Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın; “Destekleme çalışmaları güzel ancak daha kapsamlı ve daha geniş bir kesime hitap etmeli. Üreticilik yapan herkes istisnasız desteklenmeli. Yapılan hibe programlarından daha çok, kooperatifleşme daha önemli. Türkiye’nin tarımını kooperatifçilik kurtaracaktır” dedi.483 MİLYON TL'LİK HİBE
2016 yılında başlatılan ve üç yıl sürecek olan “Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi” programı kapsamında geçen yıl 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırmıştı. Bu yıl ise 16 bin 67 genç çiftçi 483 milyon TL'lik hibe kullandıracak. Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında 2017 yılı için faydalanacak başvuru sahiplerinin belirlenmesi sonlandırıldı. 2017 yılı için yapılan başvuruların, illerde kurulan Değerlendirme Komisyonları tarafından yapılan 161.529 genç çiftçinin başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda 16 bin 67 adedi hibe almaya hak kazanmıştı. 2017 yılı için hibe verilecek 16 bin 67 projenin; 8.375'i büyükbaş hayvancılık (sığır), 165'i manda, 2 bin 860'ı küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi), 1.020'si büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi ve hayvan alımı, 1.423'ü arıcılık, 513'ü kanatlı yetiştiriciliği tesisi, 50'si ipekböceği yetiştiriciliği tesisi, 359'u bağcılık ve kapama meyve bahçesi tesisi, 411'i mantar üretimi tesisi, 732'si örtü altı tesisi, 67'si fide-fidan süs bitkisi üretimi tesisi ve 92'si de tıbbi aromatik ve coğrafi işaretli ürünler alanlarında uygulanacak. Projenin içeriği ve uygulanması yönünde gazetemiz Muhabiri ve Yazarı Bekir Tüccar, Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Proje kapsamında çeşitli açıklamalar yapan Ilgın; “Destekleme çalışmaları güzel ancak daha kapsamlı ve daha geniş bir kesime hitap etmeli. Üreticilik yapan herkes desteklenmeli. Yapılan hibe programlarından çok kooperatifleşme daha önemli. Türkiye’nin tarımını kooperatifçilik kurtaracaktır” şeklinde konu hakkındaki görüşlerini özetledi. “GEÇEN YILA ORANLA BU YILKİ ORAN ÇOK DÜŞÜŞTE”
Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı hakkında görüşlerini aldığımız Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, projeye katılım geçen yıla oranla düşüş gösterdiğini belirterek; “Kırsaldan kente hız bir göç var. Bu nedenle de tarımsal üretimde aksamalar ve düşüşler meydan geliyor. Gerek tarımsal gerekse hayvansal üretimde ciddi düşüşler var. Bunun dışında ülkemiz ithalata bağımlı bir durumda. Bu durumun önüne geçmek ve işsizliği azaltmayı amaçlayan bir projedir genç çiftçilere hibe programı. Projenin bu yılki durumuna baktığımızda geçen yıla oranla yüzde 50’lik bir düşüşün meydana geldiğini görmekteyiz. Bunun nedeni de şartların değişmesiyle alakalı. Normal SSK’lı çalışan bir kişiye desteklemenin verilmemesi, daha önce projeye hak kazanmış ancak sözleşme yapmamış kişi ve eşlerine verilmemesi projeye katılım oranını ciddi anlamda düşürdü. Geçen yıla oranla bu yılki oran çok düşüşte”dedi.“SADECE EKONOMİK BOYUTLU BİR PROJE DEĞİL!
