Bir hassasiyet yaratmamak endişesi ile bu yazıyı tedirginlik duyarak ve çok dikkatlice kaleme alıyorum. Ancak her gün Şehit verdiğimiz şu son günlerde teröristlerin Ülke’nin bütünlüğüne yönelik eylem ve hatta söylemlerini tırmandırdıklarını gördükten sonra artık bazı gerçekleri de çok açık ifade etmenin zamanı geldiğine inanıyorum ve soruyorum..”Yıllardır binlerce terörist öldürülmesine ve hatta kendi içlerinde infazlar bile olmasına rağmen,neden teröristlerin ardı arkası kesilmiyor.Bu insan kaynağı nereden ve neden geliyor?” Bu sorunun cevabını düşünmeden önce yazımın doğrudan Kürt kökenli vatandaşlarımızla ilişkilendirilmesine ve saptırılmasına meydan vermemek için belirtmem gerekir ki; Bu ülkede katlandığı birçok baskı ve çektiği sıkıntılara rağmen, Devletine ve Milletine sadakat gösteren,kendileri üzerinden ayrımcı siyaset yapılmasına meydan vermeyen Kürt kökenli vatandaşlarımız, bu ülkenin baş tacı olup, kendilerine her zaman için özel bir sevgi, saygı duyuyorum. Ailesine, ülkesine ve insanlığa faydalı evlatlar yetiştiren Kürt kökenliler dahil tüm annelerin de ellerinden öpüyorum. Ve inanıyorum ki, yaradılışın doğası gereği evlat sevgisi bilen “Analar teröre destek veremez.” Ne yazık ki konumuz olan analar; terörist başının yakalanış yıldönümü ve Nevruz gibi toplantı ya da eylemlerde, renkli bezleri başına, beline, omuzuna sarıp, parmakları ile zafer işareti yaparken gördüğüm ve hiddetlendikçe de çirkinleşen kadınlardır. Anne ve bir kısmı torun sahibi bu kadınların, eylem katılmaktan öte teröre destek veren bu tür faaliyetler içerisinde ön planda boy göstermeleri çok düşündürücüdür. Ben bunları izlerken, görüntüde olmasa da hayalimde onların hemen arkasında dağdaki teröristleri görürüm. Kürt kökenli vatandaşlarımızla doğrudan bir bağlantı kurmaksızın genel anlamda üzüntü ile düşünürüm ki;‘’Terör eylemlerine katılan çocukların büyük kısmı herhalde, kafasına sarı-kırmızı-yeşil bu bezleri sarıp eylemlere katılan ve televizyon kameralarına zafer işareti yapan, terörden yana tavır takınan sözde anaların hiddet ve şiddet kültürü ile yetiştirdikleri çocuklardır.’’ İhanet kokan bu çirkin ve utandırıcı görüntü,kanımca terörün gerçek nedenini ve terörle mücadelenin de can alıcı en önemli ve en hassas tarafını gözler önüne sermektedir.Hep beraber yaşadığımız,otobüsde,metroda yan yana oturduğumuz, aynı çarşıda alışveriş yaptığımız bu kadınlara, özellikle anam yaşındaki teyzelere bu ülkenin bir evladı olarak seslenmek ve sormak istiyorum ; -Kafanıza taktığınız sarı,kırmızı,yeşil renklerle sözüm ona bayrağınızı meydanlara taşıdığınızı mı zannediyorsunuz ? Kürt vatandaşlarımızın da kanı ile al renge boyanmış bu Ülkenin Ay ve Yıldızlı bayrağı size yetmiyor mu ,ona saygı duyacak sadakat ve asaletten yoksun musunuz ? -Zafer işaretini kime yapıyorsunuz ? Aynı apartmanda oturan kapı komşunuza mı,bindiğiniz otobüsün şöförüne mi,o otobüste size yer veren çocuğa mı,ekmek aldığınız fırıncıya mı,çocuğunuzu okutan öğretmene mi,hastahanede