Edirne’nin tarihî dokusuyla öne çıkan Yeniimaret Mahallesi’nde, bir yapının yıkılmasının ardından ortaya çıkan duvar resimleri ve kalıntılar, bölgenin geçmişine dair dikkat çekici ipuçlarını gün yüzüne çıkardı. Ortaya çıkan bulgular, alanın geçmişte dini ve tarihî bir yapıya ev sahipliği yapmış olabileceğini düşündürüyor.
Mahalle Açık Hava Müzesi Niteliğinde
Yeniimaret Mahallesi Muhtarı Neslihan Dönmez Dürüktaş, mahallenin adeta bir açık hava müzesi olduğunu belirterek, bölgede bir külliye, camiler, saray yapıları ve Balon Binası gibi önemli eserlerin bulunduğunu hatırlattı.
Yıkım Yasal Süreçle Gerçekleştirildi
İnceleme yapılan alanın daha önce şahsa ait ve yasal durumu bulunan bir konut olduğunu ifade eden Dürüktaş, belediye tarafından gerekli yazışmaların yapıldığını ve mülk sahibinin iyi niyetiyle yapının yıkıldığını söyledi. Yıkımın ardından alanın boş arsa hâline geldiğini belirten Dürüktaş, asıl dikkat çekici gelişmenin bu aşamadan sonra yaşandığını vurguladı.
Duvar Resimleri Dikkat Çekti
Yıkım sonrası ayakta kalan duvarlarda çeşitli resimlerin ortaya çıktığını dile getiren Dürüktaş, yapılan ilk değerlendirmelerde burada bir Bektaşi dergâhı, kabir ya da yatır bulunmuş olabileceği yönünde görüşlerin öne çıktığını aktardı. Ancak bu konuda kesin bir bilgi olmadığının altını çizdi.
Cami ile Bağlantı İhtimali Güçlü
Bölgede daha önce benzer bir durumla karşılaşılmadığını belirten Dürüktaş, alanın yaklaşık 50 metre ilerisinde bulunan camiyle bağlantılı olabileceğine dair güçlü ihtimaller bulunduğunu söyledi. Buranın caminin bir dergâhı ya da uzantısı olabileceğinin değerlendirildiğini, ancak henüz netlik kazanmadığını ifade etti.
Geçmişi 1200’lü Yıllara Uzanan Bir Yapı Olabilir
Alanının oldukça ilginç bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Dürüktaş, ilk tahminlere göre geçmişinin 1200’lü ya da 1300’lü yıllara kadar uzanabileceğini belirterek, “Son sözü elbette bilim insanları söyleyecek” dedi.
“Burası Bir Rufâî Dergâhı Kalıntısı”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trakya Üniversitesi’nden emekli sanat tarihçisi Prof. Dr. Engin Beksaç ise, söz konusu alanda bir Rufâî Dergâhı kalıntısıyla karşılaşıldığını söyledi. Duvar üzerinde yer alan yazıda Es-Seyyid Ahmed el-Rufâî isminin okunduğunu belirten Beksaç, bu ismin 12. yüzyılda yaşamış, Peygamber Efendimizin soyundan gelen ve Hz. Ali’nin nesline mensup önemli bir şahsiyete ait olduğunu ifade etti.
Aslan Figürleri Hz. Ali’yi İşaret Ediyor
Duvar üzerindeki iki aslan sembolünün, Hz. Ali bağlantısını açıkça gösterdiğini dile getiren Beksaç, Rifâîliğin Osmanlı döneminde İslam dünyasının en etkili tarikatlarından biri olduğunu ve Edirne’de özellikle 18. yüzyıldan sonra güçlü bir varlık gösterdiğini söyledi.
Korunmazsa Yok Olacak
Hemen yanında bir türbe ve kabristanların bulunmasının, buranın önemli bir dergâh olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Beksaç, “Bugün sadece bir duvar kalmış olsa bile, bu yapı mutlaka korunmalıdır. Bilinçsiz müdahaleler ve uzman görüşü alınmadan yapılan çalışmalar kültürel mirası hızla yok etmektedir” dedi.
Tarihi Doku Bilimsel Çalışmayla Gün Yüzüne Çıkarılmalı
Duvarın aslına uygun şekilde kazılarak ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Beksaç, bezeme ve sembollerin yapının 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilmiş olabileceğini düşündürdüğünü söyledi. Çiçek motiflerinin ise tasavvuf dünyasında derin anlamlar taşıdığını belirten Beksaç, bu kalıntıların Edirne’nin kültürel ve ruhani tarihi açısından son derece önemli olduğunu sözlerine ekledi. HABER:MESUT ÇINAR
GÜNDEM
Yayınlanma: 21 Ocak 2026 - 10:45
Yeniimaret'te Yıkım Sonrası Tarih Ortaya Çıktı
GÜNDEM
21 Ocak 2026 - 10:45
İlginizi Çekebilir