PROJENİN BİR DE SOSYOLOJİK BİR BOYUTU VAR”
Gerçekleştirilen projenin ekonomik boyuttan daha çok üreticilik ve çiftçilik yapmak isteyen kişilerin sosyal hayatının da düşünülmesi gerektiğinin altını çizen Ilgın: “Projeye baktığımızda başarılı olur veya olmaz diyebilmemiz için zaman gerekli. Şuna dikkat çekmek isterim ki bu sadece ekonomik boyutlu bir proje değil! Projenin bir de sosyolojik bir boyutu var. proje hangi kitleye hitap ediyor? İki grup var; birinci grup köyde şehre göç eden köyde para kazanamayan gençler var. Diğer gurup ise şehirde doğmuş büyümüş ancak köyde üretim yapmaya hevesli gençler. Biz bunların hangisini köye döndürmeyi amaçlıyoruz. Projede bu iki grubun hangisinin olduğu saptanmamış. Bu 30 bin TL’lik hibe hayvan hibesi, arı hibesi şeklinde hibeler var bunlar yeterli değil. Siz eğer ki bu genç çiftçiliği tarıma teşvik etmeye çalışıyorsanız bu 30 bin TL’lik hibe yeterli değil. siz 30 bin TL verseniz dahi, traktör, araç ve gereç vs. gibi ihtiyaçları çözmeniz mümkün değil. aynı zamanda hibelerine belli bir aşamaya gelesi için kişilerin cebinden belli bir miktar para harcaması gerekiyor. Sonradan bu bedeller geri alınıyor ancak bu gibi durumlar teşvik için zorlaştırıcı konular. Bu konulara biraz daha dikkat edilmesi gerekiyor. Proje hakkında bilgilendirmek için bu sorumluluğu Tarım İl Müdürlüklerinin alması ve de yetkili kişilerin bu konuda yeterli bilgiyi edinmesi lazım ki bu hibeye başvuracak gençler de Özel Danışmanlık şirketlerine giderek ekstra bir maliyet harcamamaları gerekiyor” şeklinde konuştu.“ÜRETİCİDEN ÜRÜNÜ DEĞERİNDE ALINIP, TÜKETİCİYE DEĞERİNDE SATARLIRSA SORUNLAR KISA SÜREDE ÇÖZÜLÜR”
Türkiye’nin tarım ve üreticilik konusundaki yaşadığı sıkıntıların temel sorunlardan birisinin de fiyat farklarının olduğunu vurgulayan Ilgın; “Genç çiftçileri tarıma veya üretime teşvik edilmesi, tarım ve üreticiliğin eski düzeye gelmesi adına biz bu gibi projelere çözüm olarak görüyoruz. Ancak Türkiye Tarımının asıl çözümü şu anki konumundan daha yukarılara veya daha iyi şartlara getirebilmek için en uygun yöntem Kooperatifçilikdir. Yıllardır ülke tarımımızda sistem şu şekilde ilerliyor; Üretici üretir, Tüccar gelir satın alır, paketler ve satar. Bu neticede üretici ve tüketici arasındaki makas büyük oranda açılıyor. Örneğin: Köyde süt 1.30TL markette 3.80TL. Kaşar peynir, beyaz peynir, tereyağ, krema vs. gibi ürünlerin fiyatları almış başını gidiyor. Durum böyle olunca üreten de tüketen de kaybediyor. Bunun çözümü de kooperatiflerin üretime dönük çalışmalar yapması lazım. Kooperatifler bunu sağlarsa yani üreticiden ürünü değerinde alınıp tüketiciye değerinde satarsa sorunlar kısa sürede çözülür. Üretici ve çiftçilerin ürünleri değerlendiğinde alınıp satılırsa hiçbir hibe programı veya projesine gerek kalmaz. Verilen 30 bin TL ile hiçbir gelir elde edemedikten sonra rahat bir üretim de yapamayacak ve rahatça yaşayamayacak” dedi.“KÖYDEN KENTE GERİ DÖNEN KİŞİLER İÇİN,
ÇİFTÇİLİK VEYA ÜRETİCİLİK CAZİP OLMALI”
