Kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmamalıdır deniyor…Kadın cinayetlerinin artış sebebi ise sokakta şu şekilde açıklanıyor; “Şimdi bir erkek gece gündüz çalışıp evini arabasını alıyor, kadın anlaşamayıp boşanmak isteyince de otomatik olarak tüm mala mülke ortak oluyor. Bu adil bir olay değil”Adil olan şey ne diye sorduğumuzda; “Mal çalışıp kazananda kalmalı” gibi bir cevapla karşılaşıyorsunuz…Türkiye’de kadın ve erkek boşanınca erkek yıllarca kazanıp verdiğinin peşine düşüyor… Buradan anladığım şu…Türkiye’de ilişkiler para odaklı? Eğer bu yüzden ise kadına yönelik şiddet uygulanıyor ise, bunun başka hiçbir açıklaması yok…Kimse nikah masasına oturduğu gün herkesin huzurunda verdiği sözü hatırlamıyor. Eğer o sözü gerçekten ve yürekten vermiş olsaydı kadın ve erkek, şiddet bu kadar ayyuka çıkmazdı.Yani işin sonunda ki sıkıntıya gelene kadar, en başta ki sıkıntıyı görmek lazım…Erkeğin, kadını hizmetçi gibi görmesine… Kadının, erkeği para bankası gibi görmesine…Türkiye’de saygı ve sevgi halatlarının sımsıkı bağlı olduğu tek bir direk var… O da paradır…Ne istediğini bilmeyen gençlerle dolu bir ülkede, boşanma ve anlaşamama oranının artması şaşılacak bir durum değildir.*Öncelikle erkek kendisine sormalı hayattan ne istiyorum… Kadın kendisine sormalı hayattan ne istiyorum. Önce kişisel arzu ve istekler tamamlanmalı hayatta. Çünkü kişisel egonuzu doyurmazsanız bir bütün olamazsınız. Bir bütün olmanız için önce kendi bulunduğunuz yerin sizi tatmin etmesi gerekir. Böyle olmadığı takdirde yaşanmamışlıklar üzerine bir hayat kurulur ve oradan oraya savrulursunuz. Unutmayın, bunca kir, pas, yalan, dolan fırtınasında yere düşen bir yaprak kadar gücümüz yoktur. O halde mevsimlik ağacın dalında açmayı bırakıp, her mevsim açan bir dala sımsıkı sarılmak zorundasınız… Bunun öncelikli ve tek şartı da önce kendi ruhunuzu doyuracaksınız. Böyle başaracaksınız. Sonra evleneceksiniz, yine başaracaksınız. Sonra çoğalacaksınız ve başarılı bir nesil yetiştireceksiniz… Zincirlemedir bu olaylar… Önce kendiniz istediğimiz yere koyacaksınız. Sonra herkes hak ettiği yere kendisini zaten koyacaktır…*Kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalıdır…Ama önce yürekte yapabilmeliyiz bu ayrımı… Kadını çalışmaz, düşünemez, okuyamaz, yemekten, temizlikten başka bir işi beceremez varlık olarak görmeyeceğiz.Kadın, önü açıldığında her alanda erkeklerden çok daha başarılı olur! O yüzden kadına inanmak lazım, başarılarında yanında durmak lazım…Gece gündüz beraber çalışmak, beraber kazanmak, hayatı beraber kurmak lazım…İnsan ya bu, anlaşmazlık olabilir… Yollar ayrılacağı zaman, kadını daha iyi taşımak lazım. Üçün beşin peşine düşüp onca yaşanmışlığı ezerek, çocukları, toplumu yıldırmamak lazım…Saygılı olmak lazım saygılı…Kadının evde temizlik yapıp örgü ördüğü, o komşudan bu komşuya koştuğu günleri unutup, kadını da toplumsal çalışma hayatına sokmak, ona destek olmak lazım.Unutmayın; beraber kazanılan bir hayatın sarsılması çok zordur.O zaman erkekler ben gece gündüz çalıştım, aldım, yaptım, ettim lafını bırakıp ya o nikah masasında verdiği sözü vermeyecek, ya da kadınını sadece birlikteyken değil, ayrıyken de taşıyabilecek… Bunun başka bir sağlaması yok…Ülkemizde kadına pozitif ayrımcılık yürekte başlayıp, cüzdanda bitiyor…*Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde tüm beşeri şartlar hesaplanmadan oturulan nikah masası, sevgiyi yerle bir eder. Hikaye ya mahkeme salonunda ya da ana babanın evinde biter…Kadınlar her şeyden önce annedir. Bir anne dünyayı değiştirebilir… Yeter ki siz anneyi değiştirmeye kalkmayın…Neymiş bu pozitif ayrımcılık diyenlere bir örnek vereyim. Muhtemelen herkesin bildiği bir örnektir. Ancak olayın özünü anlatmak adına paylaşayım…“Aşık Veysel evli olduğu zamanlarda eşi başka bir adama aşık olur ve kaçmaya karar verir.Gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra pabuçlarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar. Biraz aradan sonra ayağına bir şeyin vurduğunu fark eder. Pabuçlarını çıkarttığında gördüğüne inanamaz.Aşık Veysel’in tüm parası oradadır. Kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmıştır. Ayrıca parayla beraber bir kağıt bulur.
Ve o kağıtta şu yazar;“Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme. Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa…”*Olayın özü budur…Mesele, birlikteyken taşıdığın kadını, giderken hakkını yemeden uğurlayabilmektir.Şairin dediği gibi, “Aşk, ayrılıkta erkeğin ne kadar adam kalabildiği ile ölçülür”O zaman bu şekilde düşünen abilerimize son söz olarak söylemek isterim.Kadına yapılmaz dediğiniz pozitif ayrımcılık, sizin mesai saatlerinizin toplamından çok daha fazladır. Öyle ki; ömür boyu çalışıp hanlar yatlar katlar kazansanız da, kadının 9 ay karnında taşıdığı evladınızın emeğini dengeleyemezsiniz.Kadına pozitif ayrımcılık yapın, hak etmiyorsa veya gitmek istiyorsa da yolunu ardına kadar açın birader…Kimse şunu unutmasın;Kadının yolunu tıkadığımız için bu haldeyiz!
Ve o kağıtta şu yazar;“Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme. Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa…”*Olayın özü budur…Mesele, birlikteyken taşıdığın kadını, giderken hakkını yemeden uğurlayabilmektir.Şairin dediği gibi, “Aşk, ayrılıkta erkeğin ne kadar adam kalabildiği ile ölçülür”O zaman bu şekilde düşünen abilerimize son söz olarak söylemek isterim.Kadına yapılmaz dediğiniz pozitif ayrımcılık, sizin mesai saatlerinizin toplamından çok daha fazladır. Öyle ki; ömür boyu çalışıp hanlar yatlar katlar kazansanız da, kadının 9 ay karnında taşıdığı evladınızın emeğini dengeleyemezsiniz.Kadına pozitif ayrımcılık yapın, hak etmiyorsa veya gitmek istiyorsa da yolunu ardına kadar açın birader…Kimse şunu unutmasın;Kadının yolunu tıkadığımız için bu haldeyiz!








