ADD Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, 21 Ekim 1999 tarihinde yapılan Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı suikastini bir kez daha nefretle kınadıklarını bildirdi.Kışlalı’nın ölüm yıldönümünde bir açıklama yapan Özcan şunları kaydetti:Tam 18 yıl önce bugün Türkiye çok önemli bir değerini bombalı saldırı ile yapılan bir suikastte yitirdi. Akademisyen, yazar, eski Kültür Bakanı, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ikinci Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999’da evinin önündeki arabasına konan bomba ile öldürüldü.Ahmet Taner Kışlalı, Ziraat bankası veznedarı Hüsnü Bey ile Kilis Kemaliye İlkokulu öğretmeni Lütfiye Hanım’ın oğludur. 10 Temmuz 1939 doğumlu olan Kışlalı ilk ve ortaokulu Kilis’te, liseyi ise İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’nde okumuştur. Liseden mezuniyeti sonrası Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kazanan Ahmet Taner Kışlalı öğrenciliği sırasında Yeni Gün gazetesinde spor muhabirliği de yapmış ayrıca 1962-63 yıllarında gazetenin yazı işleri müdürlüğü görevinde de bulunmuştur.Paris Üniversitesi’nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında Modern Türkiye’de Siyasi Güçler başlıklı doktorasını yapan Ahmet Taner Kışlalı 1968 yılında Fransa’da tanıştığı Nicole (Nilgün Kışlalı) ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı Altınay ve Dolunay oldu.Hacettepe Üniversitesi’nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başladı ama askerlik dönüşü üniversiteye kabul edilmedi. Bunun üzerine Ahmet Taner Kışlalı siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçti ve 1972 yılında burada doçent oldu.1971-1977 yılları arasında Yankı dergisinde yazdığı yazılarla CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in dikkatini çeken Kışlalı 1977 yılında CHP’den İzmir milletvekili seçildi. 1978 yılında da Bülent Ecevit hükümetinde kültür bakanı oldu. Kültür Bakanlığınca Ulusal Kültür dergisini yayımlattı.12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde siyaset bilimi dersleri vermeye başlayan Kışlalı 1988 yılında profesör oldu. 1991 sonunda Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığıyla köşe yazıları yazmaya başladı. 1995 yılında Antalya yolunda birlikte geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetti. 1997 yılında ikinci evliliğini Nilüfer Kışlalı’yla yaptı. Bu evlilikten üçüncü kızı Nilhan Nur dünyaya gelmiştir.Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 tarihinde saat 09.40’da Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Akit gazetesi suikasttan önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı’nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti. Kışlalı suikastının faili bulunamamıştır.İşte Ahmet Taner Kışlalı'nın Son Yazısı (Bu Yazıyı Cumhuriyet'e Faksladıktan 7 Dakika Sonra Öldürüldü)Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürüldüğü 21 Ekim 1999 gününün sabahı, 22 Ekim Cuma günü Cumhuriyet Gazetesi'ne yayınlanmak üzere gönderdiği son yazısı:“KINIYORUM !Tuğgeneral Prof. Yalçın Işımer'i hiç tanımazdım. Önce tv'de gördüm. Ardından gazetelere yansıyan birkaç tümcesini okudum. Ve gönülden alkışladım.Derken dinci ve gerici çevrelerden yaylım ateşi geldi.Merak ettim, GATA'daki öğretim yılını açış dersindeki konuşmasının tümünü buldum. Özenle ve giderek artan bir coşku ile okudum.Kendisine saygım katlanarak arttı. Ve o konuşmanın tümünü milyonlarca kişinin okumamış oluşundan dolayı hayıflandım. Özellikle de iki kişiyi üzülerek kınama geldi içimden. Birincisi dinci, diğeri ise ''milliyetçi-mukaddesatçı.'' Düşüncelerini genelde paylaşmasam da, saygı duyduğum iki kişiyi (Sayın Recai Kutan ve Sayın Avni Özgürel).Ya ''bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oldukları için'' ...Ya da - daha kötüsü- bilerek ''bilmezlikten geldikleri'' için!Sayın Işımer'in konuşması ''ulus, din ve dil'' bağlantısı üzerine kurulmuş.Dili çok önemseyen, Tanrı'ya inanan, Kemalist bir düşünürün, büyük bir birikimini yansıtıyor o konuşma...