Ilgın, projeye ilginin düşük olduğunu ve daha çok katılımın sağlanması için cezp edici şartların oluşturulması gerektiğini söyleyerek; “Köyden kente geri dönen kişiler için, çiftçilik veya üreticilik cazip olmalı. Sonuçta kurulu olan düzenlerini değiştirerek; farklı bir hayata başlayıp, devam edecekler. Öncelikle mutlak bir garanti olmalı veya verilmeli. Bunun tek yolu ürün fiyatlarının değerli olması ve de kooperatifleşmenin ülkemizde istenilen düzeye gelmesidir. Eğer ki böyle önemli bir konuda bir program veya proje yapıyorsanız. Ekonomik olduğu kadar sosyolojik konularda detaylı çalışmalar yapılması lazım. Genç kişileri tatmin edecek şekilde yapılması lazım. Üretime ve çiftçiliğe hevesli insanların aklına yatacak bir program veya proje olması lazım ki o şekilde köydeki genci köyde tutar, kentte göç etmiş gençleri de tekrar üretime teşvik edebilirsiniz” ifadelerini kullandı.“TÜRKİYE’NİN DIŞ ÜLKELERE SATACAK HİÇBİR ŞEYİ YOK”
Türkiye’nin tarım politikasının dış ülkelere bağlı olduğunu vurgulayan Ilgın, konu hakkında önerisinin tarım politikalarına verilen önemin arttırılması yönünde olduğunu söyledi. Ilgın; “Hibe projesinin şartlarının biraz daha esnetilmesi gerekiyor. Üretim yapmak isteyen herkesin elinden devletin tutması gerekiyor. Köyde yaşayan 15 dönüm bir insan da fabrikada çalışıp da hafta sonu yahut tatil günlerinde çiftçilik yapanlara da destek sağlanması gerek. Şimdi şöyle olumsuzluklar var: sosyal güvencesi olan birine kesinlikle bu projeden faydalanamaz. İnsanlar doktor da olsa öğretmen de olsa memur da olsa işçi de olsa çiftçilik yapabilir ve bu desteklerden faydalanabilir. Türkiye’nin dış ülkelere satacak hiçbir şeyi yok. Bilgi, teknoloji vs. satamıyoruz ancak satabileceğiniz tek şey tarım var. Ancak Türkiye İthalatçı bir konuma geldi. Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi ve de dış ülkelere ürün satabilmesi için üretim yapmak isteyen herkesin istisnasız desteklenmesi gerek. İş sadece bu değil. Diğer konularda da örneğin BAĞKUR veya SSK gibi ödemelerde en düşük limitte ödeme şartları sağlamak gerek. Bu gibi ekstra konular çiftçiye yük olmuş durumda. Üretimin artırılması için bu konularda da farklı destek veya indirimler yapılması gerek” dedi.“MEVZUAT SADE BİR DİL KULLANILMALI VE DAHA ANLAŞILIR OLMALI”
Ilgın, Projeye katılımın az olmasının bir diğer nedeninin de mevzuatın çiftçi veya üretici adaylarının anlayamaması yönündeki karışıklık olduğunu belirterek; “Bu gibi hibe programı veya projelerine başvuru yapacak olan genç çiftçilere aktarılacak mevzuat sade bir dille olmalı. Mevzuatlarda bulunan maddeler çok olduğu için yeterli seviyede bilgisi olmayan kişiler mevzuatı anlamayabilir. Sürekli görüştüğümüz bazı genç çiftçi veya üreticiler, Ziraat Mühendislerine veya Tarım İl Müdürlüklerindeki yetkililere danıştıkları zaman oranda da yeterli bilgiyi alamadıklarını söylüyorlar. Bu birimler görevli olan yetkili kişi veya kişilere kapsamlı bir eğitim verilmesi gerek. Ziraat Mühendislerinden veya Tarım İl Müdürlüklerinden yeterli bilgiyi alamayan genç çiftçiler de doğal olarak özel danışmanlık hizmeti veren şirketlere para harcamak zorunda kalıyorlar. Proje yazım işlerinin bu kadar zor ve profesyonel olmasına gerek yok. Bir çiftçi veya üretici amatör bir proje de hazırlar ve sunar. Projeyi sunduğu mevkideki uzmanlar ve yetkililer, o projeyi, hazırlayan kişiye olur veya olmaz diyip yönlendirme yapabilirler. Çiftçi şunu diyebilmeli; ‘Ben doğal köy yumurtası üretiyorum. Benim şu kadar tavuğa ihtiyacım var. şu kadar maddi durumum var’ diyip bir dilekçe şeklinde bir