Hep-Sen ve Genel Sağlık İş Sendikası üyeleri Trakya Üniversitesi Hastanesi önünde sağlık çalışanlarının özlük hakları ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Trakya ve Edirne Koordinatörü Furkan Fındıklı yaptığı basın açıklamasında; “ Sorarım size! Teşvik kisvesi altında 3. seviye yoğun bakım hemşiresine 600 TL reva mıdır? Bugün bir hemşirenin maaşı açlık sınırının altında ise sözün bittiği yerdeyiz demektir. Çok çalışanın az, az çalışanın çok ödeme aldığı bu çarpık ücretlendirme sistemini inisiyatife bırakmak sağlık çalışanlarına zulümden başka bir şey değildir. Kötü yönetilen sağlık tesisinde çalışan sağlık profesyonellerinin suçu nedir? Kaldı ki, inisiyatifi nasıl kullanacağı konusunda bazı üniversite hastanesi yetkilileri de huzursuz.
Peki, biz ne dedik? HEPSEN farklı, HEP-SEN çözüm odaklı. Sadece buradaki gibi eylem ile, sadece söylem ile mi yetiniyoruz? Hayır. Haklı talebimiz karşılık bulana kadar ülkemizin her ilinde tepkiselliğimiz devam edecek. Ücret adaletsizliğinin, trajikomik giyim yardımlarının yanında bir başka sorunumuz; YÖK'e bağlı ve özerk olarak yönetilen üniversite hastanelerinden biri olan Trakya Üniversitesi Hastanesinde yaşanan iş gücü eksikliğidir. Sağlık çalışanlarımız personel eksikliği ile çalışmaktadır. Sağlık Bakanlığı Mevzuatına göre 2. Basamak Yoğun bakımlarda 3 yatağa bir hemşire şeklinde düzenleme söz konusudur. Üniversite yönetimine dilekçe verilmesine rağmen mevzuata aykırı hareket etmeye devam edilmektedir. Biliyoruz, bu türden bir düzenleme Bakanlık nezdinde var, ama hayata geçirilmiyor. Endişenizi anlıyoruz, ancak buradan bildiriyoruz, biz, tükendik. Acele edin.
EMEĞİME DOKUNMA – SAĞLIK BİZİM, HAK BİZİM
Sağlık çalışanları ekonomik sorunların yanı sıra kötü yönetimler ile de mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Liyakatsiz yöneticiler, torpil, adam kayırma, mobbing konularında sendikamıza yapılan başvurular her geçen gün artmaktadır. Bütün bu sorunları görmezden gelen bir anlayışla yönetilen sağlık sisteminin sürdürülebilir olması mümkün değildir. Bu yönetim tarzı ile kaliteli ve verimli bir sağlık hizmeti sunulması beklenemez. Sağlık Bakanlığına ve YÖK'e bağlı sağlık kuruluşlarının yönetiminde acil reform ihtiyacı söz konusudur.
Son olarak, öğrenci arkadaşlarımızın sorunlarını da dile getirmek istiyoruz. Hastanelerde klinik uygulamalarını gerçekleştiren, sağlık hizmetlerinde ciddi emeği geçen öğrenci arkadaşlarımıza asgari ücretin en az 1/3’ü kadar bir “ödenek”, iş kazalarına karşı koruyacak bir “sigorta”, klinik uygulama sırasında “yemek” hakkı verilmesini talep ediyoruz.
Diliyoruz ki sıraladığımız bu haklı taleplere kulak verilerek en kısa zamanda çözüm üretilir. Aksi durumda eylemlerimizin artarak devam edeceğini siz değerli sağlık çalışanlarımızın ve basın mensuplarının huzurunda bir kez daha bildiririz. Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğu anlayışından giderek uzaklaşan, sağlık çalışma ortamında iş barışını bozan, sağlık çalışanlarını ayrıştıran düzenlemeler ve söylemler, eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Sağlık sisteminin devamlılığı ve sağlık hizmetlerinin niteliği için ciddi bir risktir”dedi.
