Panele, CHP Milletvekili Erdin Bircan, MHP Eski İl Başkanı Ömer Demir, Saadet Partisi İl Başkanı Ali Demirkıran, Vatan Partisi İl Başkanı Hasan Ateş, Demokrat Parti İl Başkanı İbrahim Özyılmaz ve ADD üyeleri katıldı.
Toplantıda konuşan Atatürkçü Düşünce Dernek Başkanı Celili Özcan ; “Tarih göstermiştir ki; Biz Türk milleti olarak normal zamanda birbirimizi eleştiririz ama zor zamanda kenetlenmeyi biliriz. Burada da bu kenetlenmenin örneğini görüyoruz. Burası kusur bulma yeri değil, safları sıklaştırma yeridir. Burada bulunan herkes kişisel çıkar için değil, zor zamanda kenetlenmek ve fikir oluşturmak için toplanmış büyük beyinlerdir. Anayasamızın Egemenlik başlıklı 6. maddesi aynen şöyle demektedir: Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. Millî Egemenliğin en kısa tanımı şudur; Egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibi Türk Milletidir. Millet iradesi, fertlerin iradelerinin bir araya gelmesinden ve kaynaşmasından oluşmaktadır. Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder. Atatürk’e göre, toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin manasıyla millî egemenliğin kurulmuş olmasına bağlıdır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir. Sevgili dostlar, Başkanlık sistemi, devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükümet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistemdir. Başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi fesh etme yetkisi yoktur. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler genellikle cumhuriyet olduğu için devlet başkanları Türkçede cumhurbaşkanı olarak adlandırılır. İran Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı gibi. Yalnız Amerika Birleşik Devletleri de bir Cumhuriyet olmasına rağmen, ülkenin resmî adında Cumhuriyet geçmemesi sebebiyle ABD cumhurbaşkanı sadece başkan olarak adlandırılır. Başkanlık sisteminde, Otoriter rejime olan yönelim öne çıkmakta ve oy verenlere parlamenter sistemdeki gibi hesap sorma hakkı verilmediği görülmektedir. Başkanlık sisteminde devlet başkanı görev süresi dolmadan görevden alınamaz. Devlet başkanı; verimsiz ve halk tarafından sevilmeyen bir hale gelse ve hatta politikaları halkın çoğunluğu tarafından kabul görmese bile görev süresi dolana kadar görevde kalır. Başkanlık sisteminin tamamen kendisine özgü şartları olan ABD dışında, istikrarlı bir demokrasi yarattığı görülmemektedir. Aksine, tüm yürütme gücünün bir kişinin elinde toplanması, demokratik denge unsurlarının yeterince güçlü olmadığı toplumlarda kolayca otoriter rejime yol açabilmektedir. Başkanlık Sistemi İle Yönetilen Ülkelerin bazıları; Amerika Birleşik Devletleri dışında, Afganistan, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kenya, Nijerya, Sudan, Tanzanya, Türkmenistan, Uganda, Uruguay, Venezüella, Zambiya gibi. ABD dışında başkanlık ülkelerinin büyük bir kısmı ekonomik gelişmişlik, hukuk, demokrasi ve siyasî haklar bakımından hayli düşük bir seyir izlemektedir. İstikrar ve sürdürülebilirlik açısından en üstte yer alan Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka, Lüksemburg, İsviçre, Yeni Zelanda ve İzlanda gibi ülkeler parlamenter sistemle yönetilmektedir. Değerli dostlar, sözlerimi Atatürk’ün şu sözüyle tamamlamak istiyorum: Türküm diyen her insan vatan toprakları üstünde ayrıcalıksız ve kaynaşmış bir Türk ulusunu temsil eder. Egemenlik Kayıtsız Şartsız Ulusun Olacaktır ilkesi doğrultusunda hiç bir güç, hiç bir iç ve dış kuvvet bu hakkı ulusun elinden alamaz. Ulusumuz, en kutsal varlığı olan bağımsızlığını gerektiğinde canı pahasına korumuştur ve her zaman da koruyacaktır. ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Söz konusu Memleket Hayır’ı ise kenetlenmek gerek diyerek burada bulunduğunuz için iyi ki varsınız diyoruz ve sizinle birlikte egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir diye haykırmaktan onur ve gurur duyuyoruz” dedi.