proje ortaya koyabilir. Bunun da Etüt ve çalışmasını uzmanlar yapar. Her çiftçi araştırma yapıp, dosyalar hazırlayıp önünüze koyabilecek bilgiye sahip değil. Her çiftçi bir uzman, bir üniversite mezunu veya bir ziraat mühendisi değil. bu durumun ortadan kalkması lazım. Belki de üretici veya çiftçiler yapabilecek projeleri. Bize sırf mevzuattan bir şeyler anlamadıkları ve kafaları karıştığı için yapamadıkları için bu konuda çok şikayet geliyor. Mevzuat daha sade ve daha anlaşılır bir şekle mutlaka ve mutlaka getirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
2016 yılında başlatılan ve üç yıl sürecek olan “Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi” programı kapsamında geçen yıl 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırmıştı. Bu yıl ise 16 bin 67 genç çiftçi 483 milyon TL'lik hibe kullandıracak. Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında 2017 yılı için faydalanacak başvuru sahiplerinin belirlenmesi sonlandırıldı. 2017 yılı için yapılan başvuruların, illerde kurulan Değerlendirme Komisyonları tarafından yapılan 161.529 genç çiftçinin başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda 16 bin 67 adedi hibe almaya hak kazanmıştı. 2017 yılı için hibe verilecek 16 bin 67 projenin; 8.375'i büyükbaş hayvancılık (sığır), 165'i manda, 2 bin 860'ı küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi), 1.020'si büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi ve hayvan alımı, 1.423'ü arıcılık, 513'ü kanatlı yetiştiriciliği tesisi, 50'si ipekböceği yetiştiriciliği tesisi, 359'u bağcılık ve kapama meyve bahçesi tesisi, 411'i mantar üretimi tesisi, 732'si örtü altı tesisi, 67'si fide-fidan süs bitkisi üretimi tesisi ve 92'si de tıbbi aromatik ve coğrafi işaretli ürünler alanlarında uygulanacak. Projenin içeriği ve uygulanması yönünde gazetemiz Muhabiri ve Yazarı Bekir Tüccar, Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Proje kapsamında çeşitli açıklamalar yapan Ilgın; “Destekleme çalışmaları güzel ancak daha kapsamlı ve daha geniş bir kesime hitap etmeli. Üreticilik yapan herkes desteklenmeli. Yapılan hibe programlarından çok kooperatifleşme daha önemli. Türkiye’nin tarımını kooperatifçilik kurtaracaktır” şeklinde konu hakkındaki görüşlerini özetledi. “GEÇEN YILA ORANLA BU YILKİ ORAN ÇOK DÜŞÜŞTE”
Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı hakkında görüşlerini aldığımız Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, projeye katılım geçen yıla oranla düşüş gösterdiğini belirterek; “Kırsaldan kente hız bir göç var. Bu nedenle de tarımsal üretimde aksamalar ve düşüşler meydan geliyor. Gerek tarımsal gerekse hayvansal üretimde ciddi düşüşler var. Bunun dışında ülkemiz ithalata bağımlı bir durumda. Bu durumun önüne geçmek ve işsizliği azaltmayı amaçlayan bir projedir genç çiftçilere hibe programı. Projenin bu yılki durumuna baktığımızda geçen yıla oranla yüzde 50’lik bir düşüşün meydana geldiğini görmekteyiz. Bunun nedeni de şartların değişmesiyle alakalı. Normal SSK’lı çalışan bir kişiye desteklemenin verilmemesi, daha önce projeye hak kazanmış ancak sözleşme yapmamış kişi ve eşlerine verilmemesi projeye katılım oranını ciddi anlamda düşürdü. Geçen yıla oranla bu yılki oran çok düşüşte”dedi.“SADECE EKONOMİK BOYUTLU BİR PROJE DEĞİL!