Özünde ne diyor?Başka bir ulusun diliyle konuşanların, giderek o ulus gibi düşüneceğini...Ülkemizde dilimizin Arapça-Farsça sözcüklerden arındırılmasına karşı çıkanların Kurtuluş Savaşı'na ve Devrim'e de olumsuz tutum takındıklarını... Tanrı'ya öz dilimizle ulaşmanın daha kolay olduğunu... Hazar Türkleri'nin Museviliği benimseyip İbranice'yi öğrenmeleri ile giderek Yahudileştiklerini... Arthur Koestler'in belgelediği gibi, Hitler'in Yahudi soykırımından Macaristan ve Polanya'daki Hazar Türkleri'nin de nasibini aldığını...Ve ekliyor :'' Türkçe ninnilerle büyüdük, dualarımız da Türkçe olacak... '' '' Tanrı her yerdedir, her şeyi bilir. Kuşkusuz Türkçeyi de... '''' Din adamları bin yıl boyunca Kuran'ı Türkçe'ye çevirtmemiş, ibadetin Türkçe yapılmasına rıza göstermemişlerdir. Atatürk'ten başka hiç bir devlet adamı neden Türkçe değilde Arapça diyememiştir, bu günde diyememektedir. Tanrı kişilerin bireysel ihtirasını, ulusal çıkarların önüne koymasın. Amin...'''' Tanrı Arabistan sınırlarının çok ötesine taşmıştır. O evrenin ulu yaradanıdır' ...Bu mudur dine ve inanca saldırdığı öne sürülen konuşma ?Sayın Işımer dinine de saygılı, diline de. Konuşmasını ünlü dilcelerin Türkçe üzerindeki övgülerinden örnekler de içeriyor.MaxMüller: '' Türkçe, Türk düşüncesinin yaratıcı gücünün eseridir. Bu dil, insan aklının üstün kudretinin ürünüdür. Türkçe kadar kolay anlaşılan, zevk verici pek az dil vardır. ''Paul Roux: '' Türkçe akıl ve düşünce dolu, matematiksel bir dildir.''Moliere: '' Şu Türkçe ne hayran olunacak dil, az sözcük çok şey söyler.''Sayın Işımer, keşke Nazım'ın, Ferhat'ın Şirin'e seslenişine de yer verseydi:'' Konuştuğum dil kadar, Türkçem kadar güzelsin! ''Dile saygılı, dine saygılı, ulusa saygılı.Öyleyse bazı dincilerin ''milliyetçi-mukaddesatçı''ların hışmı neden ?''Atını dövmeyen semerini döver'' derler.İşte Arap kültürünü İslam adına Türkiye'ye dayatmak isteyenlerin buldukları semer de şu tümcelerdeki tek sözcük :''Kuran'ı Türkçeye çevirmedi, Atatürk'ün ricasını yerine getirmedi diye Akif'i aziz kılanlar, şimdilerde Mehmet Akif Üniversitesi kurma çabasındalar. O üniversiteden çıkan kafalar, bilinmelidir ki al-ahzar kafalı adamlar olacak. Arabın adamı olacaklar. Biz bu adamlara adam sen de demiyeceğiz, bu adamları belleyeceğiz.'' ''Belleme'' sözcüğünün sözlük anlamını Oktay Akbal geçenlerde ayrıntılı bir biçimde köşesine aldı.Sayın Işımer'in ''onları öğreneceğiz ve unutmayacağız'' demek istediği açık.O tümcenin Cumhuriyet’e inananları uyarmak için konduğu da açık.Ama bizimkiler ''belleme''yi sözlük anlamında değil de, ''argo''daki anlamında değerlendirmekte ısrarlılar. Çünkü Türkçe değil Osmanlıca düşünmeye alışmışlar. Belkide küfürlü düşünmeye alışmışlar.Bu kadar düzeyi yüksek, dili alkışlanacak bir konuşmada ve böyle bir bütün içinde ''belleme'' nin ancak tek bir anlamı olacağını göremiyorlar.Ya da görmezlikten geliyorlar.Çünkü konuşmanın bütününün sırtlarına yüklediği suçlamaya verebilecekleri hiç bir inandırıcı yanıt yok!Konuşmanın tümünü okumadan konuşmuşlarsa ayıp!Cumhuriyet Gazetesi General Işımer'in ''Atatürk'üm ve Türkçem'' başlıklı açış ders metninin tümünü yayınlamalıdır.Yayınlamalıdır ki, bazıları daha çok bilinçlensin ve bazıları daha çok utansın...”Ahmet Taner Kışlalı bu yazıyı Cumhuriyet Gazetesi'ne faksladıktan 7 dakika sonra öldürüldü.Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu 21 Ekim 1999 günü katledilen Atatürkçü Düşünce Derneği’nin ikinci Genel Başkanı, eski Kültür Bakanı, akademisyen ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, ölümünün 18. Yıldönümünde saygıyla anıyoruz.21 Ekim 1999 tarihinde yapılan Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı suikastini nefretle kınıyoruz. Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı ve diğer bütün Devrim şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Işıklar içinde uyusunlar. Yönetim Kurulu adınaCelil ÖZCANADD Edirne Şubesi Ynt.Kur. Başkanı
GÜNDEM
Yayınlanma: 23 Ekim 2017 - 03:56
'PROF. DR. TANER KIŞLALI'YI SAYGIYLA ANIYORUZ'
GÜNDEM
23 Ekim 2017 - 03:56





