Tabip Odası tarafından gerçekleştirilen 'Atatürk Dönemi Sağlık Hizmetleri' konulu panele konuşmacı olarak katılarak bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Hayatının yarısından fazlasını “Yaşamaktan büyük keyif aldığı” Edirne’ye adayan Yrd.Doç.Dr. Ratıp Kazancıgil, Edirne Tabip Odası tarafından düzenlenen “Atatürk Dönemi Sağlık Hizmetleri” panelinde çarpıcı tespitlerin yanı sıra, mesleki hayatında yaşadıklarını aktardı.Akademisyen, doktor ve aynı zamanda tarih araştırmacısı olan Yard. Doç. Dr. Ratıp Kazancıgil, Cumhuriyet'in ve Atatürk dönemi sağlık hizmetleri hakkında bilgi sahibi olabilmek için öncelikle o dönemi iyi analiz etmek gerektiğini vurguladı. Kazancıgil, ülkenin sağlık hizmetlerini 1920-23 yılları arasındaki savaş dönemi ve 1923-1938’e kadar olan Atatürk’ün yaşamı dönemi olmak üzere iki ayrı kategoride değerlendirmek gerektiğini ifade etti. 1920-23 yılları arasında Türkiye’nin işgal altındaki dönemini Atatürk’ün manzara-i umumiye dediği raporundan anlaşılabileceğini dile getirerek; “Memleket yabancılar tarafından işgal edilmiş, orduları dağılmış, kalelerine girilmişti. Türkiye o dönemde yalnızca yabancıların değil, salgın hastalıkların da istilası altındaydı. Bu hastalıklar; sıtma, trahom, frengi, verem, yoksulluk, fakirlik, kimsesizlik, sahipsizlik. Türkiye’nin hastalık haritası buydu. Bu dönemde yoksulluk diz boyu, tarif edilmez şekildeydi” dedi.Cumhuriyet'in ilanının ardından Atatürk'ün vefatına kadar olan döneme de değinen Dr. Kazancıgil şöyle devam etti;“O günün imkânları altında Sıhhiye’de 2 katlı bir evin, üst katındaki 3 oda içinde ilk Sağlık Bakanı Adnan Adıvar, 1 sağlık memuru, 1 doktor ve 1 hizmetliden ibaret Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti (Sağlık Bakanlığı) kuruldu. O dönemde sağlık hizmetlerindeki gücümüz; 1920 yılında doktor sayısı 260, 1921 yılında doktor sayısı 312, 1922’de de 337’ye çıkartıldı. 1920-22 yılları arasında da 434 tane de sağlık memuru yetiştirildi. 1923 yılına baktığımızda da; Türkiye’de 6 belediye hastanesi mevcuttur. Bunlardan bir tanesi de Edirne Belediye Hastanesi’dir. 50 yataklı bir tek çocuk doğum evi, 32 özel hastane ve bunların toplam yatak sayısı 2 bin 400, 45 vilayet hastanesi ve yatak sayıları 2 bin 450 olarak geçiyor. Bu arada askeri, özel belediye ve vilayet hastaneleri var ve bunlarda da hepsinin toplamı 86 adet yataklı tedavi kurumu ediyor. Yatak sayısı da 6 bin 335 hasta yatağı var. Hepsinde çalışan hekim sayısı da 554’tür. Bu sağlık kuruluşlarında 69 eczacı, 4 hemşire, 560 sağlık memuru ve 136 tane de ebe bulunuyor.Aynı dönemde sıtma bütün yurtta salgın. Çiçek, frengi, trahom geniş ölçüde yerleşmiş haldeydi. Halka hizmet götürecek doktor sayısı az olduğundan bu sefer de askeri hekimler sivil alanda görevlendiriliyor. Bu varlıkla bütün Türkiye’yi sarmış olan o hastalıklarla nasıl başa çıkılır? Bu salgınlar o dönemde ikinci düşman olarak gösteriliyordu. Sıtma, verem, trahom, frengi gibi hastalıkların ortadan kaldırılması, yurttan temizlenmesi için kanunlar çıktı. Dikkat edilirse kanunların hepsinin adında savaş vardır. Yani Atatürk döneminde sağlık hizmetleri, bir savaş hizmetiydi. Verem savaş, trahom savaş, sıtma savaş; hepsi savaş adlı kanunlardır. Devlet, askere alacak er bulamıyordu. Göz gitmiş, veremli, sıtmalı, bunların hepsi iş alanından uzak kalan nüfustu. Geriye kalan nüfusta askere alacak er ve tarlayı sürecek çiftçi bulunamıyordu. Hepsi hastaydı. Onun için bu savaş kanunları bu şekilde çıkarıldı. Hakikaten bir savaştı, çok zahmet çekildi”Doktor olmasının ardından kendisinin de Aydın'da Sıtma Savaş Doktoru olduğunu söyleyen Kazancıgil; “Ayda 15 gün köye çıkardım. O zamanlar köylerde 15 gün yatıp kalkmak kolay değildir. Karşılığında verilen para da söylemesi ayıp ama pek tatminkâr bir para değildi. Neticede ben 4 sene Aydın’da Sıtma Savaş Tabipliği, Denizli ile Söke arasındaki o bataklıklarda savaştıktan sonra Atatürk dönemindeki sistemin devamı olarak Trakya Sıtma Mücadele Reisi olarak Edirne’ye atandım. Sıtma Bölge Başkanı olarak Edirne’ye gelmek için sırtımda giyecek takım elbisem yoktu. Çünkü elbise yaptıramıyorduk. Keten pantolon, keten gömlek, lastik çizme vardı. Rahmetli kardeşimin elbisesini ve saatini de aldım ve Trakya Sıtma Mücadele Reisi oldum” diye konuştu.Öte yandan panelin sonunda Belediye Başkan Yardımcısı, Edirne Tabip Odası Ertuğrul Tanrıkulu, panele konuşmacı olarak katılan Yard. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil’e plaket sundu. SAĞLIK
Yayınlanma: 03 Şubat 2017 - 07:30
Tarif edilemez acılara rağmen…
Büyük bir Edirne sevdalısı olan ve yaşı 100’e yaklaşan Yrd.Doç.Dr. Ratıp Kazancıgil, Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda sağlık hizmetlerini anlattığı panelde, “Türkiye o dönemde yalnızca yabancıların değil, salgın hastalıkların da istilası altındaydı. Sıtma, trahom, frengi, verem, yoksulluk, fakirlik, kimsesizlik, sahipsizlik. Türkiye’nin hastalık haritası buydu. Bu dönemde yoksulluk diz boyu, tarif edilmez şekildeydi” diyerek yaşanan trajediyi bir kez daha hafızalara kazıttı.
SAĞLIK
03 Şubat 2017 - 07:30