PROJENİN BİR DE SOSYOLOJİK BİR BOYUTU VAR”
Gerçekleştirilen projenin ekonomik boyuttan daha çok üreticilik ve çiftçilik yapmak isteyen kişilerin sosyal hayatının da düşünülmesi gerektiğinin altını çizen Ilgın: “Projeye baktığımızda başarılı olur veya olmaz diyebilmemiz için zaman gerekli. Şuna dikkat çekmek isterim ki bu sadece ekonomik boyutlu bir proje değil! Projenin bir de sosyolojik bir boyutu var. proje hangi kitleye hitap ediyor? İki grup var; birinci grup köyde şehre göç eden köyde para kazanamayan gençler var. Diğer gurup ise şehirde doğmuş büyümüş ancak köyde üretim yapmaya hevesli gençler. Biz bunların hangisini köye döndürmeyi amaçlıyoruz. Projede bu iki grubun hangisinin olduğu saptanmamış. Bu 30 bin TL’lik hibe hayvan hibesi, arı hibesi şeklinde hibeler var bunlar yeterli değil. Siz eğer ki bu genç çiftçiliği tarıma teşvik etmeye çalışıyorsanız bu 30 bin TL’lik hibe yeterli değil. siz 30 bin TL verseniz dahi, traktör, araç ve gereç vs. gibi ihtiyaçları çözmeniz mümkün değil. aynı zamanda hibelerine belli bir aşamaya gelesi için kişilerin cebinden belli bir miktar para harcaması gerekiyor. Sonradan bu bedeller geri alınıyor ancak bu gibi durumlar teşvik için zorlaştırıcı konular. Bu konulara biraz daha dikkat edilmesi gerekiyor. Proje hakkında bilgilendirmek için bu sorumluluğu Tarım İl Müdürlüklerinin alması ve de yetkili kişilerin bu konuda yeterli bilgiyi edinmesi lazım ki bu hibeye başvuracak gençler de Özel Danışmanlık şirketlerine giderek ekstra bir maliyet harcamamaları gerekiyor” şeklinde konuştu.“ÜRETİCİDEN ÜRÜNÜ DEĞERİNDE ALINIP, TÜKETİCİYE DEĞERİNDE SATARLIRSA SORUNLAR KISA SÜREDE ÇÖZÜLÜR”
Türkiye’nin tarım ve üreticilik konusundaki yaşadığı sıkıntıların temel sorunlardan birisinin de fiyat farklarının olduğunu vurgulayan Ilgın; “Genç çiftçileri tarıma veya üretime teşvik edilmesi, tarım ve üreticiliğin eski düzeye gelmesi adına biz bu gibi projelere çözüm olarak görüyoruz. Ancak Türkiye Tarımının asıl çözümü şu anki konumundan daha yukarılara veya daha iyi şartlara getirebilmek için en uygun yöntem Kooperatifçilikdir. Yıllardır ülke tarımımızda sistem şu şekilde ilerliyor; Üretici üretir, Tüccar gelir satın alır, paketler ve satar. Bu neticede üretici ve tüketici arasındaki makas büyük oranda açılıyor. Örneğin: Köyde süt 1.30TL markette 3.80TL. Kaşar peynir, beyaz peynir, tereyağ, krema vs. gibi ürünlerin fiyatları almış başını gidiyor. Durum böyle olunca üreten de tüketen de kaybediyor. Bunun çözümü de kooperatiflerin üretime dönük çalışmalar yapması lazım. Kooperatifler bunu sağlarsa yani üreticiden ürünü değerinde alınıp tüketiciye değerinde satarsa sorunlar kısa sürede çözülür. Üretici ve çiftçilerin ürünleri değerlendiğinde alınıp satılırsa hiçbir hibe programı veya projesine gerek kalmaz. Verilen 30 bin TL ile hiçbir gelir elde edemedikten sonra rahat bir üretim de yapamayacak ve rahatça yaşayamayacak” dedi.“KÖYDEN KENTE GERİ DÖNEN KİŞİLER İÇİN,
ÇİFTÇİLİK VEYA ÜRETİCİLİK CAZİP OLMALI”
Ilgın, projeye ilginin düşük olduğunu ve daha çok katılımın sağlanması için cezp edici şartların oluşturulması gerektiğini söyleyerek; “Köyden kente geri dönen kişiler için, çiftçilik veya üreticilik cazip olmalı. Sonuçta kurulu olan düzenlerini değiştirerek; farklı bir hayata başlayıp, devam edecekler. Öncelikle mutlak bir garanti olmalı veya verilmeli. Bunun tek yolu ürün fiyatlarının değerli olması ve de kooperatifleşmenin ülkemizde istenilen düzeye gelmesidir. Eğer ki böyle önemli bir konuda bir program veya proje yapıyorsanız. Ekonomik olduğu kadar sosyolojik konularda detaylı çalışmalar yapılması lazım. Genç kişileri tatmin edecek şekilde yapılması lazım. Üretime ve çiftçiliğe hevesli insanların aklına yatacak bir program veya proje olması lazım ki o şekilde köydeki genci köyde tutar, kentte göç etmiş gençleri de tekrar üretime teşvik edebilirsiniz” ifadelerini kullandı.“TÜRKİYE’NİN DIŞ ÜLKELERE SATACAK HİÇBİR ŞEYİ YOK”