ARTIK NE DİYECEĞİNİ ŞAŞIRMIŞ
CHP Milletvekili Erdin Bircan, “Başbakana neden EVET denileceği sorulduğu zaman bir cevap alamıyoruz. Öncelikle milletin iradesi teslim alıyor, boş bir kâğıda milli irade diyorlar boş bir kâğıda 316 imzayla yola çıkılan bir anayasa paketi yapılıyor, sizleri temsil eden, sizlerden oy alan 316 milli idare dedikleri milletvekilleri maalesef böyle bir boş kâğıda imza atarak kendilerine üstünde ne yazdıkları bilmedikleri bir anayasa paketini onayladıklarını bilmediler. Bunlar anayasa paketi komisyona geldiği gün gördüler, baktılar ki anayasa paketi nedir ne değildir diye o tartışmaların içerisinde sizlerin gözlerimizin önünden kaçırılarak anayasa tartışmaları ve komisyon tartışmaları ancak sadece kavga kısımları bize gösterildi. Burada muhalefet edilen, burada her maddeye karşı genelen neden karşı gelindiği anlatılan bu konuşmaların hiç birisi size iletilmedi. Ismarlama bir anayasa yapılıyor burada hep diyoruz ya kuvvetler ayrılığı yürütme, yargı ve yasama üç’ünü bir araya getirip tek bir kişiye teslim ediyorsunuz şuanda yürütmede olan Başbakan var Bakanlar ve buralara güvenoyuyla geliyorlar mı evet muhalefet etse de bir taraftan güvenoyu alıyor ve milletin iradesini temsil eden insanlardan oluşuyor. Sayın Öcalan demeyi ve Pkk’a bayrağı açmayı suç olmaktan çıkarttı bunu diyen Bülent Arıç Başbakan yardımcısı bunları yapacaksın söyleyeceksin. Sizlerin affına sığınıyorum, sizlerden özür diliyorum, Öcalan Türkiye’nin önünü açıyor diyen hemşerimiz maalesef. 15 Temmuz devletin ve denetimin gözetimi altında diyen Bekir Bozdağın kendisi eğer hoca efendi devletin denetimi altında ise Darbe de denetim altın’da dır. Fırat kalkanı operasyonu neden, başladı neden bitti benim 73 tane şehit evladımın hesabını kim verecek, derdimiz referandum mu toprak bütünlüğünle ilgili bir sıkıntımız mı vardı, ülkemiz savaşa mı girmişti benim o çocuklarım neden öldü bunun hesabı verilmeli” diye konuştu.
BEN TARİHİ BİR YANILGI İÇERİSİNDEYMİŞİM
Saadet Partisi İl Başkanı Ali Demirkıran, “Ülkemizde bir dönemeç noktasındayız birbirimizi ikna etme gibi bir durumumuz yok, bizim şuan da böyle bir misyonumuz var ki ülke olarak bir tehlike içerisinde olduğunu düşünüyoruz ve buna karşı ne yapıla bilir, çokta büyük bir medya gücüyle adeta karşında kimse olmadan mücadele ediliyor ki insanlar yaşamış olduğu bu tablodan vatandaş olarak öylesine bir görev almışlar ki şuan da HAYIR'ların önde olması hükümeti daha da çılgınlaştırıyor. Bu açıdan Saadet Partisi olarak ayrı bir misyonumuz var, çünkü milli görüş gömleğini çıkarttık dediler, milli görüş kimliğinin ne kadar kıymetli olduğunu anladık şimdi, milli görüş kimliği faizli ekonomiye karşı olmaktı, insanımızı sevmekti, insanımızla iyi diyalog kurmaktı, devlet millet kaynaşmasını temin etmekti, kavga etmek değil. 74 yılında rahmetli Ecevit'le ortak olunduğu zaman Türkiye'nin en güzel hükümetlerinden biriydi ve Ecevit o zaman demişti ki. ‘Ben tarihi bir yanılgı içerisindeymişim, çünkü bana milli görüşü farklı anlattılar, birlikte olunca ne güzel hizmetler yapılabileceği ortaya konuldu.' 1996, 1997 yılları arasında Doğru Yol Partisiyle biz iktidar olduk, şuanda çarşıya çıksak siyasi görüş önemli değil, nasıl bir idareydi desek en adil, hakkımızı aldığımız, insanca yaşadığımız bir idareydi deniyor. Bizi bize bırakmayan bir takım güçler dünyadaki oyunda yeni bir evreye geçtiler, o zaman ki hükümet yıkıldı aktörler şimdi konuşuyor yanlış yaptıklarını hep beraber şimdi görüyoruz Türkiye şuanda bu hale geldi” ifadelerini kullandı.









