İYİ Parti Edirne Milletvekili Orhan Çakırlar, açıklamalarda bulundu.
Çakırlar açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “İktidarınız döneminde, tarımda vazgeçemediğiniz ithalat politikaları kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Üretimi arttıracak politikalar gütmeden, ithalat politikaları ile artan fiyatlar düşürülmeye çalışılmaktadır. Türkiye 2007 ve 2008 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle gıda krizinden en fazla etkilenen ülkelerden birisiydi. O dönemde de yem fiyatları yüzde 100 artarken çiğ süt fiyatı yarı yarıya azalmıştı. O günün fiyatları ile çiğ sütün litresi 80 kuruştan 40 kuruşa düşmüştü. Yine o dönem 1 milyondan fazla süt ineği kesilmişti. Sütte yaşanan kriz ette de yaşanmaya başlamış et fiyatları artışa geçmişti. İthalat yapılıp et fiyatları düşürülmeye çalışılmıştı. Bugün de seçime giden süreçte ithalatla et fiyatları sabit tutulmaya çalışılıyor. Tarım Bakanlığı Hayvancılık sektörü için 2015 yılında rapor hazırlamış ithalatın çözüm olmadığını belirtmişti. Fakat O gün bu gün kesintisiz ithalat yaparak fiyatları düşürmeye çalışıyoruz. Çözümün ithalat olmadığını üretim olduğunu ne zaman anlayacaksınız?
Türk lirası ne kadar çok değerli olursa siz yurt dışından o kadar çok ithalatta bulunursunuz. Türkiye'de üretim yapmanıza ihtiyaç kalmaz, çünkü paranız çok değerli. Sanayiyi yavaşlatır, durdurur ve zaman içerisinde işsizlik gibi bir sonucu ortaya çıkarır. Türk lirasını çok değersiz hale getirirseniz ise bunun tam tersi oluşur. Bu şu demektir; bir taraf zenginliğine zenginlik katarken diğer tarafın yoksulluğuna yoksulluk katmaktır. Alım gücünün varlığının hissedilmediği bir ülkede vatandaşa kelime oyunu yapma ihtiyacı duymanın sebebi nedir, gerçekten anlamak mümkün değil? Herhalde epistemolojik kopuşun etkisi…
Ülkemiz Titanik gemisi misali her geçen gün su almaya devam ediyor, iktidarda su kaçaklarını kapatmak için her geçen gün yeni paketler açıklıyor. Fakat açıklanan paketler, alınan sözde önlemlerde maalesef fayda etmiyor ve etmeyecek, aldığınız her sözde önlem maalesef millete zam olarak geri dönmektedir. Vatandaşımızın geleceğe ekonomik kaygılar çerçevesinde bakmaktadır. Artık insanımız gelecek planlamasını yarına göre ayarlamakta çünkü ekonomik açıdan her geçen gün alım gücü azalmaktadır.
Günü nasıl kurtarabilirim anlayışı hakim hale gelmiştir. Şimdi iktidar, Emeklilikte Yaşa Takılanlar, vergi afları, sözleşmelilere kadro, konut kampanyaları gibi adımlar atarak seçime giden süreçte ön almaya çalışmakta. İşte sandık korkusu böyledir, koltuk elden gitmeye başlayınca unuttuğunuz seçmenin önemini bir anda hatırlatır yapar. Fakat bunlarda çare olamayacak, seçmen size kendini sandıkta hatırlatacak.”





