektedir. Trakya'da yaşamımıza kasteden her tür projeye karşı Trakya Platformu açtığı davalar, yaptığı bilimsel çalışmalarla, toplumsal mücadeleye önemli nitelikler ve deneyimler kazandırmaya çalışıyor.Ergene nehri bırakılan atıklar ile çevreye zarar verecek şekilde, su, toprak ve hava kasten kirletilmektedir. Atık ve artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi sonucu cezai sorumluluk iki katına çıkmaktadır. Türk Ceza Kanununa göre nehri kasten kirletmenin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmedilmesi söz konusudur. Ayrıca bu fiillerden dolayı sanayi şirketlerinin tüzel kişilikleri hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine dair hüküm verilebilmektedir. Sorun Ergene nehrini kirleten kişi veya şirketlere karşı Bakanlık ve Valiliklerin savcılık şikayetlerini yapıp yapmadığı ve ne ölçüde yaptığıdır. Aksi halde ceza kanunu anız yakan çiftçiye uygulanabilir, nehirleri kirletenlere uygulanamaz hale gelebilir.Nehrin hayata dönüşünün başlaması için acilen yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz. On-line tesis atık su deşarj izlemeleri ve tesis denetlemeleri sonucu Ergene nehrini kirlettiği tespit edilen tesis ve işletmeler hakkında idari para cezaları kesilmesinin yanı sıra idari olarak geçici veya sürekli faaliyet durdurma cezası, çalışma izin ve ruhsat iptali yaptırımları uygulanmalıdır. Çevreyi kirletmekten hakkında tutanak tutulan her tesis ve işletmenin yetkilileri ve sorumlu müdürleri hakkında Türk Ceza Kanununun 181.maddesi, gereğince Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır.Organize Sanayi Bölgeleri başta olmak üzere Trakya bölgesinde çevreyi kirletici faaliyet yürütebilecek hiçbir sanayi kuruluşuna izin, ruhsat ve olumlu görüş verilmemelidir. Ergene nehrini kirletenlere karşı denetim ve yasal yaptırım görevlerini yerine getirmeyerek kirliliğe göz yuman merkezi ve yerel tüm yetkililer hakkında adli ve idari hukuki mücadele yürütülmesi için adli ve idari başvurular ve disiplin şikayetleri yapılmalıdır. Bölgemizdeki tüm çiftçilerin, üreticilerin kirlilik nedeniyle gördükleri zararların geçmişe dönük olarak tazmin edilmesi konusunda bakanlıklar düzeyinde çalışmaların yürütülmesinin sağlanmalıdır. Ergene nehri kirliliği nedeniyle verimli toprakları zarar gören ve büyük tarımsal kayıplar yaşayarak köyünden göçmek zorunda kalmış yurttaşların mağduriyetleri giderilmelidir.Tarım arazileri, su havzaları ve ormanlık alanlar üzerinde sanayi tesislerinin ve hiçbir işletmenin kurulmasına izin ve ruhsat verilmemesi bu ekolojik yıkımın devamını engelleyecektir. Trakya bölgesi tarım toprakları Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yürüttüğü Büyükova Projesine kapsamına alınarak Tarımsal SİT Alanı dokunulmazlığına kavuşturulmadır.Bölgemizin en önemli ekolojik sorunu olan Ergene nehri ve havzasının kirletilmesinin önlenmesi ve çevremizin korunması için çalışmalar yapmak üzere Edirne, Kırklareli İl Genel Meclislerinde ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Meclisinde Ergene Nehri İzleme ve İnceleme Komisyonlarının kurulması gerekmektedir. Yaşam siyasi iktidarların ve yerel idarelerin insafına bırakılamayacak kadar değerlidir.”





