Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yılı, kentte büyük bir coşkuyla kutlandı. 7’den 70’e tüm Edirnelilerin yoğun ilgi gösterdiği törenler, Atatürk Bulvarı’nda geniş katılımla gerçekleştirildi.
Kutlama programı, Edirne Valisi Yunus Sezer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından törenler Atatürk Bulvarı’nda düzenlenen görkemli geçit töreni ile devam etti.
Şehrin düşman işgalinden kurtuluşunu simgeleyen temsili canlandırma, öğrencilerin performansıyla gerçekleşti. Öğrenciler, Türk Bayrağı’nı Edirne Valisi Yunus Sezer’e teslim ederek kurtuluşun sembolik anını yeniden yaşattı.
Program kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kutlama mesajı okundu. Halk oyunları gösterileri ise protokol üyeleri ve vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Kortej geçişi sırasında okullar, kurumlar ve 54'üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı birlikler tören alanında yürüyüş yaptı.Ayrıca, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında pankartlı geçiş de gerçekleştirildi.
Törende Edirne esnafının kortej geçişi renkli görüntülere sahne oldu. Esnaf araçlarından vatandaşlara badem ezmesi, süpürge, şekerleme ve ekmek arası ciğer gibi çeşitli hediyeler dağıtıldı.
100 YIL ANITI’NDA ÖZEL PROGRAM
Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde yer alan 100. Yıl Anıtı’na çelenk sunma töreni gerçekleşti. 100. Yıl Anıtı’na Çelenk sunma törenine Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın ile birlikte belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, daire müdürleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Törende konuşma gerçekleştiren Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Edirne’nin kurtuluşu, bu yüzden bir takvim yaprağından ibaret değildir. Bugün, bir şehrin karakterinin, onurunun ve direncinin adıdır.1912 yılı.Balkan Savaşı.Edirne’nin sokaklarına tedirginliğin, belirsizliğin ve kaygının sindiği günler… Kaleiçi’nde devam eden çatışmalar, şehre düşen toplar, cephe gerisinde yaralı taşıyan siviller.Her şeye rağmen vazgeçmeyen bir asker, vazgeçmeyen bir halk.Şükrü Paşa komutasındaki kahramanlarımız, beş ay boyunca tüm yokluklara rağmen Edirne’yi savundu.Cephane azaldı, imkânlar tükendi; ama Edirne’nin duruşu tükenmedi.Ve 21 Temmuz 1913’te Türk sancağı yeniden yükseldiğinde, bu şehir yalnızca bir savunmadan değil, bir onurdan geçtiğini dünyaya gösterdi.Savaş bitmedi; sınav bitmedi.Mondros’un ardından başlayan ikinci işgal dönemi, Edirne’yi yeniden zorlu bir döneme soktu.23 Temmuz 1920’den 25 Kasım 1922’ye kadar geçen süre; yönetim baskısının, ekonomik zorlukların ve siyasal gerilimin şehre ağır bir gölge gibi çöktüğü yıllardı.
Ama Edirne yine aynı duruşu sergiledi.Bu şehir, hiçbir zaman umutsuzluğun kenti olmadı.Anadolu’da yükselen direniş ve bağımsızlık iradesi Trakya’ya ulaştığında Edirne yeniden ayağa kalktı.Bu ayağa kalkış yalnızca bir moral yükselişi değil; örgütlü bir milli bilinçti.Edirneliler, Batı ve Doğu Trakya’yı tek çatı altında toplamak, bölgenin Türk kimliğini korumak ve Anadolu’daki milli mücadeleye destek olmak amacıyla Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdular.Bu cemiyet daha sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’yle birleşerek milli mücadelenin kurumsal omurgasını güçlendirdi.Edirne böylece yalnızca kendi özgürlüğü için değil; Türkiye’nin geleceği için de sorumluluk alan, Kurtuluş Savaşı’nın siyasi örgütlenmesinde öncü bir şehir olmuştur. Mudanya Mütarekesi’nin ardından Türk ordusunun Trakya’ya gelişi, Edirne’nin kaderini bir kez daha değiştirdi.Ve 25 Kasım 1922 sabahı…Türk ordusu Edirne’ye girdiğinde bu şehir yalnızca kurtulmadı; bir haksızlık son buldu, bir adalet tesis edildi.Selimiye’nin minarelerinde yükselen bayrak,sokaklardan yükselen sevinç,askerlerin karşılanışındaki onurlu coşku…Hepsi, “Edirne yeniden özgürdür” cümlesini bütün şehre duyuruyordu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Edirne’nin yaşadığı acıları, taşıdığı anlamı ve stratejik değerini en iyi bilen liderdi.Kurtuluştan sonra gönderdiği mesajda:“Sevgili Edirne’nin felaket günlerindeki acısını asla unutmadım.”diyerek bu şehrin yaşadığı travmayı kendi kalbine kazıdığını ifade etmiştir. 1930’daki ziyaretinde Selimiye’ye bakarak söylediği şu söz ise Edirne’nin tarih içindeki yerini mühürlemiştir:“Ecdadımız bu şehre mührünü böyle vurdu.”Ve Atatürk’ün şu sözleri, Edirne’nin tarih boyunca sergilediği duruşun özeti gibidir: “Bir gün istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşersenvazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.”Edirne, daha Cumhuriyet kurulmadan önce bu sözü yaşayan bir şehir olmuştur.Değerli Edirneliler,25 Kasım; bir kurtuluşun ötesindedir.Bugün, bir hatırlatma günüdür: Bir şehrin nasıl direnebileceğinin, Bir halkın nasıl ayakta durabileceğinin, Bir milletin kaderi söz konusu olduğunda nasıl birleşebileceğinin hatırlatmasıdır.Bizler bugün Edirne’de görev yaparken,this tarihin sorumluluğunu ve ağırlığını hissederek çalışıyoruz.Edirne; kadınların emeğiyle büyüyen,gençleriyle yenilenen,büyüklerinin duasıyla güçlenen bir şehirdir.Bu şehir, dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyet’in değerlerine sadakatle bağlıdır. Sevgili gençler; Atatürk’ün umudunu taşıyan sizlersiniz.Edirne’nin 103 yıl önceki kararlılığını,bugünün dinamizmini yarınlara siz taşıyacaksınız. Bu şehre güveniyoruz.Sizlere güveniyoruz. Ve şimdi.. Kurtuluşun 103. yılında,Selimiye’nin gölgesinden,Edirne’nin onurlu yürüyüşünden güç alarak bir kez daha seslenme zamanı:Edirne dün geri adım atmadı.Bugün de atmıyor.Yarın da asla atmayacak! Edirne dün pes etmedi.Bugün de etmiyor.Yarın da etmeyecek!Bu şehrin mayası; dirençtir, vakardır, Cumhuriyet sevgisidir.Bu şehrin yürüyüşü durmaz.Bu şehrin ışığı sönmez.Bu şehrin sesi kısılmaz.Edirne; hem tarihin yükünü taşımış,hem geleceğin umudunu büyütmüş bir şehirdir. Ve biz biliyoruz ki:Bu bayrak Edirne’nin üzerinde dalgalandıkça,bu milletin bağımsızlık iradesi sürdükçe,bu şehir ayakta durdukça. Ne mutlu Edirneliye.Ne Mutlu Türküm diyene!” HABER: MERT SOYLU – HALİL ERKAN





