Demokrasi şehidi, gazeteci-yazar Uğru Mumcu, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği etkinlikle anıldı.Belediye önünde toplanan 55 sivil toplum kuruluşu temsilcisi, buradan Atatürk anıtına yürüdü. Anıta çelenk sunulmasının ardından Uğur Mumcu’nun anıtına geçildi ve buraya karanfiller bırakıldı. Burada sivil toplum kuruluşları adına bir açıklama yapan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Ahmet Yürük, “Uzun süredir Türkiye Cumhuriyetimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ten uzağa savrulmanın acısını her geçen gün biraz daha ağır, biraz daha derin yaşamaktadır.Yağma ordusu gibi Cumhuriyetimizin üzerine çullanan bir koalisyon,Kurtuluş Mücadelemizin getirdiği ve kazandırdığı ne varsa gözü doymaz bir hoyratlıkla yağmalıyor, yozlaştırıyor,bozuyor, çürütüyor.Devrim şehitlerimizden gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun suikastı üzerinden tam 22 yıl geçti.Ülkemizde iyi şeylerin yapılmasına izin verilmiyor, yapmaya çalışanların da sonu Uğur Mumcu gibi oluyor, kalemi bombalarla parçalanıyor. Failleri meçhul kalıyor.Artık biliyoruz ki Uğur Mumcu bu konuda ne ilktir ne de son.Uğur Mumcu’dan önce öldürülen devrim şehitlerimizin cinayetleri aydınlatılabilseydi Uğur Mumcu’nun da bugün hayatta, bizlerle birlikte olacağını biliyoruz.Sevgili Uğur Mumcu, laiklik ilkesinin din duygularının siyasal amaçlarla sömürülmesine engel olduğunu, ‘Atatürk milliyetçiliği’ ilkesinin ‘İslam ümmetçiliği’ ile yer değiştirdiğini, terörün kanlı ipoteği kaldırılmadıkça, özgürlükçü demokrasiye dönülemeyeceğini ve daha pek çok şeyi söylerken sen hep haklıydın” dedi.Yürük, konuşmasına şöyle devam etti: “Kavga adamıydın. Eğer isteseydin, o güçlü kalemini ve ilişkilerini kullanarak zengin olabilirdin. Gücünü, beynini, bilgini ve ülke sevgini paraya dönüştürmeye bir gün bile kalkışmadığını, kalemini kiralamadığını, satmadığını biliyoruz.İnanarak kavga ettiğini, bütün kavgalarında haklı olduğunu, yürüttüğün kavganın ülkemiz ve bizler adına, ahlak, namus, fazilet, yurtseverlik adına olduğunu biliyorduk, İnsanların sadece konuştuklarından değil, sustuklarından da sorumlu olduğunu her seferinde hatırlamamızı sağladın.Ve diğer devrim şehitlerimiz, en yiğit evlatlarımız, yaşamdan koparıldı. Mustafa Fehmi Kubilay, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Gaffar Okkan, Turan Dursun, Bedri Karafakioğlu, Ümit Yaşar Doğanay, İlhan Ümit Kaftancıoğlu, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Doğan Öz, Orhan Yavuz, Cevat Yurdakuler, Eşref Bitlis, Mustafa Yücel Özbilgin, Musa Anter ve niceleri susturuldu.Hepsi de ülkemizin ileri gelen aydınlanma savaşçıları üreten,paylaşan,öldükten sonra da geriye eserleriyle yolumuza ışık tutan,bizlere rehber olan kişiler.2013 ve 2014’ ün şehitleri, Ethem Sarısülük , Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş , İrfan Tuna , Berkin Elvan ve diğerleri.Bir ölüp bin dirilme böyle olsa gerek !Ülkemiz için, acaba nasıl daha faydalı olabilirim kaygısıyla başını yastığa koyanlar için, onların yarım bıraktıklarını nasıl daha ileri götürebilirim diye kendine soranlar için, bizler için, geleceğe umutla bakmak isteyen yavrularımız için, kısaca hepimiz için, önemliler.Biliyoruz ki; tüm devrim şehitlerimizin katledilmeleri sebepsiz değildi. Bir şeyler yapmışlardı ki; ceza olarak öldürülmeleri şart olmuştu.Sahi onlar ne yapmışlardı?Ne yapmışlardı da öldürülmeyi hak etmişlerdi?İrticacıların, kaçakçıların, mafyanın, şeriatçıların, bölücülerin, ırkçıların, teröristlerin, anarşistlerin tekerlerine çomak sokmuşlardı.Tüm devrim şehitlerimiz gericiliğin, yobazlığın, bölücülüğün düşmanlarıydılar ve bunlarla savaşmayı kendilerine görev bilmişler, yolsuzluk ve yoksulluktan arınmış ‘Tam bağımsız Türkiye’ ideali için halkımızı, bizleri aydınlatmaya çalışmışlardı.Yine bizler biliyoruz ki Atatürkçü düşünceye sahip çıkmaları, özgürlüğü, barışı, hukuku, bilimi, karanlık günlere son vermeyi, sosyal devlet anlayışını savunmaları nedeniyle öldürülmüşlerdi.Bizler, hepimiz midesi dolu ama kafası boş yurttaşlar olmayacağız, gelecekte bizi bekleyen karanlıklardan habersiz değiliz. Sessizliğe gömülmüyoruz, yaşananları görmezden gelmiyoruz.