size bakan doktora mı ? -Dağa göndererek hayatlarını söndürdüğünüz gençler bir yana,son zamanda şehirlerde ölümüne neden olduğunuz gençlere ve hatta bazen eylemlerde ön saflara koyduğunuz o küçük çocuklarada mı acımıyorsunuz ? Onlara sevgi aşılayacağınıza, insanlık adına birşeyler öğreteceğinize,o masum çocukları hiddet ve şiddet ortamına sokarak ne aşılamak istiyorsunuz ? Siz analık duygusuna da mı sahip değilsiniz ? Ortalığın karışması ve Güvenlik Güçlerinin zorda kalması kastı ile o masum çocukların ölmesi veya yaralanmasını isteyecek kadarda mı evlat sevgisinden mahrumsunuz? Bu kapsamda yaşadığımız ve izlediğimiz daha birçok olumsuz durum var ama,ben de hiddet noktasına gelmemek için sorularımı ve söylemlerimi bu kadarla bitirmenin yeterli olduğunu düşünüyorum. Belki biraz ağır olacak ama,terör eylemlerine katılarak,zafer işareti yapan bu kadınlar farkında olmaksızın;terörün gerçek kaynağının da bizzat kendileri olduklarını söylem ve davranışları ile ortaya koymaktadırlar. Kürt kökenliler de dahil olmak üzere,bu ülkedeki ailelerin çoğu,dünyaya getirdikleri çocuklarına insan,ülke sevgisi ve kutsal değerleri kazandırmak için büyük emekler verirken , bilinçsizlik sonucu ya da maksatlı olarak teşvik edilen çok çocuklu, hatta çok eşli aile yapısı içerisinde büyüyen bazı çocukların ne yazık ki yeterli ana, baba, insan sevgisi ve ilgisinden mahrum kaldığı ortadadır. Ailesi ve yakın çevresi tarafından adı dahi bilinmeden, sevgi ile yoğrulmadan,kıymet verilmeden,kısacası en ufak bir emek verilmeden hiddet ve şiddet kültürü ile yetiştirilen bu çocuklar,kendilerine değer verdiği ve kimlik kazandırdığı kanısı ile kolaylıkla terör örgütüne katılmaktadır. Bireysel,ailevi ve toplumsal olarak neden oldukları sorunları düşünmeksizin,bir kısmı çok eşli ortamda olmak üzere on ve hatta daha da çok çocuk dünyaya getiren,onların hiddet ve şiddet ortamında yetişmesine sebep olan bu kadınlarımızın, içerisinde bulundukları bilinçsiz durumdan kurtarılması ve çok yönlü eğitilmesi geleceğimiz açısından çözülmesi gereken en önemli ve en öncelikli sorunlarımızdan birini teşkil etmektedir.İçerisinde bulunduğu şartların kaçınılmaz bir kurbanı durumuna düşmüş ve bir araç haline getirilmiş bu kadınlarımızın, evlatlarına analık şefkati tattırabilecekleri ve insan sevgisi aşılayabilecekleri eğitim düzeyi ve aile ortamına kavuşturulması hayati bir önem taşımaktadır. Zor ve oldukça uzun vadeli bir çalışma da olsa, iyimser yaklaşımla yapıldığını düşündüğümüz bu mücadelenin, tüm gücümüzle,çok yönlü bir şekilde hızlandırılmasının ve genişletilmesinin insanlarımız ve ülkemiz adına yarar sağlayacağı ve terörün kaynağını da körelteceğine inanılmaktadır.
SAĞLIK
Yayınlanma: 27 Nisan 2016 - 08:00
TERÖRÜ YAŞATAN SÖZDE ANALAR…
Bir hassasiyet yaratmamak endişesi ile bu yazıyı tedirginlik duyarak ve çok dikkatlice kaleme alıyorum. Ancak her gün Şehit verdiğimiz şu son günlerde teröristlerin Ülke’nin bütünlüğüne ...
SAĞLIK
27 Nisan 2016 - 08:00









