TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Erdoğan Yanılmaz, Türkiye için tarımda büyük fırsatlar olduğunu söyledi.
Türkiye’de tarımsal öğretimin başlangıcının 177. Yılı etkinlikleri çerçevesinde, Ziraat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilciliği tarafından Atatürk Anıtına çelenk sunumu gerçekleştirildi. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Erdoğan Yanılmaz ve Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Adnan Tülek’in çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Ardından Yanılmaz, günün anlam ve önemine dair basın açıklaması gerçekleştirdi.
Türkiye için tarımda büyük fırsatlar olduğunu belirten Yanılmaz, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi, “Türkiye, bulunduğu coğrafya ve iklim koşulları, biyo çeşitliliği, tarımsal üretim kültürü ve insan kaynağı ile tarımda çok büyük potansiyele sahip olmasına rağmen, bunu zenginliğe dönüştürememektedir. Covid-19 salgını, Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa’da yaşanan son 500 yılın en büyük kuraklığı ve daha birçok gelişme Türkiye’ye önemli fırsatlar getirmektedir. Tarımın stratejik bir sektör olduğu bu dönemde, bazı tarım ürünleri de stratejik birer ürün haline gelmiştir. Örneğin ayçiçeği, şekerpancarı v.b ürünler. Fakat Ülkemiz, tarımda uygulanan bu yanlış politikalar sonucu fırsatları olumlu yönde değerlendirememiştir. Bugün, tarımsal üretimdeki en önemli sorunlardan birisi haline gelen yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi üretim yapmakta zorlanmaktadır. Yüksek girdi fiyatları karşısında tarımsal destekler yetersiz kalmaktadır. Ayrıca destekler hem çok geç açıklanmakta, hem de zamanında ödenmemektedir. Türkiye tarıma gereken desteği ve önemi verse, dünyanın en önemli üretici ve ihracatçısı olabilir.
GENÇLERİN TARIMA İLGİSİ DEĞERLENDİRİLEBİLİR
Pandemi ile birlikte tarıma farklı bir gözle bakılmaya başlandı. Daha önce tarımla pek ilgilenmeyen, bu alanda üretim, yatırım yapmayı düşünmeyen sanayiciler, iş insanları tarıma yoğun ilgi göstermeye başladı. Dededen, aileden kalma araziler değer kazandı. Eskiden kimse ilgilenmezken şimdilerde paylaşılamayan varlıklar oldu. “Dededen kalma topraklarımız var onları nasıl değerlendirebiliriz?” sorusunu soranların sayısında ciddi artışların olduğunu görmekteyiz. Tarımın ve gıdanın ne kadar önemli olduğunu, açlığın, kıtlığın tartışıldığı bugünlerde hem ekonomik, hem de sosyal olarak ele alınması ve bu alanda bir şeyler yapılması gerektiğini düşünenlerin sayısı da artmaktadır. Şöyle ki; -Özellikle iyi eğitim almış, teknoloji konusunda bilgi sahibi, tarımda yeni teknolojiyi kullanmayı düşünen ve kullanan yeni mezun meslektaşlarımız bulunmakta bu konuda olumlu yönde çalışmalar yapan ziraat mühendisi gençlerimiz bulunmaktadır. Gençler de genellikle aileden kalan arazileri değerlendirmek için bu işe ilgi göstermektedirler. Aileden kalan araziler önemli ama atadan gelen tarım bilgisi çok daha önemli. Bu kadim bilgi ile gençlerin teknoloji bilgisi birleştirilebilirse tarımda olumlu yönde çalışmalar yapılabilir ve gelişmeler yaşanabilir.
-Giderek derinleşen olumsuz iklim koşulları karşısında tüm yurttaşlarımızın içme suyu ve çiftçilerimiz tarafından tarımsal sulamada kullanılan su varlıkları korunmalı, su hizmetleri ücretsiz verilmeli, çiftçi su borçları silinmeli ya da faizsiz ertelenmelidir. Sulamada kullanılan enerji (RES ve GES ler) yatırımları devlet tarafından destekleme kapsamına alınmalı, krediler nedeniyle borçlu çiftçilere uygulanan haciz ve takipler durdurulmalı, bu finans kuruluşlarına olan çiftçi borçları gerekirse devlet tarafından karşılanmalıdır.