Ülkemizin en namuslu aydınları, subayları, gazetecileri, siyasetçileri yıllarca sorgusuz sualsiz tutsak alınabiliyor , sonra da hiç sıkılmadan ‘’kumpasa’’ kurban edildikleri açıklanabiliyor.En masum gösteriler biber gazıyla, copla, basınçlı su ile karşılanıp ölümlere yol açanlara ‘’destan yazdınız’’ övgüsü sunulurken, aynı kurum çalışanları, iktidar çevrelerine yöneldiğinde kıyımlara uğratılabiliyor.Eğitim allak bullak… Hiçbir bilimsel , eğitsel gerekçeye dayanmayan dediğim dedik yasasıyla çocuklarımız gökekinler gibi biçiliyorlar.Öğrenciler, öğretmenler her sabah yeni bir skandal , yeni bir şaşkınlıkla güne başlıyorlar.Topraklarımızdan parçalar koparılma aşamasına getirilmişken, yasadışı ittifaklardan imdat beklenmektedir.Devlet bankalarından sağlanan ve geri dönmesi meçhul kredilerle yandaşlara peşkeşler çekildiğine dair iddialar ortalarda dolaşırken, 25-30 yaşlarındaki gençler ticari dehalar! yaratmanın türlü örneklerini göstermeye çalışmaktalar. Öylesine ki yatak odalarında dizi dizi para kasaları, ayakkabı kutularında yeşil yeşil dolarlar ortalığa saçılmakta.Dış politikamız tam bir kargaşa içersinde, sınırlarımız delik deşik…Gelecekte ülkemizin başına çözümü birbirinden karmaşık sıkıntılar çıkacağı kesindir.Yargıda; cinayetlerin zamanaşımına uğradığını, devrim şehitlerimizin suikastleriyle ilgili insanlarımızın bilgilendirilmediğini, kanlı suikastlerin ardından devletin bütün yöneticilerinin bu olayın aydınlatılacağına dair verdiği sözleri unuttuklarını da biliyoruz.Son yılların kazandırdığı umut ışığı,siyasal güç odaklarının,daha da yoğunlaştırdığı,karanlığı delip geçen gençlik öncülüğündeki halk direnişidir.Bunca karalamalara ve karartmalara karşın,yasal sınırlar içinde nelerin başarılabileceği tüm dünyaya gösterilmiştir.Bizler, tam bağımsızlık inancını ve Kuvay-i Milliye bayrağını yere düşürmeden, tertemiz bir şekilde kendisinden sonra gelenlere teslim etmiş, namuslu Türk aydınlarının katledişlerinin hesabını sormak üzere her 24 Ocakta bir araya geliyoruz ve gelmeye de devam edeceğiz. Çözümün de ancak tüm kişi ve kurumlarıyla aydınlık, özgür ve hesap verilebilir olmakla mümkün olacağını düşünüyoruz.Sevgili Uğur Mumcu, sen kendi ömrünün bu şekilde noktalanacağından belki haberli belki habersiz ve savunulan fikirler dolayısıyla çekilen işkenceler nedeniyle “Vurulduk ey halkım unutma bizi” demiştin ya…Saydığımız tüm nedenlerle başta seni ve seninle birlikte tüm devrim şehitlerimizi, aydınlanma meşaleleri, cumhuriyet ve demokrasi sevdalıları olarak ‘Vurulsan da vurulsanız da, hücrelere atılsanız da, asılsanız da, göz göre göre öldürülseniz de sizleri asla unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız.”çünkü bizler senin de dediğin gibi özgürlüğe adanmış, bir top çiçek gibiyiz, şimdi her zaman ve hep birlikteyiz,. Sizinleyiz, seninleyiz!’Bu saate bir arada olmamızı sağlayan ölümünün 22’nci yılında andığımız Uğur Mumcu ve tüm devrim şehitlerimizi bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, aydınlık günlerimize hep birlikte kavuşacağımıza dair inancımızı bir kez daha tekrarlıyoruz.Şimdi yapılacak iş apaçık ortadadır:Ellerimizi cebimizden çıkarıp hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz ve Mustafa Kemal Atatürk’ ün devrimlerini hep birlikte ileriye, daha da ileriye götüreceğiz!”
SİYASET
Yayınlanma: 26 Ocak 2015 - 09:31
Özlemle andık
Demokrasi şehidi, gazeteci-yazar Uğru Mumcu, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği etkinlikle anıldı. Belediye önünde toplanan 55 sivil toplum kuruluşu temsilcisi, buradan Atatürk anıtına yürüdü. Anıta çelenk sunulmasının ...
SİYASET
26 Ocak 2015 - 09:31









