PİŞMANLIK, “yapılan bir davranıştan ötürü üzüntü duyma, hayıflanma eylemi” olarak tarif edilir. Bir zaman pişmanlıkla ilgili bir hikâye okumuştum. Özetle şöyle; “Adam, yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, dört yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonun kaportasını mahvettiğini görür. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çekici elinden alıp çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış… Biraz sakinleşince, hatasını anlamış, çocuğunu hemen hastaneye götürmüş.
Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden bir şey gelmemiş. Çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.
Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle;
‘Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm…’ demiş ve ardından; ‘Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?’ diye sormuş. Bu soruyla karşılaşan baba, eve dönmüş ve intihar etmiş!
Bir zarara uğradığınızda, sinirlendiğinizde, çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, ‘ya sabır’ deyip önce biraz düşünün. Önemli bir işe karar vermezden önce de iyi düşünün. Uyduğumuz takdirde bizi hiçbir eylemimizde pişman ettirmeyecek Kur’an ve Sünnet ölçülerine kulak verin, istişare edin. Aksi halde son pişmanlık fayda vermez!”
Buraya kadar olan pişmanlığın dünyevi yönü. Ama bunun bir de uhrevi yönü var! Bakın, Kur’an-ı Kerim bu konuda ne diyor;
“Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.” (Yunus:54)KEŞKE ise dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek “ne olurdu” gibi özlem ya da pişmanlık anlatan bir söz. (Keşke öyle yapmasaydım. Keşke oraya gitmeseydim. Keşke oyumu ….’ne vermeseydim …) gibi kelime ile ilgili cümle.
Bazı İnsanlar dünyada iken Yüce Allah’ın buyruklarını sevmeyen, hafife alan, istismar eden, hatta inkâr eden bir takım insanlarla dostluk kurup onun her yaptığının yanında yer aldıysa, onun yaptıklarına alkış tuttu ise şu veya bu şekilde destekledi ise o kişi dünyasını ahret karşılığında satın almış demektir. Böyle insanlar ahrette tabi ki nedamet duyacak ve ‘keşke’ diyeceklerdir.Bol ve boş vaatli, kavgalı, gürültülü, yalan dolanla yürütülen bir seçim kampanyasından sonra geçtiğimiz Pazar günü sandık başına gidildi. Milletin kendisine verdiği üç dönem iktidar imkânını ülkenin ve milletin menfaatine kullanacağı yerde bir avuç sermayenin ve yandaşların menfaatine kullanan AKP, büyük bir depremle sarsıldı ve sona yaklaştı. Bir artçı depremle siyasi hayatı son bulabilir.
Seçmenin sadece AKP’ye ders vermesi yetmiyor. Çünkü diğerlerinin AKP’den farkı yok ki? Sonuçta hepsi bozuk düzenin defolu ürünleri değil mi? Bozuk mal üreten bir tezgâhtan sağlam imalat beklenebilir mi?
Seçim sonuçları yeni bir dönemin başlangıcı olacak gibi görünüyor. Ama nasıl bir dönem! Görüntü şimdilik ‘flu’. Koalisyon da olabilir, erken seçim de!
Bu dünyada İmtihana tabi tutulan insan, öyle ince bir elekten geçiyor ki insanın ‘keşke’ demesi bile başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Bu konudaki ayetlerden birinde Rabbimiz bu kişilerin ahrette şöyle diyeceklerini haber verir; “Yazık bana! Keşke falancayı (batıl yolcusunu) dost edinmeseydim!” (Furkan: 25)
Aslında işimiz zannedildiği kadar zor değil. Bize yol gösteren bir dinimiz, kitabımız var. Yeter ki kulak verelim! Ne diyor Kur’an; “O kitap (kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, Muttakiler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.” Bu yol göstericilik hayatımızın her sahasını kapsar. Müslüman olduğu halde İslam’dan haberi olmayan bazı zavallılar, “din ayrı, siyaset ayrı” diyerek ortaya atılan bazı zavallılar var. Günlük okuduğumuz gazetenin yarısı kadar Kur’an Meali okursak birçok konuda ne kadar yanlış yaptığımızı görürüz.Her işimizde ölçü Kur’an ve Sünnet olmadıkça ahrette bizi zorda bırakacak ‘keşke’ lerden kurtulmamız mümkün değil. Rabbim bizleri; ‘pişman’ olacağımız, ‘keşke’ diyeceğimiz hal ve hareketlerden korusun. Dostça kalın…
Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden bir şey gelmemiş. Çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.
Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle;
‘Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm…’ demiş ve ardından; ‘Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?’ diye sormuş. Bu soruyla karşılaşan baba, eve dönmüş ve intihar etmiş!
Bir zarara uğradığınızda, sinirlendiğinizde, çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, ‘ya sabır’ deyip önce biraz düşünün. Önemli bir işe karar vermezden önce de iyi düşünün. Uyduğumuz takdirde bizi hiçbir eylemimizde pişman ettirmeyecek Kur’an ve Sünnet ölçülerine kulak verin, istişare edin. Aksi halde son pişmanlık fayda vermez!”
Buraya kadar olan pişmanlığın dünyevi yönü. Ama bunun bir de uhrevi yönü var! Bakın, Kur’an-ı Kerim bu konuda ne diyor;
“Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.” (Yunus:54)KEŞKE ise dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek “ne olurdu” gibi özlem ya da pişmanlık anlatan bir söz. (Keşke öyle yapmasaydım. Keşke oraya gitmeseydim. Keşke oyumu ….’ne vermeseydim …) gibi kelime ile ilgili cümle.
Bazı İnsanlar dünyada iken Yüce Allah’ın buyruklarını sevmeyen, hafife alan, istismar eden, hatta inkâr eden bir takım insanlarla dostluk kurup onun her yaptığının yanında yer aldıysa, onun yaptıklarına alkış tuttu ise şu veya bu şekilde destekledi ise o kişi dünyasını ahret karşılığında satın almış demektir. Böyle insanlar ahrette tabi ki nedamet duyacak ve ‘keşke’ diyeceklerdir.Bol ve boş vaatli, kavgalı, gürültülü, yalan dolanla yürütülen bir seçim kampanyasından sonra geçtiğimiz Pazar günü sandık başına gidildi. Milletin kendisine verdiği üç dönem iktidar imkânını ülkenin ve milletin menfaatine kullanacağı yerde bir avuç sermayenin ve yandaşların menfaatine kullanan AKP, büyük bir depremle sarsıldı ve sona yaklaştı. Bir artçı depremle siyasi hayatı son bulabilir.
Seçmenin sadece AKP’ye ders vermesi yetmiyor. Çünkü diğerlerinin AKP’den farkı yok ki? Sonuçta hepsi bozuk düzenin defolu ürünleri değil mi? Bozuk mal üreten bir tezgâhtan sağlam imalat beklenebilir mi?
Seçim sonuçları yeni bir dönemin başlangıcı olacak gibi görünüyor. Ama nasıl bir dönem! Görüntü şimdilik ‘flu’. Koalisyon da olabilir, erken seçim de!
Bu dünyada İmtihana tabi tutulan insan, öyle ince bir elekten geçiyor ki insanın ‘keşke’ demesi bile başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Bu konudaki ayetlerden birinde Rabbimiz bu kişilerin ahrette şöyle diyeceklerini haber verir; “Yazık bana! Keşke falancayı (batıl yolcusunu) dost edinmeseydim!” (Furkan: 25)
Aslında işimiz zannedildiği kadar zor değil. Bize yol gösteren bir dinimiz, kitabımız var. Yeter ki kulak verelim! Ne diyor Kur’an; “O kitap (kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, Muttakiler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.” Bu yol göstericilik hayatımızın her sahasını kapsar. Müslüman olduğu halde İslam’dan haberi olmayan bazı zavallılar, “din ayrı, siyaset ayrı” diyerek ortaya atılan bazı zavallılar var. Günlük okuduğumuz gazetenin yarısı kadar Kur’an Meali okursak birçok konuda ne kadar yanlış yaptığımızı görürüz.Her işimizde ölçü Kur’an ve Sünnet olmadıkça ahrette bizi zorda bırakacak ‘keşke’ lerden kurtulmamız mümkün değil. Rabbim bizleri; ‘pişman’ olacağımız, ‘keşke’ diyeceğimiz hal ve hareketlerden korusun. Dostça kalın…