-Üretim için gübre, tohum, ilaç, yem, mazot, elektrik gibi temel girdileri üreten tarımsal KİT`lerin özelleştirilenleri kamulaştırılmalı, kapatılanlar yeniden açılmalı ve işlevsizleştirilenlere işlev kazandırılmalı, özerkleştirilerek çiftçi örgütlerinin aktif katılımı sağlanmalıdır. Bu yapısal dönüşüm sürecinde çiftçilerin girdi maliyetlerini düşürecek destekleme programları acilen yapılmalıdır. Girdi temininde KDV/ÖTV muafiyetleri ivedilikle sağlanmalıdır.
-Bazı illerde "hobi bahçeleri" adı altında tarımsal niteliği korunacak arazi vasfı taşıyan araziler zaman içinde tarım dışına çıkarılmakta, parçalanarak küçülmelerine yol açılmaktadır. Kırsalda ve metropollere yakın yerlerde yapılan hobi bahçeciliği yeni imar alanları yaratmanın yeni bir yolu olmaya başlamıştır. Hobi bahçeciliği kentsel bir kavram olup, yapılan yasal düzenleme doğrultusunda denetlenerek ve belirli kurallar çerçevesinde, kent içinde uygun arazilerde yapımına izin verilmelidir. Tarım arazileri ise tarımsal üretim yapmak için kullanılmalıdır.
-Öncelikle tarımsal ilaç, gübre, tohum olmak üzere yerli girdi üretimine ve ıslah çalışmalarına yönelik gerekli Ar-Ge çalışmaları hızlandırılmalı, süreç devlet tarafından koşulsuz desteklenmeli ve "Tohumculuk Yasası" ekosistem, tarımsal varlıklarımız, çiftçiler ve kamuoyu çıkarları gözetilerek bir an önce yeniden düzenlenmelidir.
-Gıda arzının sürekliliği, verim ve üretici gelirinin artması için hedeflenen ve sulamaya uygun tarım alanları bütçeden yeterli kaynak ayrılarak ivedilikle sulu tarıma açılmalı, su tasarrufu sağlayan basınçlı/kontrollü sulama yöntemleri uygulanmalı, sulanan alanlarda eşgüdümlü olarak arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri tamamlanmalıdır.
-Bu yıl gündemden hiç düşmeyecek konulardan birisi de hayvancılık olacaktır. Hayvan varlığı gittikçe azalırken, artan üretim maliyetleri üreticiyi zorlarken, tüketici yine et ve süt ürünlerini almakta çok zorlanacaktır. Hayvancılığın gelişmesi sağlanarak, üreticinin gelir artışı yanında, vatandaşın sağlıklı et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri tüketmesi için kalıcı özel önlemler alınmalıdır. Beyaz et ve yumurta sektörü desteklenmelidir. Kırmızı et sorununun giderilmesi için dönemsel olarak açılan tarife kontenjanlarıyla dışalım yolu tercih edilmemeli, TİGEM (devlet üretme çiftliği) yoluyla üreticiye teknik destek sağlanmalı, yem, ilaç, aşı desteği verilmeli, meraların amaç dışı (Kum, çakıl ve ariyet ocağı ile Maden Sahası) olarak kullanımı önlenmelidir. Yem fiyatlarındaki aşırı artış ile süt fiyatlarının maliyetin altında olması dişi sığırların kesime gönderilmesine neden olmaktadır. Bu sorun ivedilikle çözülmeli ve dişi sığırların kesimi engellenmelidir. Et-yem ve süt-yem paritesinin uluslararası değerlere çıkarılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Endüstriyel hayvancılık çok boyutlu değerlendirilmeli, agroekolojik hayvancılığa geçiş özendirilmelidir.
-Tarımsal Danışmanlık kamu dışında da etkin hale getirilmeli, özel sektör ve gelişen tarımsal üretim ve tüketim kooperatifçiliği için de zorunlu olmalıdır. Tarım Danışmanlarının ücreti yeterli düzeye çıkarılmalıdır.
-5403 sayılı yasa kapsamında İllerde kurulan “Toprak Koruma Kurulları” tarım dışına çıkarma kurulları olmaktan çıkarılarak topraklarımızı ve verimli tarım arazilerimizi korumaya yönelik kurullar olmalıdır. Odamız kamu yararı, alternatif alan dahil çeşitli gerekçelerle kurulda alınan yanlış kararlara itiraz ederek, süreci takip etmeye ve gerekirse yargıya taşımaya devam edecektir.”HABER MERKEZİ