Türkiye’nin tarım politikasının dış ülkelere bağlı olduğunu vurgulayan Ilgın, konu hakkında önerisinin tarım politikalarına verilen önemin arttırılması yönünde olduğunu söyledi. Ilgın; “Hibe projesinin şartlarının biraz daha esnetilmesi gerekiyor. Üretim yapmak isteyen herkesin elinden devletin tutması gerekiyor. Köyde yaşayan 15 dönüm bir insan da fabrikada çalışıp da hafta sonu yahut tatil günlerinde çiftçilik yapanlara da destek sağlanması gerek. Şimdi şöyle olumsuzluklar var: sosyal güvencesi olan birine kesinlikle bu projeden faydalanamaz. İnsanlar doktor da olsa öğretmen de olsa memur da olsa işçi de olsa çiftçilik yapabilir ve bu desteklerden faydalanabilir. Türkiye’nin dış ülkelere satacak hiçbir şeyi yok. Bilgi, teknoloji vs. satamıyoruz ancak satabileceğiniz tek şey tarım var. Ancak Türkiye İthalatçı bir konuma geldi. Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi ve de dış ülkelere ürün satabilmesi için üretim yapmak isteyen herkesin istisnasız desteklenmesi gerek. İş sadece bu değil. Diğer konularda da örneğin BAĞKUR veya SSK gibi ödemelerde en düşük limitte ödeme şartları sağlamak gerek. Bu gibi ekstra konular çiftçiye yük olmuş durumda. Üretimin artırılması için bu konularda da farklı destek veya indirimler yapılması gerek” dedi.“MEVZUAT SADE BİR DİL KULLANILMALI VE DAHA ANLAŞILIR OLMALI”
Ilgın, Projeye katılımın az olmasının bir diğer nedeninin de mevzuatın çiftçi veya üretici adaylarının anlayamaması yönündeki karışıklık olduğunu belirterek; “Bu gibi hibe programı veya projelerine başvuru yapacak olan genç çiftçilere aktarılacak mevzuat sade bir dille olmalı. Mevzuatlarda bulunan maddeler çok olduğu için yeterli seviyede bilgisi olmayan kişiler mevzuatı anlamayabilir. Sürekli görüştüğümüz bazı genç çiftçi veya üreticiler, Ziraat Mühendislerine veya Tarım İl Müdürlüklerindeki yetkililere danıştıkları zaman oranda da yeterli bilgiyi alamadıklarını söylüyorlar. Bu birimler görevli olan yetkili kişi veya kişilere kapsamlı bir eğitim verilmesi gerek. Ziraat Mühendislerinden veya Tarım İl Müdürlüklerinden yeterli bilgiyi alamayan genç çiftçiler de doğal olarak özel danışmanlık hizmeti veren şirketlere para harcamak zorunda kalıyorlar. Proje yazım işlerinin bu kadar zor ve profesyonel olmasına gerek yok. Bir çiftçi veya üretici amatör bir proje de hazırlar ve sunar. Projeyi sunduğu mevkideki uzmanlar ve yetkililer, o projeyi, hazırlayan kişiye olur veya olmaz diyip yönlendirme yapabilirler. Çiftçi şunu diyebilmeli; ‘Ben doğal köy yumurtası üretiyorum. Benim şu kadar tavuğa ihtiyacım var. şu kadar maddi durumum var’ diyip bir dilekçe şeklinde bir proje ortaya koyabilir. Bunun da Etüt ve çalışmasını uzmanlar yapar. Her çiftçi araştırma yapıp, dosyalar hazırlayıp önünüze koyabilecek bilgiye sahip değil. Her çiftçi bir uzman, bir üniversite mezunu veya bir ziraat mühendisi değil. bu durumun ortadan kalkması lazım. Belki de üretici veya çiftçiler yapabilecek projeleri. Bize sırf mevzuattan bir şeyler anlamadıkları ve kafaları karıştığı için yapamadıkları için bu konuda çok şikayet geliyor. Mevzuat daha sade ve daha anlaşılır bir şekle mutlaka ve mutlaka getirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.