Trakya ve Edirne Koordinatörü Furkan Fındıklı yaptığı basın açıklamasında; “ Sorarım size! Teşvik kisvesi altında 3. seviye yoğun bakım hemşiresine 600 TL reva mıdır? Bugün bir hemşirenin maaşı açlık sınırının altında ise sözün bittiği yerdeyiz demektir. Çok çalışanın az, az çalışanın çok ödeme aldığı bu çarpık ücretlendirme sistemini inisiyatife bırakmak sağlık çalışanlarına zulümden başka bir şey değildir. Kötü yönetilen sağlık tesisinde çalışan sağlık profesyonellerinin suçu nedir? Kaldı ki, inisiyatifi nasıl kullanacağı konusunda bazı üniversite hastanesi yetkilileri de huzursuz.
Peki, biz ne dedik? HEPSEN farklı, HEP-SEN çözüm odaklı. Sadece buradaki gibi eylem ile, sadece söylem ile mi yetiniyoruz? Hayır. Haklı talebimiz karşılık bulana kadar ülkemizin her ilinde tepkiselliğimiz devam edecek. Ücret adaletsizliğinin, trajikomik giyim yardımlarının yanında bir başka sorunumuz; YÖK'e bağlı ve özerk olarak yönetilen üniversite hastanelerinden biri olan Trakya Üniversitesi Hastanesinde yaşanan iş gücü eksikliğidir. Sağlık çalışanlarımız personel eksikliği ile çalışmaktadır. Sağlık Bakanlığı Mevzuatına göre 2. Basamak Yoğun bakımlarda 3 yatağa bir hemşire şeklinde düzenleme söz konusudur. Üniversite yönetimine dilekçe verilmesine rağmen mevzuata aykırı hareket etmeye devam edilmektedir. Biliyoruz, bu türden bir düzenleme Bakanlık nezdinde var, ama hayata geçirilmiyor. Endişenizi anlıyoruz, ancak buradan bildiriyoruz, biz, tükendik. Acele edin.
EMEĞİME DOKUNMA – SAĞLIK BİZİM, HAK BİZİM
Sağlık çalışanları ekonomik sorunların yanı sıra kötü yönetimler ile de mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Liyakatsiz yöneticiler, torpil, adam kayırma, mobbing konularında sendikamıza yapılan başvurular her geçen gün artmaktadır. Bütün bu sorunları görmezden gelen bir anlayışla yönetilen sağlık sisteminin sürdürülebilir olması mümkün değildir. Bu yönetim tarzı ile kaliteli ve verimli bir sağlık hizmeti sunulması beklenemez. Sağlık Bakanlığına ve YÖK'e bağlı sağlık kuruluşlarının yönetiminde acil reform ihtiyacı söz konusudur.
Son olarak, öğrenci arkadaşlarımızın sorunlarını da dile getirmek istiyoruz. Hastanelerde klinik uygulamalarını gerçekleştiren, sağlık hizmetlerinde ciddi emeği geçen öğrenci arkadaşlarımıza asgari ücretin en az 1/3’ü kadar bir “ödenek”, iş kazalarına karşı koruyacak bir “sigorta”, klinik uygulama sırasında “yemek” hakkı verilmesini talep ediyoruz.
Diliyoruz ki sıraladığımız bu haklı taleplere kulak verilerek en kısa zamanda çözüm üretilir. Aksi durumda eylemlerimizin artarak devam edeceğini siz değerli sağlık çalışanlarımızın ve basın mensuplarının huzurunda bir kez daha bildiririz. Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğu anlayışından giderek uzaklaşan, sağlık çalışma ortamında iş barışını bozan, sağlık çalışanlarını ayrıştıran düzenlemeler ve söylemler, eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Sağlık sisteminin devamlılığı ve sağlık hizmetlerinin niteliği için ciddi bir risktir”dedi.









