Bu yazıyı 10 Ocak’ta kaleme alıyorum.
Bu günü seçmemde bir amaç var.
Çünkü tam 31 yıl önce bugün, sözcükleri ne kadar “kendimizce” anlamlandırdığımız, literatürden bağımsız düşündüğümüz resmi olarak ortaya çıkmıştır.
Öneminden şöyle bahsedeyim 10 Ocak 1985’te TRT, “devrim, özgürlük” gibi bazı kelimelerin kullanımına yasak getirdi.
Buradaki amaç tabi ki ülkemizce yaşadığımız teknik bilgi eksikliği dolayısı ile karşılaşılacak eleştirilerden kaçınmak.*
İlginçtir, bu karar alındığında iktidarda liberal, özgürlükçü(!) ve ünlü Anavatan Partisi vardı.
Şimdilerin sağının “baba” sı konumundaki Turgut Özal da başbakan idi.
Günümüzde bu algı yaratma çabaları devam etmektedir, bunu bir köşeye yazalım.
Çünkü “devrim”, “eşitlik”, “özgürlük” tu kakadır. Ve bizim de algımız bu yönde değişmelidir.
Nasıl ki sosyalizm ve komünizmi aynı siyasi görüşler olarak görme cehaletinde bulunuyorsak aynı şekilde devrim sözünü de o denli yanlış biliyor ve içini saçmasapan dolduruyoruz.*
Trt bir devlet kurumu. Gelin bir başka devlet kurumu olan Türk Dil Kurumu’nca “devrim” sözünün anlamına bakalım:
-Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik.
“Nitelikli” sözünün altını çizmek istiyorum.
Yani bize burada diyor ki milletçe nitelikten ve değişimden o kadar korkuyoruz ki kullanımına bile tahammülümüz yok!
Özgürlüğün açıklamasını hiç yapmıyorum bile.
Çünkü kul olmaya alışmış bir milletin devrime bu kadar tahammülsüzlüğü var iken özgürlüğü açıklamam lincime sebep olabilir.
Bizim önce yeni fikirlere önyargısız bakmaya alışmamız gerek.
Yoksa burada ne kadar “Sanata önem verelim, sanatçıya sahip çıkalım” desek boş.
Bu günü seçmemde bir amaç var.
Çünkü tam 31 yıl önce bugün, sözcükleri ne kadar “kendimizce” anlamlandırdığımız, literatürden bağımsız düşündüğümüz resmi olarak ortaya çıkmıştır.
Öneminden şöyle bahsedeyim 10 Ocak 1985’te TRT, “devrim, özgürlük” gibi bazı kelimelerin kullanımına yasak getirdi.
Buradaki amaç tabi ki ülkemizce yaşadığımız teknik bilgi eksikliği dolayısı ile karşılaşılacak eleştirilerden kaçınmak.*
İlginçtir, bu karar alındığında iktidarda liberal, özgürlükçü(!) ve ünlü Anavatan Partisi vardı.
Şimdilerin sağının “baba” sı konumundaki Turgut Özal da başbakan idi.
Günümüzde bu algı yaratma çabaları devam etmektedir, bunu bir köşeye yazalım.
Çünkü “devrim”, “eşitlik”, “özgürlük” tu kakadır. Ve bizim de algımız bu yönde değişmelidir.
Nasıl ki sosyalizm ve komünizmi aynı siyasi görüşler olarak görme cehaletinde bulunuyorsak aynı şekilde devrim sözünü de o denli yanlış biliyor ve içini saçmasapan dolduruyoruz.*
Trt bir devlet kurumu. Gelin bir başka devlet kurumu olan Türk Dil Kurumu’nca “devrim” sözünün anlamına bakalım:
-Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik.
“Nitelikli” sözünün altını çizmek istiyorum.
Yani bize burada diyor ki milletçe nitelikten ve değişimden o kadar korkuyoruz ki kullanımına bile tahammülümüz yok!
Özgürlüğün açıklamasını hiç yapmıyorum bile.
Çünkü kul olmaya alışmış bir milletin devrime bu kadar tahammülsüzlüğü var iken özgürlüğü açıklamam lincime sebep olabilir.
Bizim önce yeni fikirlere önyargısız bakmaya alışmamız gerek.
Yoksa burada ne kadar “Sanata önem verelim, sanatçıya sahip çıkalım” desek boş.









